RİZELİ ÜNLÜ OCA 100 YILLIK GELENEĞİ YAŞATIYOR
RİZELİ ÜNLÜ OCA 100 YILLIK GELENEĞİ YAŞATIYOR
En Ünlü Fırın Ustası ,100 yıllık geleneklerini yaşatıyor..
Rizeli Ünlü Bilim İnsanı Prof.Dr. Mehmet Haberal: “Organ da Takarım, Fırıncılık da Yaparım”
Prof. Dr. Mehmet Haberal, baba mesleği olan fırıncılığa da yenilikçi bir dokunuş yapıyor. Haberal, önce Rize’nin Pazar ilçesine özgü olan ve eşsiz lezzetiyle bilinen " Pazar Simidini,” ardında odun ateşiyle pişirilen” pide çeşitlerini; ardından eski gelenek olan özel yapım oyulmuş taş (Peleki) da mısır ekmeğini; Başkent Üniversitesi’nde üretmeyi sürdürüyor..
Eğitim ve sağlık alanındaki uluslararası başarılarıyla tanınan, aynı zamanda tarım ve hayvancılık konularında da” üretmeyen aç kalır” söylemi ile önemli çalışmalara imza atan, tesis ve çiftlikler kuran dünyaca ünlü bilim insanı Başkent Üniversitesi’nin kurucusu ve kurucu rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, baba mesleği olan fırıncılığa da yenilikçi bir dokunuş yapıyor. Haberal, önce Rize’nin Pazar ilçesine özgü olan ve eşsiz lezzetiyle bilinen " Pazar Simidini,” ardında odun ateşiyle pişirilen” pide çeşitlerini, eski zaman yöntemi olan özel yapım oyulmuş taştan (Peleki) ile mısır ekmeğini; Başkent Üniversitesi’nde üretmeye başlayarak, tarihi geleneklerini sürdürmeye devam ediyor..
Çok Yönlü Bir Liderlik Örneği
Başkent’in sabah kokusudur simit. Ramazanda ise iftarın vazgeçilmezidir odun ateşinde pişirilen pideler… Gri sabahlara altın gibi düşen bir halkadır simit , İftar sofralarında özlemdir pideler.. Pide ve Simitte bir ustalık değdiğinde ise sadece açlığı değil, geçmişi, kültürü, sıcaklığı doyurur insan. Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın Başkent Üniversitesi’nde, bizzat kendi elleriyle yaptığı Başkent Simidi ile ramazan pidelerini işte tam da bu anlamı taşıyordu. Bir akademisyenin, bir cerrahın, bir toplum önderinin elinde gelenekle birleşen emekti bu. Şimdi de özel yapım oyulmuş taştan (Peleki) ile mısır ekmeğini yaparak 200 yıllık geleneğini sürdürüyor.
Bilimsel çalışmalarıyla dünya çapında saygı gören Prof. Dr. Mehmet Haberal, bu projeyle sadece bir bilim insanı olmadığını, aynı zamanda kültürel değerlerin korunmasına ve yaygınlaştırılmasına ne kadar önem verdiğini bir kez daha göstermiş oldu. Eğitim, sağlık, tarım ve hayvancılıktan sonra gastronomiye de ilgi gösteren Haberal, topluma dokunan liderlik anlayışını pekiştiriyor. Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın bu girişimi, yerel lezzetlerin ulusal ve uluslararası platformlarda daha çok tanınması için atılmış önemli bir adım olarak görülüyor.
Ustalıkla yoğrulan bir gelenek
Bir eğitim kurumunun kurucusunun, üniversite mutfağında sade bir simit yoğurması; ramazan pidelerinin iftar saatlerine yetiştirilmesi, yaydığı kokular aslında simit ve pideden çok daha fazlasıydı. Başkent Üniversitesi’nde sadece susam değil; tevazu, emek, değer, hafıza ve aidiyet yoğruldu. Prof. Dr. Haberal hoca taze simit ile sıcak pidelere; o dışı çıtır, içi yumuşak, karamelize halkaya öyle bir özenle dokunuyor ki; hem bir zanaatkârın titizliği hem bir hekimin hassasiyeti hissediliyordu. Kıvamı, susamı, pişirme süresi ve taş fırının kokusu... Her detayda “mükemmel olsun” kaygısı değil, “hakkını verelim” düşüncesi ve baba mesleğinin gurur kaynağı vardı.. Çünkü fırında pişirilen o simit ile ramazan pideleri sadece bir yiyecek değil; Başkent’in marka değeriydi.
Başkent Kampüsünde
Yeni bir Lezzet geleneği.
Pide ve Simit, PELEKİ de pişirilen mısır ekmeği Başkent’te yalnızca açlığın değil; sohbetin, paylaşmanın, beklemenin, çalışmanın, hatta dostluğun simgesidir. Prof. Dr. Haberal’ın ellerinden çıkan pide ve simit, bu anlamlara vefa duruşuydu. Başkent’in kültürüne, halkına, lezzetine sahip çıkmanın en sade ama en güçlü hâliydi.
Başkent’in asaletine, Karadeniz’in doğallığı eklendi. Başkent Üniversitesi mutfağı adeta Türkiye’nin sıcaklığını yoğurdu. bir eğitimcinin öğrencilerine bilgi vermesi kadar, kendi kültürünü paylaşması da öğretici bir eylemdir. Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın yaptığı Pide ve, simidin ötesinde bir iletişim diliydi: “Ben buradayım, halkımla aynı sofradayım. Başkent Simidi ve Pidesi, mısır ekmeğimiz marka değerimizdir. Ancak bu değeri yaşatanlar, sadece fırınlar değil; onun ruhunu anlayan, yaşatan ve paylaşanlardır. Başkent Üniversitesi'nde simit, pide ve mısır ekmeği yeniden yoğrulmadı; belki Başkent’in hafızası, sıcaklığı ve inceliği yeniden yoğruldu.
Peleki Nedir?
Peleki, özellikle Karadeniz yöresinde, soba ve fırının olmadığı dönemde açık ateş ortamında ekmek pişirmek amacıyla kullanılan özel yapım oyulmuş taştan kap veya fırın taşı anlamına gelir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
