ÖNCE MEMUR EMEKLİSİNE VERİLEN SÖZÜ YERİNE GETİRİN
ÖNCE MEMUR EMEKLİSİNE VERİLEN SÖZÜ YERİNE GETİRİN
Emekli Maaşlarında "Seyyanen Zam" Beklentisi ve Siyasi Sorumluluk
Türkiye ekonomisinin gündeminde, özellikle emeklilerin alım gücündeki erime ve buna bağlı olarak artan " seyyanen zam" talepleri önemli bir yer tutuyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçtiğimiz günlerde AK Parti milletvekilleriyle yaptığı toplantıda emekli maaşlarına ilişkin yaptığı "Meclis karar alırsa uygularız" şeklindeki açıklaması, topu bir anlamda yasama organına atarken, aslında siyasi iradenin mevcut mali disiplin politikalarıyla yaşadığı ikilemi de gözler önüne seriyor.
Ancak, emekli kesiminin hafızasında daha derin bir yara var: Geçmişte verilen sözler ve bu sözlerin yerine getirilmemesinin yarattığı güven erozyonu.
Söz ve Sorumluluk: 8 Bin TL Seyyanen Zam Meselesi
Kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri, yaklaşık 3 yıl önce (Temmuz 2023 döneminde) memurlara verilen 8.077 TL'lik seyyanen zammın emeklilere yansıtılmamasıdır.
O dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilen mesajlar ve memur maaşlarında yapılan iyileştirmeler, beklentiyi en üst seviyeye çıkarmıştı. Emeklilerin haklı isyanı şu noktada düğümleniyor: Devletin en üst makamınca verilen bir "vaat" veya "işaret", bürokratik mekanizmalar tarafından nasıl karşılıksız bırakılabilir?
Siyaset mekanizmasında bir vaadin veya bir "sözün" kamuoyuna sunulması, o vaadin gerçekleşeceği inancını besler. 8 bin TL seyyanen zam konusu, emekliler için sadece bir para meselesi değil, aynı zamanda devlet ile vatandaş arasındaki "sözleşme güveni" meselesidir. Cumhurbaşkanının bir konuda işaret vermesi, ancak uygulayıcı makamların (Hazine ve Maliye Bakanlığı) bütçe dengelerini öne sürerek bu sözü askıya alması, vatandaş nezdinde "devletin sözü" kavramını zedelemektedir.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uyguladığı "Orta Vadeli Program" kapsamında sıkı para politikası ve bütçe disiplinini önceliklendirmektedir. Bu noktada Bakanlık, enflasyonist baskıları gerekçe göstererek genişleyici maliye politikalarından kaçınmaktadır. Ancak bu durum, sosyal devlet ilkesiyle çatışmaktadır. Emekliler, Türkiye'nin ekonomik büyümesinden veya enflasyonun yıkıcı etkilerinden korunma hakkını, bütçe disiplininden daha öncelikli bir hak olarak görmektedir.
Sayın Bakanın "Meclis karar alırsa uygularız" ifadesi, sorumluluğu teknik bir süreçten çıkarıp siyasi bir zemine taşımaktadır. Oysa Türkiye'de bütçe tasarrufları ve maaş düzenlemeleri, büyük oranda yürütmenin (Hükümetin) tasarrufundadır. Dolayısıyla, geçmişte verilen sözlerin yerine getirilmesi için gereken "karar", yine doğrudan Hükümetin ve Sayın Cumhurbaşkanının iradesine bağlıdır.
Sözün Yere Düşmemesi İçin Ne Gerekli?
Emeklilerin talebi, ekonomik bir iyileştirmeden ziyade "hak edilenin teslimi" beklentisidir. Bir devletin en büyük gücü, vatandaşının ona olan güvenidir. Eğer geçmişte bir söz verilmişse, bu sözün siyasi maliyeti ne olursa olsun yerine getirilmesi, devlet otoritesinin itibarını korumak için elzemdir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
