KEP VAR, DİPLOMA YOK!

Eğitim 16.06.2026 - 18:28, Güncelleme: 16.06.2026 - 18:28 785 kez okundu.
 

KEP VAR, DİPLOMA YOK!

Son yıllarda eğitim hayatımızda sessiz sedasız başlayan bir uygulama, zamanla adeta bir yarışa dönüştü: Anaokulu, ilkokul ve ortaokul mezuniyetleri...
Bir zamanlar okulun tören alanında sade bir yıl sonu etkinliği niteliğinde gerçekleştirilen programlar, bugün salonların kiralandığı, özel kıyafetlerin alındığı, profesyonel fotoğraf ve video çekimlerinin yapıldığı, ailelerin ciddi masraflar üstlendiği organizasyonlara dönüşmüş durumda. Öncelikle şu soruyu sormak gerekiyor: Anaokulu, ilkokul ve ortaokulu tamamlayan öğrenciler diploma almakta mıdır? Anaokulu, ilkokul ve ortaokullar eğitimin farklı basamaklarıdır. Öğrenciler bu kurumlardaki eğitimlerini tamamladıktan sonra bir üst öğrenim kademesine geçerler. Esasen mesele bundan ibarettir. Bu kademelerdeki eğitim sonunda da öğrencilere diploma verilmez.  Ancak bugün düzenlenen mezuniyet törenlerinin önemli bir kısmı; maksadını aşan, sadelikten uzak, eğitsel içerikten yoksun, pedagojik açıdan tartışmalı, tüketim kültürünün ve gösteriş anlayışının bir yansıması hâline gelmiş durumdadır. Milli Eğitim Bakanlığı da çeşitli düzenlemelerle mezuniyet etkinliklerinin okul ortamında, sade bir şekilde gerçekleştirilmesini ve velilere ilave mali yük getirilmemesini istemektedir. Ne var ki uygulamada çoğu zaman bunun tam tersine şahit oluyoruz. Çünkü artık talep yalnızca okullardan gelmiyor; birçok veli de çocuklarının mezuniyetlerini daha büyük, daha gösterişli ve daha dikkat çekici organizasyonlarla kutlamak istiyor. Ortaya çıkan tablo ise düşündürücüdür. Henüz çocukluk çağındaki öğrenciler için balolar düzenleniyor, günlük hayatta kullanmayacakları kıyafetler giydiriliyor, sosyal medyada paylaşılacak görüntüler uğruna programlar hazırlanıyor. Eğitimin merkezinde olması gereken çocuk, kimi zaman gösterinin bir unsuru hâline geliyor. Üstelik bazı öğretmenlerimizin maalesef bu gösteriş yarışının merkezinde yer aldıklarını görmek mümkün. Daha da önemlisi, öğrencilerimize farkında olmadan şu mesaj veriliyor: “Başarı, ne kadar gösterişli kutlanırsa o kadar değerlidir.” Oysa eğitimin amacı gösteri değil, gelişimdir. Bir öğrencinin başarısı; kiralanan salonun ihtişamıyla, giydiği kıyafetin fiyatıyla ya da yapılan organizasyonun görkemiyle ölçülemez. Asıl başarı; öğrencinin hayata ve bir üst öğrenime hazır olması, iyi bir insan olabilmesi, hedeflenen bilgi ve becerileri kazanmış olması ve karakter gelişiminde istenilen mesafeyi alabilmesidir. Elbette lise mezuniyetleri farklı bir yere sahiptir. Çünkü öğrenciler bu eğitim kademesini tamamladıklarında, diğer kademelerden farklı olarak diploma almaktadırlar. Ancak bu törenlerde de zaman zaman amacını aşan görüntülerle karşılaşılmaktadır. Eğitimin özüyle ilgisi bulunmayan bu görüntüler üzerinde ayrıca kafa yormak gerekir. Dolayısıyla son yıllarda giderek yaygınlaşan ve bir akım haline gelen bu mezuniyet törenlerine bir neşter atılması gerektiğini düşünmekteyim. Bu yapay törenlerin çocuklarımıza ve eğitim sistemimize ne kattığını yeniden sorgulamak zorundayız. Belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel mezuniyet hediyesi, onları gösteriş yarışının içine çekmek değil; emeklerinin, gayretlerinin ve gelişimlerinin değerli olduğunu hissettirmektir. Çünkü eğitim, alkışlarla, gösterişli törenlerle değil; kazandırdığı değerlerle anlam kazanır. Şemsi ŞAHSİ Eğitimci
Son yıllarda eğitim hayatımızda sessiz sedasız başlayan bir uygulama, zamanla adeta bir yarışa dönüştü: Anaokulu, ilkokul ve ortaokul mezuniyetleri...

