Muhittin BAYRAK
Köşe Yazarı
Muhittin BAYRAK
 

ADALET: KİŞİYE GÖRE Mİ, HERKESE GÖRE Mİ?

​Muhalif Sanatçıya Kelepçe, Parayı Bastırana Özgürlük, Yolsuzluğa Sessizlik... Biz Bu Filmi Daha Önce de Görmüştük! ​Son günlerde ülkede yine bildik bir tiyatro sahneleniyor. Sırf düşüncelerinden, duruşlarından ya da muhalif tavırlarından dolayı sanatçılar, ünlü isimler jet hızıyla gözaltına alınıyor, tutuklu yargılanmak üzere demir parmaklıklar arkasına gönderiliyor. İşin en acı tarafı ise iktidar medyasının, henüz hakim karşısına çıkıp hüküm giymemiş bu insanları anında "suçlu" ilan edip hedef tahtasına koymasıdır. Masumiyet karinesini ayaklar altına alan bu linç kültürü asla kabul edilemez. ​Ancak öte tarafta madalyonun diğer yüzü duruyor. Bakıyorsunuz; adı şaibeli işlere, milyarlık operasyonlara karışmış, gücü ve parası olan şahsiyetler söz konusu olduğunda yargı mekanizması adeta ışık hızıyla işliyor. Parayı bastıranlar, arkası sağlam olanlar kısa sürede aklanıp aramıza dönüyor. (Tıpkı Dilan Polat olayında ya da geçmişteki benzer örneklerde gördüğümüz gibi). Öte yanda kedicikleriyle ekranlarda şarlatanlık yapan o yapı ise henüz parayı tam bastıramamış olacak ki lideri içeride; ama içeride olmasına rağmen dışarıdaki gücü ve etkisi gizemli bir şekilde aynen devam ediyor. ​"Ergenekon Yok dedikçe Küfür Yedik!" ​Tarih hafızadır ve bu milletin hafızası ne yazık ki çok çabuk siliniyor. Yıllarca uyardık. O FETÖ denilen karanlık yapının, ömrü boyunca ABD ajanı olarak bu ülkenin altını oyduğunu haykırdık. Bunu her söylediğimizde karşımızda güya "din savunucularını" bulduk, "din düşmanı" ilan edildik. Sonra ne oldu? O köpek geberdi gitti ama arkasında büyük acılar bıraktı. İşin garibi, o dönem de parası olan, arkasında dayısı olan FETÖ’cüler sıyrıldı; parayı veremeyen, arkası olmayanlar ise "FETÖ’cü" damgası vurularak ölüme, yalnızlığa terk edildi. ​Ne çabuk unuttuk o karanlık günleri? Bu ülkenin altına silah gömenler, o silahları tek tek çıkarıp kumpas kurarken; vatansever, Atatürkçü paşalarımızı zindanlara tıktılar. Kimi o zindanlarda kahırdan can verdi, kimi eceliyle öldü, kimi de onuruna yediremeyip intihar etti. Biz o günlerde avazımız çıktığı kadar "Ergenekon diye bir terör örgütü yok, bu bir kumpastır!" dedikçe küfür yedik, vatan haini ilan edildik. Sonunda haklı çıktık ama giden canlar geri gelmedi. ​Vatanı Savunmak Sözde Değil, Siperde Olur ​Beni bilen bilir. Ben Atatürkçü, vatanını ve milletini canından çok seven, CHP’li bir yurttaşım. Bu vatanı sevmek benim için sadece dilde bir slogan değildir. Vatanı savunmak için vaktiyle tercihini yaparak askere komando olarak gitmiş; o dağlarda havan mermisi yemiş, kan dökmüş bir vatan evladıyım. ​Şimdi soruyorum: Gözaltına aldığınız, suçlu ilan ettiğiniz bu sanatçıların bir evi, barkı, çoluğu çocuğu, anası babası yok mu? Bu kadar kolay mı insanların hayatını karartmak? ​Madem adalet dağıtıyorsunuz, o zaman şu sorulara da cevap verin: Deprem zamanı parayla çadır satan Kızılay Başkanını neden yargılamıyorsunuz? Kendi bakanlığına, kendi şirketinden dezenfektan satan eski bakanı neden hakim karşısına çıkarmıyorsunuz? Zarrab’dan rüşvet aldığı iddia edilen bakanlara, bu ülkeyi parsel parsel satan büyükşehir belediye başkanlarına neden dokunmuyorsunuz? Peki ya o meşhur "Bakara-makara" diyerek yüce dinimiz İslamiyet’le, ayetlerle açıkça alay eden Egemen Bağış? O neden yargılanmıyor da büyükelçi yapılarak ödüllendiriliyor? ​Yahu bu kanun, bu nizam, bu adalet sadece size ve sizin adamlarınıza göre mi şekil alıyor? ​Benim "Dostum" Haluk Levent... ​Evet, Haluk Levent bir zamanlar benim yakın arkadaşımdı. Hatta geçmişte Dedeman’da sahnedeyken elinde mikrofonla yanıma gelmiş, "Dostum" şarkısını beraber gözlerimizin içine bakarak söylemiştik. Evime kadar gelmiş, ekmeğimizi bölüşmüş bir insandır. En azından dost olduğumuz, evimize misafir olduğu o dönemlerden biliyorum ki onun dürüstlüğünden zerre şüphem yoktur. ​Benim asıl itirazım, yargının bu derece siyasallaşmasıdır. "Benim adamım suç işlese de suçsuzdur, benim adamım olmayan her halükarda suçludur" mantığı adaleti yok eder. Adalet, sadece güçlüyü koruyan bir kalkan olamaz. Adalet, amasız ve fakatsız, herkese adalettir!
Ekleme Tarihi: 14 Temmuz 2026 -Salı

ADALET: KİŞİYE GÖRE Mİ, HERKESE GÖRE Mİ?

