MÜCADELE İLE GEÇEN BİR ÖMÜR

Rize 16.03.2024 - 11:43, Güncelleme: 16.03.2024 - 11:43 17101+ kez okundu.
 

MÜCADELE İLE GEÇEN BİR ÖMÜR

BATUMDA FIRINCILIK VE SITMA SALGINI
MÜCADELE İLE GEÇEN BİR ÖMÜR, BİR VAKIF İNSAN ORHAN KEÇELİ Rizelilerin Ağır Ağabeyi Orhan Keçeli Rize Vakfı tarafından düzenlenen gecede Vakıf yöneticilerinin Güzel bir sürpriziyle karşılaştı.  Koca çınara Rize Vakfı’na verdiği hizmetlerden dolayı özel olarak hazırlanmış bir plaket verildi. Plaketi Basın Konseyi Başkanı Rize Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Fındıklılı hemşerimiz Pınar Türenç takdim etti. O esnada bazısına bizzat, çoğuna okuyarak veya başkalarından dinleyerek şahit olduğum mücadelelerle dolu yaşamı film şeridi gibi gözümden akıp geçti.   VEFADAN VE DİK DURUŞTAN TAVİZ VERMEDİ Vakıf insanı olmak zordur. Hele bu vakıf Rizeliye hitap ediyorsa daha da zorlaşır işiniz. Ama o bütün bu zorlukları aşmasını bildi. Sporun, siyasetin içinde aktif olarak yer aldı. Ama hiçbir zaman siyasi kimliğini vakıf insanı olma kimliğinin önüne geçirmedi. Rize ve Rize’nin değerleri önün için hep önemli oldu. Rize’nin değerlerine o partili bu partili demeden sahip çıktı. Ergenekon soruşturmaları sürecinde haksızlıklarla karşı karşıya kalan herkesin aman ha bize bir şey olur diye uzak durduğu Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın, Prof. Dr. Emin Gürses’in hep yanında durdu. Cumhuriyet ve kurtuluşa alternatif kutlamalarıyla Milli Mücadeleye ve Rize’nin kurtuluşuna dil uzatan sözde kahramanlara geçit vermedi. Ziya Kalkavan’ın büstü yaptırıldı. Vefadan asla taviz verilmedi. Ölümünün ardından uzun zaman geçmesine rağmen nerdeyse adına hiçbir şey yapılmamış İpsiz Recep'in Hayatını kitaplaştırdı. Üstelik bu işi alanında ünlü bir isim olan ve kısa bir süre önce aramızdan ayrılan Ergün Hiçyılmaz’a yaptırdı. Rize ilinin kurtuluşu bir zaman es geçilmedi.  Karasu’da Rize’de anıtlarını yaptırdı. “Eğitim önemli” dedi.  Rize Vakfı’nın en fazla burs veren vakıflar arasında yer almasına öncülük etti. Zamanında Rize Vakfından burs alıp günümüzde bürokraside kamu yönetiminde söz sahibi insanlar arasında çok sayıda vakıf bursiyeri var. Bütün bunlar yaptırılırken Rize Vakfı’nın başında Orhan Keçeli vardı.   Kısa bir süre önce Rize Vakfı bugün Genel Kurula gitti. Orhan Keçeli tekrar başkan oldu. Tebrik ediyorum. Yaradan başımızdan eksik etmesin. O olmazsa ne olurdu? Rize Vakfı da siyasetin arka bahçesine çevirirlerdi. Tufan olurdu.   KUVA-I MİLLİYECİ BİR BABANIN EVLADI Milli Mücadele'de Anadolu'ya silah ve asker sevkiyatında önemli görevler üstlenerek, Anadolu'daki Kuvva-i Milliye Hareketi'ne güç verenlerin önünde Karadenizli ve Rizeli vatanseverler geliyordu. Orhan Keçeli'nin babası Hafız Muharrem Efendi de, Rizeli milis Yüzbaşı Recep Reis'in (İpsiz Recep) Doğu Karadeniz ve Rize yöresinden toparlayıp Bilecik-Osmaneli- İnegöl cephelerinde omuz omuza çarpıştığı akrabalarının arasında yer alıyordu.   BATUMDA FIRINCILIK VE SITMA SALGINI Hafız Muharrem Keçeli, Milli Mücadele yılları öncesinde bir taraftan Rize Çayeli'nde manifaturacılık yapıyor, diğer taraftan da kardeşleriyle birlikte Batum’da ekmek fırını işletiyordu. 