Prof.Dr.Ahmet Berhan YILMAZ
Köşe Yazarı
Prof.Dr.Ahmet Berhan YILMAZ
 

DİN ASLİ YAPISINDAN UZAKLAŞIRSA…

İnsanları barış huzur, güven, kardeşlik içinde bir arada yaşatmak, mutlu olmalarını sağlamak için indirilen din birilerinin dünyevi hırsları için kullandıkları meta haline gelerek asli yapısından uzaklaşıp uydurulan din haline gelince dünyayı cehenneme dönüştürür. İslâm’ın asıl yapısından, toplumun dinden uzaklaşıp uzaklaşmadığını anlamak için önce Kur’an’ın istediği sosyal hayata, hak ve adalete, hukuka, insana, özgürlüğe, barışa, bütün canlılara, tabiata verdiği değere, toplumun, bireyin yaşadığı hayata bakmak gerekir. Sonra da İslâm’ın egemen olduğu veya Müslümanlarca yönetildiği iddia edilen toplumlarda bu değerlerin nasıl algılandığına, toplumun, bireyin, yoksulların, yaşlıların, kadınların, çocukların, güçsüzlerin, çaresizlerin, hastaların, yetimlerin yaşadığı hayata, farklı düşünce ve inanç sahiplerinin durumuna, konumuna ve ülkeyi yönetenlerin, şeyhlerin, hocaların ve güç sahiplerinin yakınlarının yaşadığı hayata bakmak gerekir. Ülkede adaletsizlik, güçlülerin, zenginlerin, makam sahiplerinin kurduğu kast sistemi, özellikle güçlüden yana oluşan haksızlıklar varsa, insanlar ekonomik ve sosyal olarak zor şartlar altında yaşıyorlar ve açlığa, yoksulluğa katlanılarak cennete gidileceği vaat ediliyorsa, din güçlülerin, otoritenin, şeyhlerin, hocaların, yobazların, bağnazların elinde oyuncak olmuş demektir. Bu durumda o toplumda din yoktur, birilerinin kendi nefisleri için, kendi otoritelerini kurmak ve sürdürmek için uydurdukları bir yapı vardır. İslâm’ın amacı; barışı, hak ve adaleti egemen kılmak, zayıfı, yoksulu, muhtacı, kimsesizi, güçsüzü korumak, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu barış, huzur ve refah içinde yaşayan bir toplum yaratmaktır. İslâm’ın egemen olduğu toplumlarda dışlanma, ötekileştirme, şiddet, baskı, aşağılama, insanları kutsama, kula kul olma, bağnazlık, yobazlık gibi gayri dini ve gayri ahlâki sorunlar olmaz. İnsanlar korku ve tedirginlik içinde değil güven içinde yaşarlar. İslâm toplumunda yaşama şekli ve yaşama hakkı konusunda insanlar arasında uçurum, kast sistemi benzeri dini, dünyevi kalburüstü tabakalar, kişiler olmaz. İslâm; bilimi, hak ve adaleti esas alan, toplumun büyük çoğunluğunun refah içinde yaşadığı, en üstten en alta varlığın eşit olarak bölüşüldüğü bir toplum ister. Bugün ülkemizde her dört kişiden birinin icralık olduğu, milyonlarca insanın yardıma muhtaç olduğu, dini, dünyevi güçlü olan belli bir kesim hariç neredeyse bütün toplumun zorluklar içinde yaşadığı düşünülürse İslâm’dan ve İslâm’ın istediği toplum yapısından ne kadar uzakta olduğumuz aşikârdır. Özetle; İslâm yüzlerce milyon liraya mal olan, gösterişli ve içi boş camilerin, gösterişli binaların önünde dilenen, aç, yoksul, kimsesiz insanlardan oluşan bir toplum değil mütevazı ibadethanelerin içinde güvenle ibadet eden, evinde ve sokakta huzurlu, barış içinde yaşayan, karnı tok, sırtı pek bir toplum ister.
Ekleme Tarihi: 22 Nisan 2024 - Pazartesi

DİN ASLİ YAPISINDAN UZAKLAŞIRSA…

İnsanları barış huzur, güven, kardeşlik içinde bir arada yaşatmak, mutlu olmalarını sağlamak için indirilen din birilerinin dünyevi hırsları için kullandıkları meta haline gelerek asli yapısından uzaklaşıp uydurulan din haline gelince dünyayı cehenneme dönüştürür.

İslâm’ın asıl yapısından, toplumun dinden uzaklaşıp uzaklaşmadığını anlamak için önce Kur’an’ın istediği sosyal hayata, hak ve adalete, hukuka, insana, özgürlüğe, barışa, bütün canlılara, tabiata verdiği değere, toplumun, bireyin yaşadığı hayata bakmak gerekir.

Sonra da İslâm’ın egemen olduğu veya Müslümanlarca yönetildiği iddia edilen toplumlarda bu değerlerin nasıl algılandığına, toplumun, bireyin, yoksulların, yaşlıların, kadınların, çocukların, güçsüzlerin, çaresizlerin, hastaların, yetimlerin yaşadığı hayata, farklı düşünce ve inanç sahiplerinin durumuna, konumuna ve ülkeyi yönetenlerin, şeyhlerin, hocaların ve güç sahiplerinin yakınlarının yaşadığı hayata bakmak gerekir.

Ülkede adaletsizlik, güçlülerin, zenginlerin, makam sahiplerinin kurduğu kast sistemi, özellikle güçlüden yana oluşan haksızlıklar varsa, insanlar ekonomik ve sosyal olarak zor şartlar altında yaşıyorlar ve açlığa, yoksulluğa katlanılarak cennete gidileceği vaat ediliyorsa, din güçlülerin, otoritenin, şeyhlerin, hocaların, yobazların, bağnazların elinde oyuncak olmuş demektir.

