SİYASETTE KİŞİSEL İNTİKAM VE ÇÖKEN UMUTLAR

Siyaset 07.06.2026 - 13:14, Güncelleme: 07.06.2026 - 13:24 630 kez okundu.
 

SİYASETTE KİŞİSEL İNTİKAM VE ÇÖKEN UMUTLAR

Bu kör dövüşünün yarattığı en tehlikeli psikolojik sonuç, seçmende oluşan "çaresizlik ve mecburiyet" hissiyatıdır
Demokrasilerin en büyük gücü ve meşruiyet kaynağı, halkın önüne konulan sandıktır. Haber/Yorum: B.Arif TURAN Vatandaş, ülkenin gidişatından memnun kalmadığında, ekonomik darboğaz canına tak ettiğinde ya da yeni bir vizyon aradığında sandığa gider ve "Seçimle gelen, seçimle gider" ilkesini işleterek iradesini ortaya koyar. İktidarların demokratik yollarla değişebilme ihtimali, bir toplumun geleceğe dair en büyük umut kaynağıdır. Ancak bugün Türkiye siyasetinde yaşanan absürt ve yıpratıcı gelişmeler, vatandaşı tam da bu en temel demokratik hakkı ve umudu kaybetme eşiğine getirmiştir. Karşımızda duran soru net ve bir o kadar da ürkütücüdür: Sandık elden gidiyor mu? Muhalefetin Kendi İçinde Boğulması ve Değişim İnancının Zedelenmesi Vatandaşın derin bir ekonomik krizle boğuştuğu, her geçen gün alım gücünün eridiği ve değişim arzusunun hiç olmadığı kadar görünür hale geldiği bir dönemde, muhalefetin ülkenin sorunlarına çare üretmesi beklenir. Yıllar sonra ilk kez geniş kitleler, seçim yoluyla köklü bir iktidar değişiminin yaşanabileceğine bu kadar yaklaşmış ve buna inanmıştı. Vatandaş umudunu sandığa, değişim gücüne bağlamıştı. Fakat gelinen noktada siyaset sahnesi, ülkenin gerçek gündeminden tamamen kopmuş durumda. Hukuki süreçlerin ve "butlan" kararlarının ardından CHP’nin başına yeniden dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun izlediği siyaset, toplumsal beklentilerin fersah fersah uzağındadır. Kılıçdaroğlu’nun bazı eleştirilerinde veya hukuki argümanlarında haklılık payı olsa dahi, bugünün siyasi ikliminde takındığı tavır, ülkenin ve milyonlarca seçmenin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Kişisel Hesaplaşmalar ve Bölünme Eşiğindeki Muhalefet Bir siyasi liderin öncelikli görevi, toplumsal talepleri okumak ve kitleleri ortak bir gelecek vizyonu etrafında birleştirmektir. Oysa bugün vizyonun yerini vizyonsuzluk, ortak geleceğin yerini ise kişisel intikam duyguları almış görünmektedir. Seçimi ve iktidar değişimini bir kenara bırakıp, parti içi hesaplaşmalara ve geçmişin rövanşına odaklanmak, ana muhalefet partisini ciddi bir bölünmenin eşiğine getirmiştir. Bu durum, sandık yoluyla çözüme kavuşacağına inanan vatandaşı derin bir hayal kırıklığına uğratmıştır. Toplum, ekonomik sıkıntıların ve adalet arayışının sandıkta karşılık bulmasını beklerken; muhalefet liderlerinin kendi iç kavgaları yüzünden adeta "seçim konsepti" hafızalardan silinmekte, unutturulmaktadır. Vatandaş Mevcut İktidara Mahkûm Mu Ediliyor? Bu kör dövüşünün yarattığı en tehlikeli psikolojik sonuç, seçmende oluşan "çaresizlik ve mecburiyet" hissiyatıdır. Muhalefetin bu darmadağınık, güven vermekten uzak ve kendi derdine düşmüş görüntüsü, vatandaşa adeta şu mesajı vermektedir: "Mevcut düzene mecbur kılınıyorsunuz." Demokrasilerde en güzel, en yapıcı duygu, iktidarların seçimle değişebilme ihtimalinin verdiği o taze nefes ve özgürlük hissidir. Eğer gidişat bu şekilde devam ederse, toplumda "Seçim olsa da artık hiçbir şey değişmeyecek" algısı kemikleşecektir. Bir kez sandığa ve değişime olan inanç ölürse, o ülkede demokrasinin geriye kalan tek dayanağı da çökmüş demektir. Umutları Bir Kez Daha Toprağa Gömmeye Kimsenin Hakkı Yoktur Siyaset, kişisel egoların tatmin edileceği, eski defterlerin kapatılacağı bir intikam arenası değildir. Hele ki milyonlarca insanın geleceğe dair umut beslediği bir dönemeçte, geçmişin kavgalarını bugüne taşımak bu millete yapılacak en büyük haksızlıktır. Buradan açıkça haykırmak gerekir: Kemal Kılıçdaroğlu aklını başına toplamalıdır! Bu ülkenin, bu cefakar milletin yarınlara dair beslediği umutları, kişisel hırslar ve parti içi iktidar savaşları uğruna bir kez daha toprağa gömmeye kimsenin hakkı yoktur. Vatandaşın sandığa olan inancını sarsmak, sadece muhalefete değil, ülkenin demokratik geleceğine vurulacak en ağır darbedir. Siyasetçiler kendi koltuk ve rövanş sevdalarından sıyrılmadığı müddetçe, sandık da elden gidecektir, ülkenin geleceği de Sevgilerimle
Bu kör dövüşünün yarattığı en tehlikeli psikolojik sonuç, seçmende oluşan "çaresizlik ve mecburiyet" hissiyatıdır

Demokrasilerin en büyük gücü ve meşruiyet kaynağı, halkın önüne konulan sandıktır.

