DOĞU KARADENİZ TAŞKINLARI NEDENLER - ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yıllardan beri, her yıl taşkın felaketleri can ve mal kayıplarına sebep olurken, neden aynı döngü içerisinde yaşayıp gideriz ?
Karadeniz’in ‘’Kara Talihi’’ midir bu özellik? Asla. Olayda onlarca faktör rol oynasa da, en önemli faktör ‘’İnsan Faktörü’’dür. Canavarı insanlar yaratıyor. Sonra da, alabildiğine büyüyen canavarı yok etmek için, ahlarla vahlarla, var gücümüzle mücadele veriyoruz ama, nafile. Zira iş işten geçiyor.
Suyun fayda ve zararlarını ayırt edemezsek, faydalarını azami düzeye çıkaramaz, zararlarını enaza indiremezsek, diğer bir deyişle, biz suyu kontrol altına alamazsak, su bizi kontrol edecek ve ne hazindir ki, bu felaketler daha çok yaşanacaktır.
Büyük mal kayıpları yanında, can kayıplarını parayla ifade etmek olanaksızdır. Bütün amacımız, maddi kayıpları ortadan kaldıramasak bile, parayla ölçülemeyecek can kayıplarını sıfıra indirebilmektir.
Su ile ilgili sorunlar bitmiyor. Nedir bu sorunlar?
1. TAŞKINLAR
Taşkınlarda meydana gelen can kayıplarının ortadan kaldırılması, mal kayıplarının da en aza indirilmesi için, bütün dere ve akarsu havzaları detaylı hidrolojik etütlerinin yapılması . Yağış-Akış ilişkilerinin belirlenmesi, akım değerlerinin uzatılması, taşkın frekans debilerinin hesabı ve çeşitli frekanslı debi, tehlike sınırlarının tespiti vb. Yapılaşmada verilecek ruhsatların, bu tehlike sınırlarına göre planlaması gerekirken, adeta bir keşmekeş yaşanmaktadır.
Havza düzenlemeleri, taşkın koruma seddelerinin projelendirilmesi, dere ve akarsu yataklarının tanzimi, rehabilitasyonu. Bu konuda, İnşaat Müh. Bölümü birimleri tarafından bazı havzalarda hidrolojik ön etütler yapılmış olup, bu çalışmaların bütün havzalara genişletilmesi gerekmektedir.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, doğal afetler ve bütün çevre sorunları içerisinde, su ile ilgili sorunlar en ağırlıklı yeri almaktadır.
2. HEYELANLAR-TOPRAK KAYMALARI, ZEMİN HAREKETLERİ
Bölgenin arazi etütlerinin (hidrolik, hidrolojik, jeolojik, jeodezik) yapılması ve bu yönde tehlike derecelerine göre, haritalarının çıkarılması. Elde edilecek sonuçlara göre, gerekli optimum çözümlerin ortaya konması ve projelerinin yapılması.
3. DERE YATAKLARINA VE KIYILARA OLUMSUZ MÜDAHALELER, ÇARPIK YAPILAŞMA, KIYI VE ARAZİ EROZYONU, DENİZ TAHRİBATI
Dere yataklarına ve deniz kıyılarına, mühendislik uygulamalarına uymayan müdahaleler, kontrolsüz bir şekilde sürmektedir. Doğayı, dere yataklarımızı, deniz kıyılarımızı, suları kirletmekteyiz. Bir yandan dere ve akarsularımızı kirletiyoruz, diğer yandan da, içme ve kullanma suyu için, ahlarla vahlarla günlerimizi geçiriyoruz. Kirlettiklerimiz canavarlaşıyor, sonra da onu öldürmek için çareler arıyoruz. Bu büyük bir çarpıklıktır.
Hala o eski alışkanlıkla, bütün çöp ve evsel atıkları, katı atıkları, zehirli sanayi atıklarını, dere veya deniz kıyılarına atma gibi yanlış alışkanlığımızdan bir türlü vazgeçemiyoruz.
Erozyonla, her yıl yaklaşık 7,5 milyon ton kum-çakıl taşınırken, bunun yarısı akarsu yataklarında (iri malzeme) birikirken, diğer yarısı (ince malzeme) deniz kıyılarına hareket etmektedir.
Yüzeysel erozyonla dere yataklarına ve denize taşınan kum-çakıl sonucu, dere yatak kesitleri kapanıyor, gelecek taşkınlara çanak açılıyor, daha büyük taşkın tehlikesi kapımızı çalar oluyor. Bir yandan, yataklarda biriken kum çakılın fazlasının alınması gerekirken, yasaklar yüzünden, alınamıyor. Diğer yandan da, isteyen istediği yerden, bilinçsiz malzemeyi alıyor, yatak dengeleri bozuluyor. Halbuki, hareket halindeki kum-çakıl, YER-ZAMAN-MİKTAR esaslarına uygun olarak alınsa, hiçbir sorun çıkmayacaktır.
Hidrolik ana bilim dalı olarak, bu yönde uzun zamandan beri yoğun çalışmalar ve araştırmalar yapmaktayız. Özellikle, üniversitemiz İnşaat Müh. Bölümü Hidrolik Laboratuvarı’nda, kıyılardaki deniz etkilerinden dolayı oluşan tahribatın önlenmesi ve plajlar oluşturulması için değişik tip yapıların (kıyıya paralel tahkimatlar ve kıyıya dik düz, ‘’T’’ mahmuzlar, açık deniz mendirekleri vb.) araştırılması, bilimsel çalışmalar, projelendirilmesi yapılmıştır. Bu konuda bir çok araştırma, yüksek lisans, doktora çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Dere ve akarsulardaki tahribatlar için, yine detaylı etütlere göre, seddelemeler ve yatak düzenlemeleri yapılmalıdır.
4.YANLIŞ ARAZİ KULLANIMI
Uzun yıllardan beri, mevcut verimli arazi ve topraklar, tamamen kontrolsüz ve adeta sahipsiz, inadına bilinçsiz kullanılarak, günümüze gelinmiştir. Bu yanlış uygulama da, yüzeysel erozyonu artırmış, artırmaya devam etmektedir. Tarımla ilgili teşkilat yetkilileri ve elemanları, eski alışkanlığı bırakıp, bürolarından çıkarak, kırsal bölge halkının ayağına gitmeli, kahvesinde oturup, sorunlarını karşılıklı tartışmalı, yanlış uygulamalara ve sorunlara çözümler aramalıdır. Hangi tip arazide ve toprakta, ne gibi tarım yapılmalı, kullanılmalıdır, ortaya dökülmelidir. Hidrolik Ana bilim Dalı ve diğer birimler tarafından, çok detaylı çalışma ve araştırmaların gereği vardır.
Suyu kontrol altında tutamazsak, planlar yapamazsak, suyun fazlası da sorun yaratır, azı da.
Suyun fazlası taşkınları meydana getirirken, suyun azlığından kuraklıklar, içme suyu sorunları meydana getirir. O halde, hedefimiz, suyun faydalarını maksimuma nasıl çıkarabiliriz, zararlarını en aza nasıl indirebiliriz.
Eğer biz, su potansiyeli ile ihtiyaçlar arasındaki dengeyi çok iyi sağlayabilirsek, suyun ne fazlasından, ne de azından zarar görmeyiz. Bunun için, bilimsel çalışma ve araştırmaları, kısa-orta-uzun vadeli planlar içerisinde, uygulamaya dönüştürmemiz gerekir.
Her zaman sözünü ettiğimiz gibi, işte, yine iki taşkın periyodundan, önemlisi olan 1. Periyod: Mayıs-Haziran periyodu 2. Periyod: Kasım-Aralık periyodu. Şu anda, Kasım-Aralık periyodunda bulunuyoruz. Bu taşkın periyodları, gelişen meteorolojik olaylara bağlı olarak, ileri veya geri kayabilir elbet.
Bölgemizdeki Mayıs-Haziran ve Kasım-Aralık taşkın periyotlarında, her yıl onlarca can kaybı ve büyük maddi kayıplar yaşarken, neden çözüm bulamıyoruz? Çünkü, uygulamacılar ve halkımız bilimsel araştırma sonuçlarına aldırış etmiyor da ondan. Bilime saygıyla ve alınacak tedbirlerle, maddi zararları tamamen ortadan kaldıramazsak bile, parayla ölçülemeyecek olan can kayıplarını sıfıra indirebiliriz.
SU SORUNU NEDİR ?
Suyun hareketini kontrol altında tutamazsak, suyun fazlası da, azı da sorun yaratır.
Nasıl kontrol?
Su Potansiyeli İhtiyaçlar arasındaki dengeyi sağlamak gerekir.
Özet olarak;
SU SORUNLARI : ÇOKSU – YOKSU SORUNU
Buna göre;
Doğu Karadeniz’de
ÇOKSU SORUNU ÇOK, YOKSU SORUNU YOK
Taşkınlar, Heyelanlar, Dere Yataklarına Olumsuz Müdahaleler, Dere ve Deniz Kıyılarındaki Çarpık Yapılaşmalar vs.
Suyu kontrol altına alamazsak, ‘’O’’ bizi kontrol etmeye başlar ve, her yıl Mayıs-Haziran ve Kasım-Aralık taşkın periyotlarında onlarca can kaybı ve maddi zararlarla yaşamaya mecbur kalırız.
Bu yağış periyotlarına girdiğimizde, açıklamalar başlar; ‘’aman, şiddetli yağışlar geliyor.
Yağışlar gelir, felaketler yaşanır. Bütün yetkiler felaket alanlarına çıkar. Açıklamalar açıklamalar.. ‘’Kriz Komisyonları’’ toplanır.
Ama iş işten geçmiştir. Felaket yaşanmıştır. Ahlar, vahlar… Herkes tedbirini alsın vb’’. Nasıl tedbir Allah aşkına? Yani, şemsiyeleri mi alıp çıkalım? Böyle palyatif açıklamalar çözüm olamaz elbet.
‘’Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir’’. ‘’Geçti Bor’un pazarı. Sür eşeği Niğde’ye. Ne kadar da güzel atasözlerimiz vardır. Ama, dikate alan kim? Yaşanan felaketler. Can kayıpları, maddi zararlar… gibi açıklamalar başlar. Nasıl tedbir Allah aşkına? Yani, bundan sonra, şemsiyeleri mi alıp çıkalım? Bunlar çözüm müdür? Asıl Felaketlerde ahlar, vahlar… Sonra unutulur. Arkasından yine aynı hatalar ve devamı… Bu, bizim kaderimiz olmamalı; yanlış düşünüyoruz, çok yanlış. Bilime bir göz atalım; orada her şey vardır. Felaketler gelmeden ‘’Risk Komisyonları’’ kurulmalı ve gelecek olası taşkınları nasıl önleriz ve can kayıplarına engel oluruz, maddi zararları en aza indiririz? Planlamasını yapmalıyız.
Niçin bu acılar?
1. Başta, kısa-orta-uzun vadeli planlar yapılmalı
2. Uygulamacı kurumlar koordinasyonu ve üniversiteyle işbirliği yoğunlaştırılmalı
3. Hidro-meteorolojik ölçüm şebekesi optimizasyonu yapılmalı
4. Dere yataklarına ve deniz kıyılarına olumsuz müdahalelere son vermeli
5. Ruhsatsız yapılaşmalara artık hayır demeli
6. Mühendislik kaidelerine, kesinlikle uymalı
7. Bütün akarsu havza düzenlemeleri bitirilmeli ve taşkın koruma yapıları tamamlanmalı ı
8. Bilimsel çalışma ve araştırmalarla, uygulamalı çalışmalar bütünleşmeli
Üniversitelerde yetiştirdiğimiz genç inşaat mühendislerine, üniversitelerinden, mezun olup, diplomalarını alıp, yerel yönetimlerde ve diğer alanlarda, çalışmağa başladıktan sonra, sanki aniden bir değişim kuralı mı geliyor da, kendilerine öğrettiğimiz bilimsel uygulamaların aksine, bambaşka uygulamalar yapıyorlar? Çok merak ediyorum.
Yerel yönetimlere sesleniyorum. Ne olur, kent yerleşme planları yapılırken, kısa-orta-uzun vadeli programlarda, taşkınlarla ilgili olarak, ‘’Hidroloji Bilimi’’ne önem verelim, ilgili bilim adamı ve araştırmacıları dönüp dinleyelim. Muhakkak, ilgili bilimler bize en doğru çözümü veriyor; dinleyelim, uygulayalım.
Ve, artık, böyle felaketleri, bir daha yaşamayalım.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- DEĞERLİ BİR BÜYÜĞÜMÜ, HOCAMI KAYBETTİM… ÜZÜNTÜM BÜYÜKTÜR
- ’TRABZON HAVALİMANINDA PİSTTEN ÇIKAN UÇAĞIN KIYI EROZYONIYLA İLİŞKİLENDİRİLMESİ DOĞRU DEĞİLDİR’’
- YERALTI SUYU ZENGİNLİKLERİMİZ ve ANDON SUYU
- ACIMIZ BÜYÜK
- İZMİR DEPREMİ VE RİZE’YE HATIRLATTIKLARI
- MAYIS-HAZİRAN BÖLGEMİZİN TAŞKIN PERİYODU VE YAŞANAN ACILAR, AHLAR, VAHLAR…
- ÇAYIMIZ NEREDE?
- HAYALLER VE GERÇEKLER…
- RİZE’NİN BİRİNCİ SORUNU YANLIŞ KENTLEŞME
- DOĞU KARADENİZ TAŞKINLARINA BAKIŞ
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Pasifik Holding - Next Level.. Nereden Çıktı Bu Konu Diyebilirsiniz