Feyyaz ŞENTÜRK
Köşe Yazarı
Feyyaz ŞENTÜRK
 

Her şey değişirken Hiç değişmeyenler

Dünya ve ülkemizde yaşanan pandemi nedeniyle yaşamın her alanında karşımıza yeni bir kavram olarak ‘Yeni Normal’ kavramı çıkmaktadır. Bu yeni normal düzenden her alan etkilendiği gibi eğitim alanı da etkilenmektedir. Genel eğitim alanına dair okumalarım, araştırmalarım ve bunalar sonucunda elde ettiğim bir fikir bulunsa da o alana dair yetkinliğimin kısıtlı olması nedeniyle görüşlerimi sadece dost sohbetlerinde bildirmekteyim. Eğitimini aldığım, çalışma alanım olan özel eğitim alanında ise fikirlerimi buradan paylaşıyorum. Bir özel eğitim öğretmeni ve sivil toplum örgütü yöneticisi olarak bilimsel temelli uygulamaların ilimizde yaygınlaştırılması adına etki alanı oluşturmaya çalışıyorum. Çoğu zaman havanda sus dövmekten öteye geçmesem de, amirlerimin meslektaşlarımın tepkisini alsam da, kendi istikbalimi zora soksam da, doğru bildiğini söylemenin dayanılmaz hafifliğini yaşamaktayım. Öğretmenlik görevini aktif olarak yürüten biri olarak da sıklıkla dışarda koltuk sevdalısı, koltuk peşinde biri olarak algılanmaktayım. Oysaki gerçek yaşamda koltuk sevdalısı bireylerin ortak özelliği; suya sabuna dokunmamaları, fikir beyan etmemeleri ve aidiyetlikleri üzerinden işlerini halletmeye çalışabilmeleridir. Sadece ilin eğitim politikaları değil ülkedeki eğitim politikalarına yönelik olarak yazan, çizen, söyleyen, raporlaştıran, rahatsız eden biri olarak bunu koltuk sevdamdan dolayı yapabilmem çok da mümkün değil. Konumuza gelirsek mesleğe başladığım andan itibaren özel eğitimde ilin ve ülkenin önceliklerinin   Erken çocukluk ve okul öncesi özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması   Nitelikli kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarının yürütülmesi   İstihdama dayalı mesleki özel eğitim hizmetlerinin sunulması Olması gerektiğini her fırsatta vurgulamaktayım. Çok şükür yavaş yavaş bu adımlar atılmaya başlandı. Lakin biz bu öncelikleri sunarken bu alanlarda sadece binaların açılması veya tahsisinden bahsetmiyoruz. Özel eğitimin ilke ve gerekliliklerine uygun, bilimsel temelli uygulamaların yürütüldüğü, veli memnuniyeti yerine öğrencilerin okul yaşamı dışındaki sosyal hayatlarına katkı sağlayacak, aktif rol üstlenebilmelerini destekleyecek, eğitim sürecinden bahsediyoruz. Zira özel eğitim girdileri ve çıktıları açısından denetlenemeyen maliyetli bir iş. Şu an uygulayacağınız yanlış politikalar ve oluşturacağınız yanlış vizyon daha sonrası için daha büyük maliyetler ortaya çıkaracaktır. Doğru vizyonu geliştirmek için ise özel eğitim alanında akademik bilgi ve pratiğe dayalı alan uzmanlığı gerekmektedir. Bunun dışında atılan her adım binaları idare temek ve gelen yazıların gereğini yapmaktan öteye geçemez. MEB 2023 vizyonu çerçevesinde özel gereksinimli bireylere yönelik olarak her ilde özel eğitim meslek okullarının ve özel eğitim anaokullarının açılması, özel eğitim anasınıflarının yaygınlaştırma kararını alarak illere bildirdi. Yıllardır savunduğumuz şeyleri aslında zorunluluk haline getirdi. İlim adına gurur duyduğum noktalardan biri birçok ilde özel eğitim meslek okulu bulunmazken bizim ilimizde 2013 yılında açılmış olmasıydı. Ama alan öğretmeni olarak bu duygu çok uzun sürmüyor. Zira 2013 yılında paylaşımlı bir binada kurulan okulun, fiziksel anlamda eksiklikleri bulunduğunu, atölye imkânlarının kısıtlı olduğunu, yapısal sorunlarının çözülmediğini görüyorsunuz. Neden derseniz temeli sağlam atılmamış vizyonu doğru oluşturulmamış bir kurum olduğu gerçeği karşınıza çıkmaktadır. Çünkü ilk kuruluş sürecinde okulu 6 yıl alan deneyimi olmayan alan dışı yöneticiyle yönetmişsiniz. Çok şükür ki 2019 yılında özel eğitim alanında mesleki bilgi, beceri ve deneyimi olan bir özel eğitimciye emanet edilebildi okul. Umarım okula dair planlarını gerçekleştirebilir ve eksik kalmış yılların açığını kapatabilir. 2020 başında MEB 2023 vizyonu doğrultusunda illere yazı gönderilerek her ilde bir özel eğitim anaokulu açılması gerektiği ve işlemlerin ivedilikle yürütülmesi gerektiği belirtildi. Özel eğitimde erken çocukluk ve okul öncesi eğitimin ne denli önemli olduğunu bilen ve inanan herkes bir umutlandı. Ama daha önce izlediğimiz bir filmin tekrarını izler gibi oldu her şey. 2013 yılında özel eğitim meslek okulunun başına gelenler özel eğitim anaokulunun başına da geldi. Yine paylaşımlı bir bina ve kadrosu içerisinde tek bir özel eğitimcinin olmadığı yönetim süreci. Özel eğitimin temelini emanet ettiğiniz bir kurumun yönetiminde alana dair akademik bilgi ve pratik deneyimi olan; bir kişinin bile olmaması bu il için bir kayıp. Yöneticiyle ne işin var, sonuçta derslere öğretmenler girecek diyorlar bazıları bana. Yönetimin görevleri arasında rehberlik ve denetim bulunmaktadır. Bilgi ve deneyiminiz olmadığı bir konuda rehberlik edemezsiniz. Rehberlik edemediğiniz öğretmeni de objektif ve veriye dayalı denetleyemezsiniz. Yeni normal, yeni eğitim modelleri, 2023 vizyonu kavramsal olarak kulağa hoş, etkileyici gelmişti ne yalan söyleyeyim umutlanmıştım da. Ama her şey değişirken hiç değişmeyen şeyler var. Pandemi sürecinde kronik rahatsızlıkları olan bireylerin tehlikede olduğu söyleniyor uzmanlar tarafından. Yeni normalde eğitimde başarıya ulaşabilmek için ise kronik hastalıkların tedavi edilmesi gerekmektedir. Bizim eğitim yönetimimizin kronik hastalığı eğitimi yönetmek yerine binayı yönetmeyi tercih etmemizdir.
Ekleme Tarihi: 19 Ağustos 2020 - Çarşamba

