YENİ PARTİ” NE KADAR YENİ?

Genel 25.07.2026 - 11:38, Güncelleme: 25.07.2026 - 11:38 747 kez okundu.
 

YENİ PARTİ” NE KADAR YENİ?

Sonunda, İmamoğlu’nun vesayetçisi Özgür Özel, CHP’den ayrıldı ve beklenen “yeni” partisini kurdu.
Peki, bu parti ismi gibi yeni bir parti mi? CHP’den istifa eden milletvekillerinin kurduğu bir partiye “yeni” denilebilir mi? Elbette denilemez. Haber/Yorum:Adnan ONAY Eskiye boya yapıp yeni diye sunmak bir tür uyanık tüccar işi. Ancak halk bu tür makyajlara aldırmıyor; belleğine neyi yerleştirmişse onlar üzerinden düşünmeye devam ediyor ve yeniye eskinin kötü bir kopyası gözüyle bakıyor. Siyasetin geniş alanlarını bünyesinde ve çevresinde barındırarak çeyrek asırdır iktidarda olan AK Parti’yi iktidardan düşürmek için ortaya çıkan siyasi partilerin genel başkanları, hep “yeni” adına eski partilerinden ayrıldılar. Sandılar ki halk, bu ayrılıştan ve yeni parti kurma nedenlerinden iktidara olumsuz paylar çıkarır ve kendilerine destek verir. Ancak gördük ki hiçbiri çıktıkları yolda zerre mesafe katedemedi..Üstelik bu kişilerin her biri daha önceki partilerinde oldukça önemli makamlardaydı.  Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık; Ali Babacan ise 13 yıl Bakanlık ve Başbakan Yardımcılığı yapmıştı. Keza, şimdi evinde oturan Meral Akşener de geçmişte DYP’de bakanlık yapmış, MHP’de üst düzey görevlerde bulunmuştu. Toplum önündeki diğer siyasi partilerin genel başkanları da daha önceki partilerinde önemli görevlerdeydiler. Halk bunların hiçbirine yeterince destek vermedi, vermiyor. Özet olarak; halk, ana partilerden kopanları eskinin bir parçası olarak görüyor ve yeniler yerine koptukları partilere desteğini sürdürüyor. Bu tablonun değişmesi için köklü partilerin kapanması, AK Parti’nin de dağılması gerekiyor. Başka türlü siyaset sahnesinde yeni bir tablonun ortaya çıkması zor... O nedenle muhalefet kanadı bugüne dek bütün hesaplarını AK Parti ve MHP üzerine yaptı. Bu iki siyasi partiyi iyice zayıflatmadan iktidara gelinemeyeceği gerçeği artık bugün herkes tarafından kabul ediliyor. Siyaset arenasının gerçeği buyken CHP’yi zayıflatırak iktidar olunabileceğini düşünmek gerçekçi değildir. Üstelik iktidar cephesini en çok zayıflatan siyasi parti, geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığındaki CHP olmuştu. Eğer Kılıçdaroğlu birçok etkili sağ görüşlü kişiyi partisine katmasa, "6'lı Masa" denilen sağ kesimle ittifakı kurmasaydı CHP bugün ulaştığı oy oranına ulaşamazdı. Bu ana gövdeden ayrılarak kurulan Yeni Parti’nin aynı boşluğu doldurabilmesi mümkün görünmemektedir. CHP patentini kaybetmiş bir siyasi partinin hangi siyasi zemine oturacağı şimdiden meçhuldür. Ön seçim tiyatrosuyla 15 milyon oy aldığı ilan edilen İmamoğlu’nun uzantısı Yeni Parti’nin üye sayısı açıklandığında, senaryonun arka planı daha iyi anlaşılacaktır. Eğer milletvekillerini bir araya toplayarak siyaseten cazibe merkezi olunabilseydi, bunu 2002 yılında büyük umutlarla kurulan; İsmail Cem (Genel Başkan), Hüsamettin Özkan ve 63 DSP’li milletvekili öncülüğünde hayata geçen Yeni Türkiye Partisi başarırdı. O da "Yeni" ismiyle kurulmuştu. Bu parti 3 Kasım 2002 genel seçimlerine katıldı ancak %1,15 oy alarak barajı geçemedi ve Meclis’e vekil sokamadı; 2004’te de CHP’ye katıldı. Türkiye’de seçmen davranışlarını anlayabilmek oldukça zordur. Seçmen çoğu kez anketörleri de yanıltır. Kurulan düşler çoğu kez hüsranla sonuçlanır. Yeni Parti’nin önünde çeşitli zorluklar var ve önümüzdeki günlerde bu zorluklar kendini belli edecektir. Siyasette her zaman çeşitli senaryolar yazılır ancak saha gerçekleri bu senaryoları etkisiz bırakır.
Sonunda, İmamoğlu’nun vesayetçisi Özgür Özel, CHP’den ayrıldı ve beklenen “yeni” partisini kurdu.

Peki, bu parti ismi gibi yeni bir parti mi?

CHP’den istifa eden milletvekillerinin kurduğu bir partiye “yeni” denilebilir mi?

Elbette denilemez.

Haber/Yorum:Adnan ONAY

Eskiye boya yapıp yeni diye sunmak bir tür uyanık tüccar işi. Ancak halk bu tür makyajlara aldırmıyor; belleğine neyi yerleştirmişse onlar üzerinden düşünmeye devam ediyor ve yeniye eskinin kötü bir kopyası gözüyle bakıyor.

Siyasetin geniş alanlarını bünyesinde ve çevresinde barındırarak çeyrek asırdır iktidarda olan AK Parti’yi iktidardan düşürmek için ortaya çıkan siyasi partilerin genel başkanları, hep “yeni” adına eski partilerinden ayrıldılar. Sandılar ki halk, bu ayrılıştan ve yeni parti kurma nedenlerinden iktidara olumsuz paylar çıkarır ve kendilerine destek verir. Ancak gördük ki hiçbiri çıktıkları yolda zerre mesafe katedemedi..Üstelik bu kişilerin her biri daha önceki partilerinde oldukça önemli makamlardaydı. 
Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık; Ali Babacan ise 13 yıl Bakanlık ve Başbakan Yardımcılığı yapmıştı. Keza, şimdi evinde oturan Meral Akşener de geçmişte DYP’de bakanlık yapmış, MHP’de üst düzey görevlerde bulunmuştu. Toplum önündeki diğer siyasi partilerin genel başkanları da daha önceki partilerinde önemli görevlerdeydiler. Halk bunların hiçbirine yeterince destek vermedi, vermiyor.

Özet olarak; halk, ana partilerden kopanları eskinin bir parçası olarak görüyor ve yeniler yerine koptukları partilere desteğini sürdürüyor.
Bu tablonun değişmesi için köklü partilerin kapanması, AK Parti’nin de dağılması gerekiyor. Başka türlü siyaset sahnesinde yeni bir tablonun ortaya çıkması zor... O nedenle muhalefet kanadı bugüne dek bütün hesaplarını AK Parti ve MHP üzerine yaptı. Bu iki siyasi partiyi iyice zayıflatmadan iktidara gelinemeyeceği gerçeği artık bugün herkes tarafından kabul ediliyor.

Siyaset arenasının gerçeği buyken CHP’yi zayıflatırak iktidar olunabileceğini düşünmek gerçekçi değildir. Üstelik iktidar cephesini en çok zayıflatan siyasi parti, geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığındaki CHP olmuştu. Eğer Kılıçdaroğlu birçok etkili sağ görüşlü kişiyi partisine katmasa, "6'lı Masa" denilen sağ kesimle ittifakı kurmasaydı CHP bugün ulaştığı oy oranına ulaşamazdı.

Bu ana gövdeden ayrılarak kurulan Yeni Parti’nin aynı boşluğu doldurabilmesi mümkün görünmemektedir. CHP patentini kaybetmiş bir siyasi partinin hangi siyasi zemine oturacağı şimdiden meçhuldür.

Ön seçim tiyatrosuyla 15 milyon oy aldığı ilan edilen İmamoğlu’nun uzantısı Yeni Parti’nin üye sayısı açıklandığında, senaryonun arka planı daha iyi anlaşılacaktır.

Eğer milletvekillerini bir araya toplayarak siyaseten cazibe merkezi olunabilseydi, bunu 2002 yılında büyük umutlarla kurulan; İsmail Cem (Genel Başkan), Hüsamettin Özkan ve 63 DSP’li milletvekili öncülüğünde hayata geçen Yeni Türkiye Partisi başarırdı. O da "Yeni" ismiyle kurulmuştu. Bu parti 3 Kasım 2002 genel seçimlerine katıldı ancak %1,15 oy alarak barajı geçemedi ve Meclis’e vekil sokamadı; 2004’te de CHP’ye katıldı.

Türkiye’de seçmen davranışlarını anlayabilmek oldukça zordur. Seçmen çoğu kez anketörleri de yanıltır. Kurulan düşler çoğu kez hüsranla sonuçlanır.

Yeni Parti’nin önünde çeşitli zorluklar var ve önümüzdeki günlerde bu zorluklar kendini belli edecektir. Siyasette her zaman çeşitli senaryolar yazılır ancak saha gerçekleri bu senaryoları etkisiz bırakır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.