Beş Dudağın Arasında Sekiz Milyar Hayat

Dünya 06.02.2026 - 14:01, Güncelleme: 06.02.2026 - 14:12 15270+ kez okundu.
 

Beş Dudağın Arasında Sekiz Milyar Hayat

Bir zamanlar ‘dünya düzeni’ diye bir kavram vardı. Kusurluydu, adaletsizdi, eksikti belki; ama en azından sınırları olan bir çerçevesi vardı.
Bugün o da kalmadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne bakın mesela. Beş ülkenin masada oturduğu, sekiz milyar insanın kaderinin beş dudağın arasında şekillendiği bir yer. Fransa, İngiltere, Çin, Amerika, Rusya… Karar çıkarsa “uluslararası hukuk” dıyorlar, çıkmazsa herkes bildiğini okuyor. İtiraz mı?  Elbette var. Ama itirazın herhangi bir ağırlığı, yaptırımı yok.  Normlar bağlayıcı olmaktan çıktı; kuralsızlık, yeni norm haline geldi. 18.  yüzyılda Jeremy Bentham adında bir düşünür, çılgınca dâhice bir cezaevi tasarladı: Panoptikon. Mahkûmlar gardiyanı göremez, ama gardiyan herkesi görebilecek şekilde tasarlanmıştı .Gözetlenip gözetlenmediğini bilmeyen mahkûm, otomatik olarak disipline olurdu. Bugün dünya tam da bu hale geldi. Ülkeler koğuşlarda, bizler mahkûmlarız onlara göre… Kulede kim var?  Kim izliyor, kim sinyal gönderiyor, kim fişi çekiyor? Cep telefonunuz konumunuzu ele veriyor, uydular tesislerinizi sayıyor, ekonominiz bir tuşla kilitlenebiliyor. Küresel bir panoptikon bu; adı yok ama tıkır tıkır işliyor. Ve gökyüzünden bakan gözler her daim açık… Hedef Bugün İran, Yarın Kim? Şimdi sıra İran’da. Dün başkasıydı, yarın başka biri olacak. Tahran’da metro istasyonlarının sığınak haline getirilmesi “şov” mu?  Hayır, bu yeni dünyanın refleksi. Tüm Avrupa’da sığınak sayısı hızlı artıyor. Savaş çıksa da çıkmasa da, her devlet artık tedbiri elden bırakamıyor. Amerika “nükleer tesisleri vurduk” diyor, İran “hepsi yok edilmedi” diyor. On açıklama, on farklı gerçek.  Ama asıl soru şu: Nükleer silah hâlâ bir denge aracı mı, yoksa sadece korku ve tehdit dili mi oldu? Dehşet dengesi denen o eski mekanizma, artık insanlığı ayakta tutmuyor; sürekli diken üstünde tutuyor. Küreselleşme Masalı:  Bize yıllarca “dünya küresel bir köy oldu” dediler. Peki bu köyde kim konuşuyor, kim susuyor? Kültür akışı tek yönlü: güçlüden güçsüze. Amerika Türkiye’nin kültürünü alıyor mu? Hayır. Afrika’nın hikâyesi Hollywood’da kendine yer buluyor mu? Nadiren. Adına küreselleşme dediler, ama olan şey şuydu: Kültürel emperyalizm Siyasal emperyalizm Askerî emperyalizm Karşılıklı değil.  Peki Biz Ne Yapacağız? Silah çekip Teksas’a mı yürüyeceğiz? O zaman NATO’ya, uluslararası örgütlere ne gerek vardı? Hayır,  İhtiyacımız olan şey kültürel iktidar. Sadece sandıkta değil; üniversitede, sanatta, akademide, düşüncede… Kendi değerlerini bilen, evrensel bilgiye açık ama özünü kaybetmeyen bir duruş. Propaganda gerçekliğine karşı dik duran, kuralsızlığı kader gibi kabul etmeyen bir bilinç. Çünkü olağan dışılık olağan hale geldiyse, orada susmak değil, konuşmak gerekir. Ve belki de bugün en büyük direnç, tankla tüfekle değil; akıl, kültür ve söz ile gösterilir. Bu kuralsız dünyada kuralları yeniden biz yazabiliriz, Türk Devletleri… Mustafa Barış ÖZTÜRK
Bir zamanlar ‘dünya düzeni’ diye bir kavram vardı. Kusurluydu, adaletsizdi, eksikti belki; ama en azından sınırları olan bir çerçevesi vardı.