1917 Sovyet ihtilalinden sonra, Batum Kapısı kapanınca, Hafız Muharrem Efendi yedi kardeşi ve çocukları ile İstanbul'a göç ederek, Karaköy, Yüksek Kaldırım'da bir ekmek fırını açtılar. Ama bir ayakları da Çayeli'ndedir. Hafız Muharrem Efendi, beş kez evlenmiş, beş erkek ve iki kız çocuk sahibi olmuştu. Başından bu kadar çok evlilik geçmesinin nedeni, Milli Mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Çayeli yöresinde bir türlü kurutulamayan bataklıklardan yayılan sıtma salgınlarıydı. Hafız Muharrem Keçeli'nin ilk üç hanımı sıtmadan vefat etmiştir. Son eşi ve aynı zamanda akrabası olan Zehra Hanım’la evlendiğinde, aralarında neredeyse 35 yaş fark vardır.   1943 YILINDA BABASI VEFAT ETTİ Hafız Muharrem Keçeli ile Zehra Hanım'dan oğlu olan Orhan Keçeli, 1939 yılında Rize'nin Çayeli ilçesinde dünyaya gelir. Hafız Muharrem Keçeli, İstanbul'daki fırıncılık işi ile Çayeli'ndeki manifatura dükkânı arasında gidip gelmektedir. Orhan Keçeli doğduktan birkaç yıl sonra, 1943 yılında babası vefat eder. Amcaları ve ağabeyleri İstanbul, Karaköy'deki fırını işletmeye devam etmektedirler. İlkokulu Çayeli'nde tamamlayan Orhan Keçeli, 1950'de İstanbul'a gelerek ortaokula başlar. Ancak, annesi Çayeli'nde yalnız kalmıştır. Ortaokul ikinci sınıfta tekrar Çayeli'ne dönen Orhan Keçeli'nin çocukluğu, Karadeniz İstanbul arasında geçer. İstanbul'da lise son sınıfta okurken, bakaya kalması nedeniyle askere alınır.   1095 GÜN SÜREN ASKERLİK Sürücü belgesi alma hevesiyle yaşını iki yıl büyütünce, farkında olmadan bütün askeri yoklamalardan eksik kalmıştır ve sonuçta apar topar deniz askeri yapılır. Çünkü o dönemde deniz askerliğinin süresi, diğer sınıflara göre oldukça uzundur. Orhan Keçeli üç yıl (1095 gün) süren askerliğini, İskenderun, Kasımpaşa ve Heybeliada’da tamamlar. Liseyi sonradan bitirir. Askerlik görevinden sonra Karaköy'deki ekmek fırınında çalışmaya devam eden Orhan Keçeli, işlerini geliştirmektedir. Kasımpaşa, Dolapdere, Şehremini ve Etiler'deki ekmek üretim tesislerinin sayısı yediye ulaşmıştır. Unlu mamuller üretimiyle birlikte, İstanbul'un altyapısındaki eksiklikleri gidermeye yönelik kanalizasyon, yol, su, elektrik gibi işlere de girerek müteahhitliğe başlarlar. Kooperatif inşaatları, yap-sat inşaat işleri, iş merkezleri yaparlar. Böylece, Orhan Keçeli'nin iş hayatı sanayicilik ve müteahhitlik ekseninde gelişir. Bu arada, 1965 yılında Müzeyyen Hanım’la, görücü usulüyle evlenirler. Keçeli çiftinin Nedim ve Ali Engin adlarını verdikleri iki çocukları olur. Keçeli Ailesi'nin üçüncü kuşak gençleri, Orhan Keçeli'nin çocuklarını fırıncılık işine sokmak istememesine rağmen, baba mesleğine girişirler. Keçeli Ailesi, omuz omuza çalışarak İstanbul'da yeni fırınlar açıyor, işletmelerinde fabrikasyon üretime geçiyordu. İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Sanayi Odası'nda uzun yıllar hizmet veriyor ve üst düzey yöneticilik yapıyordu.   POLİTİKA GENLERİNDE VAR Çok genç yaşlarda ülkenin ekonomik ve politik sorunlarıyla yakından ilgilenmeye başlayan Orhan Keçeli, 1950'lerin sonunda, Cumhuriyet Halk Partisi'nin çatısı altında aktif politikaya atılır. 1957 yılında, CHP’nin “Şişli Paşa Mahallesi Ocak Başkanı” olur. Daha sonra ilçe sekreterliği görevine gelir ve ilk kez 1968 yılında CHP'den İstanbul Belediyesi meclis üyeliğine seçilir. 