YENİ Parti ve Bitmeyen “Arınma!”

Siyaset 28.07.2026 - 10:26, Güncelleme: 28.07.2026 - 10:35 420 kez okundu.
 

YENİ Parti ve Bitmeyen “Arınma!”

CHP milletvekillerinin %67’si istifa ediyor…
“Oh be, arındık” PM üyeleri istifa ediyor… “Oh be, arındık!” 74 il başkanı, yüzlerce ilçe başkanı istifa ediyor… “Oh be, arındık!” Belediye başkanları gidiyor… “Oh be, arındık!” Yüzlerce eski milletvekili ayrılıyor… “Oh be, arındık!” Mustafa Barış ÖZTÜRK Bu gidişle CHP Parti binasının ışıklarını kapatan son kişi de “Oh be, artık tamamen arındık.” derse kimse şaşırmasın. Latife bir yana… Bu kadar “arınacak” insan yıllarca aynı partide bulunduysa, dönemin genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na şu soruyu sormak gerekmez mi? Madem bu kadar büyük bir arınmaya ihtiyaç vardı, bu tablo nasıl oluştu? Yıllarca bu yapının yönetiminde olan siz  bu süreçte ne yaptınız? Siyasette bazen isimler büyük dönüşümlerin habercisi olur. Bazen de yalnızca hukuki zorunlulukların veya siyasi hesapların ürünüdür. Son günlerde kamuoyunun gündemini meşgul eden “Yeni Parti” tartışması da tam olarak böyle bir sürecin içinde şekilleniyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde geçmişte “Hakiki Koç”, “Öz Kamil Koç”, “Hakiki Kamil Koç” gibi isimlerle karşılaştık. Aynı markanın farklı versiyonlarını andıran bu isimler, insanların zihninde hep aynı soruyu doğurdu: Gerçek olan hangisi? Bugün siyasette de benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Eğer hukuki süreç sonunda mutlak butlan kararı kesinleşir ve mevcut siyasi yapı yeni bir isimle yoluna devam etmek zorunda kalırsa, “Yeni CHP” ya da benzeri bir isimle karşılaşılması sürpriz olmayacaktır. “Yeni Parti” adının tercih edilmesinin arkasında da birçok kişinin dile getirdiği hukuki ihtimalin bulunduğu konuşuluyor. Ancak tartışma yalnızca isimden ibaret değil. Partinin logosu da kamuoyunda beklenen heyecanı oluşturabilmiş değil. Pek çok kişi kullanılan “N” harfinin dijital yayın platformu Netflix’in logosunu çağrıştırdığını ifade ediyor. Oysa bir siyasi partinin logosu sadece estetik bir tasarım değildir; tarihini, ideolojisini, hedefini ve ruhunu yansıtan güçlü bir simgedir. Bu nedenle ortaya çıkan tasarımın anlam derinliği oluşturamadığı yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. Fakat esas mesele ne isimdir ne de logodur. Asıl soru şudur: Gerçekten yeni olan nedir? “Katılan herkesin partisidir”, “Türkiye İttifakı’nın partisidir” denilerek toplumun her kesimine çağrı yapılırken, daha ilk günden Cumhurbaşkanı adayının fiilen belirlenmiş gibi bir görüntü verilmesi, katılımcı demokrasi söylemiyle çeliştiği yönünde eleştirilere neden oluyor. Çünkü demokrasilerde yalnızca sonuç değil, o sonuca giden yöntem de önemlidir. Siyasi tarihimize baktığımızda benzer kırılma noktalarını görüyoruz. İsmet İnönü’nün 1972’de CHP Genel Başkanlığını Bülent Ecevit’e bırakması, ardından Ecevit’in 12 Eylül sonrasında Demokratik Sol Parti’yi kurması Türk siyasetinde önemli dönüm noktalarıydı. Ecevit’in CHP’nin devlet merkezli reflekslerine yönelik eleştirileri de o dönemin en çok tartışılan başlıklarından biri olmuştu. Öte yandan yaşanan sürecin Meclis boyutu da bulunuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oturma düzeni, partilerin milletvekili sayılarına göre belirleniyor. Eğer iddia edildiği gibi Yeni Parti 91, CHP ise 44 milletvekiliyle temsil edilirse, Meclis’teki grup sıralaması tamamen değişecek. CHP’nin bugün bulunduğu ana muhalefet sırası Yeni Parti’ye geçerken, CHP’nin MHP’nin sağına yerleşmesi gündeme gelecek. Bununla birlikte Meclis Başkanvekilliği ve idare amirliği gibi kurumsal görevlerin de yeni sandalye dağılımına göre yeniden şekillenmesi söz konusu olabilecek. Kurulduğu gün ana muhalefet partisi konumuna gelen bir partinin, adı gibi gerçekten yeni bir siyaset anlayışı ortaya koyup koyamayacağını ise zaman gösterecek. Umut edilir ki ileriyi konuşurken zihni geçmişte kalmış bir yapı olmaz. Önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri de fezlekeler olacak. Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP ile bugün Özgür Özel’in liderliğindeki Yeni Parti çizgisi, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda aynı tavrı mı sergileyecek? Özellikle fezlekeler Meclis gündemine geldiğinde nasıl bir tutum alınacağı merak konusu. Daha önce bu satırlarda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının Özgür Özel olacağını yazmıştım. Yanılmışım… Özgür Bey yine aday gibi görünüyor; ancak bu kez CHP’nin değil, Yeni Parti’nin adayı olarak. Peki rakipleri kim olacak? Siyaset kulislerinde Ekrem İmamoğlu’nun adının artık eski ağırlığıyla anılmadığı, yarışın farklı isimler üzerinden şekilleneceği konuşuluyor. Parti yönetimindeki değişiklikler de dikkat çekiyor. Özgür Özel’in oluşturduğu yeni yönetim kadrosunda MYK önemli ölçüde küçültüldü. Önceki dönemde 16 olan genel başkan yardımcısı sayısı 8’e, 19 kişilik MYK ise 10 üyeye indirildi. Kadın temsil oranı da 7’den 3’e geriledi. Sadece Zenel Emre ile Ensar Aytekin görevini korurken, diğer isimlerin büyük bölümü değişti. Bu yönetimin teknik ve geçici bir MYK olduğu, en geç ekim ayında yapılması planlanan ilk kurultaya kadar görev yapacağı belirtiliyor. Ancak görünen o ki yaşananlar henüz başlangıç. 24 Temmuz’a kadar yaşanan gelişmeler birçok siyasi gözlemci tarafından yalnızca bir “fragman” olarak değerlendiriliyor. Asıl hareketliliğin bundan sonra başlayacağı; yeni istifaların, milletvekili geçişlerinin ve siyasi saflaşmaların önümüzdeki haftalarda hız kazanacağı konuşuluyor. Bunun yanında, CHP içinde hazırlandığı ve son iki buçuk yılda bazı sosyal medya hesaplarına yapılan ödemeleri içerdiği iddia edilen listenin de önümüzdeki süreçte kamuoyuna açıklanabileceğine yönelik iddialar siyaset kulislerini daha da hareketlendirmiş durumda. Türkiye gerçekten yeni bir siyasi dönemin eşiğinde olabilir. Ancak tarihin bize öğrettiği değişmeyen bir gerçek var: Siyasi partileri kalıcı yapan ne isimlerdir ne logolar… Toplumun hafızasında yer eden; ortaya koydukları siyaset, temsil ettikleri değerler ve milletin beklentilerine verdikleri cevaptır. Çünkü tabelayı değiştirmek kolaydır. Asıl zor olan, zihniyeti değiştirebilmektir.
CHP milletvekillerinin %67’si istifa ediyor…

“Oh be, arındık”

PM üyeleri istifa ediyor…
“Oh be, arındık!”
74 il başkanı, yüzlerce ilçe başkanı istifa ediyor…
“Oh be, arındık!”
Belediye başkanları gidiyor…
“Oh be, arındık!”
Yüzlerce eski milletvekili ayrılıyor…
“Oh be, arındık!”

Mustafa Barış ÖZTÜRK

Bu gidişle CHP Parti binasının ışıklarını kapatan son kişi de “Oh be, artık tamamen arındık.” derse kimse şaşırmasın.
Latife bir yana…

Bu kadar “arınacak” insan yıllarca aynı partide bulunduysa, dönemin genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na şu soruyu sormak gerekmez mi?

Madem bu kadar büyük bir arınmaya ihtiyaç vardı, bu tablo nasıl oluştu? Yıllarca bu yapının yönetiminde olan siz  bu süreçte ne yaptınız?

Siyasette bazen isimler büyük dönüşümlerin habercisi olur. Bazen de yalnızca hukuki zorunlulukların veya siyasi hesapların ürünüdür. Son günlerde kamuoyunun gündemini meşgul eden “Yeni Parti” tartışması da tam olarak böyle bir sürecin içinde şekilleniyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde geçmişte “Hakiki Koç”, “Öz Kamil Koç”, “Hakiki Kamil Koç” gibi isimlerle karşılaştık. Aynı markanın farklı versiyonlarını andıran bu isimler, insanların zihninde hep aynı soruyu doğurdu:

Gerçek olan hangisi?
Bugün siyasette de benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Eğer hukuki süreç sonunda mutlak butlan kararı kesinleşir ve mevcut siyasi yapı yeni bir isimle yoluna devam etmek zorunda kalırsa, “Yeni CHP” ya da benzeri bir isimle karşılaşılması sürpriz olmayacaktır. “Yeni Parti” adının tercih edilmesinin arkasında da birçok kişinin dile getirdiği hukuki ihtimalin bulunduğu konuşuluyor.

Ancak tartışma yalnızca isimden ibaret değil.

Partinin logosu da kamuoyunda beklenen heyecanı oluşturabilmiş değil. Pek çok kişi kullanılan “N” harfinin dijital yayın platformu Netflix’in logosunu çağrıştırdığını ifade ediyor. Oysa bir siyasi partinin logosu sadece estetik bir tasarım değildir; tarihini, ideolojisini, hedefini ve ruhunu yansıtan güçlü bir simgedir. Bu nedenle ortaya çıkan tasarımın anlam derinliği oluşturamadığı yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor.

