Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz

Türkiye 09.08.2026 - 17:58, Güncelleme: 09.08.2026 - 17:58 306 kez okundu.
 

Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz

Mansur Yavaş’tan ‘çerçeve yasa’ açıklaması: “Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz”
ABB Başkanı Mansur Yavaş, TBMM’de görüşülmesi beklenen “çerçeve yasa”ya ilişkin açıklamasında, “Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz” dedi. Barışın temelinin adalet, hukuk, güven ve toplumsal mutabakat olduğunu vurgulayan Yavaş, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, yargı bağımsızlığının sağlanması ve seçilmişlerin iradesinin korunması çağrısında bulundu. Yavaş, sürecin kapalı kapılar ardında değil, açık ve şeffaf biçimde TBMM çatısı altında yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yarın TBMM’de görüşülmesi beklenen “çerçeve yasa” hakkında değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin Kürt meselesi dahil hiçbir sorununun çözümsüz olmadığını belirten Yavaş, demokratikleşmenin yalnızca belirli bir mesele üzerinden ele alınamayacağını ifade etti. Kalıcı barışın yalnızca bir yasal düzenlemeyle sağlanamayacağını savunan Yavaş, “Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır” dedi. “DEMOKRASİ HERKES İÇİNDİR YA DA DEMOKRASİ DEĞİLDİR” Yavaş, CHP’li belediyelere ve belediye başkanlarına yönelik operasyonları eleştirirken, AYM ve AİHM kararları ile kayyum uygulamalarına da dikkat çekti. Demokratikleşmenin toplumun tamamını kapsaması gerektiğini vurgulayan Yavaş, “Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir. Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir. Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir” ifadelerini kullandı. ÇERÇEVE YASAYA HUKUKİ İTİRAZLARI HATIRLATTI Yavaş, TBMM’ye sunulan düzenlemeye hukukçular tarafından hukuki ve anayasal itirazlar yöneltildiğini belirterek, toplumun farklı kesimlerinin kaygıları giderilmeden yapılacak düzenlemelerin yeni sorunlara yol açabileceğini savundu. Siyasi mutabakat ile toplumsal mutabakatın aynı olmadığını vurgulayan Yavaş, “Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez” dedi. “TÜRKİYE’NİN KÜRT MESELESİ DAHİL HİÇBİR MESELESİ ÇÖZÜMSÜZ DEĞİLDİR” Kürt meselesinin çözümünün siyasi ve seçim hesaplarına endekslenmemesi gerektiğini savunan Yavaş, aksi durumda toplumun sürecin samimiyetini sorgulayacağını ifade etti. Yavaş, Türkiye’nin ihtiyacının “kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar” değil, toplumun önünde oluşturulacak geniş bir mutabakat olduğunu belirterek demokratik düzenlemelerin açık ve şeffaf biçimde TBMM çatısı altında hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti. YAVAŞ’IN AÇIKLAMASININ TAMAMI Mansur Yavaş’ın açıklamasının tamamı şöyle: “Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki? Barışa kim karşı çıkabilir? Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir? Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır. Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır. CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz. Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur. AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız. Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız: Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir. Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir. Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir. Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez. Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir. Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez. Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir. Millet bu ülkenin sahibidir. Bu nedenle yapılması gereken bellidir: Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak. Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır. Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir. Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz. Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır. Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir. Son cümle olarak şunu söylemek isterim: Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir. Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?Barışa kim karşı çıkabilir? Kardeşliğe Mansur Yavaş (@mansuryavas06)
Mansur Yavaş’tan ‘çerçeve yasa’ açıklaması: “Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz”

ABB Başkanı Mansur Yavaş, TBMM’de görüşülmesi beklenen “çerçeve yasa”ya ilişkin açıklamasında, “Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz” dedi. Barışın temelinin adalet, hukuk, güven ve toplumsal mutabakat olduğunu vurgulayan Yavaş, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, yargı bağımsızlığının sağlanması ve seçilmişlerin iradesinin korunması çağrısında bulundu. Yavaş, sürecin kapalı kapılar ardında değil, açık ve şeffaf biçimde TBMM çatısı altında yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yarın TBMM’de görüşülmesi beklenen “çerçeve yasa” hakkında değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin Kürt meselesi dahil hiçbir sorununun çözümsüz olmadığını belirten Yavaş, demokratikleşmenin yalnızca belirli bir mesele üzerinden ele alınamayacağını ifade etti.

Kalıcı barışın yalnızca bir yasal düzenlemeyle sağlanamayacağını savunan Yavaş, “Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır” dedi.

“DEMOKRASİ HERKES İÇİNDİR YA DA DEMOKRASİ DEĞİLDİR”

Yavaş, CHP’li belediyelere ve belediye başkanlarına yönelik operasyonları eleştirirken, AYM ve AİHM kararları ile kayyum uygulamalarına da dikkat çekti.

Demokratikleşmenin toplumun tamamını kapsaması gerektiğini vurgulayan Yavaş, “Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir. Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir. Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir” ifadelerini kullandı.

ÇERÇEVE YASAYA HUKUKİ İTİRAZLARI HATIRLATTI

Yavaş, TBMM’ye sunulan düzenlemeye hukukçular tarafından hukuki ve anayasal itirazlar yöneltildiğini belirterek, toplumun farklı kesimlerinin kaygıları giderilmeden yapılacak düzenlemelerin yeni sorunlara yol açabileceğini savundu.

Siyasi mutabakat ile toplumsal mutabakatın aynı olmadığını vurgulayan Yavaş, “Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez” dedi.

“TÜRKİYE’NİN KÜRT MESELESİ DAHİL HİÇBİR MESELESİ ÇÖZÜMSÜZ DEĞİLDİR”

Kürt meselesinin çözümünün siyasi ve seçim hesaplarına endekslenmemesi gerektiğini savunan Yavaş, aksi durumda toplumun sürecin samimiyetini sorgulayacağını ifade etti.

Yavaş, Türkiye’nin ihtiyacının “kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar” değil, toplumun önünde oluşturulacak geniş bir mutabakat olduğunu belirterek demokratik düzenlemelerin açık ve şeffaf biçimde TBMM çatısı altında hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

YAVAŞ’IN AÇIKLAMASININ TAMAMI

Mansur Yavaş’ın açıklamasının tamamı şöyle:

“Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?

Barışa kim karşı çıkabilir?

Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?

Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.

Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.

CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.

Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.

AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.

Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:

Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.

Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.

Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.

Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.

Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.

Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.

Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.

Millet bu ülkenin sahibidir.

Bu nedenle yapılması gereken bellidir:

Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.

Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.

Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.

Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.

Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.

Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.

Son cümle olarak şunu söylemek isterim:

Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.

Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?Barışa kim karşı çıkabilir?

Kardeşliğe

Mansur Yavaş (@mansuryavas06)

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.