ŞEHİRLER SADACE BETONLARLA DEĞİL, HAFIZALARIYLA YAŞAR.
ŞEHİRLER SADACE BETONLARLA DEĞİL, HAFIZALARIYLA YAŞAR.
Bir sohbetimiz sırasında kıymetli hocamız Prof. Emin Gürses hocam bana hiç unutamadığım bir cümle söylemişti:
"Bak Emin, yazılarını okuyorum. 1960'lı yıllardan sonra bu ülkeye uygulanan mimari anlayışla birlikte bizim yüzyıllardır oluşturduğumuz otantik mimari dokumuz bilinçli ya da bilinçsiz şekilde ortadan kaldırıldı. Yerine ise bize ait olmayan, ruhsuz, soğuk, keskin hatlara sahip, birbirinin aynı resmî binalar yapıldı."
Aradan yıllar geçti her ne kadar bu kötü izler sılınmeye çalışılıyor isede bugün etrafıma baktığımda hocamın bu tespitinin ne kadar doğru olduğunu daha iyi anlıyorum.
1960'lı, 70'li ve 80'li yıllarda ülkemizin dört bir yanında inşa edilen resmî binaların büyük bölümü birbirinin adeta kopyasıydı. Kimliksiz, tek tip ve bulunduğu şehrin kültürüyle hiçbir bağı olmayan yapılar...
Oysa şehirler sadece beton yığınlarından ibaret değildir. Şehirler, insanların anılarıyla, yaşanmışlıklarıyla ve hafızalarıyla anlam kazanır.
Benim için bunun en güzel örneklerinden biri eski Rize Valiliği binasıydı.
Muhtarlık yaptığım yıllarda defalarca o binanın kapısından girdim.
Dönemin Valisi Sayın Erol Uğurlu ile yaptığımız görüşmeler, kavgalar özel kalemde geçen bekleyişler, binanın altındaki merkez karakolu, çözmeye çalıştığımız vatandaş sorunları...
Ve araç plakalarına bir dönem yazılan abartılı cezala için Mehmet Aydoğan beyle yağtığımız park eylemi.
Hayatımızın önemli hatıraları o binanın duvarlarına özdeşmiş ve bir hafıza olmuştu.
Sonra o bina yıkıldı.
Yenisi sahilde modern bir valilik binası yapıldı. Belki daha büyük, daha kullanışlı, daha teknolojik...
Ama o binayla birlikte onlarca yılın hatıraları da yıkıldı.
Bugün Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu için de benzer kararlar konuşuluyor. Elbette depreme dayanıksız binalar yenilenmeli, insan hayatı her şeyden önemlidir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak güvenliği sağlarken şehir hafızasını da korumayı başarabilmeliyiz.
Yıllardır Türkiye'nin birçok ilini ve yurt dışında pek çok ülkeyi gezme fırsatım oldu.
Şanlıurfa'nın eski sokaklarında yürüdüğünüzde yüzlerce yıl geriye gidersiniz.
Mardin'de taş evler size geçmişi anlatır.
Midyat'ta her kapı ayrı bir hikâyedir.
Diyarbakır surları, Harput'un sokakları, Kars Ani Harabeleri...
Her biri bulunduğu coğrafyanın hafızasını yaşatır.
Modern şehirleri de vardır elbette.
Cam cepheli, alüminyum kaplamalı, yüksek katlı yeni yapılar...
Ama eski şehir dokusu korunmuştur. Çünkü onlar biliyor ki geçmişini kaybeden şehir, ruhunu da kaybeder.
Bugün elimde fotoğraf makinemle doğduğum, büyüdüğüm Rize'yi adım adım dolaştım.
Çocukluğumun Gülbahar Mahallesi'nde Eminoğlu Konağı'nı aradım.
Yoktu...
İlimizin tarihini bünyesinde barındıran mahheller çevresindeki tarihi konaklar da yoktu.
AVM nın yanında direnen bir konak ve sadace bir kaçı var olma mücadelesi veriyor .
Yerlerini sekiz, on, on iki katlı apartmanlar almış
Şehir merkezine indim.
Atatürk Caddesi'nde Mavi Köşe'nin karşısındaki eski Şehir Kulübü binasına baktım.
Oval sütunlarıyla geçmişten bugüne ulaşabilmiş ender yapılardan biri...
Ziraat Yokuşu'ndaki birkaç eski ev...
Ve sonra...
Şehrin hafızasını anlatacak neredeyse hiçbir yapı kalmadığını fark ettim.
Bugün Rize'yi fotoğrafladığınızda, sanki kırk elli yıllık geçmişi olan genç bir şehir izlenimi oluşuyor.
Oysa bu şehir çok daha köklü, çok daha zengin bir tarihe sahip.
Bazen düşünüyorum...
Keşke eski Rize Valiliği binası yıkılmasaydı.
Restore edilseydi...
Bir kültür evi, kent müzesi, sanat merkezi ya da şehir hafızası müzesi olarak yaşatılsaydı.
Kapısında da şu yazsaydı:
"Bu bina, uzun yıllar boyunca Rize'nin yönetim merkezi olarak hizmet vermiştir."
Yarın torunlarımı alıp oraya gitseydim...
"Bakın çocuklar, ilk muhtarlık yıllarımda şu odada valimizle görüşürdük. Vatandaşın sorunlarını burada anlatırdık. Bir gün trafik cezalarını protesto etmek için araçlarımızı bu binanın önüne bırakmıştık..." desem...
İşte o zaman sadece bir bina göstermiş olmazdım.
Bir şehrin yaşayan hafızasını anlatmış olurdum.
Bugün Rize Belediyesi'nin hayata geçirdiği Tarihi Rize Çarşısı ve Kültür Sokağı projelerini bu yönüyle çok kıymetli buluyorum. Sayın Belediye Başkanımız Rahmi Metin beye, şehrin tarihî kimliğini yeniden görünür kılma çabası için teşekkür ediyorum.
Ancak şunu da unutmamalıyız:
Yeni hafızalar inşa ederken eski hafızaları yok etmemeliyiz.
Çünkü şehirler yollarıyla değil, anılarıyla yaşar.
Ve bir şehrin hafızası silinirse, o şehir geleceğe eksik yürür.
Emin Kanbur
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
