DEĞİŞEN DÜNYA'DA RİZE

Rize 28.08.2026 - 23:16, Güncelleme: 28.08.2026 - 23:16 419 kez okundu.
 

DEĞİŞEN DÜNYA'DA RİZE

Modernleşme, sekülerleşme ve toplumsal değişim üzerine sosyolojik bir değerlendirme
Dünya değiştiği gibi Rize de değişiyor. Rize’nin toplumsal hayatında gözlemlediğimiz her değişimi inanç ve dinî değerlerde bir zayıflama olarak yorumlamak, modernleşme ile sekülerleşme arasındaki ayrımı gözden kaçırmamıza yol açabilir. Son otuz yılda yaşanan değişimi şehrin yollarında, binalarında ve ekonomik imkânlarında gördüğümüz gibi insanların dünyayla kurduğu ilişkide, aile hayatında, eğitimde, çalışma biçimlerinde, tüketim alışkanlıklarında ve bireysel tercihlerinde de görebiliyoruz. Rize’nin bugününü ve geçirdiği toplumsal dönüşümü anlamak için otuz yıl öncesinin Rize’sini ve o günün dünyasını hatırlamak yararlı olabilir. Dünya bize daha uzaktı 1990’ların Rize’sinde insanın dünyayla bağlantısını büyük ölçüde televizyon, radyo, gazete ve sabit telefon sağlıyordu. İnternet günlük hayatın parçası hâline gelmemiş, cep telefonu yaygınlaşmamış, sosyal medya henüz hayatımıza girmemişti. Bir çocuğun veya gencin sosyal dünyasının merkezinde ailesi, akrabaları, köyü, mahallesi, okulu ve yakın çevresi bulunuyordu. İnsanların birbirinden etkilenmesinde yüz yüze ilişkilerin ve içinde yaşadıkları çevrenin ağırlığı bugüne göre daha fazlaydı. Bugün Rize’nin herhangi bir köyünde yaşayan bir genç, elindeki telefonla dünyanın öbür ucundaki insanların günlük hayatını görebiliyor; dinledikleri müziği dinliyor, giyim tarzlarını takip ediyor, fikirlerinden ve toplumsal tartışmalarından haberdar oluyor. Bilgi birkaç saniye içinde sınırları aşarken insanların kendilerini karşılaştırdığı çevre de köyün, mahallenin ve şehrin çok ötesine uzanıyor. İletişimdeki bu dönüşüm yalnızca haber alma hızımızı artırmadı. Dünyayı algılama biçimlerimizi, beklentilerimizi ve tercihlerimizi de etkiledi. Bir bakıma dünya Rizeliye yaklaştı, Rizeli de dünyaya açıldı. Görmekten erişmeye: Giyim kuşam da değişti Bu dönüşümün gündelik hayattaki en görünür örneklerinden birini giyim kuşamda görebiliriz. Otuz yıl önce Rize’de yaşayan bir insanın kıyafet seçenekleri büyük ölçüde şehirdeki ve ilçelerdeki esnafın sunduğu ürünlerle sınırlıydı. Mağazalara hangi ürünler geliyorsa tüketicinin tercih alanı da önemli ölçüde bunların arasından şekilleniyordu. Bugün internet ve e-ticaret bu sınırları büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Rize’de yaşayan biri, Türkiye’nin başka bir şehrinde veya dünyanın farklı bir ülkesinde satılan bir kıyafeti telefonunda görebiliyor ve erişilebilir olduğu ölçüde sipariş edebiliyor. Geçmişte Rize’deki bir mağazanın rafına hiç ulaşmayacak bir ürün bugün kısa sürede kapımıza kadar gelebiliyor. Böylece yalnızca giyim tercihleri değil, ulaşılabilen seçeneklerin çeşitliliği de değişti. Sosyal medya farklı giyim tarzlarını görünür hâle getirirken e-ticaret görülen ürüne ulaşmayı kolaylaştırıyor. Bir anlamda görmek ile erişmek arasındaki mesafe kısaldı. Bu nedenle sokaktaki giyim kuşamı değerlendirirken kişinin değerlerinin yanında moda, ekonomik imkânlar, piyasanın sunduğu seçenekler, reklam, sosyal çevre ve küresel kültür gibi etkenleri de hesaba katmak gerekiyor. İnsan neyi tercih edeceğine kendi değerleriyle