5 Mayıs 1972 tarihinde yapılan CHP 5. olağanüstü kurultayında delegedir. Orhan Keçeli'nin delege kartını bizzat imzalayan genel başkan İsmet İnönü de, bu kurultayda istifa eder. Orhan Keçeli de CHP'den ayrılır. Daha sonra Adalet Partisi genel başkanı Süleyman Demirel'i tanıma fırsatı bulan ve bu fikre gönül veren Orhan Keçeli, AP'de belediye meclis üyeliği ve grup başkanlığı, AP il yönetim kurulu üyeliği ve sekreterliği görevlerinde bulunur. Bu görevlerini 12 Eylül 1980'e kadar sürdürür. 11 Eylül 1980 tarihinde, AP'nin İstanbul il teşkilatı sekreteridir ve il başkanı da Hüsamettin Cindoruk'tur. Daha sonra Doğru Yol Partisi'nin kuruluşunda yer alarak, İstanbul il başkanlığı, genel idare kurulu üyeliği, ekonomik ve mali işler başkan yardımcılığı görevlerinde bulunur. Genel Başkan Prof. Dr. Tansu Çiller’le farklı düşünceler içinde olması nedeniyle bu partiden ayrılarak, Demokrat Türkiye Partisi'nin kuruluşunda yer alır ve genel başkan yardımcılığı yapar.   FENERBAHÇELİ KEÇELİ 1950’li yılların başında, Orhan Keçeli Çayeli'nde annesinin yanında yaşıyor ve ortaokula devam ediyordu. Fenerbahçe’nin efsanevi kalecisi Cihat Arman da o dönemde, Fenerbahçe isimli bir mecmua çıkarıyordu. Cihat Arman'a "uçan kaleci" diyorlardı. Sınıflarında bir arkadaşları bu mecmuaya aboneydi ve Orhan Keçeli, o mecmuaları okuyarak Fenerbahçeli oldu. Beden eğitimi derslerine gelen Maksut Cevahir, Fenerbahçe'de futbol oynamıştı. O da Fenerbahçe sevgisini çocuklara aşılıyordu. Küçük yaşlarda koyu bir Fenerbahçe taraftarı olan Orhan Keçeli, 1969 yılında, İstanbul Belediyesi meclis üyesiyken, yine meclis üyesi olan ünlü Fenerbahçe başkan ve yöneticileri Faruk Ilgaz, İsmet Uluğ'un teşviki ve Orhan Ergüder'in teklifiyle Fenerbahçe Kulübü’ne üye olur. Orhan Ergüder'in, Polonya'da milli bir karşılaşmada tanıştığı ve "müthiş bir adam" diye tanımladığı Ali Şen'in eşi, 1971 yılında rahatsızlık nedeniyle Amerikan Hastanesi'ndedir. Ergüder, Orhan Keçeli'den hastaneye bir çiçek göndermesini rica eder. Böylece Ali Şen ile Orhan Keçeli tanışması ve dostluğu başlar. Fenerbahçe'de 1981 yılında yapılan olağanüstü kongrede, Ali Şen'in isteğiyle kongre başkanı olan Orhan Keçeli, 1994 yılında yine bir olağanüstü kongre ile başkan seçilen Ali Şen'in yönetim kurulunda görev alır. 1997 Mayıs ayına kadar kulübün genel sekreterlik ve basın sözcülüğünü yapar. Her zaman memleketinin takımı Rizespor’a destek olmayı da asla ihmal etmez.   AKTİF SOSYAL YAŞAM Orhan Keçeli, sanayici, iş adamı, politikacı ve spor adamı kimliği ile yaptığı hizmetlerin yanı sıra, çeşitli vakıf ve derneklerde aldığı görevlerle de, hayır işlerine büyük önem verdiğini ifade etmektedir. Bu görevleri arasında, İstanbul Sanayi Odası Vakfı (İSOV) Mütevelli Heyet Üyeliği, Rize Sosyal Kültür Vakfı kurucu ve başkanlığı, Karadeniz İşadamları Derneği Onur Kurulu ikinci başkanlığı sıralanabilir. Başkanlığını yürütmekte olduğu Rize Sosyal Kültür Vakfı her yıl binlerce öğrenciye burs vermektedir. Milli Mücadele kahramanı İpsiz Recep’in Rize’de anıtının yapılması, Karasu’da mezarı’nın yapılması ve adına kitap hazırlanması Orhan Keçeli Bey’in tarihe geçmişe vefasının en güzel örneklerindendir.   Fatih Sultan Kar
BATUMDA FIRINCILIK VE SITMA SALGINI