Bu durumda o toplumda din yoktur, birilerinin kendi nefisleri için, kendi otoritelerini kurmak ve sürdürmek için uydurdukları bir yapı vardır.

İslâm’ın amacı; barışı, hak ve adaleti egemen kılmak, zayıfı, yoksulu, muhtacı, kimsesizi, güçsüzü korumak, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu barış, huzur ve refah içinde yaşayan bir toplum yaratmaktır.

İslâm’ın egemen olduğu toplumlarda dışlanma, ötekileştirme, şiddet, baskı, aşağılama, insanları kutsama, kula kul olma, bağnazlık, yobazlık gibi gayri dini ve gayri ahlâki sorunlar olmaz. İnsanlar korku ve tedirginlik içinde değil güven içinde yaşarlar.

İslâm toplumunda yaşama şekli ve yaşama hakkı konusunda insanlar arasında uçurum, kast sistemi benzeri dini, dünyevi kalburüstü tabakalar, kişiler olmaz.

İslâm; bilimi, hak ve adaleti esas alan, toplumun büyük çoğunluğunun refah içinde yaşadığı, en üstten en alta varlığın eşit olarak bölüşüldüğü bir toplum ister.

Bugün ülkemizde her dört kişiden birinin icralık olduğu, milyonlarca insanın yardıma muhtaç olduğu, dini, dünyevi güçlü olan belli bir kesim hariç neredeyse bütün toplumun zorluklar içinde yaşadığı düşünülürse İslâm’dan ve İslâm’ın istediği toplum yapısından ne kadar uzakta olduğumuz aşikârdır.

Özetle; İslâm yüzlerce milyon liraya mal olan, gösterişli ve içi boş camilerin, gösterişli binaların önünde dilenen, aç, yoksul, kimsesiz insanlardan oluşan bir toplum değil mütevazı ibadethanelerin içinde güvenle ibadet eden, evinde ve sokakta huzurlu, barış içinde yaşayan, karnı tok, sırtı pek bir toplum ister.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Akademi
(28.04.2024 11:03 - #1500)
İslâm Dini selim akıl sahibi insanlara hitap eder..Dünya olay ve hadiselerini tarihi cizgisi ile yorumlayan,anlayan ilme ve kültüre sahip olması ..Bu konularda çalışan,dünya insanliginin karşısında Yahudiler var..Müslümanlara gelince...Ruhumuza doğru bir yol arayalım...Bir (senfoni) duyacağız.Sesletin terkibi manasına geliyor. Bu (senfoni) göklerden gelmektedir. Göklerden gelen senfoni...Yedi renk tanıyoruz...Birbiri üstünde dönen yedi gök ..Siyonist İsrail belasını çaresini iyi muhasebe etmek...İkinci dünya harbinde Almanların mücadele ettiği Yahudiler ve İkinci Abdülhamit'in mücadele ettiği Yahudiler...Yapılan mücadelelerin muhasebesi kurmay çapında yapmak...Bu belanın çaresi Arap ve İslam dünyasının bileşke kuvveti olmak...Veya dünya bileşkesini , dünya üniversite gençliği ile mücadele etmek...Amerika'daki üniversite gençliği ile Avrupa'daki üniversite gençliği ile mücadeleye güç ve kuvvet vermek....Dünya üniversite gençliği , dünya ihtilali ile Yahudiyi tasviye etmek...Bugün dünya üniversite gençliğinin mücadelesi,Yahudileri korkutmaktadir...Almanya Cumhurbaşkanı elindeki donerle İsrail'e destek veriyor...Suudi Arabistan , İsrail'e destek verirken, dünya muslumanlari hac mevsiminde dünyanın duyacağı gür sesle Suudi Arabistan yöneticilerini yapmayın demelidir...Dünya muslumanlari zulmü destekleyenler dur demeli...Bugünün müslümanları ilimden,fenden uzaktadır ..Hacdaki müslümanlarla , üniversite gençleri bir ve bütün olmalıdır...Avrupa'daki bir msyis ile Hacdaki ruhlar zalimlere dur demeli...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Kemal derya
(10.05.2024 10:14 - #1507)
Yahudi,Kilise bütünlüğünü yıkma ve Allah itikadini topyekûn sarsma davasını o idare eder..Bugün Yahudi,bir nevi petrol gozcusu ve strateji nobetcisi olarak Arap ve İslam ağacının gövdesine kakilmis madeni bir kaziktir.Kibris isimli uçak gemisinin vereceği işaretle Baku'den Libya ya kadar bütün petrol sahasının havadan kontrolünü sağlamak ve Rusya'yı en hassas yerinden vurmak avantajindadir...Rusya vurulacagini bildiği için Ukrayna ile savaşmaktadır. İsrail ise Lubman,Irak , Suriye bölgesini çembere alarak bölge hakimiyetini sağlamak için, Filitine soykırım davası başlattı ve devam ediyor..Ukrayna ve Filistin savaşlarını hazırlayan Yahudi, Amerika ve Avrupa yahudilerdir..Rusya korkudan sürekli nükleer savaş füzelerin hazır durumdadır diyor...Amerika, Rusya ile Irak ve Suriye için anlaşmış durumdafir...Makasın agizinda Türkiye vardır...Kara savunma gücümüzü en az üç katına çıkarmak,gerekirse bir kez yiyerek Savunmamiza güç ve kuvvet vermek...İşçi ve memur zamları yüzde ondan az olmalı...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi