09 Kasım 2025 - 12:28
AHDE VEFA KALDI MI?
Arapça bir terkip olan ahde vefa, verilen söze sadık kalmak anlamına gelmektedir. Hukukta da karşılığı var. Bir sözleşmenin taraflarının verdikleri söze bağlı kalması demektir. Bundan cayan tarafa yaptırım uygulanması kaçınılmaz olur. Gerçi son zamanlarda hukuk alanında ortaya çıkan yeni uygulamalar, ne ahde vefa bıraktı ne de adalet…
Yıllar önce TRT’deki bir görevim sırasında bir ilimizdeki vergi rekortmenleri töreninde, devlete çok büyük vergi borcu bulunan bir devlet adamının, kürsüye çıkıp “Hiç kimsenin devlete bir kuruş borcu olmamalıdır” gibi bir ifade kullanmasını hatırlarım. Trabzon’daki bir basın etkinliğinde İstanbul’dan gelip bir konuşma yapan değerli meslektaşımız Arslan Bulut, İktidar medyasının tehlikesi kadar muhalefet medyasının da tehlikeli olduğunu ve basın mesleğini zedelediğini söylemesinden sonra, hiçbir gazetecinin kalemini satmaması, kiraya vermemesi, her zaman doğruları yazması gerektiğini vurguladı. Bu konuşmadan sonra kürsüye çıkanlardan birisinin başta Rize düşmanlığı olmak üzere menfaat elde edemediklerinden intikam alırcasına kalem oynattığı halde, Arslan Bulut’u haklı bulması, bana yıllar önceki o devlet adamını hatırlattı.
Her meslekte vefasızlık olduğu doğrudur ama en çok da bizim mesleğimizde vefasızlık vardır. Bu eskiden böyle değildi kuşkusuz. Çok vefalı gazeteci büyüklerimizin varlığını biliriz. Hiçbir zaman meslektaşlarını yalnız bırakmaz, onları satmaz, toplumun önüne atmazdı. Verdikleri sözleri de ne pahasına olursa olsun mutlaka yerine getirir, mesleğinin hakkını verirlerdi. Bu yönde yaşadığımız bir vefasızlığı, daha sonra ifşa etmek üzere içimizde saklayarak başka bir konuya daha değinelim.
Eskiden gazeteciler vardı. Kamu yöneticilerini görevleri hakkında köşeye sıkıştırır, yapmaktan imtina ettikleri şeyleri onlara yaptırır, yanlışlardan vazgeçirir, kamuya hizmet etmelerini teşvik ederlerdi. Şimdi öyle mi? Kamu kurumları, bünyelerindeki gazeteciler marifetiyle haber metnini, fotoğraf ve görüntüsünü gazetelere, internet sitelerine, radyo ve televizyonlara servis ediyor; onlar da hiç gözden geçirmeden olduğu gibi yayınlıyorlar. Buna masa başı gazeteciliği diyoruz ve gazeteciliğin ruhuna Fatiha okuttuğunu belirtiyoruz. Bu işten hem kamu kesimi hem de gazeteci kesimi çok memnun… Bir taraf, her şeyi istediği gibi gösterip eksiklikleri gizlerken, öteki taraf da hiç masraf etmeden ve oldukça az sayıda gazeteci çalıştırıp tasarruf sağlamaktan çok mutlu… Bu da basına güvenin gerilerde olmasının en büyük sebebi oluyor.
Yazımıza son verirken Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 87’nci yılında rahmet ve minnetle anıyor, onun silah arkadaşlarına, şehit ve gazilerimize de şükranlarımızı sunuyoruz.
Muhabbetle efendim!
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- GAZETECİLİĞİ ADAM GİBİ YAPMAK Gazeteci, tarafsız olmalıdır holigan değil.
- HAYALLERİ SİLİNMEDEN…
- UYUŞMADAN OLMUYOR MU?
- Lİ KÜLLİ MAKAMİN MAKAL
- KÂŞİF KOZİNOĞLU İLE GÖRÜŞTÜM
- IŞIKLARDA UYUSUNLAR!
- LACİVERT TAKKELİLER VE KURİŞÎ HZ.
- SERVET SOMUNCUOĞLU VE KISKANÇLIĞIM
- ZENGİNLER MERHAMETSİZ Mİ OLUR?
- HALUK LEVENT VE AHBAP’I
İlginizi Çekebilir
Zor Zamanların Kazanımları
Ölüm olmasaydı, hırsın ve kibrin zehri bu dünyayı yaşanmaz kılardı
Kardeş Şehir Dedik ama Bu Küfürler Artık Yetti
Azerbaycan'ın Başörtüsü Kararı ve Türkiye'ye Yansımaları
İsmi Uçar,, ama ben bunu Rize’de hiç uçarken görmedim
Trend Makaleler
Kardeş Şehir Dedik ama Bu Küfürler Artık Yetti
Vefatının 6. Yıldönümü Anısına AHMET MESUT YILMAZ VE HATIRALAR
NE ANLIYORSUNUZ BU PASİFİK HOLDİNGE TEDBİR İŞİNDEN ?
Türkiye'de Sandık Gelmeden İktidar Değiştirenler!
Ölüm olmasaydı, hırsın ve kibrin zehri bu dünyayı yaşanmaz kılardı