Değerli Rizeliler Hepimizin Tekrar Başı Sağolsun.

Sendika 04.03.2026 - 14:43, Güncelleme: 04.03.2026 - 16:27 14039+ kez okundu.
 

Değerli Rizeliler Hepimizin Tekrar Başı Sağolsun.

Değerli Rizeliler Hepimizin ve Tüm Eğitim Camiamızın Tekrar Başı Sağolsun.
İstanbul’da görevi başındayken uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybederek şehit olan öğretmen Fatma Nur Çevik’in acısı eğitim camiasını yasa boğdu. Yaşanan olayın ardından Eğitim-İş Rize Şube Başkanı Hamza Kutay, kamuoyuna yönelik yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, eğitim çalışanlarının güvenliği ve yaşanan saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiği vurgulandı. Tekrar diyorum çünki, daha çok yeni, Mayıs 2024’te başka bir öğretmen arkadaşımızın silahlı saldırıyla öldürülmesi sonucu iş bırakıp burada toplanmıştık. O gün yine bakanlığa seslenerek öldürülmek istemiyoruz demiştik. Bugün yine öldürüldük. Yine sesleniyoruz. Hangi para okullarda ölümlerin önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerden daha değerli? O gün de bakanlığımızdan en üst seviyede tedbirlerin alınmasını istemiştik, fakat bizi duymamıştı. Biz MEB’in gözünde neyiz? Sadece bir sayımıyız? Öldürülen bir anne, bir eş, bir insan, bir öğretmen. Mesela ne olsa idik bakanlığımız gözünde önemli olabilirdik? Bir milyon yüz bin öğretmenden bir tanesi olarak mı değerlendiriliyoruz? Adımız, yaşayacak bir hayatımız yok mu? Tekrar soruyoruz, sadece bir sayı mıyız? Öldürüldükten sonra ismimizin bir okula, bir köprüye ya da bir mahalleye verilmesi ile mi geride kalanların acılarını dinecek ve değerli olacağız? Bu öldürülen meslektaşımız kimin annesi, eşi, kimin çocuğu olsaydı yer yerinden oynayacaktı? Bizim sesimizi duyan var mı? Cinayete susarsan sıra sana gelecek. Sesimizi duyan var mı? Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Bunula da bitmiyor, diğer bir meslektaşımız ve bir öğrencimiz de yaralı. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: * Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? * Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? * Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Okullarda ölmek istemiyoruz. Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Bakınız Valilik binalarına, Kaymakamlıklara, kendilerini her türlü koruyabilme kabiliyeti olan emniyet binalarına, adliyelere, aklınıza gelen hemen her tür kamu dairelerine, müdürlüklere, güvenlikten geçmeden, güvenliği görmeden giremezken; hatta alış veriş merkezlerine kesici-delici aleti bir tarafa bırakın kontrol edilmeden anahtarlıkla bile girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Neden? Eğitim çalışanlarının, biz öğretmenlerin ve de öğrencilerimizin hayatı demek ki daha az önemli. Bu bir tesadüf değil; bu bir önemsememe, bu bir yönetim zaafıdır! Biz diyoruz ki: * Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. * Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. * Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. * Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. * Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. * Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. * Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Güvenli okul istiyoruz. Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! ARTIK YETER! Susma sustukça sıra sana gelecek. Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır. Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür. Okullarda güvenlik istiyoruz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz ki, okullara gerekli fiziki tedbirler, gerekli güvenlik personeli ihtiyacı karşılanıp, gerekli yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar susmayacağız. Her yıl bir kaç arkadaşımızın okullarda öldürülmesine seyirci kalmayacağız. Görevi başında katledilelerek şehit olan Fatma Nur Çevik öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine, öğrencilerine ve tüm eğitim camiasına bir kez daha başsağlığı diliyoruz.   Hamza KUTAY Eğitim iş Sendikası Rize Şube Başkanı  
Değerli Rizeliler Hepimizin ve Tüm Eğitim Camiamızın Tekrar Başı Sağolsun.

İstanbul’da görevi başındayken uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybederek şehit olan öğretmen Fatma Nur Çevik’in acısı eğitim camiasını yasa boğdu. Yaşanan olayın ardından Eğitim-İş Rize Şube Başkanı Hamza Kutay, kamuoyuna yönelik yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, eğitim çalışanlarının güvenliği ve yaşanan saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiği vurgulandı.