Her şey değişirken Hiç değişmeyenler

Dünya ve ülkemizde yaşanan pandemi nedeniyle yaşamın her alanında karşımıza yeni bir kavram olarak ‘Yeni Normal’ kavramı çıkmaktadır. Bu yeni normal düzenden her alan etkilendiği gibi eğitim alanı da etkilenmektedir. Genel eğitim alanına dair okumalarım, araştırmalarım ve bunalar sonucunda elde ettiğim bir fikir bulunsa da o alana dair yetkinliğimin kısıtlı olması nedeniyle görüşlerimi sadece dost sohbetlerinde bildirmekteyim. Eğitimini aldığım, çalışma alanım olan özel eğitim alanında ise fikirlerimi buradan paylaşıyorum. Bir özel eğitim öğretmeni ve sivil toplum örgütü yöneticisi olarak bilimsel temelli uygulamaların ilimizde yaygınlaştırılması adına etki alanı oluşturmaya çalışıyorum. Çoğu zaman havanda sus dövmekten öteye geçmesem de, amirlerimin meslektaşlarımın tepkisini alsam da, kendi istikbalimi zora soksam da, doğru bildiğini söylemenin dayanılmaz hafifliğini yaşamaktayım. Öğretmenlik görevini aktif olarak yürüten biri olarak da sıklıkla dışarda koltuk sevdalısı, koltuk peşinde biri olarak algılanmaktayım. Oysaki gerçek yaşamda koltuk sevdalısı bireylerin ortak özelliği; suya sabuna dokunmamaları, fikir beyan etmemeleri ve aidiyetlikleri üzerinden işlerini halletmeye çalışabilmeleridir. Sadece ilin eğitim politikaları değil ülkedeki eğitim politikalarına yönelik olarak yazan, çizen, söyleyen, raporlaştıran, rahatsız eden biri olarak bunu koltuk sevdamdan dolayı yapabilmem çok da mümkün değil. Konumuza gelirsek mesleğe başladığım andan itibaren özel eğitimde ilin ve ülkenin önceliklerinin
 

