YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR

Karadeniz 29.04.2024 - 13:31, Güncelleme: 29.04.2024 - 15:01 26675 kez okundu.
 

YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR

Gün geçmiyor ki canımızı sıkan bir habere denk gelmeyelim.
Gün geçmiyor ki canımızı sıkan bir habere  denk gelmeyelim. Gün geçmiyor ki  “dünyanın sonu mu geldi?” diye düşünenleri haklı kılacak bir durumla karşılaşmayalım. Ne yazık ki dünyanın gidişatını gördükçe düzeleceğine dair umitler  giderek azalmakta. Kabul etsek de etmesek de  yeni yıla başladığımız ilk saatlerdeki temenniler yerini umutsuzluğa bırakmakta. Savaş, katlıam, soykırım, zulüm, işkence, ölüm…  ardı ardına ve artarak devam etmekte. Hem de vahşice. Hem de insanlığın gözüne baka baka; utanmadan ve sıkılmadan “güçlüyüm ve öyleyse haklıyım”dercesine… Zalimliğin “siyonisçesine”  dönüp baktıkça soykırımın normalleştirildiğini soyleyenleri haklı çıkarmakta.   Çünkü bu zamana kadar edilen itirazlar; gücü elinde  elinde tutanların vurdumduymazlığına heba edilmiş durumda. Maalesef Gazze’de, “yeryüzü labaratuvarında”  masum insanların üzerine denenmedik silah bırakılmadı. Atılmadık bomba, test edilmedik teknoloji  kalmadı. Ne yazık ki bütün bu olup bitenler sekiz buçuk milyar insanın gözünün önünde  cereyan etmekte. On binlerce insanı katleden siyonistlere dur diyebilecek olanlar, ciddiye alınmadığı gibi; “yetti artık…” dercesine haykıranlar ise acıları kuşanmış bir şekilde her yeni güne  gözünü açmakta…   Işin nereye varacağını kestirmek çok zor. Bir Filistinlinin bile sağ kalmaması üzerine yapılan planların ardı  arkası kesilmiyor. Geliştirilen katliam sılahlarına ait haberleri  okuduğumuzda tüylerimiz ürpermekte, kanımız adeta donmakta. Henüz haberdar olmayanlar da öğreniversin;  İsrail Gazze'deki bombalama çılgınlığını yöneten yapay zeka makinesi “Lavender” denilen sistemi geliştirdi. Lavender, İsrail ordusundaki yetkili kişilerce geliştirlmiş bu yapay zeka sistemi, ilk aşamada kendisine tanımlanan veriler ve sahip olduğu algoritmalarla öncelikle profilleri oluşturup   hedefleri tespit ediyor. Sistem, bir sonraki adımda hedeflere nereden saldırılacağını belirliyor. En son aşamada ise sistem tarafından bombalama mühimmatı seçiliyor ve bombalama işlemi gerçekleştiriyor. Gazze Şeridi’ndeki 2,3 milyon insandan toplanan bilgileri yapay zekâ temelli programla  bir kitlesel gözetleme sistemi aracılığıyla analiz ediyor, değerlendirilip ardından her bir kişinin bombalanma öncelik sıralaması yapılıyor. Bu sıralamaya göre bombalama işlemi gerçekleştirilmekte. Lavender’de, hedeflerin evlerine girdiği anı gerçek zamanlı olarak tespit edebilmek için çeşitli otomatik programlar kullanılıyor. Bu programlar binlerce kişiyi aynı anda takip ediyor, ne zaman evde olduklarını belirliyor ve hedef belirleme sistemine otomatik bir uyarı gönderiyor, o da daha sonra evi bombalamak için işaretliyor. Genellikle geceleri aileleriyle birlikte evlerinde hedef alıyor.''Where is my daddy?'' (Babam Nerede?) gibi otomatik sistemler kullanılmakta. Sonuç olarak, çoğu masum sivillerden oluşan binlerce Filistinli, özellikle çatışmanın ilk aşamalarında yapay zeka programı tarafından verilen kararlar nedeniyle İsrail hava saldırılarında öldürülmüş durumda. İsrail’in yapay zeka destekli bu korkunç sistemi, Filistin’de yaşanan dramı ve İsrail’in soykırıma varan insanlık suçunu açık ve net bir şekilde anlatmaktadır. Modern kelime dağarcığı ile anlatmaya bile zorlandığımız İsrail terörü, 21. yüzyılda yeryüzünü nasıl fesada sürüklediğini apaçık  ortaya koymaktadır. Modern teknolojilerinin bütün imkanlarını katliam için seferber eden İsrail’e karşı yeryüzü ölçeğinde güçlü bir şekilde itiraz edilmemesi yakın bir zamanda küresel ölçekli büyük bir sorunla karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir. Büyük umutlarla başladığımız her yeni günün sonunda yorgun düşmemiz yetmezmiş gibi yarına dair hayellerimizin bir bir sönüp gitmesi  ne acı verici bir durum. Küresel güçlerin yol belirleyip o istikamete doğru yeryüzünü sürüklemeleri ne sarsıcı bir durum. Güzel günler umuduyla yola çıkanların bir süre sonra “ne yazık ki yolun soru görülüyor” düşüncesiyle ümitsizliğine kapılması ne kederli bir durum… Açıkçası Insanlık bir yol ayrımında. Ya kainatın altını da üstünü de rahat bırakmayanlara karşı bir ve birlikte olup yeter artık diyerek güçlü bir şekilde karşı koyacağız, Ya da yılın sonunu bekleyenler gibi yolun sonu nereye denk gelirse düşüncesiyle … amaçsız yol yürüyenlere eşlik edeceğiz. “Bizden yanasınız…” diyenlerin karşısında; “Billahi… ne sizdeniz ne de sizden yanayız” diyerek saflarımızı sımsıkı hale getireceğiz, Veya onlardan olarlala birlikte “kainatın ışığını söndürmeye kalkanların” safında kayıt altına alınanlardan olacağız. Geç olmadan. Geç kalmadan. Kararımızı vermek durumundayız.   Halil PEHLİVAN    
Gün geçmiyor ki canımızı sıkan bir habere denk gelmeyelim.

