USTA GAZETECİ MUSA AĞACIK İLE
MUSA’DAN BERİ’YE VE RİZE’YE YOLCULUK
Bir insan düşünün Ta Musa’dan Beri dimdik duruyor, eğilmeden bükülmeden yol alıyor. Gittiği yerde kendi enerjisini yayıyor, tebessüm saçıyor. İşte bu güzel yürekli ağabeyim Gazeteci Musa Ağarcık’tır.
1956 yılında Erzincan'da doğdu. Gazeteciliğe Aydınlık gazetesinde başladı. Türk Haberler Ajansı’na girdi. THA’dan istifa edip Güneş Gazetesine geçti. İstanbul Yeni Asır ve oradan da Milliyet'e geçti. Yıllarca Açık Pencere köşesinde Melih Aşık’la birlikte çalıştı. Milliyet'te 'Musa'nın Teybi' köşesini hazırladı. Daha sonra farklı yayın organlarında gazetecilik yaptı.
Günümüzde de yanlışın haksızlığın karşısında dik durmaya devam eden Musa Ağabey İle epeydir görüşmemiştik. “Yarın Kadıköy Kitap Fuarını birlikte gezelim” dedi. Buluştuk. Hem fuarı gezdik hem Musa’dan Beri’yi ve Rize’yi konuştuk. Bir saatte bir ömre rehber olacak sözlerine güzel yüreğine bir kez daha şahit oldum..
SÖZ MUSA AĞAÇIK’TA
Değerli dostlar, değerli Rizeliler, sevgili Çamlıhemşinliler, Hemşinliler;
Şimdi sevgili Fatih Sultan Kar ile biz yüzyıllar öncesinde Beyoğlu Tünel’de tanıştık. O İETT'nin fotoğrafçısıydı ve gerçekten güzel fotoğraflar çekiyordu.
Size Rize ile ilgili bir iki anımı anlatayım.
DEFTERLERİ KARIŞTIRDI
Rize'de İyidere Belediye Başkanı Nihat Mete Doğru Yol Partili idi. Biz 1988'de Milliyet Açık Pencere’de Melih Aşık’ın sayfasında çalışıyorduk. Orada Metin Çakmak isimli değerli bir mizah yazarı arkadaşımız vardı. Onunla ile Karadeniz gezisi yaptık. Zonguldak'tan Artvin'e kadar Karadeniz’i gezdik. Her adımda güldük. Çok güzel şeyler yaşadık, paylaştık.
Nihat Mete ve Ali Baba Çillioğlu ile tanıştık. Rize Turist Otel’de kaldık. Sokağa çıkma yasağı vardı, çünkü on zaman genel ruhu sayımı vardı. Ali Baba SHP’nin Rize İl Başkanı idi. Hükümet Komiseri ona “defteri getir” demiş, oda “tamam” demiş. Oda gitmiş muhasebe defterini getirmiş. Hükümet Komiser “bu nedu” demiş. “Sen defteri getur dedin ya. Al sana defter” demiş. Ya ben onu değil üye kayıt defterini demiştim” demiş.

ALİ BABA YAZ YETER
Yani Ali Baba Çillioğlu gerçekten çok hoş sohbet bir insandır. Ali Baba “sadece Karadeniz değil
Türkiye'de çok tanınan kişiyiz” deyince “nasıl kanıtlayacağız?” dedim.
“İstanbul'da döndüğünüzde Ali Baba Çillioğlu diye mektup yazın. Üstüne başka bir şey yazmayın. Mektup bizi bulur” dedi. Biz gerçekten dönüşte kart attık ve kendilerine ulaştı. O insanların isimleri yeterli idi yanı.
OMURGA ADAMI DİK TUTAR
Fatih Sultan KAR: Abi benim için büyük keyif oldu.
Ben seni daha çocuk gençliğimde, daha eski yıllardan beri hayranlıkla izlerim. Bugün çok mutlu oldum. Her gittiğimiz noktada sana olan ilgi, sana olan sevgi beni mutlu etti. “Dik duranın da seveni var”
Musa AĞACIK söze devam eder…
İnsanın niye omurgası vardı? Omurga dik bulmak içindir.
AYDER VE YARIM BAŞ TEMEL
1988’de Rize’den Ayder’e bir minibüs ile gittik. Ayder Muhtarı Yarım Baş Temel idi. Temel askerdeyken cemse şöförüymüş. Bir kaza yapınca başının yarısında bir göçük oluşmuş. Bu olaydan sonra lakabı Yarım Baş olarak kalmış. O da dünya güzeli bir insandır. O daha sonra İzmir'e göçtü. Vefat ettiğini öğrendim. Onun da değerli anısının da saygıyla eğiliyorum. Nihat Mete’ye de selam olsun. Ali Baba ve çocuklarına çok selamlar.
Sevgili Fatih Sultan Kar ile uzun yüzyıllar önce tanıştık. Kazım Koyuncu ile ilgili çok güzel paylaşımlarımız oldu. Sevgili Kazım Koyuncu’yu da saygıyla, sevgiyle, muhabbetle, aşkıyla yanıyorum. Teşekkür ediyorum.