  1. Erken çocukluk ve okul öncesi özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması
     
  2. Nitelikli kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarının yürütülmesi
     
  3. İstihdama dayalı mesleki özel eğitim hizmetlerinin sunulması


Olması gerektiğini her fırsatta vurgulamaktayım. Çok şükür yavaş yavaş bu adımlar atılmaya başlandı. Lakin biz bu öncelikleri sunarken bu alanlarda sadece binaların açılması veya tahsisinden bahsetmiyoruz. Özel eğitimin ilke ve gerekliliklerine uygun, bilimsel temelli uygulamaların yürütüldüğü, veli memnuniyeti yerine öğrencilerin okul yaşamı dışındaki sosyal hayatlarına katkı sağlayacak, aktif rol üstlenebilmelerini destekleyecek, eğitim sürecinden bahsediyoruz. Zira özel eğitim girdileri ve çıktıları açısından denetlenemeyen maliyetli bir iş. Şu an uygulayacağınız yanlış politikalar ve oluşturacağınız yanlış vizyon daha sonrası için daha büyük maliyetler ortaya çıkaracaktır. Doğru vizyonu geliştirmek için ise özel eğitim alanında akademik bilgi ve pratiğe dayalı alan uzmanlığı gerekmektedir. Bunun dışında atılan her adım binaları idare temek ve gelen yazıların gereğini yapmaktan öteye geçemez.


MEB 2023 vizyonu çerçevesinde özel gereksinimli bireylere yönelik olarak her ilde özel eğitim meslek okullarının ve özel eğitim anaokullarının açılması, özel eğitim anasınıflarının yaygınlaştırma kararını alarak illere bildirdi. Yıllardır savunduğumuz şeyleri aslında zorunluluk haline getirdi. İlim adına gurur duyduğum noktalardan biri birçok ilde özel eğitim meslek okulu bulunmazken bizim ilimizde 2013 yılında açılmış olmasıydı. Ama alan öğretmeni olarak bu duygu çok uzun sürmüyor. Zira 2013 yılında paylaşımlı bir binada kurulan okulun, fiziksel anlamda eksiklikleri bulunduğunu, atölye imkânlarının kısıtlı olduğunu, yapısal sorunlarının çözülmediğini görüyorsunuz. Neden derseniz temeli sağlam atılmamış vizyonu doğru oluşturulmamış bir kurum olduğu gerçeği karşınıza çıkmaktadır. Çünkü ilk kuruluş sürecinde okulu 6 yıl alan deneyimi olmayan alan dışı yöneticiyle yönetmişsiniz. Çok şükür ki 2019 yılında özel eğitim alanında mesleki bilgi, beceri ve deneyimi olan bir özel eğitimciye emanet edilebildi okul. Umarım okula dair planlarını gerçekleştirebilir ve eksik kalmış yılların açığını kapatabilir.


2020 başında MEB 2023 vizyonu doğrultusunda illere yazı gönderilerek her ilde bir özel eğitim anaokulu açılması gerektiği ve işlemlerin ivedilikle yürütülmesi gerektiği belirtildi. Özel eğitimde erken çocukluk ve okul öncesi eğitimin ne denli önemli olduğunu bilen ve inanan herkes bir umutlandı. Ama daha önce izlediğimiz bir filmin tekrarını izler gibi oldu her şey. 2013 yılında özel eğitim meslek okulunun başına gelenler özel eğitim anaokulunun başına da geldi. Yine paylaşımlı bir bina ve kadrosu içerisinde tek bir özel eğitimcinin olmadığı yönetim süreci. Özel eğitimin temelini emanet ettiğiniz bir kurumun yönetiminde alana dair akademik bilgi ve pratik deneyimi olan; bir kişinin bile olmaması bu il için bir kayıp. Yöneticiyle ne işin var, sonuçta derslere öğretmenler girecek diyorlar bazıları bana. Yönetimin görevleri arasında rehberlik ve denetim bulunmaktadır. Bilgi ve deneyiminiz olmadığı bir konuda rehberlik edemezsiniz. Rehberlik edemediğiniz öğretmeni de objektif ve veriye dayalı denetleyemezsiniz.


Yeni normal, yeni eğitim modelleri, 2023 vizyonu kavramsal olarak kulağa hoş, etkileyici gelmişti ne yalan söyleyeyim umutlanmıştım da. Ama her şey değişirken hiç değişmeyen şeyler var. Pandemi sürecinde kronik rahatsızlıkları olan bireylerin tehlikede olduğu söyleniyor uzmanlar tarafından. Yeni normalde eğitimde başarıya ulaşabilmek için ise kronik hastalıkların tedavi edilmesi gerekmektedir. Bizim eğitim yönetimimizin kronik hastalığı eğitimi yönetmek yerine binayı yönetmeyi tercih etmemizdir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi