RizeninSesi
RizeninSesi
Açık
İstanbul · 20°C
Bizi Takip Edin
18 Eylül 2026 - 12:01

BORSADA BOTOKSUN DA HESABI SORULSUN!

Düşünün; çamaşır mandalı üreten küçük bir şirketin hissesine büyük paralar giriyor, hisse 20’ye, 30’a, hatta 40’a katlanıyor.

0 Paylaşım

Bir bakıyorsunuz, borsadaki piyasa değeri 50 yıllık sanayi şirketlerini, köklü bankaları geride bırakmış!

İyi de arkadaş…

Fabrika 40 kat mı büyüdü? Üretim 40 kat mı arttı? Satışlar, ihracat, kâr 40 kat mı yükseldi?

Yoksa sadece hisse fiyatı mı yükseldi?

İşte yatırımcının sorması gereken soru tam olarak bu.

Çünkü borsada şirketin değeri artabilir; ama ekonomik gerçeklikle fiyat arasındaki makas akıl almaz hale geliyorsa, orada ciddi soru işaretleri oluşur.

Borsada son günlerde yaşananları izlerken insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor:

Bu paralar neden gidip THY’ye, ASELSAN’a, İş Bankası’na, Garanti’ye, Halkbank’a değil de; işlem hacmi düşük, sığ hisselere yöneldi?

Elbette bunun cevabını soruşturmalar, incelemeler ve piyasa verileri ortaya çıkaracak.

Ama matematiğin basit bir kuralı vardır:
Hacim küçüldükçe, fiyatı etkilemek de kolaylaşır.
Büyük şirketlerde yüz milyonlarca liralık işlem yapılırken piyasayı tek başına yönlendirmek kolay değildir. Ama sığ bir hissede büyük paralarla yapılan işlemler, fiyat üzerinde çok daha sert hareketler oluşturabilir.
Sonra ne oluyor?
Hisse tavan tavan gidiyor.
Vatandaş ekrana bakıyor
“Vay arkadaş, bu hisse uçuyor!”
“Ben de trene bineyim.” bodoslama hisseye giriyor.

Derken vatandaşın yıllardır biriktirdiği para, borsada bir hikâyenin peşine takılıyor.

Hikâyenin sonunda,kimisi kazanıyor,çıkıyor.
Kimisi de “Ben burada ne yaptım?” diye ekrana bakakalıyor.

İşte tam burada devletin denetim mekanizmaları devreye giriyor.

SPK’nın da açıkça belirttiği üzere, yatırımcıları yanıltacak şekilde fiyat ve arz-talep üzerinde yanlış veya yanıltıcı izlenim oluşturmayı amaçlayan işlemler piyasa dolandırıcılığı kapsamında değerlendirilebiliyor.

Dolayısıyla mesele sadece “hangi hisse kaç liradan kaç liraya çıktı?” meselesi değildir.
Asıl mesele, o hareketin arkasında ne olduğudur.
Kim aldı?
Kim sattı?
Kim önceden biliyordu?
Kim hangi fiyattan çıktı?
Para hangi hesaplara gitti?
Ve daha önemlisi:
Bu paralar nerede harcandı?
İşte benim asıl merak ettiğim yer burası.
Çünkü vatandaşın parasından haksız kazanç elde edildiği hukuken tespit edilirse, mesele yalnızca parayı bulmakla bitmemeli.

Para nereye gittiyse oraya kadar bakılmalı.
Yat mı alındı?
Lüks otomobil mi alındı?
Gayrimenkul mü alındı?
Botoks yaptırıldıysa onun faturası da bulunmalı
Hermès çanta alındıysa o da araştırılmal
Yatla Londra’ya gidildiyse, o tatilin hesabı da sorulmalı!

Tabii bunların her biri ancak somut delillerle ve hukuk çerçevesinde ortaya konulabilir.

Mesele vatandaşın güvenidir.
Borsaya parasını koyan vatandaş, aslında yalnızca bir hisse senedi almıyor.
Bir şirkete ortak oluyor.
Türkiye ekonomisine yatırım yapıyor.
Çocuğunun eğitim parasını, emeklilik birikimini, yıllarca biriktirdiği alın terini değerlendiriyor.
O nedenle borsa birkaç kişinin oyun alanına dönüşürse, kaybedilen sadece para olmaz.
Güven kaybedilir.
Ve güven bir kere kayboldu mu, geri getirmek çok daha zordur.

Tam da böyle dönemlerde devletin piyasada güveni destekleyen adımlar atması önem taşıyor.

Son günlerde piyasalarda yaşanan sert dalgalanmaların ardından alınan tedbirler ve kamu kurumlarının attığı adımlar bu açıdan yakından takip ediliyor. SPK da 17 Eylül tarihli açıklamasında sermaye piyasalarındaki gelişmeleri takip ettiğini ve çeşitli tedbirlerin alındığını duyurdu.

Ben burada özellikle yatırımcının yanında duran, piyasaya güven vermeye yönelik adımları önemsiyorum.
Çünkü yatırımcı şunu bilmek istiyor:
“Ben yalnız değilim. Piyasa kuralları var. Denetleyen var. Haksızlık yapanın karşısında hukuk var.”

İşte devletin vermesi gereken en önemli mesaj budur.

Borsada herkes kazanabilir.
Herkes kaybedebilir.
Bunun adı piyasa.
Ama birileri kuralları çiğneyerek kazanıyor, yüz binlerce yatırımcı da bunun bedelini ödüyorsa işte orada mesele değişir.
O zaman devletin görevi bellidir:
Kim yaptıysa ortaya çıkarılmalı.
Kim haksız kazanç elde ettiyse hesabı sorulmalı.
Mağduriyet varsa giderilmesi için hukuk işletilmeli.

Ve eğer gerçekten milletin parasıyla lüks hayat kurulmuşsa…

Kusura bakmayın ama:
Botoksun da çantanın da hesabı sorulsun.
Çünkü mesele botoks veya çanta değil.
Mesele yat hiç değildir.
Mesele, vatandaşın alın teridir.
Ve bu ülkede alın terinin hesabını sormak ayıp değil, adaletin gereğidir.

Borsada artık herkesin bilmesi gereken bir şey var:

Tavan yapan hisse kadar, hesabını veremeyen para da dikkat çekmelidir.
Çünkü borsa kumarhane değildir.
Borsa, güven üzerine kurulu bir sermaye piyasasıdır.

O güveni korumak da sadece yatırımcının değil, hepimizin özellikle devletin yetkililerinin meselesidir.

#katlanıyor #paralar #borsada

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!