Gün geçmiyor ki canımızı sıkan bir habere  denk gelmeyelim.

Gün geçmiyor ki  “dünyanın sonu mu geldi?” diye düşünenleri haklı kılacak bir durumla karşılaşmayalım.

Ne yazık ki dünyanın gidişatını gördükçe düzeleceğine dair umitler  giderek azalmakta.

Kabul etsek de etmesek de  yeni yıla başladığımız ilk saatlerdeki temenniler yerini umutsuzluğa bırakmakta.

Savaş, katlıam, soykırım, zulüm, işkence, ölüm…  ardı ardına ve artarak devam etmekte.

Hem de vahşice. Hem de insanlığın gözüne baka baka; utanmadan ve sıkılmadan “güçlüyüm ve öyleyse haklıyım”dercesine…

Zalimliğin “siyonisçesine”  dönüp baktıkça soykırımın normalleştirildiğini soyleyenleri haklı çıkarmakta.  

Çünkü bu zamana kadar edilen itirazlar; gücü elinde  elinde tutanların vurdumduymazlığına heba edilmiş durumda.

Maalesef Gazze’de, “yeryüzü labaratuvarında”  masum insanların üzerine denenmedik silah bırakılmadı.

Atılmadık bomba, test edilmedik teknoloji  kalmadı.

Ne yazık ki bütün bu olup bitenler sekiz buçuk milyar insanın gözünün önünde  cereyan etmekte.

On binlerce insanı katleden siyonistlere dur diyebilecek olanlar, ciddiye alınmadığı gibi; “yetti artık…” dercesine haykıranlar ise acıları kuşanmış bir şekilde her yeni güne  gözünü açmakta…  

Işin nereye varacağını kestirmek çok zor.

Bir Filistinlinin bile sağ kalmaması üzerine yapılan planların ardı  arkası kesilmiyor.

Geliştirilen katliam sılahlarına ait haberleri  okuduğumuzda tüylerimiz ürpermekte, kanımız adeta donmakta.

Henüz haberdar olmayanlar da öğreniversin;  İsrail Gazze'deki bombalama çılgınlığını yöneten yapay zeka makinesi “Lavender” denilen sistemi geliştirdi.

Lavender, İsrail ordusundaki yetkili kişilerce geliştirlmiş bu yapay zeka sistemi, ilk aşamada kendisine tanımlanan veriler ve sahip olduğu algoritmalarla öncelikle profilleri oluşturup   hedefleri tespit ediyor. Sistem, bir sonraki adımda hedeflere nereden saldırılacağını belirliyor. En son aşamada ise sistem tarafından bombalama mühimmatı seçiliyor ve bombalama işlemi gerçekleştiriyor.

Gazze Şeridi’ndeki 2,3 milyon insandan toplanan bilgileri yapay zekâ temelli programla  bir kitlesel gözetleme sistemi aracılığıyla analiz ediyor, değerlendirilip ardından her bir kişinin bombalanma öncelik sıralaması yapılıyor. Bu sıralamaya göre bombalama işlemi gerçekleştirilmekte.

Lavender’de, hedeflerin evlerine girdiği anı gerçek zamanlı olarak tespit edebilmek için çeşitli otomatik programlar kullanılıyor. Bu programlar binlerce kişiyi aynı anda takip ediyor, ne zaman evde olduklarını belirliyor ve hedef belirleme sistemine otomatik bir uyarı gönderiyor, o da daha sonra evi bombalamak için işaretliyor. Genellikle geceleri aileleriyle birlikte evlerinde hedef alıyor.''Where is my daddy?'' (Babam Nerede?) gibi otomatik sistemler kullanılmakta. Sonuç olarak, çoğu masum sivillerden oluşan binlerce Filistinli, özellikle çatışmanın ilk aşamalarında yapay zeka programı tarafından verilen kararlar nedeniyle İsrail hava saldırılarında öldürülmüş durumda.

İsrail’in yapay zeka destekli bu korkunç sistemi, Filistin’de yaşanan dramı ve İsrail’in soykırıma varan insanlık suçunu açık ve net bir şekilde anlatmaktadır.

Modern kelime dağarcığı ile anlatmaya bile zorlandığımız İsrail terörü, 21. yüzyılda yeryüzünü nasıl fesada sürüklediğini apaçık  ortaya koymaktadır. Modern teknolojilerinin bütün imkanlarını katliam için seferber eden İsrail’e karşı yeryüzü ölçeğinde güçlü bir şekilde itiraz edilmemesi yakın bir zamanda küresel ölçekli büyük bir sorunla karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir.

Büyük umutlarla başladığımız her yeni günün sonunda yorgun düşmemiz yetmezmiş gibi yarına dair hayellerimizin bir bir sönüp gitmesi  ne acı verici bir durum.

Küresel güçlerin yol belirleyip o istikamete doğru yeryüzünü sürüklemeleri ne sarsıcı bir durum.

Güzel günler umuduyla yola çıkanların bir süre sonra “ne yazık ki yolun soru görülüyor” düşüncesiyle ümitsizliğine kapılması ne kederli bir durum…

Açıkçası

Insanlık bir yol ayrımında.

Ya kainatın altını da üstünü de rahat bırakmayanlara karşı bir ve birlikte olup yeter artık diyerek güçlü bir şekilde karşı koyacağız,

Ya da yılın sonunu bekleyenler gibi yolun sonu nereye denk gelirse düşüncesiyle … amaçsız yol yürüyenlere eşlik edeceğiz.

“Bizden yanasınız…” diyenlerin karşısında; “Billahi… ne sizdeniz ne de sizden yanayız” diyerek saflarımızı sımsıkı hale getireceğiz,

Veya onlardan olarlala birlikte “kainatın ışığını söndürmeye kalkanların” safında kayıt altına alınanlardan olacağız.

Geç olmadan.

Geç kalmadan.

Kararımızı vermek durumundayız.

 

Halil PEHLİVAN

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi