RİZE VE GAVURLASMAK

Rize 28.08.2026 - 08:43, Güncelleme: 28.08.2026 - 09:06 674 kez okundu.
 

RİZE VE GAVURLASMAK

Rize'de gavur tartışması
GÂVURLAŞMAK R.T.E. Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ulusal çapta eleştirilere yol açtı. Köktaş’a en sert eleştiriler ise Rizelilerden geldi.  Trabzonlu olan Köktaş’ın, Rize sokaklarında gördüğü açık saçıklık üzerinden ülkemizin Amerika’dan farkı olmayan bir gâvur ülkesini andırdığını dile getirmesi, farklı siyasi görüşlere sahip birçok Rizeli tarafından Rizelilere "gâvur" dendiği şeklinde tepkilere yol açtı. Tepkilerin odağını ise Köktaş’ın Trabzonlu olması nedeniyle Rize'yi küçük düşürdüğü iddiaları oluşturdu. Oysa Köktaş, belli ki yaptığı açıklamayla "Rize gibi muhafazakâr bir şehir bu kadar açık saçık hâle gelmişse Türkiye’nin hâli Amerika gibi gâvur ülkelerinden farklı değil." demek istemiş. Yaşanan tepkiler üzerine düşünce özgürlüğünden yana olması beklenen R.T.E. Üniversitesi Rektörlüğü de hoca hakkında soruşturma başlatmış. Sonuçta Köktaş’ın sözlerinin ne derece doğru olduğunu tartışmak yerine, şehrin Trabzonlu bir hoca tarafından aşağılandığı konusunu tartışır olduk. Elbette ben bu duruma şaşırmadım; düşünceler üzerinden konuşma ve tartışma olgunluğuna erişemeyen toplumlar, milliyetçi duyguları öne çıkararak düşüncelerin önünü kapatırlar.  Düşünün; tarih boyunca farklı düşüncelerin odağı olan üniversiteler dahi düşünce özgürlüğünü yok etmek isteyenlerin safında yer alabiliyor. Gönül isterdi ki Köktaş’ın sarf ettiği sözler doğrultusunda ilimizde akademik seviyede bir tartışma oluşsun, farklı düşünceler ışığında ülke tablosu daha iyi anlaşılsın. Maalesef bu toplumsal yapı böyle devam ettikçe, insanların daha çok susturulması için farklı siyasal düşüncede olanlar el birliği yapmaya devam edecek! Bir iki gündür yaptığım paylaşımlarda ses kısmanın bir tür faşistlik olduğuna değinmek istedim ancak bu yönde yaptığım paylaşımlar, hocaya hak verenlerle tepki gösterenlerin çarpıştığı yorumlarla doldu. Hiç kimse konuya düşünce özgürlüğü noktasından bakmadı, herkes kucağındaki taşları döktü. Birçok kez yazdım; farklı düşüncelerin gelişmediği toplumlarda düşünce de demokrasi de gelişmez. Zira demokrasi, farklı düşüncelerin serbestçe yeşermesine bağlıdır. Bunun merkezi ise özgür üniversiteler ve akademidir. Eğer ilimiz gerçekten düşünce üreten insanların önde olduğu bir şehir olsaydı, Köktaş’ın açıklamaları üzerinden sosyolojik bir tartışma zemini oluşur, ben de bu tartışmalarda yerimi almak isterdim. Tartışmaların odağında da Türkiye’nin ve toplumun nereye gittiği konusu yer alırdı. Köktaş’ın açıklamalarına en sert tepkiler iktidar muhaliflerinden gelmiş olsa da bu açıklamalar bir başka tartışmanın konusu olurdu: Eğer ülke son yıllarda gâvurlaşmışsa bunda çeyrek asırlık AK Parti iktidarının etkisi ne olmuştur? Köktaş, bu sözleriyle bir iktidar eleştirisi yapmış olamaz mı? Bu muhtemeldir ve o zaman AK Parti iktidarıyla birlikte ortaya atılan iddiaların hangisinin doğru olduğu doğrultusunda fikir açıcı bir tartışma ortamı doğardı. Zira ülkemizde bir kesim iktidarın Türkiye’yi İran ya da Afganistan yapmaya çalıştığını öne sürerken, Köktaş gibiler de ülkenin İslam ülkesi olmaktan çıktığını savunuyor. Birinci görüşte olanlar; açılan İmam Hatipleri, İlahiyat Fakültelerini, Kur'an kurslarını, zorunlu din derslerini, başörtülü bakanları, valileri, vali yardımcılarını, kaymakamları, üst düzey bürokratları ve yapılan camileri örnek göstererek bürokrasinin tarikatçılar ve İslamcılarla doldurulduğunu iddia ediyor. İkinci görüşte olanlar da; dinden uzaklaştığımızı, Hıristiyan devletlere benzediğimizi öne sürüyor. O halde bunların hangisi doğru? Keşke Köktaş’ı linç etmek yerine onunla, onun gibilerle ve karşıt iddia sahipleriyle bu konuları tartışabilseydik... . Adnan Onay
Rize'de gavur tartışması

GÂVURLAŞMAK

R.T.E. Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ulusal çapta eleştirilere yol açtı. Köktaş’a en sert eleştiriler ise Rizelilerden geldi. 

