Türkiye'de Sandık Gelmeden İktidar Değiştirenler!
Türkiye siyasetinin yıllardır değişmeyen bir klasiği var: Her krizden sonra aynı manşet, her seçim öncesinde aynı beklenti…
“Bu kez kesin gidiyorlar!”
Takvim değişiyor, gündem değişiyor, gerekçeler değişiyor ama hüküm değişmiyor: Erdoğan ve AK Parti’nin siyasi ömrü sona erdi!
Son dönemdeki fon tartışmalarının ve yatırımcı kayıplarının iktidarın oylarına olumsuz yansıması elbette mümkün. Ekonomik güvenin sarsılması, vatandaşın birikimlerinin zarar görmesi ve finansal piyasalardaki belirsizlikler siyasi sonuçlar doğurabilir. Bunları küçümsemek doğru olmaz.
Ancak buradan hareketle iktidarın sonunun geldiğini ilan etmek de gerçekçi bir analiz değildir.
Borsadaki düşüşü siyasi iktidarın düşüşüyle eşitlemek, grafik okumakla sandık okumayı birbirine karıştırmaktır. Borsa ekranında kırmızı mumlar yanabilir; fakat seçim sandığında hangi rengin öne çıkacağını yalnızca bu ekranlara bakarak kimse bilemez.
Bazı yorumcularımız içinse seçim yapmaya bile gerek yok. Onlara kalsa sonuçlar açıklanmadan balkon konuşması hazır!
Dün de bitmişti, bugün de bitiriyorlar!
2007’deki 367 krizi, 2008’deki kapatma davası, Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci, 7 Haziran 2015 seçimleri, 15 Temmuz darbe girişimi, pandemi ve ekonomik sarsıntılar…
Her dönemde aynı hüküm verildi: “Bu iş bitti!”
Oysa Erdoğan ve AK Parti, farklı dönemlerde ağır siyasi sınavlardan geçti ve seçimlerde aldıkları sonuçlarla varlıklarını sürdürdü. Bu geçmiş, gelecekte de mutlaka kazanacakları anlamına gelmez. Fakat her krizi kesin bir siyasi son gibi sunanların da geçmişteki tahminlerini hatırlaması gerekir.
Çünkü bazıları için tahmin tutmayınca analiz yanlışlanmıyor, yalnızca takvimi ileri alınıyor!
Siyasetin kıyamet saati her gün gece yarısına beş dakika kaldığını söylüyor ama saat bir türlü on ikiyi göstermiyor.
Baro seçimi genel seçim değildir!
Gelelim baro ve meslek kuruluşlarının seçimleri üzerinden yapılan yorumlara…
Bir meslek örgütünün yönetimini belirleyen seçmen kitlesiyle Türkiye’nin tamamının siyasi tercihleri ne zaman bire bir örtüştü?
Barolar, tabip odaları, mühendis odaları ve sendikalar, AK Parti’nin genel seçimlerde güçlü sonuçlar aldığı dönemlerde de çoğunlukla iktidara mesafeli tutumlarıyla gündeme geldi. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan tabloyu yeni bir siyasi deprem gibi sunmak, geçmişi çabuk unutmak demektir.
28 Şubat döneminde seçilmiş hükûmet üzerindeki baskıları ve sivil toplum kuruluşlarının siyasetteki rollerini de hatırlamak gerekir. Meslek kuruluşlarının tercihleriyle ülkenin genel siyasi eğilimlerinin her zaman örtüşmediği, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin bilinen gerçeklerinden biridir.
Elbette barolar kendi yönetimlerini özgürce seçer. Bu seçimlerin sonuçları da kendi alanlarında önemlidir. Ancak bir meslek örgütünün seçimini ülkenin tamamının siyasi tercihi gibi yorumlamak başka bir şeydir.
Aksi hâlde apartman yönetimini muhalif bir aday kazandığında, ertesi sabah hükûmetin devir teslim törenini beklememiz gerekir!
Bir baro seçimi, barolar açısından siyasi bir göstergedir; 85 milyonun tercihini ölçen bir referandum değildir.
