Rize'de Bu Makam Bu Kadar mı Önemli , Yoksa seçim Heyecanı mı?
Rize Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken adayların vaatleri havada uçuşuyor. Peki bu makam gerçekten Rize’nin kaderini değiştirecek kadar güçlü mü?
GÖRENDE RİZE’Yİ FETHEDECEKLER SANIR! BU MAKAM BU KADAR MI ÖNEMLİ?
Rize Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken adayların vaatleri havada uçuşuyor. Peki bu makam gerçekten Rize’nin kaderini değiştirecek kadar güçlü mü? Yoksa seçim heyecanı, makamın gerçek yetki ve sorumluluklarının önüne mi geçiyor?
Rize’de Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaştıkça siyaset meydanlarını aratmayan bir hareketlilik yaşanıyor.
Adaylar sahada, ziyaretler hız kesmiyor, toplantılar düzenleniyor, fotoğraflar çekiliyor, açıklamalar peş peşe geliyor. Her aday, Rize ekonomisini ileriye taşıyacak projelerinden söz ediyor. Verilen vaatlere bakılırsa sanki Rize’nin bütün sorunları çözülmeyi bekliyor da tek eksik, o koltuğa kimin oturacağı!
İnsan ister istemez sormadan edemiyor:
Görende Rize’yi fethedecekler sanır!
Peki gerçekten bu kadar önemli mi bu seçim?
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, anlatıldığı gibi bütün kapıları açabilecek, her projeyi tek başına hayata geçirebilecek, şehrin ekonomik geleceğini bir imzayla değiştirebilecek bir makam mı?
Yoksa seçim atmosferinin etkisiyle beklentiler biraz fazla mı yükseltiliyor?
Elbette bu soruları sormak, Ticaret ve Sanayi Odasının önemini küçümsemek anlamına gelmiyor. Tam tersine, böylesine önemli bir kurumun gerçek gücünü, sorumluluklarını ve sınırlarını doğru değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü mesele yalnızca bir başkanlık seçimi değil.
Mesele, Rize’nin ekonomik geleceği.
VAATLER BÜYÜK, PEKİ YETKİLER NE KADAR?
Adayların açıklamalarını dinlediğimizde, insan zaman zaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığının merkezi hükûmetin yetkilerine sahip olduğunu düşünebiliyor.
Ulaşım projelerinden yatırımlara, sanayi alanlarından istihdama, turizmden altyapıya kadar pek çok konu seçim gündeminin bir parçası hâline geliyor.
Elbette bir oda başkanının şehrin sorunlarını gündeme taşıması, ilgili kurumlarla görüşmesi, yatırımcıları teşvik etmesi ve çözüm için girişimlerde bulunması son derece doğal.
Ancak burada önemli bir ayrım var.
Bir projeyi savunmak başka, o projeyi hayata geçirecek yetkiye sahip olmak başkadır.
Ticaret ve Sanayi Odaları; üyelerinin sorunlarını ilgili makamlara iletmek, ticaret ve sanayinin gelişmesine katkı sunmak, ekonomik verileri değerlendirmek, mesleki eğitimi desteklemek ve mevzuat çerçevesinde çeşitli girişimlerde bulunmak gibi önemli görevler üstleniyor.
Bununla birlikte kamu yatırımlarının bütçesini belirlemek, devletin bütün projelerini karara bağlamak veya merkezi yönetimin yetkisindeki işleri tek başına gerçekleştirmek odanın doğrudan yetkileri arasında değil.
Nitekim Ticaret Bakanlığının yayımladığı görev ve yetki çerçevesi de odaların sorumluluklarının belirli mevzuat sınırları içinde olduğunu ortaya koyuyor.
O hâlde adayların vaatlerini değerlendirirken şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu proje gerçekten odanın kendi imkânlarıyla mı gerçekleştirilecek, yoksa başka kurumların kararına, bütçesine ve iş birliğine mi bağlı?
Bu ayrım yapılmadığında, seçim meydanlarında verilen sözlerle seçim sonrasında karşılaşılacak gerçekler arasında ciddi bir mesafe oluşabilir.
RİZE’NİN HER SORUNU BİR ODA BAŞKANININ ÇÖZEBİLECEĞİ KADAR KÜÇÜK DEĞİL
Rize’nin ekonomik ve sosyal meseleleri bir kişinin veya tek bir kurumun omuzlarına yüklenebilecek kadar basit değil.
Ulaşım, lojistik, turizm, sanayi, istihdam, şehir planlaması, altyapı ve yatırım gibi konular; merkezi yönetimden yerel yönetimlere, kamu kurumlarından özel sektöre kadar birçok aktörün ortak çalışmasını gerektiriyor.