Trabzonlu olan Köktaş’ın, Rize sokaklarında gördüğü açık saçıklık üzerinden ülkemizin Amerika’dan farkı olmayan bir gâvur ülkesini andırdığını dile getirmesi, farklı siyasi görüşlere sahip birçok Rizeli tarafından Rizelilere "gâvur" dendiği şeklinde tepkilere yol açtı. Tepkilerin odağını ise Köktaş’ın Trabzonlu olması nedeniyle Rize'yi küçük düşürdüğü iddiaları oluşturdu. Oysa Köktaş, belli ki yaptığı açıklamayla " Rize gibi muhafazakâr bir şehir bu kadar açık saçık hâle gelmişse Türkiye’nin hâli Amerika gibi gâvur ülkelerinden farklı değil." demek istemiş.

Yaşanan tepkiler üzerine düşünce özgürlüğünden yana olması beklenen R.T.E. Üniversitesi Rektörlüğü de hoca hakkında soruşturma başlatmış.
Sonuçta Köktaş’ın sözlerinin ne derece doğru olduğunu tartışmak yerine, şehrin Trabzonlu bir hoca tarafından aşağılandığı konusunu tartışır olduk.

Elbette ben bu duruma şaşırmadım; düşünceler üzerinden konuşma ve tartışma olgunluğuna erişemeyen toplumlar, milliyetçi duyguları öne çıkararak düşüncelerin önünü kapatırlar. 
Düşünün; tarih boyunca farklı düşüncelerin odağı olan üniversiteler dahi düşünce özgürlüğünü yok etmek isteyenlerin safında yer alabiliyor.

Gönül isterdi ki Köktaş’ın sarf ettiği sözler doğrultusunda ilimizde akademik seviyede bir tartışma oluşsun, farklı düşünceler ışığında ülke tablosu daha iyi anlaşılsın. Maalesef bu toplumsal yapı böyle devam ettikçe, insanların daha çok susturulması için farklı siyasal düşüncede olanlar el birliği yapmaya devam edecek!

Bir iki gündür yaptığım paylaşımlarda ses kısmanın bir tür faşistlik olduğuna değinmek istedim ancak bu yönde yaptığım paylaşımlar, hocaya hak verenlerle tepki gösterenlerin çarpıştığı yorumlarla doldu. Hiç kimse konuya düşünce özgürlüğü noktasından bakmadı, herkes kucağındaki taşları döktü.

Birçok kez yazdım; farklı düşüncelerin gelişmediği toplumlarda düşünce de demokrasi de gelişmez. Zira demokrasi, farklı düşüncelerin serbestçe yeşermesine bağlıdır. Bunun merkezi ise özgür üniversiteler ve akademidir.

Eğer ilimiz gerçekten düşünce üreten insanların önde olduğu bir şehir olsaydı, Köktaş’ın açıklamaları üzerinden sosyolojik bir tartışma zemini oluşur, ben de bu tartışmalarda yerimi almak isterdim. Tartışmaların odağında da Türkiye’nin ve toplumun nereye gittiği konusu yer alırdı.

Köktaş’ın açıklamalarına en sert tepkiler iktidar muhaliflerinden gelmiş olsa da bu açıklamalar bir başka tartışmanın konusu olurdu: Eğer ülke son yıllarda gâvurlaşmışsa bunda çeyrek asırlık AK Parti iktidarının etkisi ne olmuştur? Köktaş, bu sözleriyle bir iktidar eleştirisi yapmış olamaz mı?

Bu muhtemeldir ve o zaman AK Parti iktidarıyla birlikte ortaya atılan iddiaların hangisinin doğru olduğu doğrultusunda fikir açıcı bir tartışma ortamı doğardı. Zira ülkemizde bir kesim iktidarın Türkiye’yi İran ya da Afganistan yapmaya çalıştığını öne sürerken, Köktaş gibiler de ülkenin İslam ülkesi olmaktan çıktığını savunuyor.

Birinci görüşte olanlar; açılan İmam Hatipleri, İlahiyat Fakültelerini, Kur'an kurslarını, zorunlu din derslerini, başörtülü bakanları, valileri, vali yardımcılarını, kaymakamları, üst düzey bürokratları ve yapılan camileri örnek göstererek bürokrasinin tarikatçılar ve İslamcılarla doldurulduğunu iddia ediyor.

İkinci görüşte olanlar da; dinden uzaklaştığımızı, Hıristiyan devletlere benzediğimizi öne sürüyor.

O halde bunların hangisi doğru?

Keşke Köktaş’ı linç etmek yerine onunla, onun gibilerle ve karşıt iddia sahipleriyle bu konuları tartışabilseydik...

. Adnan Onay

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.