Bir zamanlar okulun tören alanında sade bir yıl sonu etkinliği niteliğinde gerçekleştirilen programlar, bugün salonların kiralandığı, özel kıyafetlerin alındığı, profesyonel fotoğraf ve video çekimlerinin yapıldığı, ailelerin ciddi masraflar üstlendiği organizasyonlara dönüşmüş durumda.

Öncelikle şu soruyu sormak gerekiyor: Anaokulu, ilkokul ve ortaokulu tamamlayan öğrenciler diploma almakta mıdır?

Anaokulu, ilkokul ve ortaokullar eğitimin farklı basamaklarıdır. Öğrenciler bu kurumlardaki eğitimlerini tamamladıktan sonra bir üst öğrenim kademesine geçerler. Esasen mesele bundan ibarettir. Bu kademelerdeki eğitim sonunda da öğrencilere diploma verilmez. 

Ancak bugün düzenlenen mezuniyet törenlerinin önemli bir kısmı; maksadını aşan, sadelikten uzak, eğitsel içerikten yoksun, pedagojik açıdan tartışmalı, tüketim kültürünün ve gösteriş anlayışının bir yansıması hâline gelmiş durumdadır.

Milli Eğitim Bakanlığı da çeşitli düzenlemelerle mezuniyet etkinliklerinin okul ortamında, sade bir şekilde gerçekleştirilmesini ve velilere ilave mali yük getirilmemesini istemektedir. Ne var ki uygulamada çoğu zaman bunun tam tersine şahit oluyoruz. Çünkü artık talep yalnızca okullardan gelmiyor; birçok veli de çocuklarının mezuniyetlerini daha büyük, daha gösterişli ve daha dikkat çekici organizasyonlarla kutlamak istiyor.

Ortaya çıkan tablo ise düşündürücüdür. Henüz çocukluk çağındaki öğrenciler için balolar düzenleniyor, günlük hayatta kullanmayacakları kıyafetler giydiriliyor, sosyal medyada paylaşılacak görüntüler uğruna programlar hazırlanıyor. Eğitimin merkezinde olması gereken çocuk, kimi zaman gösterinin bir unsuru hâline geliyor. Üstelik bazı öğretmenlerimizin maalesef bu gösteriş yarışının merkezinde yer aldıklarını görmek mümkün.

Daha da önemlisi, öğrencilerimize farkında olmadan şu mesaj veriliyor: “Başarı, ne kadar gösterişli kutlanırsa o kadar değerlidir.”

Oysa eğitimin amacı gösteri değil, gelişimdir.

Bir öğrencinin başarısı; kiralanan salonun ihtişamıyla, giydiği kıyafetin fiyatıyla ya da yapılan organizasyonun görkemiyle ölçülemez. Asıl başarı; öğrencinin hayata ve bir üst öğrenime hazır olması, iyi bir insan olabilmesi, hedeflenen bilgi ve becerileri kazanmış olması ve karakter gelişiminde istenilen mesafeyi alabilmesidir.

Elbette lise mezuniyetleri farklı bir yere sahiptir. Çünkü öğrenciler bu eğitim kademesini tamamladıklarında, diğer kademelerden farklı olarak diploma almaktadırlar.

Ancak bu törenlerde de zaman zaman amacını aşan görüntülerle karşılaşılmaktadır. Eğitimin özüyle ilgisi bulunmayan bu görüntüler üzerinde ayrıca kafa yormak gerekir.

Dolayısıyla son yıllarda giderek yaygınlaşan ve bir akım haline gelen bu mezuniyet törenlerine bir neşter atılması gerektiğini düşünmekteyim. Bu yapay törenlerin çocuklarımıza ve eğitim sistemimize ne kattığını yeniden sorgulamak zorundayız.

Belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel mezuniyet hediyesi, onları gösteriş yarışının içine çekmek değil; emeklerinin, gayretlerinin ve gelişimlerinin değerli olduğunu hissettirmektir.

Çünkü eğitim, alkışlarla, gösterişli törenlerle değil; kazandırdığı değerlerle anlam kazanır.


Şemsi ŞAHSİ
Eğitimci

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.