Ticaret ve Sanayi Odası bu süreçte önemli bir temsil ve koordinasyon rolü üstlenebilir.
İş dünyasının taleplerini ortaklaştırabilir, yatırımcılarla görüşebilir, projeler geliştirebilir ve kamu kurumları nezdinde girişimlerde bulunabilir.
Ancak bütün bunlar yapılırken kurumun gerçek yetki alanını göz ardı etmemek gerekiyor.
Bir adayın herhangi bir projeyi gündeme getirmesi, o projenin kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Bir yatırımın hayata geçmesi için finansman, mevzuat, teknik hazırlık, uygunluk, ilgili kurumların kararları ve çoğu zaman uzun bir çalışma süreci gerekir.
Dolayısıyla adayların yalnızca neyi yapmak istediklerini değil, nasıl yapacaklarını, hangi kaynaklarla yapacaklarını ve hangi kurumlarla birlikte çalışacaklarını da açıklamaları gerekir.
Rize iş dünyasının ihtiyacı olan şey, gerçekleşmesi belirsiz büyük sözlerden ziyade, ayakları yere basan ve takip edilebilir projelerdir.
MEDYADA GÖRÜNÜRLÜK YARIŞI: PROJELER Mİ KONUŞULUYOR, ADAYLAR MI?
Seçim sürecinde dikkat çeken bir başka konu da adayların medyada görünür olma çabası.
Röportajlar, toplantılar, açıklamalar ve ziyaretler…
Her aday doğal olarak kendisini ve projelerini kamuoyuna anlatmak istiyor. Bu, demokratik bir seçim sürecinin olağan parçalarından biri.
Ancak burada da ince bir çizgi var.
Bir adayın sık sık haber olması, çok sayıda toplantı düzenlemesi veya kalabalık fotoğrafları paylaşması, tek başına başarılı bir oda yönetimi ortaya koyacağının göstergesi değildir.
Aynı şekilde medyada daha az görünmek de bir adayın proje üretemediği anlamına gelmez.
Asıl mesele, kamuoyuna sunulan bilgilerin niteliğidir.
Hangi sorun tespit edildi?
Bu sorunun çözümü için nasıl bir proje hazırlandı?
Projenin maliyeti ne kadar?
Finansmanı nereden sağlanacak?
Hangi kurumların desteğine ihtiyaç duyulacak?
Ne kadar sürede tamamlanması hedefleniyor?
Sonuçları nasıl ölçülecek?
İşte bu sorulara verilen cevaplar, seçim sürecini kişilerin görünürlüğünden çıkarıp projelerin niteliğine taşıyabilir.
Çünkü bir kurumun geleceği, yalnızca basında ne kadar yer aldığıyla değil, üyelerinin hayatında neyi değiştirdiğiyle ilgilidir.
53 PROJE, BÜYÜK VAATLER VE SOMUT SONUÇ BEKLENTİSİ
Rize Ticaret ve Sanayi Odası seçim sürecinde adaylar projelerini ve hedeflerini kamuoyuyla paylaşmaya başladı.
Örneğin başkan adaylarından biri , 21 meslek grubunu kapsayan ekipleriyle birlikte 53 proje hazırladıklarını açıkladı. Projelerin ölçülebilir, takip edilebilir ve üyelerin denetimine açık olacağını ifade etti.
Bu tür açıklamalar, seçim tartışmalarını somut başlıklar üzerinden yürütmek açısından önem taşıyor. Ancak projelerin gerçek değerini ortaya koyacak olan, açıklanmış olmaları değil, uygulanabilirlikleri ve sonuçlarıdır.
Bir projenin sayısının fazla olması, tek başına başarı ölçütü değildir.
Bazen doğru hazırlanmış, finansmanı belirlenmiş ve uygulanmaya başlanmış birkaç proje, onlarca genel vaat içeren açıklamadan daha somut sonuçlar ortaya çıkarabilir.
Burada önemli olan sayı değil, içeriktir.
Diğer adayların da kendi projelerini aynı açıklıkla ortaya koymaları, vaatlerin karşılaştırılabilmesini sağlayacaktır.
Rize iş dünyası, adayların projelerini öğrenme ve bunları sorgulama hakkına sahip.
Bu nedenle adaylardan beklenen, yalnızca hedeflerini açıklamaları değil, bu hedeflere ulaşmak için izleyecekleri yolu da göstermeleridir.
PEKİ BU MAKAM RİZE’YE NE KATABİLİR?