Fakat esas mesele ne isimdir ne de logodur.
Asıl soru şudur:
Gerçekten yeni olan nedir?
“Katılan herkesin partisidir”, “Türkiye İttifakı’nın partisidir” denilerek toplumun her kesimine çağrı yapılırken, daha ilk günden Cumhurbaşkanı adayının fiilen belirlenmiş gibi bir görüntü verilmesi, katılımcı demokrasi söylemiyle çeliştiği yönünde eleştirilere neden oluyor. Çünkü demokrasilerde yalnızca sonuç değil, o sonuca giden yöntem de önemlidir.

Siyasi tarihimize baktığımızda benzer kırılma noktalarını görüyoruz. İsmet İnönü’nün 1972’de CHP Genel Başkanlığını Bülent Ecevit’e bırakması, ardından Ecevit’in 12 Eylül sonrasında Demokratik Sol Parti’yi kurması Türk siyasetinde önemli dönüm noktalarıydı. Ecevit’in CHP’nin devlet merkezli reflekslerine yönelik eleştirileri de o dönemin en çok tartışılan başlıklarından biri olmuştu.

Öte yandan yaşanan sürecin Meclis boyutu da bulunuyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oturma düzeni, partilerin milletvekili sayılarına göre belirleniyor. Eğer iddia edildiği gibi Yeni Parti 91, CHP ise 44 milletvekiliyle temsil edilirse, Meclis’teki grup sıralaması tamamen değişecek. CHP’nin bugün bulunduğu ana muhalefet sırası Yeni Parti’ye geçerken, CHP’nin MHP’nin sağına yerleşmesi gündeme gelecek. Bununla birlikte Meclis Başkanvekilliği ve idare amirliği gibi kurumsal görevlerin de yeni sandalye dağılımına göre yeniden şekillenmesi söz konusu olabilecek.

Kurulduğu gün ana muhalefet partisi konumuna gelen bir partinin, adı gibi gerçekten yeni bir siyaset anlayışı ortaya koyup koyamayacağını ise zaman gösterecek. Umut edilir ki ileriyi konuşurken zihni geçmişte kalmış bir yapı olmaz.

Önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri de fezlekeler olacak. Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP ile bugün Özgür Özel’in liderliğindeki Yeni Parti çizgisi, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda aynı tavrı mı sergileyecek? Özellikle fezlekeler Meclis gündemine geldiğinde nasıl bir tutum alınacağı merak konusu.

Daha önce bu satırlarda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının Özgür Özel olacağını yazmıştım.
Yanılmışım…
Özgür Bey yine aday gibi görünüyor; ancak bu kez CHP’nin değil, Yeni Parti’nin adayı olarak.

Peki rakipleri kim olacak?

Siyaset kulislerinde Ekrem İmamoğlu’nun adının artık eski ağırlığıyla anılmadığı, yarışın farklı isimler üzerinden şekilleneceği konuşuluyor.

Parti yönetimindeki değişiklikler de dikkat çekiyor.
Özgür Özel’in oluşturduğu yeni yönetim kadrosunda MYK önemli ölçüde küçültüldü. Önceki dönemde 16 olan genel başkan yardımcısı sayısı 8’e, 19 kişilik MYK ise 10 üyeye indirildi. Kadın temsil oranı da 7’den 3’e geriledi. Sadece Zenel Emre ile Ensar Aytekin görevini korurken, diğer isimlerin büyük bölümü değişti.

Bu yönetimin teknik ve geçici bir MYK olduğu, en geç ekim ayında yapılması planlanan ilk kurultaya kadar görev yapacağı belirtiliyor.

Ancak görünen o ki yaşananlar henüz başlangıç.
24 Temmuz’a kadar yaşanan gelişmeler birçok siyasi gözlemci tarafından yalnızca bir “fragman” olarak değerlendiriliyor. Asıl hareketliliğin bundan sonra başlayacağı; yeni istifaların, milletvekili geçişlerinin ve siyasi saflaşmaların önümüzdeki haftalarda hız kazanacağı konuşuluyor.

Bunun yanında, CHP içinde hazırlandığı ve son iki buçuk yılda bazı sosyal medya hesaplarına yapılan ödemeleri içerdiği iddia edilen listenin de önümüzdeki süreçte kamuoyuna açıklanabileceğine yönelik iddialar siyaset kulislerini daha da hareketlendirmiş durumda.

Türkiye gerçekten yeni bir siyasi dönemin eşiğinde olabilir.
Ancak tarihin bize öğrettiği değişmeyen bir gerçek var:

Siyasi partileri kalıcı yapan ne isimlerdir ne logolar…

Toplumun hafızasında yer eden; ortaya koydukları siyaset, temsil ettikleri değerler ve milletin beklentilerine verdikleri cevaptır.
Çünkü tabelayı değiştirmek kolaydır.

Asıl zor olan, zihniyeti değiştirebilmektir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.