Haber/Yorum: B.Arif TURAN

Vatandaş, ülkenin gidişatından memnun kalmadığında, ekonomik darboğaz canına tak ettiğinde ya da yeni bir vizyon aradığında sandığa gider ve "Seçimle gelen, seçimle gider" ilkesini işleterek iradesini ortaya koyar. İktidarların demokratik yollarla değişebilme ihtimali, bir toplumun geleceğe dair en büyük umut kaynağıdır.

Ancak bugün Türkiye siyasetinde yaşanan absürt ve yıpratıcı gelişmeler, vatandaşı tam da bu en temel demokratik hakkı ve umudu kaybetme eşiğine getirmiştir. Karşımızda duran soru net ve bir o kadar da ürkütücüdür: Sandık elden gidiyor mu?

Muhalefetin Kendi İçinde Boğulması ve Değişim İnancının Zedelenmesi

Vatandaşın derin bir ekonomik krizle boğuştuğu, her geçen gün alım gücünün eridiği ve değişim arzusunun hiç olmadığı kadar görünür hale geldiği bir dönemde, muhalefetin ülkenin sorunlarına çare üretmesi beklenir. Yıllar sonra ilk kez geniş kitleler, seçim yoluyla köklü bir iktidar değişiminin yaşanabileceğine bu kadar yaklaşmış ve buna inanmıştı. Vatandaş umudunu sandığa, değişim gücüne bağlamıştı.

Fakat gelinen noktada siyaset sahnesi, ülkenin gerçek gündeminden tamamen kopmuş durumda. Hukuki süreçlerin ve "butlan" kararlarının ardından CHP’nin başına yeniden dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun izlediği siyaset, toplumsal beklentilerin fersah fersah uzağındadır. Kılıçdaroğlu’nun bazı eleştirilerinde veya hukuki argümanlarında haklılık payı olsa dahi, bugünün siyasi ikliminde takındığı tavır, ülkenin ve milyonlarca seçmenin geleceğini tehlikeye atmaktadır.

Kişisel Hesaplaşmalar ve Bölünme Eşiğindeki Muhalefet

Bir siyasi liderin öncelikli görevi, toplumsal talepleri okumak ve kitleleri ortak bir gelecek vizyonu etrafında birleştirmektir. Oysa bugün vizyonun yerini vizyonsuzluk, ortak geleceğin yerini ise kişisel intikam duyguları almış görünmektedir. Seçimi ve iktidar değişimini bir kenara bırakıp, parti içi hesaplaşmalara ve geçmişin rövanşına odaklanmak, ana muhalefet partisini ciddi bir bölünmenin eşiğine getirmiştir.

Bu durum, sandık yoluyla çözüme kavuşacağına inanan vatandaşı derin bir hayal kırıklığına uğratmıştır. Toplum, ekonomik sıkıntıların ve adalet arayışının sandıkta karşılık bulmasını beklerken; muhalefet liderlerinin kendi iç kavgaları yüzünden adeta "seçim konsepti" hafızalardan silinmekte, unutturulmaktadır.

Vatandaş Mevcut İktidara Mahkûm Mu Ediliyor?

Bu kör dövüşünün yarattığı en tehlikeli psikolojik sonuç, seçmende oluşan "çaresizlik ve mecburiyet" hissiyatıdır. Muhalefetin bu darmadağınık, güven vermekten uzak ve kendi derdine düşmüş görüntüsü, vatandaşa adeta şu mesajı vermektedir: "Mevcut düzene mecbur kılınıyorsunuz."

Demokrasilerde en güzel, en yapıcı duygu, iktidarların seçimle değişebilme ihtimalinin verdiği o taze nefes ve özgürlük hissidir. Eğer gidişat bu şekilde devam ederse, toplumda "Seçim olsa da artık hiçbir şey değişmeyecek" algısı kemikleşecektir. Bir kez sandığa ve değişime olan inanç ölürse, o ülkede demokrasinin geriye kalan tek dayanağı da çökmüş demektir.

Umutları Bir Kez Daha Toprağa Gömmeye Kimsenin Hakkı Yoktur

Siyaset, kişisel egoların tatmin edileceği, eski defterlerin kapatılacağı bir intikam arenası değildir. Hele ki milyonlarca insanın geleceğe dair umut beslediği bir dönemeçte, geçmişin kavgalarını bugüne taşımak bu millete yapılacak en büyük haksızlıktır.

Buradan açıkça haykırmak gerekir: Kemal Kılıçdaroğlu aklını başına toplamalıdır! Bu ülkenin, bu cefakar milletin yarınlara dair beslediği umutları, kişisel hırslar ve parti içi iktidar savaşları uğruna bir kez daha toprağa gömmeye kimsenin hakkı yoktur. Vatandaşın sandığa olan inancını sarsmak, sadece muhalefete değil, ülkenin demokratik geleceğine vurulacak en ağır darbedir. Siyasetçiler kendi koltuk ve rövanş sevdalarından sıyrılmadığı müddetçe, sandık da elden gidecektir, ülkenin geleceği de

Sevgilerimle

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.