karar verirken önünde hangi seçeneklerin bulunduğu da bu tercihin oluştuğu zemini etkiliyor. Benzer bir dönüşümü yeme içme alışkanlıklarından ev eşyasına, müzikten eğlenceye, otomobilden tatil anlayışına kadar hayatın pek çok alanında görmek mümkün. Ailenin ve yakın çevrenin etkisi Rize’nin geleneksel toplumsal yapısında aile ve yakın çevrenin güçlü bir yeri vardı. Eğitimden mesleğe, evlilikten gündelik davranışlara kadar birçok alanda kişinin tercihleriyle birlikte ailenin beklentileri, akrabalık ilişkileri, komşuluk ve toplumun ortak kabulleri de etkili oluyordu. “İnsanlar ne der?” sözü, geçmişteki bu toplumsal yapıyı anlamamıza yardımcı olan ifadelerden biridir. Bugün aile, akrabalık, köy ve hemşehrilik bağları önemini korurken insanın ilişki kurduğu dünya genişledi. Gençler başka şehirlerde eğitim görüyor, farklı kültürlerden insanlarla tanışıyor, çalışma hayatına katılıyor ve dijital ortamda birbirinden farklı düşünce ve yaşam biçimleriyle karşılaşıyor. Bu gelişmeler bireyin kendi hayatına ilişkin karar alanını da genişletiyor. Bireyselleşmeyi aileden veya toplumdan kopuş olarak görmek yerine, kişinin kendi hayatına ilişkin kararlarda daha fazla söz sahibi olması üzerinden düşünmek Rize’deki değişimi anlamamıza yardımcı olabilir. Eğitim uzuyor, hayatın takvimi değişiyor TÜİK’in 2024 verilerine göre Rize’de muhtemel eğitim süresi 18,5 yıl. Bu değer Rize’yi Türkiye’de eğitim süresinin yüksek olduğu iller arasına yerleştiriyor. Eğitimde geçirilen sürenin uzaması, insan hayatındaki başka kararların zamanlamasıyla da birlikte ilerliyor. Gençlerin çalışma hayatına ve ekonomik bağımsızlığa geçişi ileri yaşlara taşınabiliyor. Evlilik ve çocuk sahibi olma kararları da ekonomik şartlar, iş imkânları, konut maliyetleri ve kişisel beklentilerle birlikte şekilleniyor. 2025 yılı verilerine göre Rize’de ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 29,9, kadınlarda 27,4. Bu rakamlar Rize’yi Türkiye’de ilk evlenme yaşının yüksek olduğu iller arasına taşıyor. Bu göstergeler tek başına bir sebep-sonuç ilişkisi kurmaya yetmez. Ancak eğitim, çalışma, evlilik ve çocuk sahibi olmanın geçmiş kuşaklara göre daha ileri yaşlara taşındığını gösteren ortak bir tablo ortaya koyuyor: Rize’de hayatın takvimi değişiyor. Üniversiteyle birlikte şehir de değişti Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinin 2006 yılında kurulması Rize’nin yakın dönem toplumsal hayatındaki önemli gelişmelerden biri oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerinden binlerce genç Rize’ye gelirken Rize’den gençler de eğitim için başka şehirlere yöneldi. Bu karşılıklı hareketlilik; öğrenci evlerinden kafelere, ulaşımdan hizmet sektörüne ve kamusal alanların kullanımına kadar şehir hayatının pek çok unsuruna yansıdı. Farklı kültürlerden ve farklı hayat tecrübelerinden insanların karşılaşma imkânları arttı. Bugün Rize merkezindeki toplumsal görünüm yalnızca yerleşik Rize nüfusundan oluşmuyor. Öğrenciler, turistler, kamu çalışanları ve çeşitli sebeplerle şehirde bulunan insanlar da bu görüntünün bir parçası. Şehir çeşitlendikçe sokakta gördüğümüz bir görüntüden bütün bir toplumun değer dünyasına ilişkin sonuç çıkarmak da güçleşiyor. Aile küçülüyor Doğurganlık verileri dönüşümün başka bir yönünü gösteriyor. Rize’de toplam doğurganlık