RizeninSesi
RizeninSesi
Çisenti
İstanbul · 18°C
Bizi Takip Edin
14 Ekim 2026 - 18:35

L’Oréal Türkiye’den Dört Bilim Kadınına Araştırma Desteği

L’Oréal Türkiye, Bilim Kadınları İçin Programı kapsamında dört bilim kadınının araştırmalarına destek vererek Türkiye’de ulaştığı bilim kadını sayısını 132’ye çıkardı.

0 Paylaşım
L’Oréal Türkiye’den Dört Bilim Kadınına Araştırma Desteği

L’Oréal Türkiye’den bilim kadınlarına destek: Dört yeni araştırma projesi öne çıktı


L’Oréal Türkiye, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle 24 yıldır sürdürdüğü Bilim Kadınları İçin Programı kapsamında bu yıl dört bilim kadınının araştırmalarına destek verdi. Program aracılığıyla Türkiye’de desteklenen bilim kadını sayısı 132’ye ulaşırken, şirket kadın sağlığı alanındaki araştırmaları güçlendirmek amacıyla EndoTürkiye ile Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın oluşturulmasına da katkı sundu.

Bilim kadınlarının araştırmalarını sürdürmelerine ve çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmalarına katkı sağlayan Bilim Kadınları İçin Programı, Türkiye’de 24’üncü yılına girdi. L’Oréal Türkiye’nin UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü program kapsamında bu yıl farklı alanlarda çalışan dört bilim kadınının projeleri desteklenmeye değer bulundu.

Bu yıl desteklenen araştırmalar; amyotrofik lateral skleroz (ALS) için yeni ilaç adaylarının geliştirilmesi, yenilenebilir enerji depolamasında kullanılabilecek çinko-hava pillerinin ömrünün uzatılması, kâğıt tabanlı taşınabilir analiz sistemlerinin geliştirilmesi ve dişin canlı dokusunun kendini onarma mekanizmalarının incelenmesi gibi farklı konulara odaklanıyor.

Programla bugüne kadar Türkiye’de desteklenen bilim kadınlarının sayısı 132’ye yükseldi. Destek alan araştırmacıların 100’den fazlası akademik kariyerlerine profesör veya doçent olarak devam ediyor. L’Oréal Türkiye de programın uygulandığı ülkeler arasında en fazla katkı sağlayan ilk beş ülke içerisinde bulunuyor.

L’Oréal Vakfı ve UNESCO ortaklığıyla 28 yıl önce uluslararası ölçekte başlatılan program, dünya genelinde 5 binden fazla kadın bilim insanına ulaştı. Program kapsamında Uluslararası Mükemmellik Ödülü alan 142 bilim insanından yedisi, ilerleyen yıllarda Nobel Ödülü kazandı.

Kadın sağlığı araştırmaları için disiplinler arası iş birliği

L’Oréal Türkiye, Türkiye’deki 40’ıncı yılı kapsamında bilimsel çalışmalara verdiği desteği yeni iş birlikleriyle genişletmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda şirket, Türkiye’nin ilk endometriozis hasta dayanışma derneği EndoTürkiye ile iş birliği yaparak Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkıda bulundu.

Kamuya açık olarak tasarlanan ağ, kadın sağlığı alanındaki bilimsel bilgi paylaşımını artırmayı ve farklı disiplinlerden uzmanları ortak bir platformda buluşturmayı amaçlıyor. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile endometriozis araştırmacılarının yanı sıra beslenme, fizyoterapi, psikoloji, psikiyatri, radyoloji, moleküler biyoloji, genetik ve biyomedikal mühendisliği alanlarında çalışan uzman ve araştırmacıların da ağa katılması hedefleniyor.

Platform üzerinden kadın sağlığı konusunda güvenilir bilgi arayanların bilimsel araştırmalara ve uzman görüşlerine erişebilmesi de planlanıyor.

Kadın sağlığı alanındaki araştırmalara ayrılan kaynakların sınırlı olması, bu tür girişimlerin önemini ortaya koyuyor. ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin analizine göre, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin 2013-2023 yılları arasındaki araştırma hibelerinin yalnızca yüzde 8,8’i kadın sağlığı çalışmalarına ayrıldı. Aynı dönemde enstitülerin toplam bütçesi yükselirken kadın sağlığı araştırmalarının hibeler içerisindeki payı geriledi.

Endometriozis, kadın sağlığında araştırma ve bilgi paylaşımının önemini gösteren hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkilediği tahmin edilen hastalıkta tanı süreci yıllarca sürebiliyor.

Türkiye’de 15 binden fazla kadının katılımıyla gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, endometriozis tanısı alan kadınlar teşhis konulmadan önce ortalama dört farklı hekime başvuruyor. İlk hastane başvurusu ile tanı arasında yaklaşık dört yıl geçiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 63’ü ağrı ve belirtilerinin ciddiye alınmadığını, yaklaşık yüzde 78’i ise tedavi giderleri nedeniyle ekonomik zorluk yaşadığını bildiriyor.

Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın, bu ihtiyaçların daha görünür hâle gelmesine, uzmanlar arasındaki iletişimin güçlenmesine ve farklı alanlardan araştırmacıların ortak çalışmalar geliştirmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

“Bilim, var oluşumuzun temelidir”

L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, bilimin şirketin kuruluşundan bu yana temel öncelikleri arasında bulunduğunu belirterek araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin önemine dikkat çekti.

L’Oréal’in 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle kurulduğunu hatırlatan Panayotova, şirketin bugün her yıl araştırma ve geliştirmeye yaklaşık 1 milyar avro yatırım yaptığını ve dünya çapındaki araştırma merkezlerinde 4 binden fazla bilim insanıyla çalıştığını ifade etti.

Bilimin tüm potansiyelini ortaya çıkarabilmesi için kadınların araştırma süreçlerine eşit katılımının önemini vurgulayan Panayotova, dünyadaki araştırmacıların yalnızca üçte birinin kadın olduğuna işaret etti.

Türkiye’de 24 yıldır yürütülen Bilim Kadınları İçin Programı ile 132 bilim kadınının çalışmalarına destek verildiğini belirten Panayotova, araştırmacıların çalışmalarını görünür kılmanın genç kızlara da bilim alanında kariyer yapabileceklerini gösterdiğini dile getirdi.

“Kadın sağlığında araştırma ve bilgi paylaşımını güçlendireceğiz”

L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu ise programın yıllar içerisinde yeni fırsatlar yaratacak şekilde geliştirildiğini söyledi.

Türkiye’deki 40’ıncı yıl kapsamında EndoTürkiye iş birliğiyle desteklenen Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın, yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarına dikkat çekmeyi ve farklı disiplinler arasında bilimsel iş birliğini artırmayı hedeflediğini belirten Tanrıkulu, bilimsel bilginin daha hızlı paylaşılmasının önemini vurguladı.

Tanrıkulu, uzun vadede daha erken tanı süreçlerine, etkili tedavi yaklaşımlarına ve kadınların yaşam kalitesini yükseltecek çözümlere katkıda bulunmayı amaçladıklarını ifade ederek bu yıl desteklenen bilim kadınları başta olmak üzere kadın sağlığı alanında çalışan araştırmacıları ortak çalışmalara davet etti.

Dört bilim kadınının araştırmaları hangi alanlara odaklanıyor?

1. ALS için yeni ilaç adayları geliştirilecek

Doç. Dr. Belgin Sever – Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Kimya Anabilim Dalı

ALS, kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin zaman içerisinde zarar gördüğü, tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu ilerleyici bir hastalık olarak biliniyor. Doç. Dr. Belgin Sever’in projesi, hastalığın bazı türlerinde hücrelerde birikerek sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteinini hedefleyen yeni ilaç adaylarının geliştirilmesine odaklanıyor.

Araştırma kapsamında öncelikle bilgisayar ortamında molekül taramaları yapılacak. Öne çıkan adaylar laboratuvar ortamında sentezlenecek ve ALS hücre modellerinde test edilecek. Çalışmayla sinir hücrelerini koruma ve hastalığın ilerlemesinde rol oynayan süreçleri baskılama potansiyeline sahip yeni tedavi yaklaşımlarına bilimsel temel oluşturulması hedefleniyor.

