Tuncay SOYKAN
Köşe Yazarı
Tuncay SOYKAN
 

Çayda Rekolte Değil, Acele ve Plansızlık Trafiği Sıkıştırıyor: Sorumluluk Kimde?

​Rize’de her çay sezonu aynı filmi izlemekten, aynı mağduriyetleri konuşmaktan yorulmadık mı? Çaykur kotayı ve kontenjanı uyguladığı an, özel sektörün fiyatları bir anda aşağı çekmesi, vadeleri aylara yayması artık sürpriz değil; ne yazık ki sezonsal bir gelenek haline geldi. Çaykur alımları hızlandırdığında veya kontenjanı kaldırdığında ise aynı özel sektörün fiyat yükselttiğini, peşin ödeme teklif ettiğini görüyoruz. ​Peki, bu kısır döngünün faturası neden hep çay müstahsiline kesiliyor? Bu tabloyu sadece tek bir tarafa yüklemek kolaycılık olur; meseleye tüm aktörlerin sorumluluğu üzerinden bakmak şart . ​1. Müstahsilin Aceleciliği, Yabancı İşçi Çıkmazı ve Kalite Kaybı ​Öncelikle iğneyi biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Üretici olarak "Bir an önce çaylıktan çıkayım, çay bitsin de ne olursa olsun" kafasıyla hareket ediyoruz. Eskiden bu çayı bu toprakların insanı, komşusuyla imece usulü toplardı. Önce Gürcüler girdi bahçelerimize, ardından Afganlar, Suriyeliler ve hatta son dönemde Afrika’dan gelen göçmen işçiler... ​İşçi bu çayı kiloyla topladığı için tek bir derdi var: Kilo fazla gelsin, cep daha çok dolsun. Çayın filizine, kartına bakmadan çalıyı köklercesine, derinden derinden kesiyorlar. Hem çaylığın ömrü bitiyor hem de o kartlaşmış, derinden kesilmiş çay fabrikaya gittiğinde çayın kalitesi diplere vuruyor. ​Üstelik toplama işini tamamen yabancı işçilere devredip, günde 3-5 ton çayı aceleyle tarladan sökercesine toplatmak, çay fabrikalarının kapısında devasa bir birikme yaratıyor. ​Gerçek şu ki: Üretici tarladaki çayını sabırla tutabilse, dalında kaliteli şekilde bekletebilse ve pazarın arz dengesini kendi eliyle tıkamasa, özel sektörün bu kadar rahat hareket etme alanı kalmayacak. Kendi elimizle sunduğumuz bu kontrolsüz, kalitesiz ve aşırı arz, fiyat kırma mekanizmasını çalıştıran ilk çark oluyor. ​2. Özel Sektörün Fırsatçılığı ve Kapasite Gerçeği ​Özel sektörün, müstahsilin sıkıştığı bu anları fırsata çevirip fiyatı tabanın çok altına çekmesini ve vadeleri uzatmasını savunmak mümkün değil. Bu durum net bir şekilde fırsatçılıktır. ​Fakat insafı da elden bırakmamak gerek: Özel fabrikaların da bir işleme kapasitesi, depolama sınırı ve sıcak para akışı limiti var. Çaykur kontenjan koyduğunda, yabancı işçilerin derinden kesip bir günde topladığı o devasa ve kalitesi düşmüş çay miktarı birden özel sektörün kapısına dayandığında, bu tesislerin de o yükü aynı şartlarda kaldırması fiziken imkânsızlaşıyor. Yani özel sektörün bir kısmı fırsatçılık yaparken, bir kısmı da hem kalite düşüklüğü hem de kapasite yetersizliği nedeniyle fiyat ve vade dengelemek zorunda kalıyor. ​3. Devlet ve Çaykur: Hem Kalite Standardı Hem Hasat Planlaması Şart! ​Gelelim meselenin düğümlendiği asıl noktaya... Devletin ve Tarım Bakanlığı’nın "Biz özel sektöre karışamayız, serbest piyasa koşulları geçerli" diyerek aradan çekilmesi ve çay üreticisini insafa bırakması kabul edilemez. ​Çaykur, sadece çay alan ve işleyen bir iktisadi teşekkül değil; bu bölgenin sosyal ve ekonomik regülatörüdür. ​Kademeli Hasat Takvimi: Çaykur, hasat zamanını zamana yayan kademeli bir alım ve toplama modeli geliştirmelidir. Üreticinin çayını dalında daha uzun süre muhafaza edebileceği mekanizmalar kurulmalıdır. ​Toplama Standardı ve İşgücü Denetimi: Yabancı işçilerin sırf kilo çeksin diye çayı derinden kesip kaliteyi düşürmesinin önüne geçilmelidir. Çaykur ve yetkili kurumlar; doğru toplama standartlarını, işçi eğitici/denetleyici mekanizmaları ve yerli işgücünü teşvik edecek sistemleri bu planlamanın içine dahil etmek zorundadır. ​Çözüm Nerede? ​Hükümetin ve Çaykur’un artık bu konuyu pasif bir izleyici gibi takip etmekten vazgeçip elini taşın altına koyması gerekiyor. [Kilo İçin Derinden Kesilen Kalitesiz Çay & Yabancı İşçi]                             │                            ▼         [Çaykur'un Kotası / Planlama Eksikliği]                             │                            ▼           [Özel Sektörün Fırsatçı Fiyat Kırması] Bu tıkalı döngüyü kırmak için: ​Devlet ve Çaykur: Bölgesel hasat planlamasını yapmalı, çayın derinden kesilip kalitesinin düşürülmesini önleyecek denetim ve standartları getirmeli, yerli işgücünü özendirecek adımları atmalıdır. ​Müstahsil: "Çay bir günde bitsin" diyerek yabancı işçiye çaylığı tahrip ettirmekten vazgeçmeli, çayını zamanında ve tekniğine uygun toplatıp kalitesini korumalıdır. ​Özel Sektör: Bölge insanının emeğini anlık kapasite krizlerini fırsata çevirerek sömürmekten vazgeçmelidir. ​Çay bu bölgenin sadece geçim kaynağı değil, geleceğidir. Kaliteyi düşüren kontrolsüz toplama anlayışına, üreticiyi özel sektörün insafına, özel sektörü de kalitesiz ve aşırı arzın yüküne terk etmek bu geleceğe yapılacak en büyük kötülüktür.
Ekleme Tarihi: 05 Ağustos 2026 -Çarşamba

Çayda Rekolte Değil, Acele ve Plansızlık Trafiği Sıkıştırıyor: Sorumluluk Kimde?

​Rize’de her çay sezonu aynı filmi izlemekten, aynı mağduriyetleri konuşmaktan yorulmadık mı? Çaykur kotayı ve kontenjanı uyguladığı an, özel sektörün fiyatları bir anda aşağı çekmesi, vadeleri aylara yayması artık sürpriz değil; ne yazık ki sezonsal bir gelenek haline geldi. Çaykur alımları hızlandırdığında veya kontenjanı kaldırdığında ise aynı özel sektörün fiyat yükselttiğini, peşin ödeme teklif ettiğini görüyoruz.

​Peki, bu kısır döngünün faturası neden hep çay müstahsiline kesiliyor? Bu tabloyu sadece tek bir tarafa yüklemek kolaycılık olur; meseleye tüm aktörlerin sorumluluğu üzerinden bakmak şart
.
​1. Müstahsilin Aceleciliği, Yabancı İşçi Çıkmazı ve Kalite Kaybı

​Öncelikle iğneyi biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Üretici olarak "Bir an önce çaylıktan çıkayım, çay bitsin de ne olursa olsun" kafasıyla hareket ediyoruz. Eskiden bu çayı bu toprakların insanı, komşusuyla imece usulü toplardı. Önce Gürcüler girdi bahçelerimize, ardından Afganlar, Suriyeliler ve hatta son dönemde Afrika’dan gelen göçmen işçiler...

​İşçi bu çayı kiloyla topladığı için tek bir derdi var: Kilo fazla gelsin, cep daha çok dolsun. Çayın filizine, kartına bakmadan çalıyı köklercesine, derinden derinden kesiyorlar. Hem çaylığın ömrü bitiyor hem de o kartlaşmış, derinden kesilmiş çay fabrikaya gittiğinde çayın kalitesi diplere vuruyor.
​Üstelik toplama işini tamamen yabancı işçilere devredip, günde 3-5 ton çayı aceleyle tarladan sökercesine toplatmak, çay fabrikalarının kapısında devasa bir birikme yaratıyor.