hızı 2019 yılında kadın başına 1,66 çocuk iken 2025 yılında 1,28’e geriledi. Geçmiş kuşaklarda daha sık karşılaştığımız kalabalık aile yapısının yerini giderek daha az çocuklu aileler alıyor. Ekonomik şartlar, eğitim süresi, evlilik yaşı, konut imkânları, kadının çalışma hayatındaki yeri ve çocuk yetiştirmenin maliyeti bu değişimde farklı ölçülerde rol oynayabilir. Benzer eğilimlerin Türkiye’nin başka bölgelerinde ve dünyanın birçok ülkesinde görülmesi, Rize’deki gelişmeyi daha geniş bir toplumsal dönüşüm içinde değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Doğurganlık rakamları insanların değer dünyasını tek başına açıklamaz. Ancak aile hayatının biçim değiştirdiğini gösteren önemli göstergelerden biridir. Rize kadınının hayatındaki değişim Rize’de kadın her zaman üretimin içerisinde yer aldı. Çay tarımının yıllarca taşıdığı emek yükünü bilenler, Rize kadınını yalnızca ev hayatıyla tanımlamanın gerçeği yansıtmadığını bilir. Geçmişte bu emeğin önemli bir bölümü köy, aile ve tarımsal üretim çevresinde gerçekleşiyordu. Bugün bunun yanına üniversite eğitimi, kamu hizmetleri, özel sektör, sağlık, eğitim, akademik hayat ve farklı meslek alanları eklendi. Buradaki dönüşümü kadının üretime yeni katılması üzerinden değil; eğitiminin, emeğinin ve toplumsal varlığının farklı alanlara yayılması üzerinden okumak daha anlamlı olabilir. Bunun giyimden sosyal ilişkilere, evlilik tercihinden çalışma hayatına kadar çeşitli yansımaları bulunması da doğal. Tam bu noktada görünür hayat tarzıyla insanın inanç dünyasını ayrı ayrı değerlendirmek önem kazanıyor. Bir insanın kıyafetini görebiliriz; fakat inancının derinliğini aynı kolaylıkla göremeyiz. İnanç dünyası; ibadetler, ahlak anlayışı, değerler, aidiyetler ve gündelik hayatta dine verilen yerle birlikte çok daha geniş bir çerçevede şekillenir. Sokak bize toplum hakkında bazı şeyler anlatabilir; fakat her şeyi anlatmaz. Tüketim kültürü hepimizi etkiliyor Giyim kuşamda gördüğümüz değişimin daha geniş karşılığını tüketim alışkanlıklarımızda buluyoruz. Evlerimiz, otomobillerimiz, telefonlarımız, yeme içme alışkanlıklarımız ve hayat standardına ilişkin beklentilerimiz geçmiş kuşaklardan farklılaşıyor. Sosyal medya başkalarının hayatlarını daha görünür hâle getirirken e-ticaret ve gelişen ulaşım imkânları ürünlere erişimi kolaylaştırıyor. Rize’de dindar kesimler üzerine yapılmış bazı akademik çalışmalar da modern tüketim kültürünün dinî hayatın içinde yaşayan insanları etkileyebildiğine ve yaşam biçimlerinin zamanla yeni şekiller kazanabildiğine işaret ediyor. Bu durum, dinî ve kültürel aidiyetlerle modern hayatın gündelik alışkanlıklarının aynı insanın hayatında birlikte bulunabileceğini düşündürüyor. Toplumsal değişimi anlamaya çalışırken insanların ne tükettiğinin yanında değerlerini ve aidiyetlerini nasıl taşıdıklarına da bakmak gerekiyor. Modernleşme ile Sekülerleşme Arasındaki Ayrım Buraya kadar ele aldığımız göstergeler Rize’de eğitimden aile yapısına, iletişimden tüketime kadar önemli bir toplumsal dönüşüm yaşandığını gösteriyor. Ancak bu dönüşümün ne ölçüde sekülerleşmeye karşılık geldiğini söyleyebilmek için başka tür verilere ihtiyaç var. İnsanların dinî inançlarını, ibadet alışkanlıklarını, gençlerin dinî aidiyetlerini ve dinin gündelik kararlar üzerindeki