RİZE'DE DEĞİŞİM ZAMANI

Rize 07.07.2026 - 02:07, Güncelleme: 07.07.2026 - 02:07 456 kez okundu.
 

RİZE'DE DEĞİŞİM ZAMANI

RİZE Ticaret Odasında Değişim Zamanı.. Rize'nin ihtiyacı yeni tartışmalar değil; yeni pazarlar, yeni yatırımlar, yeni ihracat kapıları ve tüccarın yüzünü güldürecek projelerdir.
Sivil toplum kuruluşlarında değişim zamanı gelmiştir. Yıllardır aynı isimlerin etrafında dönen anlayışın yerini, yeni yüzlere, yeni fikirlere ve yeni bir vizyona bırakması gerekiyor. Haber/Yorum: M.Barış ÖZTÜRK Tecrübeye elbette saygı duyulmalı; ancak tecrübe, değişimin önünde bir engel olmamalıdır. Genç, dinamik, çalışkan, üretken ve çağın gereklerini okuyabilen isimlerin yönetime daha fazla dahil olduğu bir yapı, hem kuruma hem de şehre yeni bir soluk kazandıracaktır. Kurumlar aynı isimlerle değil, kendini yenileyebildiği ölçüde güçlenir ve geleceğe güvenle yürür. Henüz seçim takvimi resmen başlamadı ama kulisler çoktan hareketlendi. Sokakta, ofislerde, dükkânlarda ve kahvehanelerde hesaplar yapılıyor; dost meclislerinde isimler konuşuluyor. Kuytu köşelerde düzenlenen sabah kahvaltıları ve akşam yemekleri de giderek arttı. Buradan adaylara ve ekiplerine küçük bir tavsiyem olsun: Bu toplantıları, Ticaret Odasının üyesi olan kafe ve restoranlarda, herkesin görebileceği açık mekânlarda yapın. Hem şeffaflık adına güzel bir mesaj vermiş olursunuz hem de temsil etmeye talip olduğunuz tüccar ve üyelerinizin işletmelerine katkı sağlamış olursunuz. Sonuçta onların desteğini isteyenlerin, önce onların kapısından girmesi en doğal davranış olacaktır. Aynı yönetim  içinde yer alan bazı isimlerin bile birbirleri hakkında farklı değerlendirmeler yaptığı, yeni arayışların konuşulduğu görülüyor. Dün aynı masada oturanların bugün farklı hesaplar yapması, seçimlerin yalnızca sandıkta değil, aylar öncesinden zihinlerde başladığını gösteriyor. Bugün sokakta kahvehanelerde konuşulan mesele sadece kimin aday olacağı değil, kimin gerçekten bu şehrin yükünü taşıyabileceğidir.  Tüccarın beklentisi nettir: Laf değil iş, görüntü değil sonuç, yakınlık değil liyakat…İnsanlar artık aynı isimlerin yıllardır dönüp dolaşıp aynı cümleleri kurmasından yoruldu.  Bir kurumun gücü, etrafında oluşturduğu kalabalıkla değil, ürettiği güvenle ölçülür. Bu yüzden Rize'de yaklaşan seçim, aslında bir vitrin yarışı olmaktan çok, bir zihniyet tercihi olarak okunmalıdır. Çünkü Ticaret Odası dediğimiz yapı, sadece toplantı salonlarında konuşulan bir başlık değildir. Oda, şehrin ticari nabzını tutan, sorunları merkeze taşıyan, üyeye yol gösteren ve gerektiğinde kamu ile özel sektör arasında köprü kuran bir akıldır. Eğer bu akıl çalışmıyorsa, aidatların, belgelerin ve protokol fotoğraflarının hiçbir anlamı kalmaz. İşte tam da bu nedenle, bugün ortaya çıkacak her adayın sadece çevresine değil, şehrin tamamına hitap edebilmesi gerekir. Dar çevrelerin onayıyla değil, geniş bir güven zeminiyle yola çıkmak zorundadır. Aksi halde seçim kazanılsa bile kurum kaybeder, şehir kaybeder.  Rize'nin ihtiyacı olan şey, birbirine benzeyen listeler değil; birbirini tamamlayan insanlar, farklı tecrübeleri aynı hedefte buluşturabilen ekiplerdir. Bir başkanın tek başına her şeyi çözmesi beklenemez. Önemli olan, o başkanın etrafında birikim, cesaret, dürüstlük ve çalışkanlık toplayabilmesidir. Bugün güçlü görünen ama yarın dağılmaya mahkûm yapılar yerine, ortak aklı önceleyen, kimseyi dışlamayan, kırgınlıkları büyütmeyen bir anlayışa ihtiyaç var. Çünkü şehir küçük olabilir ama mesele küçücük değildir; Rize'nin ticareti, üretimi, ihracatı ve tüccarın geleceği birkaç kişinin dar hesaplarına sığdırılamaz.  Bir başka önemli mesele de komisyonlara gönderilen üyeler meselesidir. İlde kurulan neredeyse her komisyonda Ticaret Odası adına bir isim yer alıyor; ancak asıl soru, bu isimlerin gerçekten o alanı bilen, birikimi olan, tecrübesi ve ilgisi bulunan kişiler olup olmadığıdır. Sadece “birisi gitsin de kim olursa olsun” anlayışıyla yapılan görevlendirmeler, kurum ciddiyetini zedeler.  Hatta bazı üyelerin toplantılara düzenli katılmadığı, yönetimde yer alan bazı isimlerin bile sürece yeterince dahil olmadığı konuşuluyorsa, burada durup düşünmek gerekir.  Bu yüzden yönetimlerin; lafla değil, donanımlı, alanına hâkim, süreci yakından takip eden ve sorumluluk almaktan kaçınmayan insanlardan oluşması gerekir. Şu ana kadar resmi olarak adaylığını açıklayan okul arkadaşım da olan mevcut Meclis Başkanı Ahmet Arif Mete’dir. Ayrıca mevcut yönetimde başarılı bir şekilde görev yapan Alpaslan Razıoğlu’nun da aday olmasını bekliyorum.Genç, dinamik ve birikimli isimlerin bu yarışta yer almasını önemsiyor, her iki adaya da çıktıkları yolda başarılar diliyorum. Asıl sorulması gereken soru ise şu: Bu seçim gerçekten Rize  tüccarı için mi yapılıyor, yoksa kişisel hesapların görüleceği yeni bir dönem mi hazırlanıyor? Ticaret Odası, isimlerin yarıştığı bir makam değil; üreticinin, sanayicinin ve tüccar’ın yükünü hafifletmesi gereken bir kurumdur. Rize'nin bugün ihtiyacı olan şey yeni kamplar oluşturmak değildir. Tam tersine; kırgınlıkları, küslükleri ve eski hesapları bir kenara bırakıp şehrin en başarılı, en donanımlı, en çalışkan ve en vizyoner isimlerini aynı çatı altında buluşturabilmektir. Önce güçlü bir ekip kurulmalı... Sonra o ekip kendi içinden hitabeti güçlü, dürüstlüğüyle güven veren, genç, dinamik ve Rize'yi temsil edebilecek bir başkanı belirlemeli. Çünkü güçlü kurumlar güçlü kişilerle değil, güçlü ekiplerle ayakta kalır. Öte yandan yıllardır tüccarla yaptığımız sohbetlerde dikkat çeken ortak bir serzeniş var. Birçok kişi Ticaret Odasının kendisine ne kattığını sorguluyor. "Üyelik aidatı ödüyoruz ama karşılığında ne alıyoruz?" sorusu artık daha yüksek sesle dile getiriliyor. Belki de bu nedenle Ticaret Odalarının görev ve yetkileri yeniden tartışılmalıdır. Özellikle ticaret sicili işlemlerinin odalardan alınarak doğrudan Ticaret İl Müdürlüklerine devredilmesi fikri üzerinde düşünülmeye değerdir. Devletin asli görevi olan sicil hizmetinin kamu eliyle yürütülmesi, hem işlemleri hızlandırabilir hem de kurumların görev tanımlarını yeniden şekillendirebilir. Eğer odalar sadece belge veren, aidat toplayan kurumlar olarak algılanıyorsa, burada herkesin durup düşünmesi gerekir. Asıl mesele koltuğa kimin oturacağı değildir. Asıl mesele, o koltuğun Rize ekonomisine ne kazandıracağıdır. Rize'nin ihtiyacı yeni tartışmalar değil; yeni pazarlar, yeni yatırımlar, yeni ihracat kapıları ve tüccarın yüzünü güldürecek projelerdir. Şehrin tüccarı artık slogan değil, sonuç görmek istiyor.
RİZE Ticaret Odasında Değişim Zamanı.. Rize'nin ihtiyacı yeni tartışmalar değil; yeni pazarlar, yeni yatırımlar, yeni ihracat kapıları ve tüccarın yüzünü güldürecek projelerdir.