İstanbul Barosu’ndaki sonuçtan hareketle iktidara siyasi fatura çıkarmaya çalışanların da bu ayrımı gözden kaçırmaması gerekir.
İktidarın yıpranması, muhalefetin kazanması demek değildir
Fon tartışmalarının siyasi etkisi olabilir. Vatandaşın mağduriyetini görmezden gelmek, ekonomik sorunları önemsiz saymak veya her eleştiriyi siyasi saldırı olarak görmek iktidara fayda sağlamaz.
Ancak seçmen davranışı yalnızca bir ekonomik gelişmeyle açıklanamaz. Ekonominin yanı sıra liderlik, güvenlik, dış politika, yerel hizmetler ve muhalefetin ortaya koyduğu alternatif de tercihler üzerinde etkili olur.
Bir seçmenin iktidardan memnun olmaması, otomatik olarak muhalefete güven duyduğu anlamına gelmez.
İşte siyasi analizin asıl meselesi budur: İktidarın kaybettiği desteğin nereye gittiğini ve muhalefetin bu desteği kazanacak güveni oluşturup oluşturamadığını anlamak.
İktidarın hatalarını sıralamak kolaydır; geniş toplum kesimlerini ikna edecek program, kadro ve çözüm ortaya koymak ise daha zahmetlidir.
Çünkü eleştirmek başka, ikna etmek başkadır.
AK Parti’nin geçmişte seçim kazanmış olması da bugün yaşanan sorunları önemsiz kılmaz. İktidarın toplumsal desteğini korumak istiyorsa ekonomik sorunları ciddiyetle ele alması, güven kaybını gidermesi ve vatandaşın beklentilerine cevap vermesi gerekir.
Siyasette geçmiş başarılar geleceğin garantisi değildir. Ancak bugünkü sorunlar da tek başına yarının seçim sonucunu belirlemez.
Son sözü millet söyler
Türkiye’nin siyasi geleceği ne yalnızca fon tartışmalarından ne baro seçimlerinden ne de sosyal medyada oluşturulan atmosferden okunabilir. Bunların her biri değerlendirilmesi gereken göstergelerdir; hiçbiri tek başına kesin sonuç değildir.
Erdoğan’ın ve AK Parti’nin toplumsal karşılığını küçümsemek nasıl yanlışsa, bu desteğin hiçbir koşulda aşınmayacağını düşünmek de yanlıştır.
Siyasette kalıcı olan partiler değil, milletin tercihidir. Dün güçlü olan yarın kaybedebilir; bugün zorlanan yarın toparlanabilir.
Bu nedenle iktidarın geleceğine sosyal medya yorumcuları karar vermez. Anketler seçim sonuçlarının, meslek kuruluşlarının seçimleri de milletin tamamının yerine geçmez.
Sandık kurulmadan iktidar değiştirmek, siyasetin en eski alışkanlıklarından biridir.
Hayal kurmak serbesttir elbette. Ancak siyasi temennileri kesin sonuç gibi sunmak, analiz değil beklentidir.
Günü geldiğinde son sözü millet söyler. O zamana kadar yapılması gereken, sonuç ilan etmek değil; verileri doğru okumak, sorunları ciddiye almak ve seçmenin ne düşündüğünü anlamaya çalışmaktır.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- DURUŞUN FİYATI YOK!
- ELEKTRİKLİ ARAÇLAR: YENİ NESİL CASUSLUK MU?
- Bu Ülkede Devletin Parasına Dokunan Hesap Vermeli
- BU BALON NASIL BU KADAR ŞİŞTİ?
- BORSADA BOTOKSUN DA HESABI SORULSUN!
- Dünya yeniden büyük bir hesaplaşmanın eşiğinde.
- Yapay ve Doğal Zeka;Aşk KOÇu, Peki Sonra?
- Yan Yana Ama Yalnız
- Mehterin gür sesi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde
- Ortadoğu Değişiyor Mu, Yoksa Bize Yeni Bir Hikâye Mi Pazarlanıyor?
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Kardeş Şehir Dedik ama Bu Küfürler Artık Yetti
Son Makaleler
Türkiye'de Sandık Gelmeden İktidar Değiştirenler!