MÜCADELE İLE GEÇEN BİR ÖMÜR, BİR VAKIF İNSAN ORHAN KEÇELİ

Rizelilerin Ağır Ağabeyi Orhan Keçeli Rize Vakfı tarafından düzenlenen gecede Vakıf yöneticilerinin

Güzel bir sürpriziyle karşılaştı.  Koca çınara Rize Vakfı’na verdiği hizmetlerden dolayı özel olarak hazırlanmış bir plaket verildi. Plaketi Basın Konseyi Başkanı Rize Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Fındıklılı hemşerimiz Pınar Türenç takdim etti. O esnada bazısına bizzat, çoğuna okuyarak veya başkalarından dinleyerek şahit olduğum mücadelelerle dolu yaşamı film şeridi gibi gözümden akıp geçti.

 

VEFADAN VE DİK DURUŞTAN TAVİZ VERMEDİ

Vakıf insanı olmak zordur. Hele bu vakıf Rizeliye hitap ediyorsa daha da zorlaşır işiniz. Ama o bütün bu zorlukları aşmasını bildi. Sporun, siyasetin içinde aktif olarak yer aldı. Ama hiçbir zaman siyasi kimliğini vakıf insanı olma kimliğinin önüne geçirmedi. Rize ve Rize’nin değerleri önün için hep önemli oldu. Rize’nin değerlerine o partili bu partili demeden sahip çıktı. Ergenekon soruşturmaları sürecinde haksızlıklarla karşı karşıya kalan herkesin aman ha bize bir şey olur diye uzak durduğu Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın, Prof. Dr. Emin Gürses’in hep yanında durdu. Cumhuriyet ve kurtuluşa alternatif kutlamalarıyla Milli Mücadeleye ve Rize’nin kurtuluşuna dil uzatan sözde kahramanlara geçit vermedi. Ziya Kalkavan’ın büstü yaptırıldı. Vefadan asla taviz verilmedi. Ölümünün ardından uzun zaman geçmesine rağmen nerdeyse adına hiçbir şey yapılmamış İpsiz Recep'in Hayatını kitaplaştırdı. Üstelik bu işi alanında ünlü bir isim olan ve kısa bir süre önce aramızdan ayrılan Ergün Hiçyılmaz’a yaptırdı. Rize ilinin kurtuluşu bir zaman es geçilmedi.  Karasu’da Rize’de anıtlarını yaptırdı. “Eğitim önemli” dedi.  Rize Vakfı’nın en fazla burs veren vakıflar arasında yer almasına öncülük etti. Zamanında Rize Vakfından burs alıp günümüzde bürokraside kamu yönetiminde söz sahibi insanlar arasında çok sayıda vakıf bursiyeri var. Bütün bunlar yaptırılırken Rize Vakfı’nın başında Orhan Keçeli vardı.

 

Kısa bir süre önce Rize Vakfı bugün Genel Kurula gitti. Orhan Keçeli tekrar başkan oldu. Tebrik ediyorum. Yaradan başımızdan eksik etmesin. O olmazsa ne olurdu? Rize Vakfı da siyasetin arka bahçesine çevirirlerdi. Tufan olurdu.

 

KUVA-I MİLLİYECİ BİR BABANIN EVLADI

Milli Mücadele'de Anadolu'ya silah ve asker sevkiyatında önemli görevler üstlenerek, Anadolu'daki Kuvva-i Milliye Hareketi'ne güç verenlerin önünde Karadenizli ve Rizeli vatanseverler geliyordu. Orhan Keçeli'nin babası Hafız Muharrem Efendi de, Rizeli milis Yüzbaşı Recep Reis'in (İpsiz Recep) Doğu Karadeniz ve Rize yöresinden toparlayıp Bilecik-Osmaneli- İnegöl cephelerinde omuz omuza çarpıştığı akrabalarının arasında yer alıyordu.