Bütün bu tartışmaların merkezinde aslında çok basit ama önemli bir soru bulunuyor:
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, Rize’ye gerçekten ne kazandırabilir?
Doğru yönetilen bir oda, şehrin ekonomik gelişiminde önemli bir rol oynayabilir.
İş dünyasının sorunlarını düzenli biçimde tespit edebilir.
Üyelerinin finansmana, bilgiye ve yeni pazarlara erişimini kolaylaştıracak çalışmalar yapabilir.
Yerel işletmelerin dijital dönüşümüne katkı sunabilir.
Genç girişimcilerin önünü açacak programlar geliştirebilir.
Mesleki eğitim kurumlarıyla iş dünyası arasında daha güçlü bağlar kurulmasına öncülük edebilir.
Rize’nin üretim kapasitesinin ve ticari potansiyelinin tanıtılmasına destek olabilir.
Yatırımcılarla kamu kurumları arasında iletişim ve koordinasyon sağlayabilir.
Bunlar küçümsenecek işler değil.
Ancak bütün bu çalışmaların etkili olabilmesi için odanın kendi görev alanını iyi bilmesi, üyeleriyle güçlü bir iletişim kurması ve diğer kurumlarla iş birliği geliştirmesi gerekir.
Başkanlık makamının önemi de tam olarak burada ortaya çıkar.
Makam, her sorunu tek başına çözebildiği için değil; doğru insanları, doğru projeleri ve doğru kurumları bir araya getirebildiği ölçüde değerlidir.
RİZE’NİN İHTİYACI OLAN ŞEY SADECE YENİ BİR BAŞKAN MI?
Rize’nin ekonomik geleceğini yalnızca bir başkanın kişisel çabalarına bağlamak ne kadar doğru?
Bir şehrin kalkınması için kurumsal iş birliği, planlama, kaynakların verimli kullanılması ve sürdürülebilir bir çalışma anlayışı gerekir.
Başkan değişebilir.
Yönetim kurulu değişebilir.
Meclis üyeleri değişebilir.
Ancak kurumun üyelerine karşı sorumluluğu devam eder.
Bu nedenle seçim dönemlerinde ortaya konulan projelerin, seçim sonrasında unutulup gitmemesi gerekir.
Adaylar, seçildikleri takdirde hangi hedefleri ne zaman gerçekleştirmeyi planladıklarını açıklamalı.
Üyeler de bu hedeflerin gerçekleşme durumunu takip edebilmeli.
Örneğin seçim öncesinde açıklanan projeler belirli aralıklarla kamuoyuyla paylaşılabilir. Tamamlanan çalışmalar, devam eden projeler ve karşılaşılan engeller açıkça duyurulabilir.
Böylece seçim, yalnızca oy verme gününden ibaret kalmaz.
Seçim öncesi vaatlerle seçim sonrası performans arasında bir hesap verebilirlik bağı kurulur.
İşte o zaman üyeler, kendilerini temsil eden yöneticilerden ne bekleyebileceklerini daha net görebilir.
ADAYLARIN CEVAPLAMASI GEREKEN SORULAR
Rize Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde adayların açıklamalarını takip ederken, iş dünyasının şu sorulara özellikle dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum:
1. Rize’ye yeni yatırım kazandırmak için hangi somut girişimlerde bulunacaksınız?
Yatırımcılarla görüşmek elbette önemlidir. Ancak görüşmelerin hangi aşamaya geldiği, hangi sektörlerin hedeflendiği ve nasıl sonuçlar beklendiği de açıklanmalıdır.
2. Rize’de faaliyet gösteren işletmelerin hangi sorunlarına öncelik vereceksiniz?
Finansmana erişim, maliyetler, nitelikli personel, lojistik ve pazarlama gibi sorunlar sektörlere göre farklılık gösterebilir. Adayların bu farklılıkları ne ölçüde dikkate aldığı önemlidir.
3. Genç girişimciler ve yeni işletmeler için ne yapacaksınız?
Yeni iş kurmak isteyen gençlerin bilgiye, finansmana, danışmanlığa ve pazara erişimini kolaylaştıracak hangi çalışmalar planlanıyor?
4. Rize’nin ticari potansiyelini geliştirmek için nasıl bir yol haritanız var?
Şehrin mevcut ekonomik yapısı, işletmelerin ihtiyaçları ve yeni pazar fırsatları nasıl değerlendirilecek?
5. Kamu kurumlarıyla ilişkileriniz nasıl bir çalışma anlayışına dayanacak?
İlgili kurumlarla iş birliği kurmak önemli. Ancak bu iş birliğinin hangi somut projeler üzerinden yürütüleceği de açıklanmalı.
6. Seçim öncesinde verdiğiniz sözleri nasıl takip edeceğiz?
Projelerin takvimi, maliyeti ve gerçekleşme durumu üyelerle düzenli olarak paylaşılacak mı?
Bu soruların cevapları, adayların yalnızca ne vaat ettiğini değil, yönetim anlayışlarını da ortaya koyacaktır.
KAZANAN KİM OLURSA OLSUN, ASIL SINAV SEÇİMDEN SONRA BAŞLAYACAK
Seçim sürecinde heyecan yaşanması doğaldır.
Her aday destek görmek ister.
Her ekip kendi projelerinin hayata geçmesini arzu eder.
Ancak seçim günü sandıktan çıkan sonuç, bir yarışın bitişi olduğu kadar yeni bir sorumluluk döneminin de başlangıcıdır.
Seçimi kazanan aday, yalnızca kendisine oy verenlerin değil, odanın bütün üyelerinin temsilcisi olacaktır.
Bu nedenle seçim sonrasında ayrışmaların yerini ortak çalışma anlayışının alması gerekir.
Kaybeden adayların ve ekiplerin de Rize ekonomisi için ortaya koydukları fikirleri paylaşmayı sürdürmeleri, şehrin ortak yararına katkı sunabilir.
Çünkü Rize’nin ekonomik meseleleri, seçim takvimiyle başlayıp seçim takvimiyle sona ermiyor.
İşletmeler her gün faaliyetlerini sürdürüyor.
Esnaf her gün müşterisiyle karşılaşıyor.
Sanayici her gün üretim maliyetleriyle mücadele ediyor.
Gençler iş ve gelecek arayışını sürdürüyor.
Dolayısıyla odanın çalışmaları da seçim dönemlerinin ötesine geçmek zorunda.
BÜYÜK VAATLER DEĞİL, GERÇEKLEŞEN PROJELER KONUŞULSUN
Rize Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken adayların heyecanını, iddialarını ve projelerini kamuoyuyla paylaşma çabalarını izliyoruz.
Ancak bütün bu hareketliliğin ortasında unutulmaması gereken bir gerçek var:
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı önemli bir görevdir ama sınırsız yetkilere sahip bir makam değildir.
Bu makamın gücü, verilen sözlerin büyüklüğünden çok, üyeler adına ne kadar etkili bir çalışma yürütülebildiğiyle ölçülmelidir.
Bir başkanın başarısı, kaç toplantıya katıldığıyla veya kaç fotoğraf verdiğiyle sınırlı değerlendirilemez.
Asıl başarı; üyelerin sorunlarına çözüm üretmek, ekonomik iş birliğini geliştirmek, uygulanabilir projeleri hayata geçirmek ve kurumun kaynaklarını doğru kullanmaktır.
Adayların merkezi yönetimden, yerel yönetimlerden ve diğer kurumlardan beklentilerini dile getirmeleri elbette mümkündür. Ancak bu beklentilerle odanın doğrudan yapabilecekleri birbirinden ayrılmalıdır.
Rize kamuoyunun da seçim sürecini bu gözle takip etmesinde yarar var.
Çünkü büyük vaatler vermek kolaydır.
Zor olan, o vaatleri gerçekçi bir plana dönüştürmek ve sonuçlarını ortaya koymaktır.
Görende Rize’yi fethedecekler sanır!
Ama Rize’nin fethedilmeye değil, ortak akılla yönetilmeye; büyük sözlerden çok, gerçekçi projelere ve sürdürülebilir çalışmalara ihtiyacı var.
Şimdi asıl soru şu:
Seçim heyecanı sona erdiğinde geriye kaç fotoğraf, kaç açıklama ve kaç vaat kalacak? Peki bunların kaç tanesi Rize ekonomisine gerçek bir katkı sağlayacak?
Bunu zaman gösterecek.
Ve elbette en doğru değerlendirmeyi, seçim sonrasında yapılacak çalışmaların sonuçlarını gören Rize iş dünyası yapacak.
Çünkü bu yarışın gerçek sonucu, yalnızca sandıktan çıkan isimle değil, Rize’ye kazandırılanlarla belli olacak.
Sevgilerimle
Bayram Arif TURAN
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Işıklar ASM’de sona yaklaşıldı
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Rize Eğitim Camiasının Acı Kaybı: Sevilen Eğitimci Ahmet Kutlu Hayatını Kaybetti





Son Haberler
Rize'de Bu Makam Bu Kadar mı Önemli , Yoksa seçim Heyecanı mı?



