Bekarlık Sultanlık mı, Evlilik Ortaklık mı?
Bekarlık Sultanlık mı, Evlilik Ortaklık mı?
İnsan evde kumandayı aramaz, çünkü kumanda zaten kendisindedir.
Bekarlık güzel şeydir…
İnsan evde kumandayı aramaz, çünkü kumanda zaten kendisindedir.
Akşam ne yiyeceğine kimse karışmaz. “Neredesin?” diye soran olmaz. Buzdolabının kapağını gece saat 02.00’de açıp “Evde yiyecek hiçbir şey yok” dediğinde de bunun hesabını vereceğin bir makam bulunmaz.
Kısacası bekârlıkta hayatın genel müdürü de sensin, yönetim kurulu başkanı da…
Ama gel gör ki, evlilik başka bir müessese.
Evlilikle birlikte hayatımıza küçük ama etkili bir kelime giriyor:
“Biz…”
Bekârlıkta:
“Ben ne istiyorum?”
Evlilikte:
“Biz ne istiyoruz?”
Hatta iş bazen öyle bir noktaya geliyor ki insan “Ben ne istiyorum?” sorusunu sormaya çekiniyor!
Çünkü cevabın devamında mutlaka başka bir soru beliriyor:
“Peki sen bunu neden istiyorsun?”
Bekârlık aslında yalnızca yalnız yaşamak değildir. İnsan bekârken kendi kendisiyle anlaşmayı öğrenir. Parasını nasıl harcayacağına, zamanını nasıl kullanacağına, hafta sonunu nasıl geçireceğine kendisi karar verir.
İster sabah kahvaltısını saat 13.00’te yapar, ister akşam yemeğini kahvaltıyla geçiştirir.
Kimse de çıkıp:
“Bu sağlıklı mı?”
diye sormaz.
Fakat uzun süren bekârlıkta başka bir mesele ortaya çıkabilir.
İnsan bazen kalabalıkların içinde bile yalnız hissedebilir.
Çünkü yalnızlık, evde tek başına oturmak değildir. Bazen insanın yanında on kişi vardır ama anlatacak bir kişisi yoktur.
İşte sağlıklı bekârlık burada başlar.
Kendi başına mutlu olabilmek…
Kendini tamamlamak için illa başka birini aramamak…
Çünkü insanın kendiyle arası kötüyse, evlenince de mesele çözülmüyor.
Sadece tartışmaya bir kişi daha ekleniyor!
Her gün stresli bir yaşama sahipsiniz eve gittiğinizde kafayı vurup 10-15 saniye içinde uyuyamıyorsanız bütün günün Z raporunu ve bütün mesajları tekrar tekrar okuyorsanız sizde bir problem vardır ve başkasının da buna dahil etmeyin kimseyi yakmayın
Evlilik insanın kendisini biraz daha yakından tanıdığı bir okul.
Üstelik bu okulda “devamsızlık” hakkı pek yok. Bu okulda hem öğrencisiniz hem öğretmensiniz hem de idarecisiniz.
Eşiniz sizin sadece iyi taraflarınızı değil, huysuzluğunuzu, unutkanlığınızı, alışkanlıklarınızı, takıntılarınızı ve hatta sabahlarıki hâlinizi de görüyor.
Bekârlıkta insan kendisini istediği kadar cilalayabilir.
“Ben çok düzenli bir insanım.”
Evlendikten sonra ise çorapların salondaki koltukta bulunması, bu iddianın bilirkişi raporunu ortaya çıkarıyor.
Evlilik biraz da budur.
Kendi hakkındaki teorinle, evdeki pratiğin karşılaşması…
Evliliğin en önemli tarafı ise “ben” ile “biz” arasındaki dengeyi kurabilmek.
Çünkü evlenmek, kendi kimliğini kapının önüne bırakmak değildir.
İnsan yine kendi arkadaşlarıyla görüşebilmeli, kendi ilgi alanlarına zaman ayırabilmeli, gerektiğinde yalnız kalabilmeli.
Ama aynı zamanda karşısındaki insanın ihtiyaçlarını, beklentilerini ve duygularını da hesaba katmalı.
Yani evlilikte mesele:
“Benim dediğim olacak.”
değil.
“İkimizin de hayatını nasıl daha güzel hâle getiririz?”
olabilmeli.
Tabii bunu söylemek kolay…
Uygulamak biraz daha zor.
Çünkü işin içine para giriyor, aileler giriyor, çocuklar giriyor, ev işleri giriyor, tatil planı giriyor, hatta televizyon kumandası bile giriyor!
İki insanın hayatını birleştirmek romantik bir şeydir ama aynı zamanda ciddi bir organizasyon işidir.
Bir nevi küçük çaplı Birleşmiş Milletler toplantısı…
Aslında bekârlık insana kendisiyle yaşamayı, evlilik ise hem kendisiyle hem de başka biriyle yaşamayı öğretir.
Bekârken insan kendi hayatının sorumluluğunu taşır.
Evlilikte ise artık yalnızca kendinden değil, ilişkinin kendisinden de sorumlusundur.
Bu nedenle iyi bir evlilikte iki insan birbirine zincir olmaz.
Tam tersine birbirini özgürleştirir.
“Sen bensin” demek yerine,
“Sen sensin, ben benim; ama biz birlikteyiz.”
diyebilmek gerekir.
Çünkü sevgi, karşındaki insanı kendine benzetmek değildir.
Onun farklılıklarıyla birlikte hayatında yer açabilmektir.
Sonuçta mesele “Bekârlık mı daha güzel, evlilik mi?” meselesi değil.
Bekârlıkta yalnız kalmaktan korkmayacaksın.
Evlilikte ise birlikte yaşamaktan…
Kendini kaybetmeden sevecek, sevdiğin insanı da kendine mahkûm etmeyeceksin.
Çünkü hayatın en zor tarafı aslında yalnız yaşamak değil.
Kendinle barışık yaşamayı öğrenmek.
Bunu öğrendiğinde bekârlık da güzeldir, evlilik de…
Öğrenemediğinde ise insan ister tek başına yaşasın, ister kalabalık bir evde…
Kendi içindeki misafirle bir türlü anlaşamaz.
Ve galiba hayatın en büyük evliliği de zaten insanın kendisiyle yaptığı uzun soluklu birliktelik.
Onda boşanma davası da açamıyorsun!
Çünkü nereye gidersen git…
Kendin de seninle geliyor.
Siz siz olun dikkat edin kolay karar vermeyin hatta 30-40 yaşına gelmişsiniz hiç evlenmeyin.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza eş olmak için değil, hayatımızdaki huzuru bozup bize yalnızlığın ne kadar kıymetli olduğunu öğretmek için girer.
Mustafa Barış ÖZTÜRK
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