 

BATUMDA FIRINCILIK VE SITMA SALGINI

Hafız Muharrem Keçeli, Milli Mücadele yılları öncesinde bir taraftan Rize Çayeli'nde manifaturacılık yapıyor, diğer taraftan da kardeşleriyle birlikte Batum’da ekmek fırını işletiyordu. 1917 Sovyet ihtilalinden sonra, Batum Kapısı kapanınca, Hafız Muharrem Efendi yedi kardeşi ve çocukları ile İstanbul'a göç ederek, Karaköy, Yüksek Kaldırım'da bir ekmek fırını açtılar. Ama bir ayakları da Çayeli'ndedir. Hafız Muharrem Efendi, beş kez evlenmiş, beş erkek ve iki kız çocuk sahibi olmuştu. Başından bu kadar çok evlilik geçmesinin nedeni, Milli Mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Çayeli yöresinde bir türlü kurutulamayan bataklıklardan yayılan sıtma salgınlarıydı. Hafız Muharrem Keçeli'nin ilk üç hanımı sıtmadan vefat etmiştir. Son eşi ve aynı zamanda akrabası olan Zehra Hanım’la evlendiğinde, aralarında neredeyse 35 yaş fark vardır.

 

1943 YILINDA BABASI VEFAT ETTİ

Hafız Muharrem Keçeli ile Zehra Hanım'dan oğlu olan Orhan Keçeli, 1939 yılında Rize'nin Çayeli ilçesinde dünyaya gelir. Hafız Muharrem Keçeli, İstanbul'daki fırıncılık işi ile Çayeli'ndeki manifatura dükkânı arasında gidip gelmektedir. Orhan Keçeli doğduktan birkaç yıl sonra, 1943 yılında babası vefat eder. Amcaları ve ağabeyleri İstanbul, Karaköy'deki fırını işletmeye devam etmektedirler. İlkokulu Çayeli'nde tamamlayan Orhan Keçeli, 1950'de İstanbul'a gelerek ortaokula başlar. Ancak, annesi Çayeli'nde yalnız kalmıştır. Ortaokul ikinci sınıfta tekrar Çayeli'ne dönen Orhan Keçeli'nin çocukluğu, Karadeniz İstanbul arasında geçer. İstanbul'da lise son sınıfta okurken, bakaya kalması nedeniyle askere alınır.

 

1095 GÜN SÜREN ASKERLİK

Sürücü belgesi alma hevesiyle yaşını iki yıl büyütünce, farkında olmadan bütün askeri yoklamalardan eksik kalmıştır ve sonuçta apar topar deniz askeri yapılır. Çünkü o dönemde deniz askerliğinin süresi, diğer sınıflara göre oldukça uzundur. Orhan Keçeli üç yıl (1095 gün) süren askerliğini, İskenderun, Kasımpaşa ve Heybeliada’da tamamlar. Liseyi sonradan bitirir. Askerlik görevinden sonra Karaköy'deki ekmek fırınında çalışmaya devam eden Orhan Keçeli, işlerini geliştirmektedir. Kasımpaşa, Dolapdere, Şehremini ve Etiler'deki ekmek üretim tesislerinin sayısı yediye ulaşmıştır. Unlu mamuller üretimiyle birlikte, İstanbul'un altyapısındaki eksiklikleri gidermeye yönelik kanalizasyon, yol, su, elektrik gibi işlere de girerek müteahhitliğe başlarlar. Kooperatif inşaatları, yap-sat inşaat işleri, iş merkezleri yaparlar. Böylece, Orhan Keçeli'nin iş hayatı sanayicilik ve müteahhitlik ekseninde gelişir. Bu arada, 1965 yılında Müzeyyen Hanım’la, görücü usulüyle evlenirler. Keçeli çiftinin Nedim ve Ali Engin adlarını verdikleri iki çocukları olur. Keçeli Ailesi'nin üçüncü kuşak gençleri, Orhan Keçeli'nin çocuklarını fırıncılık işine sokmak istememesine rağmen, baba mesleğine girişirler. Keçeli Ailesi, omuz omuza çalışarak İstanbul'da yeni fırınlar açıyor, işletmelerinde fabrikasyon üretime geçiyordu. İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Sanayi Odası'nda uzun yıllar hizmet veriyor ve üst düzey yöneticilik yapıyordu.