​Gerçek şu ki: Üretici tarladaki çayını sabırla tutabilse, dalında kaliteli şekilde bekletebilse ve pazarın arz dengesini kendi eliyle tıkamasa, özel sektörün bu kadar rahat hareket etme alanı kalmayacak. Kendi elimizle sunduğumuz bu kontrolsüz, kalitesiz ve aşırı arz, fiyat kırma mekanizmasını çalıştıran ilk çark oluyor.

​2. Özel Sektörün Fırsatçılığı ve Kapasite Gerçeği

​Özel sektörün, müstahsilin sıkıştığı bu anları fırsata çevirip fiyatı tabanın çok altına çekmesini ve vadeleri uzatmasını savunmak mümkün değil. Bu durum net bir şekilde fırsatçılıktır.

​Fakat insafı da elden bırakmamak gerek: Özel fabrikaların da bir işleme kapasitesi, depolama sınırı ve sıcak para akışı limiti var. Çaykur kontenjan koyduğunda, yabancı işçilerin derinden kesip bir günde topladığı o devasa ve kalitesi düşmüş çay miktarı birden özel sektörün kapısına dayandığında, bu tesislerin de o yükü aynı şartlarda kaldırması fiziken imkânsızlaşıyor. Yani özel sektörün bir kısmı fırsatçılık yaparken, bir kısmı da hem kalite düşüklüğü hem de kapasite yetersizliği nedeniyle fiyat ve vade dengelemek zorunda kalıyor.

​3. Devlet ve Çaykur: Hem Kalite Standardı Hem Hasat Planlaması Şart!

​Gelelim meselenin düğümlendiği asıl noktaya... Devletin ve Tarım Bakanlığı’nın "Biz özel sektöre karışamayız, serbest piyasa koşulları geçerli" diyerek aradan çekilmesi ve çay üreticisini insafa bırakması kabul edilemez.
​Çaykur, sadece çay alan ve işleyen bir iktisadi teşekkül değil; bu bölgenin sosyal ve ekonomik regülatörüdür.
​Kademeli Hasat Takvimi: Çaykur, hasat zamanını zamana yayan kademeli bir alım ve toplama modeli geliştirmelidir. Üreticinin çayını dalında daha uzun süre muhafaza edebileceği mekanizmalar kurulmalıdır.

​Toplama Standardı ve İşgücü Denetimi: Yabancı işçilerin sırf kilo çeksin diye çayı derinden kesip kaliteyi düşürmesinin önüne geçilmelidir. Çaykur ve yetkili kurumlar; doğru toplama standartlarını, işçi eğitici/denetleyici mekanizmaları ve yerli işgücünü teşvik edecek sistemleri bu planlamanın içine dahil etmek zorundadır.

​Çözüm Nerede?

​Hükümetin ve Çaykur’un artık bu konuyu pasif bir izleyici gibi takip etmekten vazgeçip elini taşın altına koyması gerekiyor.
[Kilo İçin Derinden Kesilen Kalitesiz Çay & Yabancı İşçi] 
                           │
                           ▼
        [Çaykur'un Kotası / Planlama Eksikliği] 
                           │
                           ▼
          [Özel Sektörün Fırsatçı Fiyat Kırması]

Bu tıkalı döngüyü kırmak için:

​Devlet ve Çaykur: Bölgesel hasat planlamasını yapmalı, çayın derinden kesilip kalitesinin düşürülmesini önleyecek denetim ve standartları getirmeli, yerli işgücünü özendirecek adımları atmalıdır.

​Müstahsil: "Çay bir günde bitsin" diyerek yabancı işçiye çaylığı tahrip ettirmekten vazgeçmeli, çayını zamanında ve tekniğine uygun toplatıp kalitesini korumalıdır.
​Özel Sektör: Bölge insanının emeğini anlık kapasite krizlerini fırsata çevirerek sömürmekten vazgeçmelidir.

​Çay bu bölgenin sadece geçim kaynağı değil, geleceğidir. Kaliteyi düşüren kontrolsüz toplama anlayışına, üreticiyi özel sektörün insafına, özel sektörü de kalitesiz ve aşırı arzın yüküne terk etmek bu geleceğe yapılacak en büyük kötülüktür.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.