Çayın geleceği alarm veriyor
Çayın geleceği alarm veriyor
Gazeteci-yazar Abdullah Uzun, kaleme aldığı "Çayın Geleceği Alarm Veriyor" başlıklı yazısında, çay üretiminde artan işçilik maliyetleri, gençlerin üretimden uzaklaşması ve yabancı iş gücüne bağımlılığın sektörün geleceği açısından ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı.
Rizeli Gazeteci-yazar Abdullah Uzun, "Çayın Geleceği Alarm Veriyor" başlıklı yazısında, Rize'nin en önemli geçim kaynaklarından biri olan çay üretiminin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekti. Uzun, çayın yalnızca ekonomik bir ürün değil, aynı zamanda bölgenin kültürü ve yaşam biçimi olduğunu belirterek, üretimin geleceğine ilişkin uyarılarda bulundu.
Yazının tamamı ise şöyle:
''Rize denildiğinde akla ilk gelen hiç kuşkusuz çaydır. Yıllardır bu toprakların bereketi, insanının alın teri ve geçim kaynağı olan çay, bugün üreticisini düşündüren yeni sorunlarla karşı karşıya.
Şehir ve Yerel Bölge Rehberleri
Dışarıdan bakıldığında yemyeşil çay bahçeleri insana huzur verir. Ancak o bahçelerin içine giren herkes bilir ki çay üretimi, göründüğü kadar kolay değildir. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan mesai, çoğu zaman akşamın karanlığına kadar sürer. Yağmur demeden, güneş dinlemeden çalışılır. Bir yandan çay toplanır, diğer yandan çuvallarla sırtlarda ya da omuzlarda taşınır. Sonra alım yerlerinde uzun kuyruklar başlar. Üretici, ürününü teslim edip evine döndüğünde büyük bir yorgunlukla birlikte, emeğinin karşılığını almanın huzurunu yaşar. Ay sonunda ödeme hesabına yattığında ise günlerce çekilen zahmet biraz olsun unutulur.
Ancak artık çay üretiminin en büyük sorunu fiyat kadar iş gücü olmaya başladı.
Bunun sonucu olarak çay bahçeleri adeta sahiplerinin değil, yarıcıların ve mevsimlik işçilerin çalıştığı alanlara dönüştü.
Bugün ton başına ödenen toplama ücreti, neredeyse üreticinin eline geçen çay parasının yarısına ulaşıyor. Üretici emeğinin büyük bölümünü işçilik giderine ayırmak zorunda kalıyor. Doğal olarak da "Çay fiyatı yetersiz." serzenişleri artıyor.
Bir dönem Gürcistan'dan gelen işçiler önemli ölçüde bu açığı kapatıyordu. Ancak ekonomik şartların değişmesiyle onlar da verilen ücretleri yeterli bulmamaya başladı. Şimdi ise farklı ülkelerden gelen işçiler aynı işi yapıyor. Fakat onlar da zamanla daha yüksek ücret talep ediyor.
Hatta bugün bile bazı yarıcıların ürünün üçte ikisini istemeye başladığı konuşuluyor.
Peki yarın ne olacak?
Çay toplamayı bilen genç kalmayınca, yabancı işçi bulmak zorlaşınca, işçilik maliyetleri daha da yükselince bu bahçeler nasıl toplanacak?
Yıllar önce büyük emeklerle dağ taş çay bahçesine dönüştürüldü. O günlerin emeği bugün ayakta duruyor. Ancak üretici kendi bahçesine girmemeye devam ederse, gelecek nesiller çayı sadece uzaktan seyreden bir nesle dönüşebilir.
Bu mesele yalnızca üreticinin değil, bölgenin geleceğinin de meselesidir.
ÇAYKUR'un, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın, üniversitelerin ve ilgili tüm kurumların bugünden harekete geçmesi gerekiyor. Mekanizasyonun artırılması, gençlerin üretime teşvik edilmesi, işçilik maliyetlerini azaltacak projelerin geliştirilmesi ve üreticiyi koruyacak yeni modellerin oluşturulması artık kaçınılmaz hale gelmiştir.
Bugün konuşulmayan her sorun, yarın daha büyük maliyetlerle karşımıza çıkacaktır.
Çay bizim ekmeğimiz, alın terimiz ve kültürümüzdür.
Bu değeri korumak istiyorsak, bugünden çözüm üretmek zorundayız.
Çünkü görünen o ki; dert çok, çözüm ise hâlâ yok…''
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