​Muhalif Sanatçıya Kelepçe, Parayı Bastırana Özgürlük, Yolsuzluğa Sessizlik... Biz Bu Filmi Daha Önce de Görmüştük!

​Son günlerde ülkede yine bildik bir tiyatro sahneleniyor. Sırf düşüncelerinden, duruşlarından ya da muhalif tavırlarından dolayı sanatçılar, ünlü isimler jet hızıyla gözaltına alınıyor, tutuklu yargılanmak üzere demir parmaklıklar arkasına gönderiliyor. İşin en acı tarafı ise iktidar medyasının, henüz hakim karşısına çıkıp hüküm giymemiş bu insanları anında "suçlu" ilan edip hedef tahtasına koymasıdır. Masumiyet karinesini ayaklar altına alan bu linç kültürü asla kabul edilemez.

​Ancak öte tarafta madalyonun diğer yüzü duruyor. Bakıyorsunuz; adı şaibeli işlere, milyarlık operasyonlara karışmış, gücü ve parası olan şahsiyetler söz konusu olduğunda yargı mekanizması adeta ışık hızıyla işliyor. Parayı bastıranlar, arkası sağlam olanlar kısa sürede aklanıp aramıza dönüyor. (Tıpkı Dilan Polat olayında ya da geçmişteki benzer örneklerde gördüğümüz gibi). Öte yanda kedicikleriyle ekranlarda şarlatanlık yapan o yapı ise henüz parayı tam bastıramamış olacak ki lideri içeride; ama içeride olmasına rağmen dışarıdaki gücü ve etkisi gizemli bir şekilde aynen devam ediyor.

​"Ergenekon Yok dedikçe Küfür Yedik!"

​Tarih hafızadır ve bu milletin hafızası ne yazık ki çok çabuk siliniyor.

Yıllarca uyardık. O FETÖ denilen karanlık yapının, ömrü boyunca ABD ajanı olarak bu ülkenin altını oyduğunu haykırdık. Bunu her söylediğimizde karşımızda güya "din savunucularını" bulduk, "din düşmanı" ilan edildik. Sonra ne oldu? O köpek geberdi gitti ama arkasında büyük acılar bıraktı. İşin garibi, o dönem de parası olan, arkasında dayısı olan FETÖ’cüler sıyrıldı; parayı veremeyen, arkası olmayanlar ise "FETÖ’cü" damgası vurularak ölüme, yalnızlığa terk edildi.

​Ne çabuk unuttuk o karanlık günleri? Bu ülkenin altına silah gömenler, o silahları tek tek çıkarıp kumpas kurarken; vatansever, Atatürkçü paşalarımızı zindanlara tıktılar. Kimi o zindanlarda kahırdan can verdi, kimi eceliyle öldü, kimi de onuruna yediremeyip intihar etti. Biz o günlerde avazımız çıktığı kadar "Ergenekon diye bir terör örgütü yok, bu bir kumpastır!" dedikçe küfür yedik, vatan haini ilan edildik. Sonunda haklı çıktık ama giden canlar geri gelmedi.

​Vatanı Savunmak Sözde Değil, Siperde Olur

​Beni bilen bilir. Ben Atatürkçü, vatanını ve milletini canından çok seven, CHP’li bir yurttaşım. Bu vatanı sevmek benim için sadece dilde bir slogan değildir. Vatanı savunmak için vaktiyle tercihini yaparak askere komando olarak gitmiş; o dağlarda havan mermisi yemiş, kan dökmüş bir vatan evladıyım.

​Şimdi soruyorum: Gözaltına aldığınız, suçlu ilan ettiğiniz bu sanatçıların bir evi, barkı, çoluğu çocuğu, anası babası yok mu? Bu kadar kolay mı insanların hayatını karartmak?

​Madem adalet dağıtıyorsunuz, o zaman şu sorulara da cevap verin:

Deprem zamanı parayla çadır satan Kızılay Başkanını neden yargılamıyorsunuz?

Kendi bakanlığına, kendi şirketinden dezenfektan satan eski bakanı neden hakim karşısına çıkarmıyorsunuz?

Zarrab’dan rüşvet aldığı iddia edilen bakanlara, bu ülkeyi parsel parsel satan büyükşehir belediye başkanlarına neden dokunmuyorsunuz?

Peki ya o meşhur "Bakara-makara" diyerek yüce dinimiz İslamiyet’le, ayetlerle açıkça alay eden Egemen Bağış? O neden yargılanmıyor da büyükelçi yapılarak ödüllendiriliyor?

​Yahu bu kanun, bu nizam, bu adalet sadece size ve sizin adamlarınıza göre mi şekil alıyor?

​Benim "Dostum" Haluk Levent...

​Evet, Haluk Levent bir zamanlar benim yakın arkadaşımdı. Hatta geçmişte Dedeman’da sahnedeyken elinde mikrofonla yanıma gelmiş, "Dostum" şarkısını beraber gözlerimizin içine bakarak söylemiştik. Evime kadar gelmiş, ekmeğimizi bölüşmüş bir insandır. En azından dost olduğumuz, evimize misafir olduğu o dönemlerden biliyorum ki onun dürüstlüğünden zerre şüphem yoktur.

​Benim asıl itirazım, yargının bu derece siyasallaşmasıdır. "Benim adamım suç işlese de suçsuzdur, benim adamım olmayan her halükarda suçludur" mantığı adaleti yok eder. Adalet, sadece güçlüyü koruyan bir kalkan olamaz.

Adalet, amasız ve fakatsız, herkese adalettir!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.