YAŞ ÇAY ÜRETİCİSİ ARTIK SESİNİ YÜKSELTMELİDİR.

Rize 09.07.2026 - 20:44, Güncelleme: 09.07.2026 - 20:44 651 kez okundu.
 

YAŞ ÇAY ÜRETİCİSİ ARTIK SESİNİ YÜKSELTMELİDİR.

YAŞ ÇAY ÜRETİCİSİ ARTIK SESİNİ YÜKSELTMELİDİR.
Hiç kuşkusuz, yaş çay üreticisinin kendini yüksek sesle savunmasının zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Yaklaşık bir kaç hafta önce birinci sürgün yaş çay sezonu tamamlandı. İkinci sürgün hasadının başlamasına günler kala, gerek sosyal medyada gerekse yerel basında dile getirilen bazı açıklamalar, kalıcı tedbirlerin alınma konusunu zorunlu kılmıştır. Evet, bugün konuşmamız gereken temel sorun plansız ve yönetilemeyen yaş çay hasadıdır. Ticaret Borsası bşk.tarafından yapılan Üçlü mutabakat çifçi sanayi cı ve kamu ve "Hasat süresinin planlanma." açıklaması, hasat süresiyle ilgili uzun zamandır beklenen önemli bir tespittir. Temennimiz, bu açıklamanın yeni ve kalıcı çözümlerin başlangıcı olmasıdır. Çünkü yaş çay üreticisinin çok iyi bildiği bir gerçek vardır: Yaş çay bir sanayi hammaddesidir.  Hasat edilen yaprak en geç 24-48 saat içinde fabrikaya ulaştırılıp işlenmelidir. Aksi halde ekonomik değerini kaybeder, çürür ve üreticinin bütün emeği boşa gider. Ne yazık ki bugüne kadar bu sürecin doğru planlanamamasının faturası sürekli üreticiye kesilmiştir. Oysa asıl sorgulanması gereken, hasadı yönetenlerin planlama eksikliğidir. Soruyorum... Gerek Çaykur gerekse Özel sektör Çay Sanayi tesislerinin günlük işleme kapasitesi belli değil midir? Fabrikaların ne kadar yaş çay işleyebileceği bilinmiyor mu? Madem kapasite bellidir, neden hasat buna göre planlanmamaktadır? Buradan yetkililere açık çağrımdır: Ne  alım yerlerinde, ne fabrikalarda, ne nakliye araçlarında ne de özel sektör sanayi tesislerinde, yeşil altınımız günlerce bekletilerek çürümeye terk edilmemelidir. Bunun için acilen yeni bir hasat planlaması hayata geçirilmelidir. Çaykur alım kotası yerine üretici bazlı özel sektör dahil genel günlük hasat kotası uygulaması konulmalı. Ben inanıyorum ki her üreticiye günlük hasat kotası önceden bildirilmelidir. Üretici, o gün ne kadar ürün hasat edip satabileceğini bilmeli ve hasadını buna göre yapmalıdır. Bakın özellikle söylüyorum; bu uygulama üreticinin aleyhine değil, tam tersine lehinedir. Çünkü kontrolsüz hasat ortadan kalkacaktır. Özel sektör arz fazlasını fırsata çevirerek fiyat düşüremeyecektir. Kalite kaybı yaşamayacak, Türk çayının itibarı korunacaktır. En önemlisi ise üreticinin alınmayacak ürünü toplaması önlenecek, emeği ziyan olmayacaktır. Bu nedenle artık günlük genel hasat kotası, yani ÇAYKUR ve özel sektörün toplam günlük işleme kapasitesine göre belirlenecek kota sistemi tartışılmadan uygulamaya geçirilmelidir. Üreticiye açıkça denilmelidir: "Bugün belirlenen kotanın dışında hasat edilen yaş çay kesinlikle satın alınmayacaktır." İnanıyorum ki bu açıklamadan sonra hiçbir üretici satamayacağı ürünü boş yere toplamayacaktır. Böylece fabrikalar önünde yığılmalar sona erecek, alım krizleri yaşanmayacak, kalite korunacak ve hasat sorunu büyük ölçüde çözülecektir. Sonuç olarak kazanan yalnızca üretici olmayacaktır. Kazanan özel sektör olacaktır, kazanan ÇAYKUR olacaktır, kazanan Türk çayı olacaktır. Türk çayı,  hükümlerine uygun şekilde işlenerek yeniden hak ettiği değere ve uluslararası itibara kavuşacaktır Emin KANBUR
YAŞ ÇAY ÜRETİCİSİ ARTIK SESİNİ YÜKSELTMELİDİR.

