Selen KARAGÖZ
Köşe Yazarı
Selen KARAGÖZ
 

Kurt Masalı

Yaylacıların şen haykırışları Kaçkar’ların  karlı zirvelerinde  yankılanırken  yırtıcı karanlığın ortasında bir çift mavi göz parıldadı. Bir süre sessizce durup izledi; alevleri gökyüzüne doğru yükselen, kıvılcımları gecenin içinde yıldızlar gibi parıldayan o ateş halkasının etrafını çevreleyen insanları. Oyunu bozmaya niyeti yoktu kurdun. Oysa müziğin etkisiyle kendinden geçmiş bu  kalabalığın içinden rastgele birini yakalayıp karanlıklara doğru sürüklemesi işten bile değildi. Kurdun; bıçak gibi keskin, mavi gökyüzü kadar parlak gözleri Gökçe’nin mavi gözlerinde kilitlenmiş, öylece kımıldamadan duruyordu. Sanki bir adım geri atsa yırtıcı pençeleriyle üzerine atılacaktı. Herkes bir anda nereye gitti? Bütün o kalabalık sesler nereye kaybolmuştu? Kurt, üç beş saniyelik bir zaman zarfında geceyi delen masmavi bakışlarıyla obanın kime ait olduğunu anlattı Gökçen’e. Sonra da  sessiz sedasız çekip gitmeyi seçti, zifiri karanlıkların içine doğru. Fakat puslu bir gecede tekrar uğrayacaktı obaya. Kapısı açık unutulan ahırdan sessiz sedasız içeri girip avını kaptığı gibi  uzaklaşacaktı, kimsenin ruhu bile duymadan.. Doğası gereği avını arayan kurt, sevdikleri şeyleri muhafaza etmeyi de öğretecekti insanoğluna, acı ve unutulması güç bir tecrübe ile. Kapkara geceyi aydınlatan  dolunaya karşı vücudu kaskatı kesilip uzun uzun ulumaya başlayınca dağlardan misliyle gelen karşılık bastıracaktı kurdun nidâlarını. İkinci kez karşılık verecekti dağlara, dağların puslu ovalarında çınlayacaktı; kurdun asaleti, kurdun yalnızlığı. — Anne, anneciğim uyan!  Gökçen yayladaki ilk gecelerinde kan ter içinde uyanmış soluğu anne ve babasının hemen bitişikteki odalarının kapısında almıştı. Yavaş yavaş fakat inatla odanın kapısını tıklatıyordu. Annesi güç bela uyanıp yatağının  başucunda duran  gaz lambasını yaktı. Gece vakti böyle uyandırılınca haliyle telaşa kapılmıştı fakat yine de sakin kalmaya gayret ederek seslendi kızına: — Gökçe’n , ne oldu kızım, neden uyumadın? Hayırdır inşallah! Gel, yanıma! “Çok tuhaf bir rüya gördüm, annecim!” deyip kapıyı açtı, odaya girdi, küçük bir çoçuk gibi annesinin yatağına ilişip çiçek desenli yün yorganı boynuna kadar çekti Gökçe’n. Gaz lambasının titreyen ışığında annesine gördüğü o tuhaf rüyayı anlattı. Gökçe’n rüyasındaki her detayı anlatmak için kendini zorluyordu. — O kadar gerçek bir rüyaydı ki. Anlatamıyorum. Ovada yakılan ateşin sıcaklığı, puslu geceden beliren kurdun keskin, mavi bakışları, sonra bir anda ortadan kaybolup yeniden obaya inmesi. Her şey çok gerçekti annecim.   — Rüya işte kızım, hayır olsun inşallah ! deyip korkusunun geçmesi için dualar okuyup üfledi kızına. Fakat Gökçe’nin içi hiç rahat değildi.  — Annecim, ahırın kapısını  kilitlediğine emin misin? Yabani hayvanlar gelip hayvanlarımıza saldırabilir!!! — Kilitledim kızım, hem de iki kez kontrol ettim, sıkı sıkıya da bağladım sonra. Kimse çözemez o düğümü. — !!!! — Hadi şimdi yat uyu kızım. Soluna üç kere tükür, sonra yat! Aklına da  kötü şeyler getirme! Sabah olaa, hayr ola!   Gökçen, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yatağından fırlayarak soluğu ahırdaki hayvanlarının yanında aldı. Hayvanlar alışık olmadıkları bir saatte kapının açılmasıyla huzursuzlanıp  yattıkları yerden ayaklandılar. Çok şükür yaşlı inek de kınalı kuzusu da nazlı nazlı kuyruklarını sallayarak iri kocaman gözleriyle Gökçe’nin karşısındaydı. Derin bir oh çektikten sonra hayvanların hizmetlerini yapmaya başladı. Sularını verdi, önlerine yemlerini koydu. Bir yandan sevilip okşanan hayvanlar,  öte yanda homur homur yemlerini yerlerken hallerinden memnun görünüyorlardı. Ahırın kapısını sıkıca kapatıp eve doğru yürürken rüyadaki kurdun keskin, mavi bakışları gözlerinin önündeydi. Kurdun soğuk nefesini ensesinde hissetti Gökçe’n! Sanki üzerinde görünmez  bir pelerinle sessiz sedasız yanında yürüyordu! Devam edecek. Kar Sıcaktı/
Ekleme Tarihi: 01 Mayıs 2025 -Perşembe

Kurt Masalı

Yaylacıların şen haykırışları Kaçkar’ların  karlı zirvelerinde  yankılanırken  yırtıcı karanlığın ortasında bir çift mavi göz parıldadı. Bir süre sessizce durup izledi; alevleri gökyüzüne doğru yükselen, kıvılcımları gecenin içinde yıldızlar gibi parıldayan o ateş halkasının etrafını çevreleyen insanları. Oyunu bozmaya niyeti yoktu kurdun. Oysa müziğin etkisiyle kendinden geçmiş bu  kalabalığın içinden rastgele birini yakalayıp karanlıklara doğru sürüklemesi işten bile değildi. Kurdun; bıçak gibi keskin, mavi gökyüzü kadar parlak gözleri Gökçe’nin mavi gözlerinde kilitlenmiş, öylece kımıldamadan duruyordu. Sanki bir adım geri atsa yırtıcı pençeleriyle üzerine atılacaktı. Herkes bir anda nereye gitti? Bütün o kalabalık sesler nereye kaybolmuştu? Kurt, üç beş saniyelik bir zaman zarfında geceyi delen masmavi bakışlarıyla obanın kime ait olduğunu anlattı Gökçen’e. Sonra da  sessiz sedasız çekip gitmeyi seçti, zifiri karanlıkların içine doğru. Fakat puslu bir gecede tekrar uğrayacaktı obaya. Kapısı açık unutulan ahırdan sessiz sedasız içeri girip avını kaptığı gibi  uzaklaşacaktı, kimsenin ruhu bile duymadan.. Doğası gereği avını arayan kurt, sevdikleri şeyleri muhafaza etmeyi de öğretecekti insanoğluna, acı ve unutulması güç bir tecrübe ile. Kapkara geceyi aydınlatan  dolunaya karşı vücudu kaskatı kesilip uzun uzun ulumaya başlayınca dağlardan misliyle gelen karşılık bastıracaktı kurdun nidâlarını. İkinci kez karşılık verecekti dağlara, dağların puslu ovalarında çınlayacaktı; kurdun asaleti, kurdun yalnızlığı.

— Anne, anneciğim uyan! 

Gökçen yayladaki ilk gecelerinde kan ter içinde uyanmış soluğu anne ve babasının hemen bitişikteki odalarının kapısında almıştı. Yavaş yavaş fakat inatla odanın kapısını tıklatıyordu. Annesi güç bela uyanıp yatağının  başucunda duran  gaz lambasını yaktı. Gece vakti böyle uyandırılınca haliyle telaşa kapılmıştı fakat yine de sakin kalmaya gayret ederek seslendi kızına:

— Gökçe’n , ne oldu kızım, neden uyumadın? Hayırdır inşallah! Gel, yanıma!

“Çok tuhaf bir rüya gördüm, annecim!” deyip kapıyı açtı, odaya girdi, küçük bir çoçuk gibi annesinin yatağına ilişip çiçek desenli yün yorganı boynuna kadar çekti Gökçe’n. Gaz lambasının titreyen ışığında annesine gördüğü o tuhaf rüyayı anlattı. Gökçe’n rüyasındaki her detayı anlatmak için kendini zorluyordu.

— O kadar gerçek bir rüyaydı ki. Anlatamıyorum. Ovada yakılan ateşin sıcaklığı, puslu geceden beliren kurdun keskin, mavi bakışları, sonra bir anda ortadan kaybolup yeniden obaya inmesi. Her şey çok gerçekti annecim.

 

— Rüya işte kızım, hayır olsun inşallah ! deyip korkusunun geçmesi için dualar okuyup üfledi kızına. Fakat Gökçe’nin içi hiç rahat değildi. 

— Annecim, ahırın kapısını  kilitlediğine emin misin? Yabani hayvanlar gelip hayvanlarımıza saldırabilir!!!

— Kilitledim kızım, hem de iki kez kontrol ettim, sıkı sıkıya da bağladım sonra. Kimse çözemez o düğümü.

— !!!!

— Hadi şimdi yat uyu kızım. Soluna üç kere tükür, sonra yat! Aklına da  kötü şeyler getirme! Sabah olaa, hayr ola!

 

Gökçen, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yatağından fırlayarak soluğu ahırdaki hayvanlarının yanında aldı. Hayvanlar alışık olmadıkları bir saatte kapının açılmasıyla huzursuzlanıp  yattıkları yerden ayaklandılar. Çok şükür yaşlı inek de kınalı kuzusu da nazlı nazlı kuyruklarını sallayarak iri kocaman gözleriyle Gökçe’nin karşısındaydı. Derin bir oh çektikten sonra hayvanların hizmetlerini yapmaya başladı. Sularını verdi, önlerine yemlerini koydu. Bir yandan sevilip okşanan hayvanlar,  öte yanda homur homur yemlerini yerlerken hallerinden memnun görünüyorlardı. Ahırın kapısını sıkıca kapatıp eve doğru yürürken rüyadaki kurdun keskin, mavi bakışları gözlerinin önündeydi. Kurdun soğuk nefesini ensesinde hissetti Gökçe’n! Sanki üzerinde görünmez  bir pelerinle sessiz sedasız yanında yürüyordu!
Devam edecek.
Kar Sıcaktı/

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

04
Mayıs
04
Mayıs
04
Mayıs
04
Mayıs
04
Mayıs
04
Mayıs
04
Mayıs
04
Mayıs
04
Mayıs
01
Mayıs
27
Nisan
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.