etkisini otuz yıl boyunca aynı yöntemle ölçen, Rize’ye özgü karşılaştırılabilir bir veri setimiz bulunmuyor. Buna karşılık eğitim süresindeki artışı, evlilik yaşındaki yükselişi, doğurganlıktaki düşüşü, üniversiteleşmeyi, iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasını ve bireysel tercih alanındaki genişlemeyi çeşitli göstergeler üzerinden izleyebiliyoruz. Bunlar Rize’nin modernleşmesi hakkında önemli bilgiler sunuyor. Bu modernleşmenin insanların inanç dünyasında nasıl bir karşılık bulduğu ise ayrıca araştırılmayı hak ediyor. Bu nedenle değişime hemen bir isim vermekten önce, değişimin kendisini ve onu ortaya çıkaran şartları anlamaya çalışmak daha sağlıklı görünüyor. Modernleşmeyi muhafazakârlığın karşısına koymadan düşünmek Rize’nin son otuz yılını anlamak için modernleşmeyi muhafazakârlığın karşısına koymadan düşünmek de mümkün. Bir toplum modernleşirken muhafazakâr değerlerini koruyabilir. Eğitim düzeyi yükselirken dinî aidiyetler varlığını sürdürebilir. Kadınların kamusal hayattaki yeri genişlerken aile önemini koruyabilir. Gençler kendi hayatlarına ilişkin daha fazla karar alırken aile, memleket ve din bağlarını taşımaya devam edebilir. Bugünkü Rize’de de üniversite okuyan, teknolojiyi kullanan, dünyanın farklı kültürlerini takip eden ve şehir hayatının imkânlarından yararlanan; aynı zamanda köyüyle ilişkisini sürdüren, ailesine önem veren, dinî ve kültürel aidiyetlerini taşıyan insanların aynı toplumsal yapı içinde bulunduğunu görebiliyoruz. Bu açıdan “modern-muhafazakâr Rize”, kesin bir tanımdan çok üzerinde düşünmeye ve araştırmaya değer bir sosyolojik ihtimal olarak ele alınabilir. Rize’yi yalnızca “modern” ya da “muhafazakâr” kavramlarından biriyle tanımlamak yerine, modern hayatla muhafazakâr değerlerin burada nasıl yan yana yaşadığına ve zaman içinde birbirini nasıl etkilediğine bakmak daha açıklayıcı olabilir. Değişirken neyi taşıyoruz? Dünya değişirken Rize de değişiyor. Bu değişimin ne kadarının ekonomik şartlardan, eğitimden, bireyselleşmeden, küresel kültürden, iletişim teknolojilerinden veya dinî hayattaki dönüşümden kaynaklandığını anlayabilmek için daha fazla veriye ve araştırmaya ihtiyaç var. Değişimi anlamlandırırken rakamlar kadar hayatın kendisine de bakmak gerekiyor. Aile bağlarının, komşuluğun, dayanışma kültürünün, dinî ve kültürel aidiyetlerin yeni kuşaklarda nasıl karşılık bulduğu; modern hayatın imkânlarıyla birlikte nelerin korunduğu ve nelerin dönüşerek varlığını sürdürdüğü bu tablonun önemli parçaları. Rize son otuz yılda eğitimden aile hayatına, iletişimden tüketim alışkanlıklarına kadar pek çok alanda değişti. Bu değişimin izlerini sokakta, ailede, iş hayatında ve gündelik tercihlerde görmek mümkün. Ancak gördüğümüz değişimin mahiyetini anlamak, ona hemen bir isim vermekten daha fazla çaba istiyor. Toplumsal yapıdaki değişim ile insanların değerler dünyasındaki değişim her zaman aynı hızda ve aynı yönde ilerlemeyebilir. Rize’nin ne kadar değiştiğini bugün büyük ölçüde görebiliyoruz. Bu değişimin inançlarımızda, değerlerimizde ve toplumsal bağlarımızda nasıl bir karşılık bulduğunu anlayabilmek için ise gördüklerimizin biraz daha ötesine bakmamız gerekiyor. Remzi SEKBAN  
Modernleşme, sekülerleşme ve toplumsal değişim üzerine sosyolojik bir değerlendirme