Sivil toplum kuruluşlarında değişim zamanı gelmiştir. Yıllardır aynı isimlerin etrafında dönen anlayışın yerini, yeni yüzlere, yeni fikirlere ve yeni bir vizyona bırakması gerekiyor.

Haber/Yorum: M.Barış ÖZTÜRK

Tecrübeye elbette saygı duyulmalı; ancak tecrübe, değişimin önünde bir engel olmamalıdır. Genç, dinamik, çalışkan, üretken ve çağın gereklerini okuyabilen isimlerin yönetime daha fazla dahil olduğu bir yapı, hem kuruma hem de şehre yeni bir soluk kazandıracaktır. Kurumlar aynı isimlerle değil, kendini yenileyebildiği ölçüde güçlenir ve geleceğe güvenle yürür.

Henüz seçim takvimi resmen başlamadı ama kulisler çoktan hareketlendi. Sokakta, ofislerde, dükkânlarda ve kahvehanelerde hesaplar yapılıyor; dost meclislerinde isimler konuşuluyor. Kuytu köşelerde düzenlenen sabah kahvaltıları ve akşam yemekleri de giderek arttı.

Buradan adaylara ve ekiplerine küçük bir tavsiyem olsun: Bu toplantıları, Ticaret Odasının üyesi olan kafe ve restoranlarda, herkesin görebileceği açık mekânlarda yapın. Hem şeffaflık adına güzel bir mesaj vermiş olursunuz hem de temsil etmeye talip olduğunuz tüccar ve üyelerinizin işletmelerine katkı sağlamış olursunuz. Sonuçta onların desteğini isteyenlerin, önce onların kapısından girmesi en doğal davranış olacaktır.

Aynı yönetim  içinde yer alan bazı isimlerin bile birbirleri hakkında farklı değerlendirmeler yaptığı, yeni arayışların konuşulduğu görülüyor. Dün aynı masada oturanların bugün farklı hesaplar yapması, seçimlerin yalnızca sandıkta değil, aylar öncesinden zihinlerde başladığını gösteriyor.

Bugün sokakta kahvehanelerde konuşulan mesele sadece kimin aday olacağı değil, kimin gerçekten bu şehrin yükünü taşıyabileceğidir. 

Tüccarın beklentisi nettir: Laf değil iş, görüntü değil sonuç, yakınlık değil liyakat…İnsanlar artık aynı isimlerin yıllardır dönüp dolaşıp aynı cümleleri kurmasından yoruldu. 

Bir kurumun gücü, etrafında oluşturduğu kalabalıkla değil, ürettiği güvenle ölçülür. Bu yüzden Rize'de yaklaşan seçim, aslında bir vitrin yarışı olmaktan çok, bir zihniyet tercihi olarak okunmalıdır. Çünkü Ticaret Odası dediğimiz yapı, sadece toplantı salonlarında konuşulan bir başlık değildir. Oda, şehrin ticari nabzını tutan, sorunları merkeze taşıyan, üyeye yol gösteren ve gerektiğinde kamu ile özel sektör arasında köprü kuran bir akıldır. Eğer bu akıl çalışmıyorsa, aidatların, belgelerin ve protokol fotoğraflarının hiçbir anlamı kalmaz. İşte tam da bu nedenle, bugün ortaya çıkacak her adayın sadece çevresine değil, şehrin tamamına hitap edebilmesi gerekir. Dar çevrelerin onayıyla değil, geniş bir güven zeminiyle yola çıkmak zorundadır. Aksi halde seçim kazanılsa bile kurum kaybeder, şehir kaybeder. 