Hiç kuşkusuz, yaş çay üreticisinin kendini yüksek sesle savunmasının zamanı gelmiş, hatta geçmektedir.

Yaklaşık bir kaç hafta önce birinci sürgün yaş çay sezonu tamamlandı. İkinci sürgün hasadının başlamasına günler kala, gerek sosyal medyada gerekse yerel basında dile getirilen bazı açıklamalar, kalıcı tedbirlerin alınma konusunu zorunlu kılmıştır.

Evet, bugün konuşmamız gereken temel sorun plansız ve yönetilemeyen yaş çay hasadıdır.

Ticaret Borsası bşk.tarafından yapılan Üçlü mutabakat çifçi sanayi cı ve kamu ve "Hasat süresinin planlanma." açıklaması, hasat süresiyle ilgili uzun zamandır beklenen önemli bir tespittir. Temennimiz, bu açıklamanın yeni ve kalıcı çözümlerin başlangıcı olmasıdır.

Çünkü yaş çay üreticisinin çok iyi bildiği bir gerçek vardır: Yaş çay bir sanayi hammaddesidir. 

Hasat edilen yaprak en geç 24-48 saat içinde fabrikaya ulaştırılıp işlenmelidir. Aksi halde ekonomik değerini kaybeder, çürür ve üreticinin bütün emeği boşa gider.
Ne yazık ki bugüne kadar bu sürecin doğru planlanamamasının faturası sürekli üreticiye kesilmiştir. Oysa asıl sorgulanması gereken, hasadı yönetenlerin planlama eksikliğidir.

Soruyorum...

Gerek Çaykur gerekse Özel sektör Çay Sanayi tesislerinin günlük işleme kapasitesi belli değil midir?

Fabrikaların ne kadar yaş çay işleyebileceği bilinmiyor mu?

Madem kapasite bellidir, neden hasat buna göre planlanmamaktadır?

Buradan yetkililere açık çağrımdır:

Ne  alım yerlerinde, ne fabrikalarda, ne nakliye araçlarında ne de özel sektör sanayi tesislerinde, yeşil altınımız günlerce bekletilerek çürümeye terk edilmemelidir.

Bunun için acilen yeni bir hasat planlaması hayata geçirilmelidir.

Çaykur alım kotası yerine üretici bazlı özel sektör dahil genel günlük hasat kotası uygulaması konulmalı.

Ben inanıyorum ki her üreticiye günlük hasat kotası önceden bildirilmelidir. Üretici, o gün ne kadar ürün hasat edip satabileceğini bilmeli ve hasadını buna göre yapmalıdır.

Bakın özellikle söylüyorum; bu uygulama üreticinin aleyhine değil, tam tersine lehinedir.

Çünkü kontrolsüz hasat ortadan kalkacaktır.

Özel sektör arz fazlasını fırsata çevirerek fiyat düşüremeyecektir.

Kalite kaybı yaşamayacak, Türk çayının itibarı korunacaktır.

En önemlisi ise üreticinin alınmayacak ürünü toplaması önlenecek, emeği ziyan olmayacaktır.

Bu nedenle artık günlük genel hasat kotası, yani ÇAYKUR ve özel sektörün toplam günlük işleme kapasitesine göre belirlenecek kota sistemi tartışılmadan uygulamaya geçirilmelidir.

Üreticiye açıkça denilmelidir:

"Bugün belirlenen kotanın dışında hasat edilen yaş çay kesinlikle satın alınmayacaktır."

İnanıyorum ki bu açıklamadan sonra hiçbir üretici satamayacağı ürünü boş yere toplamayacaktır. Böylece fabrikalar önünde yığılmalar sona erecek, alım krizleri yaşanmayacak, kalite korunacak ve hasat sorunu büyük ölçüde çözülecektir.

Sonuç olarak kazanan yalnızca üretici olmayacaktır. Kazanan özel sektör olacaktır, kazanan ÇAYKUR olacaktır, kazanan Türk çayı olacaktır.
Türk çayı,  hükümlerine uygun şekilde işlenerek yeniden hak ettiği değere ve uluslararası itibara kavuşacaktır

Emin KANBUR

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.