Dünya değiştiği gibi Rize de değişiyor. Rize’nin toplumsal hayatında gözlemlediğimiz her değişimi inanç ve dinî değerlerde bir zayıflama olarak yorumlamak, modernleşme ile sekülerleşme arasındaki ayrımı gözden kaçırmamıza yol açabilir.

Son otuz yılda yaşanan değişimi şehrin yollarında, binalarında ve ekonomik imkânlarında gördüğümüz gibi insanların dünyayla kurduğu ilişkide, aile hayatında, eğitimde, çalışma biçimlerinde, tüketim alışkanlıklarında ve bireysel tercihlerinde de görebiliyoruz.

Rize’nin bugününü ve geçirdiği toplumsal dönüşümü anlamak için otuz yıl öncesinin Rize’sini ve o günün dünyasını hatırlamak yararlı olabilir.

Dünya bize daha uzaktı

1990’ların Rize’sinde insanın dünyayla bağlantısını büyük ölçüde televizyon, radyo, gazete ve sabit telefon sağlıyordu. İnternet günlük hayatın parçası hâline gelmemiş, cep telefonu yaygınlaşmamış, sosyal medya henüz hayatımıza girmemişti.

Bir çocuğun veya gencin sosyal dünyasının merkezinde ailesi, akrabaları, köyü, mahallesi, okulu ve yakın çevresi bulunuyordu. İnsanların birbirinden etkilenmesinde yüz yüze ilişkilerin ve içinde yaşadıkları çevrenin ağırlığı bugüne göre daha fazlaydı.

Bugün Rize’nin herhangi bir köyünde yaşayan bir genç, elindeki telefonla dünyanın öbür ucundaki insanların günlük hayatını görebiliyor; dinledikleri müziği dinliyor, giyim tarzlarını takip ediyor, fikirlerinden ve toplumsal tartışmalarından haberdar oluyor. Bilgi birkaç saniye içinde sınırları aşarken insanların kendilerini karşılaştırdığı çevre de köyün, mahallenin ve şehrin çok ötesine uzanıyor.

İletişimdeki bu dönüşüm yalnızca haber alma hızımızı artırmadı. Dünyayı algılama biçimlerimizi, beklentilerimizi ve tercihlerimizi de etkiledi.

Bir bakıma dünya Rizeliye yaklaştı, Rizeli de dünyaya açıldı.

Görmekten erişmeye: Giyim kuşam da değişti

Bu dönüşümün gündelik hayattaki en görünür örneklerinden birini giyim kuşamda görebiliriz.

Otuz yıl önce Rize’de yaşayan bir insanın kıyafet seçenekleri büyük ölçüde şehirdeki ve ilçelerdeki esnafın sunduğu ürünlerle sınırlıydı. Mağazalara hangi ürünler geliyorsa tüketicinin tercih alanı da önemli ölçüde bunların arasından şekilleniyordu.

Bugün internet ve e-ticaret bu sınırları büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Rize’de yaşayan biri, Türkiye’nin başka bir şehrinde veya dünyanın farklı bir ülkesinde satılan bir kıyafeti telefonunda görebiliyor ve erişilebilir olduğu ölçüde sipariş edebiliyor. Geçmişte Rize’deki bir mağazanın rafına hiç ulaşmayacak bir ürün bugün kısa sürede kapımıza kadar gelebiliyor.

Böylece yalnızca giyim tercihleri değil, ulaşılabilen seçeneklerin çeşitliliği de değişti. Sosyal medya farklı giyim tarzlarını görünür hâle getirirken e-ticaret görülen ürüne ulaşmayı kolaylaştırıyor.

Bir anlamda görmek ile erişmek arasındaki mesafe kısaldı.

Bu nedenle sokaktaki giyim kuşamı değerlendirirken kişinin değerlerinin yanında moda, ekonomik imkânlar, piyasanın sunduğu seçenekler, reklam, sosyal çevre ve küresel kültür gibi etkenleri de hesaba katmak gerekiyor. İnsan neyi tercih edeceğine kendi değerleriyle karar verirken önünde hangi seçeneklerin bulunduğu da bu tercihin oluştuğu zemini etkiliyor.

Benzer bir dönüşümü yeme içme alışkanlıklarından ev eşyasına, müzikten eğlenceye, otomobilden tatil anlayışına kadar hayatın pek çok alanında görmek mümkün.

Ailenin ve yakın çevrenin etkisi

Rize’nin geleneksel toplumsal yapısında aile ve yakın çevrenin güçlü bir yeri vardı. Eğitimden mesleğe, evlilikten gündelik davranışlara kadar birçok alanda kişinin tercihleriyle birlikte ailenin beklentileri, akrabalık ilişkileri, komşuluk ve toplumun ortak kabulleri de etkili oluyordu.

“İnsanlar ne der?” sözü, geçmişteki bu toplumsal yapıyı anlamamıza yardımcı olan ifadelerden biridir.

Bugün aile, akrabalık, köy ve hemşehrilik bağları önemini korurken insanın ilişki kurduğu dünya genişledi. Gençler başka şehirlerde eğitim görüyor, farklı kültürlerden insanlarla tanışıyor, çalışma hayatına katılıyor ve dijital ortamda birbirinden farklı düşünce ve yaşam biçimleriyle karşılaşıyor.

Bu gelişmeler bireyin kendi hayatına ilişkin karar alanını da genişletiyor. Bireyselleşmeyi aileden veya toplumdan kopuş olarak görmek yerine, kişinin kendi hayatına ilişkin kararlarda daha fazla söz sahibi olması üzerinden düşünmek Rize’deki değişimi anlamamıza yardımcı olabilir.

Eğitim uzuyor, hayatın takvimi değişiyor

TÜİK’in 2024 verilerine göre Rize’de muhtemel eğitim süresi 18,5 yıl. Bu değer Rize’yi Türkiye’de eğitim süresinin yüksek olduğu iller arasına yerleştiriyor.

Eğitimde geçirilen sürenin uzaması, insan hayatındaki başka kararların zamanlamasıyla da birlikte ilerliyor. Gençlerin çalışma hayatına ve ekonomik bağımsızlığa geçişi ileri yaşlara taşınabiliyor. Evlilik ve çocuk sahibi olma kararları da ekonomik şartlar, iş imkânları, konut maliyetleri ve kişisel beklentilerle birlikte şekilleniyor.
2025 yılı verilerine göre Rize’de ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 29,9, kadınlarda 27,4. Bu rakamlar Rize’yi Türkiye’de ilk evlenme yaşının yüksek olduğu iller arasına taşıyor.

Bu göstergeler tek başına bir sebep-sonuç ilişkisi kurmaya yetmez. Ancak eğitim, çalışma, evlilik ve çocuk sahibi olmanın geçmiş kuşaklara göre daha ileri yaşlara taşındığını gösteren ortak bir tablo ortaya koyuyor:

Rize’de hayatın takvimi değişiyor.

Üniversiteyle birlikte şehir de değişti

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinin 2006 yılında kurulması Rize’nin yakın dönem toplumsal hayatındaki önemli gelişmelerden biri oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerinden binlerce genç Rize’ye gelirken Rize’den gençler de eğitim için başka şehirlere yöneldi.

Bu karşılıklı hareketlilik; öğrenci evlerinden kafelere, ulaşımdan hizmet sektörüne ve kamusal alanların kullanımına kadar şehir hayatının pek çok unsuruna yansıdı. Farklı kültürlerden ve farklı hayat tecrübelerinden insanların karşılaşma imkânları arttı.

Bugün Rize merkezindeki toplumsal görünüm yalnızca yerleşik Rize nüfusundan oluşmuyor. Öğrenciler, turistler, kamu çalışanları ve çeşitli sebeplerle şehirde bulunan insanlar da bu görüntünün bir parçası.

Şehir çeşitlendikçe sokakta gördüğümüz bir görüntüden bütün bir toplumun değer dünyasına ilişkin sonuç çıkarmak da güçleşiyor.

Aile küçülüyor

Doğurganlık verileri dönüşümün başka bir yönünü gösteriyor. Rize’de toplam doğurganlık hızı 2019 yılında kadın başına 1,66 çocuk iken 2025 yılında 1,28’e geriledi.
Geçmiş kuşaklarda daha sık karşılaştığımız kalabalık aile yapısının yerini giderek daha az çocuklu aileler alıyor. Ekonomik şartlar, eğitim süresi, evlilik yaşı, konut imkânları, kadının çalışma hayatındaki yeri ve çocuk yetiştirmenin maliyeti bu değişimde farklı ölçülerde rol oynayabilir.

Benzer eğilimlerin Türkiye’nin başka bölgelerinde ve dünyanın birçok ülkesinde görülmesi, Rize’deki gelişmeyi daha geniş bir toplumsal dönüşüm içinde değerlendirmeyi gerekli kılıyor.

Doğurganlık rakamları insanların değer dünyasını tek başına açıklamaz. Ancak aile hayatının biçim değiştirdiğini gösteren önemli göstergelerden biridir.

Rize kadınının hayatındaki değişim

Rize’de kadın her zaman üretimin içerisinde yer aldı. Çay tarımının yıllarca taşıdığı emek yükünü bilenler, Rize kadınını yalnızca ev hayatıyla tanımlamanın gerçeği yansıtmadığını bilir.

Geçmişte bu emeğin önemli bir bölümü köy, aile ve tarımsal üretim çevresinde gerçekleşiyordu. Bugün bunun yanına üniversite eğitimi, kamu hizmetleri, özel sektör, sağlık, eğitim, akademik hayat ve farklı meslek alanları eklendi.

Buradaki dönüşümü kadının üretime yeni katılması üzerinden değil; eğitiminin, emeğinin ve toplumsal varlığının farklı alanlara yayılması üzerinden okumak daha anlamlı olabilir. Bunun giyimden sosyal ilişkilere, evlilik tercihinden çalışma hayatına kadar çeşitli yansımaları bulunması da doğal.

Tam bu noktada görünür hayat tarzıyla insanın inanç dünyasını ayrı ayrı değerlendirmek önem kazanıyor.

Bir insanın kıyafetini görebiliriz; fakat inancının derinliğini aynı kolaylıkla göremeyiz. İnanç dünyası; ibadetler, ahlak anlayışı, değerler, aidiyetler ve gündelik hayatta dine verilen yerle birlikte çok daha geniş bir çerçevede şekillenir.

Sokak bize toplum hakkında bazı şeyler anlatabilir; fakat her şeyi anlatmaz.

Tüketim kültürü hepimizi etkiliyor

Giyim kuşamda gördüğümüz değişimin daha geniş karşılığını tüketim alışkanlıklarımızda buluyoruz. Evlerimiz, otomobillerimiz, telefonlarımız, yeme içme alışkanlıklarımız ve hayat standardına ilişkin beklentilerimiz geçmiş kuşaklardan farklılaşıyor.

Sosyal medya başkalarının hayatlarını daha görünür hâle getirirken e-ticaret ve gelişen ulaşım imkânları ürünlere erişimi kolaylaştırıyor.

Rize’de dindar kesimler üzerine yapılmış bazı akademik çalışmalar da modern tüketim kültürünün dinî hayatın içinde yaşayan insanları etkileyebildiğine ve yaşam biçimlerinin zamanla yeni şekiller kazanabildiğine işaret ediyor.

Bu durum, dinî ve kültürel aidiyetlerle modern hayatın gündelik alışkanlıklarının aynı insanın hayatında birlikte bulunabileceğini düşündürüyor. Toplumsal değişimi anlamaya çalışırken insanların ne tükettiğinin yanında değerlerini ve aidiyetlerini nasıl taşıdıklarına da bakmak gerekiyor.

Modernleşme ile Sekülerleşme Arasındaki Ayrım

Buraya kadar ele aldığımız göstergeler Rize’de eğitimden aile yapısına, iletişimden tüketime kadar önemli bir toplumsal dönüşüm yaşandığını gösteriyor. Ancak bu dönüşümün ne ölçüde sekülerleşmeye karşılık geldiğini söyleyebilmek için başka tür verilere ihtiyaç var.

İnsanların dinî inançlarını, ibadet alışkanlıklarını, gençlerin dinî aidiyetlerini ve dinin gündelik kararlar üzerindeki etkisini otuz yıl boyunca aynı yöntemle ölçen, Rize’ye özgü karşılaştırılabilir bir veri setimiz bulunmuyor.

Buna karşılık eğitim süresindeki artışı, evlilik yaşındaki yükselişi, doğurganlıktaki düşüşü, üniversiteleşmeyi, iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasını ve bireysel tercih alanındaki genişlemeyi çeşitli göstergeler üzerinden izleyebiliyoruz.

Bunlar Rize’nin modernleşmesi hakkında önemli bilgiler sunuyor. Bu modernleşmenin insanların inanç dünyasında nasıl bir karşılık bulduğu ise ayrıca araştırılmayı hak ediyor.

Bu nedenle değişime hemen bir isim vermekten önce, değişimin kendisini ve onu ortaya çıkaran şartları anlamaya çalışmak daha sağlıklı görünüyor.
Modernleşmeyi muhafazakârlığın karşısına koymadan düşünmek

Rize’nin son otuz yılını anlamak için modernleşmeyi muhafazakârlığın karşısına koymadan düşünmek de mümkün.

Bir toplum modernleşirken muhafazakâr değerlerini koruyabilir. Eğitim düzeyi yükselirken dinî aidiyetler varlığını sürdürebilir. Kadınların kamusal hayattaki yeri genişlerken aile önemini koruyabilir. Gençler kendi hayatlarına ilişkin daha fazla karar alırken aile, memleket ve din bağlarını taşımaya devam edebilir.

Bugünkü Rize’de de üniversite okuyan, teknolojiyi kullanan, dünyanın farklı kültürlerini takip eden ve şehir hayatının imkânlarından yararlanan; aynı zamanda köyüyle
ilişkisini sürdüren, ailesine önem veren, dinî ve kültürel aidiyetlerini taşıyan insanların aynı toplumsal yapı içinde bulunduğunu görebiliyoruz.

Bu açıdan “modern-muhafazakâr Rize”, kesin bir tanımdan çok üzerinde düşünmeye ve araştırmaya değer bir sosyolojik ihtimal olarak ele alınabilir.

Rize’yi yalnızca “modern” ya da “muhafazakâr” kavramlarından biriyle tanımlamak yerine, modern hayatla muhafazakâr değerlerin burada nasıl yan yana yaşadığına ve zaman içinde birbirini nasıl etkilediğine bakmak daha açıklayıcı olabilir.

Değişirken neyi taşıyoruz?

Dünya değişirken Rize de değişiyor. Bu değişimin ne kadarının ekonomik şartlardan, eğitimden, bireyselleşmeden, küresel kültürden, iletişim teknolojilerinden veya dinî hayattaki dönüşümden kaynaklandığını anlayabilmek için daha fazla veriye ve araştırmaya ihtiyaç var.

Değişimi anlamlandırırken rakamlar kadar hayatın kendisine de bakmak gerekiyor. Aile bağlarının, komşuluğun, dayanışma kültürünün, dinî ve kültürel aidiyetlerin yeni kuşaklarda nasıl karşılık bulduğu; modern hayatın imkânlarıyla birlikte nelerin korunduğu ve nelerin dönüşerek varlığını sürdürdüğü bu tablonun önemli parçaları.
Rize son otuz yılda eğitimden aile hayatına, iletişimden tüketim alışkanlıklarına kadar pek çok alanda değişti. Bu değişimin izlerini sokakta, ailede, iş hayatında ve gündelik tercihlerde görmek mümkün.

Ancak gördüğümüz değişimin mahiyetini anlamak, ona hemen bir isim vermekten daha fazla çaba istiyor. Toplumsal yapıdaki değişim ile insanların değerler dünyasındaki değişim her zaman aynı hızda ve aynı yönde ilerlemeyebilir.

Rize’nin ne kadar değiştiğini bugün büyük ölçüde görebiliyoruz. Bu değişimin inançlarımızda, değerlerimizde ve toplumsal bağlarımızda nasıl bir karşılık bulduğunu anlayabilmek için ise gördüklerimizin biraz daha ötesine bakmamız gerekiyor.

Remzi SEKBAN

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.