 

POLİTİKA GENLERİNDE VAR

Çok genç yaşlarda ülkenin ekonomik ve politik sorunlarıyla yakından ilgilenmeye başlayan Orhan Keçeli, 1950'lerin sonunda, Cumhuriyet Halk Partisi'nin çatısı altında aktif politikaya atılır. 1957 yılında, CHP’nin “Şişli Paşa Mahallesi Ocak Başkanı” olur. Daha sonra ilçe sekreterliği görevine gelir ve ilk kez 1968 yılında CHP'den İstanbul Belediyesi meclis üyeliğine seçilir. 5 Mayıs 1972 tarihinde yapılan CHP 5. olağanüstü kurultayında delegedir. Orhan Keçeli'nin delege kartını bizzat imzalayan genel başkan İsmet İnönü de, bu kurultayda istifa eder. Orhan Keçeli de CHP'den ayrılır. Daha sonra Adalet Partisi genel başkanı Süleyman Demirel'i tanıma fırsatı bulan ve bu fikre gönül veren Orhan Keçeli, AP'de belediye meclis üyeliği ve grup başkanlığı, AP il yönetim kurulu üyeliği ve sekreterliği görevlerinde bulunur. Bu görevlerini 12 Eylül 1980'e kadar sürdürür. 11 Eylül 1980 tarihinde, AP'nin İstanbul il teşkilatı sekreteridir ve il başkanı da Hüsamettin Cindoruk'tur. Daha sonra Doğru Yol Partisi'nin kuruluşunda yer alarak, İstanbul il başkanlığı, genel idare kurulu üyeliği, ekonomik ve mali işler başkan yardımcılığı görevlerinde bulunur. Genel Başkan Prof. Dr. Tansu Çiller’le farklı düşünceler içinde olması nedeniyle bu partiden ayrılarak, Demokrat Türkiye Partisi'nin kuruluşunda yer alır ve genel başkan yardımcılığı yapar.

 

FENERBAHÇELİ KEÇELİ

1950’li yılların başında, Orhan Keçeli Çayeli'nde annesinin yanında yaşıyor ve ortaokula devam ediyordu. Fenerbahçe’nin efsanevi kalecisi Cihat Arman da o dönemde, Fenerbahçe isimli bir mecmua çıkarıyordu. Cihat Arman'a "uçan kaleci" diyorlardı. Sınıflarında bir arkadaşları bu mecmuaya aboneydi ve Orhan Keçeli, o mecmuaları okuyarak Fenerbahçeli oldu. Beden eğitimi derslerine gelen Maksut Cevahir, Fenerbahçe'de futbol oynamıştı. O da Fenerbahçe sevgisini çocuklara aşılıyordu. Küçük yaşlarda koyu bir Fenerbahçe taraftarı olan Orhan Keçeli, 1969 yılında, İstanbul Belediyesi meclis üyesiyken, yine meclis üyesi olan ünlü Fenerbahçe başkan ve yöneticileri Faruk Ilgaz, İsmet Uluğ'un teşviki ve Orhan Ergüder'in teklifiyle Fenerbahçe Kulübü’ne üye olur. Orhan Ergüder'in, Polonya'da milli bir karşılaşmada tanıştığı ve "müthiş bir adam" diye tanımladığı Ali Şen'in eşi, 1971 yılında rahatsızlık nedeniyle Amerikan Hastanesi'ndedir. Ergüder, Orhan Keçeli'den hastaneye bir çiçek göndermesini rica eder. Böylece Ali Şen ile Orhan Keçeli tanışması ve dostluğu başlar. Fenerbahçe'de 1981 yılında yapılan olağanüstü kongrede, Ali Şen'in isteğiyle kongre başkanı olan Orhan Keçeli, 1994 yılında yine bir olağanüstü kongre ile başkan seçilen Ali Şen'in yönetim kurulunda görev alır. 1997 Mayıs ayına kadar kulübün genel sekreterlik ve basın sözcülüğünü yapar. Her zaman memleketinin takımı Rizespor’a destek olmayı da asla ihmal etmez.

 

AKTİF SOSYAL YAŞAM

Orhan Keçeli, sanayici, iş adamı, politikacı ve spor adamı kimliği ile yaptığı hizmetlerin yanı sıra, çeşitli vakıf ve derneklerde aldığı görevlerle de, hayır işlerine büyük önem verdiğini ifade etmektedir. Bu görevleri arasında, İstanbul Sanayi Odası Vakfı (İSOV) Mütevelli Heyet Üyeliği, Rize Sosyal Kültür Vakfı kurucu ve başkanlığı, Karadeniz İşadamları Derneği Onur Kurulu ikinci başkanlığı sıralanabilir. Başkanlığını yürütmekte olduğu Rize Sosyal Kültür Vakfı her yıl binlerce öğrenciye burs vermektedir. Milli Mücadele kahramanı İpsiz Recep’in Rize’de anıtının yapılması, Karasu’da mezarı’nın yapılması ve adına kitap hazırlanması Orhan Keçeli Bey’in tarihe geçmişe vefasının en güzel örneklerindendir.

 

Fatih Sultan Kar

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi