RİZE, GAVUR VE İLAHİYAT ÇEVRELERİNDEN YÜKSELEN FARKLI SESLER

Rize 29.08.2026 - 13:56, Güncelleme: 29.08.2026 - 14:01 785 kez okundu.
 

RİZE, GAVUR VE İLAHİYAT ÇEVRELERİNDEN YÜKSELEN FARKLI SESLER

Rize RTEÜ İlahiyat Fakültesi hocası Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın Rize sokaklarında gördüğü açık saçıklık üzerinden ülkemizin gavur ülkelerini andırdığını öne sürmesi gözlerin bir kez daha din merkezli okullara ve orada ders veren hocalara, din adına ortada olan ne varsa onlara çevrilmesine yol açtı.
Bu konuyla ilgili başlayan tartışmalarda “Sokaklardaki çıplaklar hızla artıyor, ahlak yerde sürünüyor, dinin öngördüklerine uyanların, dine inananların sayıları hızla azalıyorsa, buna karşılık dini okulların, ilahiyatların, Kuran Kurslarının, Cami ve görevlilerinin vb.sayısı artıyorsa o zaman bunlar ne işe yarıyor? “sorusu  sosyal medyada en çok konu edilen sorulardan biri. Haber:Adnan ONAY Bu sorunun cevabını bulmak elbet kolay değil, ancak bildiğim bir şey var ki, bu çevrelerin toplumun daha ahlaklı, daha adil bir hale gelmesiyle ilgili eleştirileri oldukça cılız, önerileri ise yok. Bu çevrelerin (neredeyse hepsi) sadece kendilerinin yer aldıkları alanların büyümesinden, sosyal durumlarının iyileşmesinden, çevrelerinde kendilerine hak verenlerin artmasından öte  yaptıkları tek şey toplumsal sonuçlar üzerinden dini eleştiri üretmek..! Oysa, bugün toplum yozlaşmasının, toplumun dinden uzaklaşmasının ana nedeni  toplumsal değişimle ilgilidir. Dini görünürlüğün yükselmesinden bağımsız olarak dışarıda kendi şartlarını oluşturan bir toplumsal yapıyla karşı karşıyayız. Bazı kadınların teşhirciliğe varan düzeyde açılıp saçılmalarının ana nedeni kadın bedenini bir meta haline getiren kapitalizmin her şeyiyle toplumda iyice yerleşmesidir. Ülkemizde yerleşik hale gelen sistem çıkar ilişkilerini öne çıkaran, değerleri çıkar adına önemsiz kılan bir sistemdir. Çıkar ilişkisine dayalı böylesi  bir sistemin içerisinde kendine yön arayanlara ne aile tavsiyeleri, ne de eğitim sistemi çare olur. O nedenle, sorunu bazı kadınların plaj kıyafetlerini andırır kıyafetlerle sokaklarda gezinmeleriyle sınırlı tutmak deveyi gözden kaçırıp, pireyi deve  yapmak gibidir. Peki, bu çok boyutlu sorunlar  ilahiyatların, din çevrelerinin hangisinin gündeminde? Bu çevrelerden kimler  bu toplumsal çürümenin ana  nedenlerine değiniyor, onlar için kafa yoruyor? Yaptıkları varsa yoksa ortada olan sonuçlar üzerinden kaba ifadelerle dini argüman üretmeye çalışmak. Onlar bir bilim insanı olarak böyle yapınca da din adına  onlardan daha çok  “babamın en iyi yaptığı şey beni okutmaması olmuştur” diyen Cüppeli gibiler konuşuyor.  Kendilerine de sadece  iri, uç cümlelerle toplumun dikkatini üzerine çekmek, bu yolla kişisel tatmin kalıyor.  İslam dünyasının, günümüz islami çevrelerin demokrasi, çoğulculuk, laiklik gibi kavramlarla sorunları var ve din, bu doğrultuda şekillenen mevcut sistemler arasında kendine bir yer bulmakta zorlanıyor. O nedenledir ki, din adına akıldışılık, taassup, şiddeti benimseyen aşırılık oluşturanların sayıları da artıyor. Bu konulara el atmak akademinin öncelikli konuları arasında yer almalıydı. Ama görüyoruz ki, akademilerin gündemi camilerin gündeminden farksız. Yavuz Köktaş’ın söyledikleri ne ki! Henüz kadınların pantolon giymeye başladığı gençlik yıllarımda camilerden, ilahiyatçılardan duyduğumuz sözler, pantolon üzerinden kadınlar hakkında, ülkemiz  hakkında söylenenler Köktaş’ın sözlerinden çok daha ağırdı.  O nedenle, zaman zaman karşılaştığımız  bu gibi ifadeler karşısında hiç şaşırmıyorum ve daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Köktaş’ın sözlerinin samimi kanaati olduğunda ısrarcıyım. Kendisi de zaten sonraki açıklamasında yaptığı açıklamasının maksadını aştığını ancak, kanaatinin bu olduğunu belirtmiş.. Eğer, bugün konuşacaksak, Köktaş’ın kendince bir Türkiye değerlendirme yaparken Rize sokaklarından yola çıkması üzerine  değil, o ve onun gibilerin bu düşünceleri üzerine konuşmalıyız…
Rize RTEÜ İlahiyat Fakültesi hocası Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın Rize sokaklarında gördüğü açık saçıklık üzerinden ülkemizin gavur ülkelerini andırdığını öne sürmesi gözlerin bir kez daha din merkezli okullara ve orada ders veren hocalara, din adına ortada olan ne varsa onlara çevrilmesine yol açtı.

Bu konuyla ilgili başlayan tartışmalarda “Sokaklardaki çıplaklar hızla artıyor, ahlak yerde sürünüyor, dinin öngördüklerine uyanların, dine inananların sayıları hızla azalıyorsa, buna karşılık dini okulların, ilahiyatların, Kuran Kurslarının, Cami ve görevlilerinin vb.sayısı artıyorsa o zaman bunlar ne işe yarıyor? “sorusu  sosyal medyada en çok konu edilen sorulardan biri.

Haber:Adnan ONAY

Bu sorunun cevabını bulmak elbet kolay değil, ancak bildiğim bir şey var ki, bu çevrelerin toplumun daha ahlaklı, daha adil bir hale gelmesiyle ilgili eleştirileri oldukça cılız, önerileri ise yok. Bu çevrelerin (neredeyse hepsi) sadece kendilerinin yer aldıkları alanların büyümesinden, sosyal durumlarının iyileşmesinden, çevrelerinde kendilerine hak verenlerin artmasından öte  yaptıkları tek şey toplumsal sonuçlar üzerinden dini eleştiri üretmek..!

Oysa, bugün toplum yozlaşmasının, toplumun dinden uzaklaşmasının ana nedeni  toplumsal değişimle ilgilidir. Dini görünürlüğün yükselmesinden bağımsız olarak dışarıda kendi şartlarını oluşturan bir toplumsal yapıyla karşı karşıyayız. Bazı kadınların teşhirciliğe varan düzeyde açılıp saçılmalarının ana nedeni kadın bedenini bir meta haline getiren kapitalizmin her şeyiyle toplumda iyice yerleşmesidir. Ülkemizde yerleşik hale gelen sistem çıkar ilişkilerini öne çıkaran, değerleri çıkar adına önemsiz kılan bir sistemdir. Çıkar ilişkisine dayalı böylesi  bir sistemin içerisinde kendine yön arayanlara ne aile tavsiyeleri, ne de eğitim sistemi çare olur. O nedenle, sorunu bazı kadınların plaj kıyafetlerini andırır kıyafetlerle sokaklarda gezinmeleriyle sınırlı tutmak deveyi gözden kaçırıp, pireyi deve  yapmak gibidir.

Peki, bu çok boyutlu sorunlar  ilahiyatların, din çevrelerinin hangisinin gündeminde? Bu çevrelerden kimler  bu toplumsal çürümenin ana  nedenlerine değiniyor, onlar için kafa yoruyor?

Yaptıkları varsa yoksa ortada olan sonuçlar üzerinden kaba ifadelerle dini argüman üretmeye çalışmak.

Onlar bir bilim insanı olarak böyle yapınca da din adına  onlardan daha çok  “babamın en iyi yaptığı şey beni okutmaması olmuştur” diyen Cüppeli gibiler konuşuyor.  Kendilerine de sadece  iri, uç cümlelerle toplumun dikkatini üzerine çekmek, bu yolla kişisel tatmin kalıyor. 

İslam dünyasının, günümüz islami çevrelerin demokrasi, çoğulculuk, laiklik gibi kavramlarla sorunları var ve din, bu doğrultuda şekillenen mevcut sistemler arasında kendine bir yer bulmakta zorlanıyor. O nedenledir ki, din adına akıldışılık, taassup, şiddeti benimseyen aşırılık oluşturanların sayıları da artıyor. Bu konulara el atmak akademinin öncelikli konuları arasında yer almalıydı. Ama görüyoruz ki, akademilerin gündemi camilerin gündeminden farksız.

Yavuz Köktaş’ın söyledikleri ne ki! Henüz kadınların pantolon giymeye başladığı gençlik yıllarımda camilerden, ilahiyatçılardan duyduğumuz sözler, pantolon üzerinden kadınlar hakkında, ülkemiz  hakkında söylenenler Köktaş’ın sözlerinden çok daha ağırdı.  O nedenle, zaman zaman karşılaştığımız  bu gibi ifadeler karşısında hiç şaşırmıyorum ve daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Köktaş’ın sözlerinin samimi kanaati olduğunda ısrarcıyım. Kendisi de zaten sonraki açıklamasında yaptığı açıklamasının maksadını aştığını ancak, kanaatinin bu olduğunu belirtmiş..

Eğer, bugün konuşacaksak, Köktaş’ın kendince bir Türkiye değerlendirme yaparken Rize sokaklarından yola çıkması üzerine  değil, o ve onun gibilerin bu düşünceleri üzerine konuşmalıyız…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.