Tekrar diyorum çünki, daha çok yeni, Mayıs 2024’te başka bir öğretmen arkadaşımızın silahlı saldırıyla öldürülmesi sonucu iş bırakıp burada toplanmıştık. O gün yine bakanlığa seslenerek öldürülmek istemiyoruz demiştik. Bugün yine öldürüldük. Yine sesleniyoruz. Hangi para okullarda ölümlerin önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerden daha değerli? O gün de bakanlığımızdan en üst seviyede tedbirlerin alınmasını istemiştik, fakat bizi duymamıştı. Biz MEB’in gözünde neyiz? Sadece bir sayımıyız? Öldürülen bir anne, bir eş, bir insan, bir öğretmen. Mesela ne olsa idik bakanlığımız gözünde önemli olabilirdik? Bir milyon yüz bin öğretmenden bir tanesi olarak mı değerlendiriliyoruz? Adımız, yaşayacak bir hayatımız yok mu? Tekrar soruyoruz, sadece bir sayı mıyız? Öldürüldükten sonra ismimizin bir okula, bir köprüye ya da bir mahalleye verilmesi ile mi geride kalanların acılarını dinecek ve değerli olacağız? Bu öldürülen meslektaşımız kimin annesi, eşi, kimin çocuğu olsaydı yer yerinden oynayacaktı? Bizim sesimizi duyan var mı?

Cinayete susarsan sıra sana gelecek.

Sesimizi duyan var mı?

Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter!

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde!

44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Bunula da bitmiyor, diğer bir meslektaşımız ve bir öğrencimiz de yaralı. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor.

Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur.

Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir.

Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz!

Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez!

Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz:

* Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor?

* Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz?

* Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?

Okullarda ölmek istemiyoruz.

Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir.

Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.”

Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız.

Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır.

Bakınız Valilik binalarına, Kaymakamlıklara, kendilerini her türlü koruyabilme kabiliyeti olan emniyet binalarına, adliyelere, aklınıza gelen hemen her tür kamu dairelerine, müdürlüklere, güvenlikten geçmeden, güvenliği görmeden giremezken; hatta alış veriş merkezlerine kesici-delici aleti bir tarafa bırakın kontrol edilmeden anahtarlıkla bile girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Neden? Eğitim çalışanlarının, biz öğretmenlerin ve de öğrencilerimizin hayatı demek ki daha az önemli. Bu bir tesadüf değil; bu bir önemsememe, bu bir yönetim zaafıdır!

Biz diyoruz ki:

* Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.

* Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.

* Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır.

* Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.

* Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır.

* Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.

* Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.

Güvenli okul istiyoruz.

Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır.

Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur.

Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır.

Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:

Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır.

Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz!

ARTIK YETER!

Susma sustukça sıra sana gelecek.

Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır.

Kaybettiğimiz meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz.

Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır. Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür.

Okullarda güvenlik istiyoruz.

Buradan bir kez daha ilan ediyoruz ki, okullara gerekli fiziki tedbirler, gerekli güvenlik personeli ihtiyacı karşılanıp, gerekli yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar susmayacağız. Her yıl bir kaç arkadaşımızın okullarda öldürülmesine seyirci kalmayacağız.

Görevi başında katledilelerek şehit olan Fatma Nur Çevik öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine, öğrencilerine ve tüm eğitim camiasına bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

 

Hamza KUTAY
Eğitim iş Sendikası Rize Şube Başkanı

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (3 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Öğretmen
(05.03.2026 13:25 - #21925)
çalıştığı okulda sanki çok sevilen ve sayılan bir öğretmen gibi ahkam kesiyor. Önce öğrencilerin arasında bir yerin olsun. Çalışma arkadaşların arasında bir yerin olsun.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Süleyman
(05.03.2026 11:56 - #21920)
Sen şimdi okullara girişte xray cihazımı takılsın istiyorsun o zaman akape bunu şöyle algılar biz eğitimin içine siçtuk saçma bir nesil yetiştirdiğini kabul eder bir nesil akapenin yönetiminde böyle yetişti akape eğitimde başarısız zaten kaç defa mili eğitim bakanı değişti kaç defa müfredat değişti bunlar başarız olduklarının kanıtı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Yazık
(04.03.2026 19:18 - #21908)
Gericilik ve çağdaşlık dedin.... Bittin İdeolojiden biraz kurtul
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.