Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO Patoloji Laboratuvar Teknikleri Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Eda Yetimoğlu, patoloji laboratuvarlarının başta kanser olmak üzere çok sayıda hastalığın tanısında kritik bir rol üstlendiğini anlattı.
Hastadan alınan biyopsi, cerrahi materyal ve sitolojik materyallerin doğru şekilde hazırlanmasının tanının önemli aşamalarından biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, şöyle konuştu:
“Patoloji laboratuvarları, hastalıkların tanı sürecinin temel yapı taşlarından biridir. Özellikle kanser tanısında, hastadan alınan biyopsi, cerrahi materyal ve sitolojik materyallerin uygun şekilde hazırlanması ve mikroskop altında incelenebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Patoloji laboratuvarında gerçekleştirilen bir dizi işlem sonucunda patolog tarafından mikroskobik değerlendirmeye uygun preparatlar hazırlanır ve bu süreç hastanın doğru tanı ve verilen tanıya bağlı olarak tedavi planının oluşturulmasına katkı sağlar.”
“Doğru tanının konulabilmesi için laboratuvar sürecinin en önemli profesyonellerindensiniz”
Patoloji laboratuvar teknikerinin materyalin laboratuvara ulaşmasından itibaren birçok kritik işlemde görev aldığına işaret eden Yetimoğlu, mesleğin yalnızca teknik cihaz kullanımından ibaret olmadığını vurguladı.
Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, “Patoloji laboratuvar teknikeri; materyal kabul, makroskobi, doku takibi, doku gömme, mikrotomda kesit alma, boyama, sitolojik materyal hazırlama, özel boya çalışmaları ve immühistokimyasal boyama süreçlerinde görev alır. Ayrıca laboratuvarın kullandığı cihazların doğru ve güvenli şekilde kullanılması, kalite ve biyogüvenlik kurallarına uyulması ve materyallerin uygun şekilde arşivlenmesi de bu mesleğin önemli parçalarıdır.” dedi.
Öğrencilerine mesleğin sorumluluğunu anlatırken özellikle bir noktayı hatırlattığını ifade eden Yetimoğlu, “Siz tanıyı koyan kişi değilsiniz; ancak doğru tanının konulabilmesi için gereken laboratuvar sürecinin en önemli profesyonellerinden birisiniz.” ifadelerini kullandı.
Yapay zekâ patoloji teknikerini ortadan kaldırmayacak, rolünü dönüştürecek
Dijital patoloji ve yapay zekâ teknolojilerinin mesleğin geleceğini de değiştirdiğini kaydeden Yetimoğlu, yapay zekânın görüntü tarama, belirli yapıların işaretlenmesi, hücrelerin sayılması ve şüpheli alanların önceliklendirilmesi gibi işlemlerde destek sağlayabileceğini söyledi.
Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, “Bu nedenle teknikerin rolü ortadan kalkmaktan ziyade dönüşecektir. Geleceğin teknikerinin yalnızca mikrotom, boyama cihazı veya doku takip cihazını kullanmayı değil; aynı zamanda dijital görüntüleme sistemlerini, laboratuvar bilgi sistemlerini, kalite kontrol süreçlerini ve yapay zekâ destekli teknolojilerin kullanılma süreçlerinde de aktif rol alması beklenmektedir.” dedi.
Patoloji Laboratuvar Teknikleri mezunlarının devlet, üniversite ve özel hastanelerin patoloji ve sitoloji laboratuvarlarından Adli Tıp Kurumu'na, tıp ve veterinerlik fakültelerinin histoloji laboratuvarlarından sektöre malzeme sağlayan firmalara kadar farklı alanlarda çalışabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, gelecekte moleküler tanı, dijital patoloji, görüntü analizi, laboratuvar kalite yönetimi ve ileri patoloji tekniklerinin daha fazla önem kazanmasının beklendiğini ifade etti.
Radyoterapide teknoloji arttıkça yetişmiş personele ihtiyaç da önem kazanıyor
Üsküdar Üniversitesi SHMYO Radyoterapi Program Başkanı Öğr. Gör. Selen Ener Boran da kanser tedavisindeki teknolojik gelişmelerin radyoterapi teknikerlerinin görevlerini daha hassas ve kapsamlı hale getirdiğini söyledi.
Günümüz radyoterapisinin görüntüleme, yazılım, doz hesaplama ve hareket yönetimi sistemlerinin birlikte kullanıldığı ileri teknoloji yoğun bir tedavi yöntemi olduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Selen Ener Boran, şunları söyledi:
“Günümüzde radyoterapi; görüntüleme, yazılım, doz hesaplama ve hareket yönetimi sistemlerinin birlikte kullanıldığı, tümörün milimetrik doğrulukla hedeflenmesini, sağlıklı dokuların mümkün olduğunca korunmasını ve hasta pozisyonunun her seansta aynı şekilde yeniden oluşturulmasını gerektiren, yoğun ileri teknoloji kullanan bir tedavi yöntemidir. Bazı tedaviler daha az sayıda seansta tamamlanabilse de her seansın hazırlık, görüntüleme ve doğrulama aşamaları daha kapsamlı hâle gelmiştir.”
Kanser hastalarının yaklaşık yüzde 50-70'inin tedavi sürecinin bir aşamasında radyoterapiye ihtiyaç duyduğunu ifade eden Boran, tahminlere göre Türkiye'de yılda yaklaşık 236 bin yeni kanser vakası görülmesinin de yetişmiş sağlık personeline duyulan ihtiyacı ortaya koyduğunu belirtti.
“Tekniker yalnızca cihazı kullanan sağlık çalışanı olmaktan çıkıyor”
Yeni nesil radyoterapi sistemlerinin hastanın anatomisini tedavi öncesinde ve sırasında görüntüleyebildiğini, solunum hareketlerini takip edebildiğini ve bazı sistemlerde günlük anatomik değişikliklere göre tedavinin uyarlanmasına olanak sağladığını belirten Boran, dönüşümün teknikerlerin görev tanımlarına da yansıdığını ifade etti.
Boran, “Görüntü rehberliğinde radyoterapi, stereotaktik tedaviler, solunum kontrollü uygulamalar, yüzey takip sistemleri ve MR eşliğinde adaptif radyoterapi bu dönüşümün başlıca örnekleridir. Bu gelişmeler radyoterapi teknikerini yalnızca cihazı kullanan bir sağlık çalışanı olmaktan çıkararak; görüntüleme, hasta hareketlerinin yönetimi, dijital kayıt sistemleri, tedavi doğrulaması ve güvenlik süreçlerinde daha fazla sorumluluk alan bir meslek mensubu hâline getiriyor.” diye konuştu.
Yapay zekâ ve otomasyonun bazı işlemleri hızlandırabileceğini ancak insan faktörünün önemini koruduğunu dile getiren Boran, “Elde edilen sonuçların kontrol edilmesi ve güvenli biçimde klinik sürece aktarılması için yetişmiş personele ihtiyaç devam ediyor.” dedi.
Radyoterapide cihaz, yazılım ve mesleki İngilizce avantaj sağlayabilir
Radyoterapinin sağlık, fizik, anatomi, görüntüleme ve ileri teknolojiyi bir araya getiren bir meslek olduğunu belirten Boran, dikkat, ekip çalışması, hasta iletişimi ve sürekli öğrenmeye açık olmanın önemli olduğunu kaydetti.
İstihdam olanaklarına da değinen Boran, radyoterapinin uzmanlaşmış bir sağlık alanı olduğunu ve mezunların radyasyon onkolojisi merkezi bulunan Sağlık Bakanlığı hastaneleri, üniversite hastaneleri, özel hastaneler ve yetkilendirilmiş onkoloji kuruluşlarında görev yapabildiğini aktardı.
Kamu alımlarının KPSS ve açılan kadrolara bağlı olduğuna dikkat çeken Boran, “İyi bir klinik uygulama eğitimi alan, cihaz ve yazılım bilgisi güçlü, mesleki İngilizcesini geliştiren ve farklı şehirlerde çalışma konusunda esnek olan mezunların özel sektörde ve açılacak kamu kadrolarında daha avantajlı olması beklenebilir.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı