Reklamı Geç
YAZARLAR
FELAKET GÜNÜ ÇEVRECİLİĞİ!
Ceyhun KALENDER
18 Temmuz 2021 - Pazar 00:11

Bir felaket yaşandıktan sonra genelde herkes çevreci olur. Felaketlerin sebebi yok taş ocaklarıdır, yok HES lerdir, yok dere yataklarının daraltılmasıdır vs...

Hani bunlar devlet yatırımı değil miydi?

Bir sonuca varmak için ille de bir felaket mi yaşamak lazım? Bir olay yaşandıktan sonra ahkam kesmek kolaydır. Olay yaşanmadan önce olabilecekleri düşünmek, bu konuda uyarıda bulunmak ise bir öngörü, bilgi, birikim işidir.

HES ve taş ocaklarıyla mücadelemiz sürecinde karşı karşıya kaldığımız haksızlıkları, yaşadığımız zorlukları, kurumların ve şirketlerin plansız, hukuksuz çalışmalarını, yandaşların şirketlere kendilerini nasıl siper ettiğini, bilir kişilerin nasıl satın alındığını daha önce defalarca anlatmıştık, anlatmaya da devam edeceğiz.

Ancak şehrimizde yaşanan felaketlerin henüz yaraları sarılma şamasındayken felaketlerle ilgili birkaç kelam etmenin daha uygun olacağı düşüncesindeyiz.

Doğu Karadeniz bölgemizde yılın aynı dönemlerinde yaşanan yağışlarda hep aynı manzaralarla karşılaşıyoruz: Dereler taşıyor, dere yataklarındaki evler sular altında kalıyor ve Karadeniz Sahil Yolu’nun bir bölümü yıkılıyor. Bu durum, yaşadıklarımızın daha çok plansız ve çarpık kentleşme ile vadilerdeki plansız çalışmaların sonucu olduğunu gösteriyor.

Evet, doğu Karadeniz bölgesi gerek coğrafi yapısı nedeniyle gerekse aldığı yağış miktarı itibariyle sel ve heyelanlara açık bir bölgedir. Ancak bize ve ilgili kurumlara düşen görev bu riskleri azaltacak tedbirler almak, bu konudaki uyarılara kulak vermektir.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin dar vadilerine onlarca iş makinesiyle girmek, onlarca taş ocağı açmak, birbirini ardına HES leri dizmek, bu HES leri yaparken de dere yataklarını daraltmak, derenin akış yönünü değiştirmek adeta felaketlere davetiye çıkarmaktır.

Ayrıca inşaat çalışmaları, madencilik çalışmaları, yaratılan yapay titreşimler gibi mühendislik çalışmaları yanı sıra farklı olarak yerleşim birimlerinden kaynaklanan su sızıntıları gibi faktörler heyelanı tetikleyen insan kaynaklı etkenlerdir.

 

Bunun yanında vadilerde gelişigüzel yapılan yollar, orman alanlarının azaltılması, orman bikri örtüsü yerine çalılıkların ve çaylık alanların çoğalması sel ve heyelanların artışında önemli rol oynamaktadır..

Bir diğer problem bölgenin arazı yapısı, doğal bitki örtüsünün bozulması ve arazilerin yanlış kullanılmasıdır. Geniş alanlara yayılan fındık ve çay bahçelerinde yapılan binalar ve ulaşım yolları toprak yükünün daha da artmasına neden olmaktadır

Bu doğal koşulları bir risk haline getirerek heyelanların tetiklenmesinde insan unsuru önemli role sahiptir.

Konuyla ilgili bugüne kadar yapılan inceleme ve değerlendirmelerde, dört ortak noktanın öne çıktığını gözlemliyoruz: İlki dere yataklarındaki yapılaşma, ikincisi Karadeniz Sahil Yolu’nun oluşturduğu setin derelerin Karadeniz’e ulaşmasına engel olması, üçüncüsü HES’ler nedeniyle derelerin akış rejiminin bozulması, dördüncüsü de vadilerde açılan taş ocaklarıdır. Bu dört temel sorun çözüme kavuşturulmadan, bölge halkının can ve mal güvenliğinin sağlanması mümkün değildir.

İlgili kurumlar ise bu sorunları çözmek yerine, sorunları kalıcı hale getirerek bölgenin yüz yüze olduğu tehdidin daha da büyümesine neden olmaktadır.

Dere yataklarına yapılmış yerleşimlere ruhsat verilmekte, derelerin üstleri kapatılarak-dere yatağı betonlaştırılarak suyun doğal yollarla denize ulaşması engellenmekte, bölgede yoğunlaşan HES ve Madencilik faaliyetleri nedeniyle doğal bitki örtüsü yok edilmekte, Karadeniz Sahil Yolu ve dolgu alanlarla bölge adeta sellere karşı savunmasız hale getirilmektedir.

Doğu Karadeniz Bölgemiz daha büyük felaketler yaşamadan bu yanlışlardan geri dönülmesi gerekmektedir. Bilim adamlarının bölgeye ilişkin uyarıları dikkate alınmalıdır. Doğayla ve insanla barışık, planlı kentleşme, ulaşım ve enerji politikaları hayata geçirilmelidir.

HES ve taş ocaklarına karşı mücadele eden çevrecilerin kaygıları dikkate alınmalıdır.

Yaşanan felaketten zarar gören hemşerilerimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, yaşananların birkaç gün sonra unutulmamasını, yaralar sarıldıktan hemen sonra bütün Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki vadilerde bütüncül havza planlamasının yapılmasını, vadilerin ölüm fermanı olan Hes ve taş ocaklarının derhal iptal edilmesini istiyoruz ve yetkilileri sesimize kulak vermeye çağırıyoruz

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

OKULLARDA TEST SONUÇLARININ POZİTİF ÇIKMASI DURUMUNDA NE YAPILMALI?
ARTIK KİMSENİN DAYANMA GÜCÜ YOK!
MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİ HEDEFLENEN ENFLASYON KADAR MAAŞ ZAMMI GİRDABINA MAHKÛM OLMAMALI
DOĞU KARADENİZ’DE TURİZME EL FATİHA…
ANDIMIZ İÇİN DAHA NE BEKLİYORUZ?
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
SİVİL TOPLUMDAN SİYASİ TOPLUMA…
25 NİSAN KIZILDERİLİ SOYKIRIMINI ANMA GÜNÜ”
KURTULUŞA GİDEN YOLDA TBMM’NİN AÇILIŞININ ÖNEMİ VE AYAKLANMALAR
DEĞERLER EĞİTİMİ!
YALAN SANDIĞA SIĞMAZ!
KİM, NASIL ANT İÇİYOR?
OKULLARDA KULLANILMAYAN BİLGİSAYAR VE TABLETLER ÖĞRENCİLERE VERİLSİN
PROMOSYON ÇAY ÜRETİCİSİNİN DE HAKKI…
MEB SINAV YAPMADI, ÖĞRETMEN BÜYÜK KAYIPTA… EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET!
100 PUAN, 100 PUAN, 100 PUAN…
SİVİL TOPLUM...
EKMEK KAVGAMIZ
WEBO'YA YAPILAN IRKÇI SALDIRI, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ VE İNSAN HAKLARI GÜNÜ
DEMİRCİNİN KÖPEĞİ
UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNDE EN BÜYÜK SORUN,
OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİ BAKICI DEĞİLDİR!
ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ
KAYIP BÜYÜK, HESAP YANLIŞ
BEN KİMİM?
ACABA NEDEN?
EĞİTİM-ÖĞRETİM NEDİR NE DEĞİLDİR?
TÜRKİYE KAMU-SEN BU YIL DA EN FAZLA BÜYÜYEN KONFEDERASYON OLDU
ASLINDA NE OLMUŞTU?
KAÇAK ÇAY
İNSAN, ŞEHİR VE ŞEHİRCİLİK
SÜREÇ ARTIK GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YOLA GİRMİŞTİR
İFTAR SOFRALARININ MALİYETİ CEP YAKIYOR
ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZI ANLAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN!
KÜRESEL ISINMA NEDİR?
100. YILINDA O’NA BİR KERE DAHA MİNNET DUYGULARIMIZI BİLDİRİYORUZ
İnsanlığın Korkulu Rüyası Salgın Hastalıklar
Ücretli Öğretmenler Çaresiz
18 Mart Çanakkale Zaferi
ÜNİVERSİTELERDE GÖREV YAPAN İDARİ PERSONELE TAYİN HAKKI TANINMALIDIR.
“HAK MÜCADELESİNDE BEN DE VARIM” DİYORSANIZ…
HARCADIĞIMIZ HER KURUŞUN EN AZ DÖRTTE BİRİ VERGİYE GİDİYOR
BU KİBİR, BU İNAT, BU HASET NEDEN?
SATMAKLA DA BİTMEZ Kİ!
Turan Nedir? 3 EKİM TÜRK DÜNYASI
“BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ” DEMEYİN
Lüküs Hayat
Türkçe Resmiyetini 742 Yıl Önce Karamanoğlu Mehmet Bey İle Kazandı
Ah Molla Molla
3 Mayıs 1944 – Türkçülük Davası
Hele Bir Yürüyün de Yürüyüşünüzü Görelim