Bugün o da kalmadı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne bakın mesela. Beş ülkenin masada oturduğu, sekiz milyar insanın kaderinin beş dudağın arasında şekillendiği bir yer. Fransa, İngiltere, Çin, Amerika, Rusya… Karar çıkarsa “uluslararası hukuk” dıyorlar, çıkmazsa herkes bildiğini okuyor.

İtiraz mı? 

Elbette var. Ama itirazın herhangi bir ağırlığı, yaptırımı yok. 

Normlar bağlayıcı olmaktan çıktı; kuralsızlık, yeni norm haline geldi.

18.  yüzyılda Jeremy Bentham adında bir düşünür, çılgınca dâhice bir cezaevi tasarladı: Panoptikon.

Mahkûmlar gardiyanı göremez, ama gardiyan herkesi görebilecek şekilde tasarlanmıştı .Gözetlenip gözetlenmediğini bilmeyen mahkûm, otomatik olarak disipline olurdu.

Bugün dünya tam da bu hale geldi.

Ülkeler koğuşlarda, bizler mahkûmlarız onlara göre…

Kulede kim var? 

Kim izliyor, kim sinyal gönderiyor, kim fişi çekiyor?

Cep telefonunuz konumunuzu ele veriyor, uydular tesislerinizi sayıyor, ekonominiz bir tuşla kilitlenebiliyor. Küresel bir panoptikon bu; adı yok ama tıkır tıkır işliyor.

Ve gökyüzünden bakan gözler her daim açık…

Hedef Bugün İran, Yarın Kim?

Şimdi sıra İran’da. Dün başkasıydı, yarın başka biri olacak.

Tahran’da metro istasyonlarının sığınak haline getirilmesi “şov” mu? 

Hayır, bu yeni dünyanın refleksi. Tüm Avrupa’da sığınak sayısı hızlı artıyor. Savaş çıksa da çıkmasa da, her devlet artık tedbiri elden bırakamıyor.

Amerika “nükleer tesisleri vurduk” diyor, İran “hepsi yok edilmedi” diyor. On açıklama, on farklı gerçek. 

Ama asıl soru şu: Nükleer silah hâlâ bir denge aracı mı, yoksa sadece korku ve tehdit dili mi oldu?

Dehşet dengesi denen o eski mekanizma, artık insanlığı ayakta tutmuyor; sürekli diken üstünde tutuyor.

Küreselleşme Masalı: 

Bize yıllarca “dünya küresel bir köy oldu” dediler. Peki bu köyde kim konuşuyor, kim susuyor?

Kültür akışı tek yönlü: güçlüden güçsüze. Amerika Türkiye’nin kültürünü alıyor mu? Hayır. Afrika’nın hikâyesi Hollywood’da kendine yer buluyor mu? Nadiren.

Adına küreselleşme dediler, ama olan şey şuydu:

Kültürel emperyalizm

Siyasal emperyalizm

Askerî emperyalizm

Karşılıklı değil. 

Peki Biz Ne Yapacağız?

Silah çekip Teksas’a mı yürüyeceğiz? O zaman NATO’ya, uluslararası örgütlere ne gerek vardı?

Hayır, 

İhtiyacımız olan şey kültürel iktidar.

Sadece sandıkta değil; üniversitede, sanatta, akademide, düşüncede…

Kendi değerlerini bilen, evrensel bilgiye açık ama özünü kaybetmeyen bir duruş.

Propaganda gerçekliğine karşı dik duran, kuralsızlığı kader gibi kabul etmeyen bir bilinç.

Çünkü olağan dışılık olağan hale geldiyse, orada susmak değil, konuşmak gerekir.

Ve belki de bugün en büyük direnç, tankla tüfekle değil; akıl, kültür ve söz ile gösterilir.

Bu kuralsız dünyada kuralları yeniden biz yazabiliriz, Türk Devletleri…


Mustafa Barış ÖZTÜRK

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
süleyman
(06.02.2026 21:23 - #21647)
He he dünya kurallarını yeniden türkler yazar geriden yazar anca o dediğinin olması için 3.dünya savaşının çıkması gerek galip gelebilcenmi dur ihalarumuz sihalarumuz var dimi
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.