Muhittin BAYRAK
Köşe Yazarı
Muhittin BAYRAK
 

Doğayı Sevmek Ne Zamandan Beri Suç Oldu?

​Memleketi sevmenin, toprağa dokunmanın, bir ağacın gölgesine, bir derenin sesine sahip çıkmanın ağır bir bedeli olduğunu bilirdik de; bu sevginin bir gün "terör" parantezine alınabileceği aklımızın ucundan geçmezdi. ​Ankara, temmuz başında yapılacak NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor. Güvenlik önlemleri, stratejik planlar, diplomatik trafik... Hepsi anlaşılabilir. Ancak bu hazırlık kapsamında yapılan son operasyonlar ve ardından gelen tutuklama kararları, vicdan sahibi herkesin yüreğinde derin bir yara açtı. Aralarında TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, akademisyen Doç. Dr. Emel Memiş, gazeteci Yıldız Tar ve Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatların da bulunduğu 103 kişi hakkında verilen tutuklama kararı, adalet duygumuzu bir kez daha sorgulatıyor. ​Gerekçe ne mi? "Türkiye'yi terörle anılan bir ülke yapma gayreti içinde eylem gerçekleştirebilecekleri" şüphesi... ​Yani ortada işlenmiş bir suç, somut bir delil yok; sadece niyet okuma, sadece varsayımlar var. Bu haksızlık karşısında yüksekselen ses  aslında hepimizin ortak çığlığı. Bayrak, ömrünü çevreye ve memleket toprağına adamış bu isimlerin karşı karşıya kaldığı hukuki süreci değerlendirirken çok haklı bir soru soruyor: "Doğayı ve vatan toprağını sevmek ne zamandan beri suç oluşturabilecek bir unsur olarak görülmektedir?" ​Nevzat Özer’i tanıyanlar bilir; o Çaykur’dan emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşen, ömrünü ormanlara, yaylalara, çiçeklere, derelere ve o çok sevdiği çaya vakfetmiş bir doğa insanıdır. Tanıyan herkesin şahitlik edeceği üzere; son derece naif, beyefendi, kalbi insan ve yurt sevgisiyle dolu bir değerdir. Tek gayesi bu vatanın toprağını, ağacını, geleceğini korumak olan bir insanı "eylem gerçekleştirebilir" şüphesiyle demir parmaklıklar ardına göndermek hangi hukuki ölçülülüğe, hangi hakkaniyete sığar? ​"Nevzat Özer’in gözaltına alınıp tutuklanmasının arkasındaki düşünce, olsa olsa Ankara'daki NATO zirvesini demokratik ve barışçıl yollarla protesto edecek vatansever insanlar arasında yer alma olasılığıdır." ​Demokratik bir ülkede, barışçıl protesto hakkı anayasal bir haktır. Henüz gerçekleşmemiş ihtimaller, soyut kaygılar ve fikir beyanları, insanları özgürlüğünden mahrum bırakmanın gerekçesi olamaz. Bir ülkeyi terörle anılan bir yer yapmaktan korkarken; kendi aydınını, kendi hukukçusunu, kendi doğaseverini varsayımlarla tutuklayan bir ülke konumuna düşmek daha büyük bir tezat değil midir? ​Yargı mekanizmasının bu haksız yanılgıdan en kısa sürede döneceğini ümit etmek istiyoruz. Adalet, varsayımlarla değil, somut gerçeklerle tecelli eder. Umuyoruz ki soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Nevzat Özer ve onunla birlikte bu haksız sürece maruz kalan diğer isimler bir an önce tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır ve beraat ederek adalete olan güvenimizi yeniden taze hissettirirler. ​Nevzat Bey’e, ailesine ve tüm doğaseverlere geçmiş olsun. Unutmayalım ki, toprağı koruyanlar suçlu değil, bu ülkenin vicdanıdır.
Ekleme Tarihi: 27 Haziran 2026 -Cumartesi

Doğayı Sevmek Ne Zamandan Beri Suç Oldu?

​Memleketi sevmenin, toprağa dokunmanın, bir ağacın gölgesine, bir derenin sesine sahip çıkmanın ağır bir bedeli olduğunu bilirdik de; bu sevginin bir gün "terör" parantezine alınabileceği aklımızın ucundan geçmezdi.

​Ankara, temmuz başında yapılacak NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor. Güvenlik önlemleri, stratejik planlar, diplomatik trafik... Hepsi anlaşılabilir. Ancak bu hazırlık kapsamında yapılan son operasyonlar ve ardından gelen tutuklama kararları, vicdan sahibi herkesin yüreğinde derin bir yara açtı. Aralarında TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, akademisyen Doç. Dr. Emel Memiş, gazeteci Yıldız Tar ve Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatların da bulunduğu 103 kişi hakkında verilen tutuklama kararı, adalet duygumuzu bir kez daha sorgulatıyor.

​Gerekçe ne mi? "Türkiye'yi terörle anılan bir ülke yapma gayreti içinde eylem gerçekleştirebilecekleri" şüphesi...

​Yani ortada işlenmiş bir suç, somut bir delil yok; sadece niyet okuma, sadece varsayımlar var.

Bu haksızlık karşısında yüksekselen ses  aslında hepimizin ortak çığlığı. Bayrak, ömrünü çevreye ve memleket toprağına adamış bu isimlerin karşı karşıya kaldığı hukuki süreci değerlendirirken çok haklı bir soru soruyor: "Doğayı ve vatan toprağını sevmek ne zamandan beri suç oluşturabilecek bir unsur olarak görülmektedir?"

​Nevzat Özer’i tanıyanlar bilir; o Çaykur’dan emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşen, ömrünü ormanlara, yaylalara, çiçeklere, derelere ve o çok sevdiği çaya vakfetmiş bir doğa insanıdır. Tanıyan herkesin şahitlik edeceği üzere; son derece naif, beyefendi, kalbi insan ve yurt sevgisiyle dolu bir değerdir. Tek gayesi bu vatanın toprağını, ağacını, geleceğini korumak olan bir insanı "eylem gerçekleştirebilir" şüphesiyle demir parmaklıklar ardına göndermek hangi hukuki ölçülülüğe, hangi hakkaniyete sığar?

​"Nevzat Özer’in gözaltına alınıp tutuklanmasının arkasındaki düşünce, olsa olsa Ankara'daki NATO zirvesini demokratik ve barışçıl yollarla protesto edecek vatansever insanlar arasında yer alma olasılığıdır."

​Demokratik bir ülkede, barışçıl protesto hakkı anayasal bir haktır. Henüz gerçekleşmemiş ihtimaller, soyut kaygılar ve fikir beyanları, insanları özgürlüğünden mahrum bırakmanın gerekçesi olamaz. Bir ülkeyi terörle anılan bir yer yapmaktan korkarken; kendi aydınını, kendi hukukçusunu, kendi doğaseverini varsayımlarla tutuklayan bir ülke konumuna düşmek daha büyük bir tezat değil midir?

​Yargı mekanizmasının bu haksız yanılgıdan en kısa sürede döneceğini ümit etmek istiyoruz. Adalet, varsayımlarla değil, somut gerçeklerle tecelli eder. Umuyoruz ki soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Nevzat Özer ve onunla birlikte bu haksız sürece maruz kalan diğer isimler bir an önce tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır ve beraat ederek adalete olan güvenimizi yeniden taze hissettirirler.

​Nevzat Bey’e, ailesine ve tüm doğaseverlere geçmiş olsun. Unutmayalım ki, toprağı koruyanlar suçlu değil, bu ülkenin vicdanıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.