2. Yenilenebilir enerji için daha dayanıklı çinko-hava pilleri

Doç. Dr. Çiğdem Toparlı – Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü

Güneş ve rüzgâr enerjisinin kesintisiz kullanılabilmesi için ihtiyaç duyulan teknolojilerden biri, fazla elektriği güvenli ve verimli biçimde depolayabilen sistemler. Doç. Dr. Çiğdem Toparlı’nın araştırması, yenilenebilir enerji tesislerinde kullanılabilecek çinko-hava pillerinin performansını ve kullanım ömrünü artırmayı amaçlıyor.

Su bazlı ve yanıcı olmayan bu pil teknolojisinde, enerjiyi depolayan çinko anot yeniden tasarlanacak. Böylece pilin çalışması sırasında ortaya çıkan aşınmanın ve ömrü kısaltan düzensiz çinko birikimlerinin azaltılması hedefleniyor.

Projenin, daha erişilebilir hammaddeler kullanan, güvenli ve sürdürülebilir enerji depolama sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Araştırmanın ayrıca enerji teknolojilerinde dışa bağımlılığın azaltılması açısından da potansiyel taşıdığı belirtiliyor.

3. Taşınabilir kâğıt tabanlı analiz sistemleri geliştirilecek

Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan – Gebze Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü

Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan’ın projesi, düşük maliyetli filtre kâğıdını farklı analizlerde kullanılabilecek taşınabilir bir test platformuna dönüştürmeyi hedefliyor.

Çalışmada kâğıt yüzeyi özel bir polimer tabakayla kaplanacak ve ultraviyole (UV) ışık kullanılarak yüzeyin belirli bölgeleri etkinleştirilecek. Bu sayede enzimlerin yalnızca seçilen alanlara bağlanması ve kâğıdın belirli noktalarına biyolojik işlev kazandırılması amaçlanıyor.

Yöntemin geliştirilmesiyle aynı kâğıt platformunun farklı bölgelerinde farklı biyolojik işlevler oluşturulabilecek. Böylece birden fazla analizin aynı anda yapılabilmesinin önü açılabilecek.

Araştırmanın uzun vadeli hedefleri arasında biyosensörlerin yanı sıra çevresel analiz ve gıda güvenliği gibi alanlarda kullanılabilecek, uygun maliyetli ve taşınabilir test sistemlerine temel oluşturmak bulunuyor.

4. Dişin kendini onarma kapasitesi genetik düzeyde incelenecek

Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın – Sağlık Bilimleri Üniversitesi

Derin çürük veya travma sonrasında bazı dişler kendini onarabilirken bazılarında iltihabın devam etmesi, dişin canlı dokusundaki iyileşme mekanizmalarının araştırılmasını gerekli kılıyor. Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın’ın çalışması, bu farklılığın altında yatan biyolojik süreçleri ortaya çıkarmaya odaklanıyor.

Projede, dişin canlı dokusunda bulunan fibroblast adı verilen destek hücrelerinin, iltihap ve oksijen yetersizliği koşullarında kök hücrelerin onarım kapasitesini nasıl etkilediği araştırılacak.

Belirli genlerin işleyişini geçici olarak baskılamaya imkân veren CRISPRi yöntemiyle, iyileşme sürecinde hangi genetik ve biyolojik mekanizmaların belirleyici olduğu incelenecek.

Elde edilecek sonuçların, dişin canlı dokusunu korumayı ve doğal onarım kapasitesini desteklemeyi amaçlayan daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

L’Oréal Türkiye’nin bilim kadınlarına yönelik desteği, bu dört araştırmanın yanı sıra kadın sağlığı alanında disiplinler arası iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni girişimlerle de genişliyor. Şirket, bilimsel çalışmaların görünürlüğünü artırmayı, araştırmacılar arasında bilgi paylaşımını desteklemeyi ve kadınların bilim dünyasındaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.

#kadınına #kadınının #araştırma

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!