Rize'nin ihtiyacı olan şey, birbirine benzeyen listeler değil; birbirini tamamlayan insanlar, farklı tecrübeleri aynı hedefte buluşturabilen ekiplerdir. Bir başkanın tek başına her şeyi çözmesi beklenemez. Önemli olan, o başkanın etrafında birikim, cesaret, dürüstlük ve çalışkanlık toplayabilmesidir. Bugün güçlü görünen ama yarın dağılmaya mahkûm yapılar yerine, ortak aklı önceleyen, kimseyi dışlamayan, kırgınlıkları büyütmeyen bir anlayışa ihtiyaç var. Çünkü şehir küçük olabilir ama mesele küçücük değildir;

Rize'nin ticareti, üretimi, ihracatı ve tüccarın geleceği birkaç kişinin dar hesaplarına sığdırılamaz. 

Bir başka önemli mesele de komisyonlara gönderilen üyeler meselesidir. İlde kurulan neredeyse her komisyonda Ticaret Odası adına bir isim yer alıyor; ancak asıl soru, bu isimlerin gerçekten o alanı bilen, birikimi olan, tecrübesi ve ilgisi bulunan kişiler olup olmadığıdır. Sadece “birisi gitsin de kim olursa olsun” anlayışıyla yapılan görevlendirmeler, kurum ciddiyetini zedeler. 

Hatta bazı üyelerin toplantılara düzenli katılmadığı, yönetimde yer alan bazı isimlerin bile sürece yeterince dahil olmadığı konuşuluyorsa, burada durup düşünmek gerekir. 

Bu yüzden yönetimlerin; lafla değil, donanımlı, alanına hâkim, süreci yakından takip eden ve sorumluluk almaktan kaçınmayan insanlardan oluşması gerekir. Şu ana kadar resmi olarak adaylığını açıklayan okul arkadaşım da olan mevcut Meclis Başkanı Ahmet Arif Mete’dir. Ayrıca mevcut yönetimde başarılı bir şekilde görev yapan Alpaslan Razıoğlu’nun da aday olmasını bekliyorum.Genç, dinamik ve birikimli isimlerin bu yarışta yer almasını önemsiyor, her iki adaya da çıktıkları yolda başarılar diliyorum.

Asıl sorulması gereken soru ise şu:

Bu seçim gerçekten Rize  tüccarı için mi yapılıyor, yoksa kişisel hesapların görüleceği yeni bir dönem mi hazırlanıyor?

Ticaret Odası, isimlerin yarıştığı bir makam değil; üreticinin, sanayicinin ve tüccar’ın yükünü hafifletmesi gereken bir kurumdur.

Rize'nin bugün ihtiyacı olan şey yeni kamplar oluşturmak değildir.

Tam tersine; kırgınlıkları, küslükleri ve eski hesapları bir kenara bırakıp şehrin en başarılı, en donanımlı, en çalışkan ve en vizyoner isimlerini aynı çatı altında buluşturabilmektir.

Önce güçlü bir ekip kurulmalı...

Sonra o ekip kendi içinden hitabeti güçlü, dürüstlüğüyle güven veren, genç, dinamik ve Rize'yi temsil edebilecek bir başkanı belirlemeli.

Çünkü güçlü kurumlar güçlü kişilerle değil, güçlü ekiplerle ayakta kalır.

Öte yandan yıllardır tüccarla yaptığımız sohbetlerde dikkat çeken ortak bir serzeniş var.

Birçok kişi Ticaret Odasının kendisine ne kattığını sorguluyor.

"Üyelik aidatı ödüyoruz ama karşılığında ne alıyoruz?" sorusu artık daha yüksek sesle dile getiriliyor.

Belki de bu nedenle Ticaret Odalarının görev ve yetkileri yeniden tartışılmalıdır.

Özellikle ticaret sicili işlemlerinin odalardan alınarak doğrudan Ticaret İl Müdürlüklerine devredilmesi fikri üzerinde düşünülmeye değerdir. Devletin asli görevi olan sicil hizmetinin kamu eliyle yürütülmesi, hem işlemleri hızlandırabilir hem de kurumların görev tanımlarını yeniden şekillendirebilir.

Eğer odalar sadece belge veren, aidat toplayan kurumlar olarak algılanıyorsa, burada herkesin durup düşünmesi gerekir.

Asıl mesele koltuğa kimin oturacağı değildir.

Asıl mesele, o koltuğun Rize ekonomisine ne kazandıracağıdır.

Rize'nin ihtiyacı yeni tartışmalar değil; yeni pazarlar, yeni yatırımlar, yeni ihracat kapıları ve tüccarın yüzünü güldürecek projelerdir.

Şehrin tüccarı artık slogan değil, sonuç görmek istiyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.