RizeninSesi
RizeninSesi
Bulutlu
İstanbul · 15°C
Bizi Takip Edin
19 Ekim 2026 - 01:15

ŞEMSİYE YA DA DÖNER

Geçmişte bu sene yokluk yılı deyip, aşırı yükselen fiyatlara razı olduk ama 2026’de bol ürüne rağmen yüksek gıda fiyatları yine can yakmaya başladı.

0 Paylaşım

İstanbul’u darma duman eden şiddetli yağmurda küçük şemsiyeme rağmen sucuk gibi ıslanınca, büyük ve sağlam bir şemsiye almaya karar verdim. Buna uyan bir şemsiyeye satıcı 750 lira deyince “Oo” çekip itiraz ettim. Adamcağız cevap olarak, “Kardeşim, bir porsiyon döner bile bundan pahalı!” diye cevap verdi. “Döner bir defalık, bunu senelerce kullanabilirsin.” Düşündüm, haklıydı. Kartımla o şemsiyeyi aldım.

Son 10 yılda yalnız Türkiye’de değil, tüm dünyada şikayet konusu olan müthiş bir yiyecek içecek enflasyonu var. Daha birkaç yıl önce 100 liraya ulaşınca, “A<man Allah’ım!” dediğimiz döner ekmek 500 lira artık. Yani 10 Euro’dan fazla. İtalya’ya gidince gördük. 10 Euro verirsen en az iki tabak yemek ve içecek alabilirsin. Hem de adamların asgari ücreti bizim paramızla en az 75 bin lira. Bizdeki asgari ücreti haşa huzurdan, tuvalet temizleyicilerine bile vermiyorlar!

Uzun yıllardan beri tu kaka edilen, ağır girdi maliyetlerine rağmen aracının tefecinin insafına terkedilen, bırakın yeterli bir devlet desteğini, aldığı krediden dolayı traktörü bile haczedilen, yani üretim aracı elinden alınan bir tarım sektörü. 

Bu yıl çok şükür, bayağı yağmur yağdı. Hemen her üründe bolluk var. Artık ucuza meyve sebze yiyeceğiz derken, fiyatlar gene bir hayli yüksek. Bağlarda bahçelerde kıyamet gibi üzüm, elma, mandalina var. Ancak aracı tefeci bu tarlalara karabulut gibi çökerek, aylardır güneş altında anası ağlayan üreticiden, bedavadan biraz daha fazla fiyat vererek malı kapatmak istiyor. Ya da kentlerin manavlarında marketlerinde akla ziyan fiyatlar düşmesin diye mahsus alım yapmıyorlar. Adamın millete ucuz elma, armut, üzüm, mandalina yedirmek gibi bir derdi yok ki! O kazanacağı parayı maksimize etmeye bakıyor. Yüzde 100-150 kâr etmezse parmağını kıpırdatmıyor. Eli böğründe kalan üretici çaresiz bir biçimde borcunu, harcını, geçimini düşünüp göz yaşı döküyor. Yakın bir zamanda çoğu tarımdan çıkacak. İşsiz kaynayan büyük şehirlere akıp sefaleti oynayacak. Biz kentliler ise meyve– sebzeye; bugün sığır etine baktığımız gibi uzaktan selam vereceğiz.
Devlet yani tarım bakanlığı ne yapıyor diye soracak olursanız ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Eskiden olduğu gibi yeterli dövizde olmadığından, eski bakan Pakdemirli gibi egosunu takınıp, “Paramız var ki ithal ediyoruz” da diyemiyorlar. Zaten tarım bakanlığının tek yaptığı, kendilerince gerekli gördüğünde ithalata baş vurmak. Türkiye’de çok daha ucuza üretileceği halde, üretimi teşvik etmekten kaçınıp ithalata gitmek. Bu uygulamadan da yalnız ithalatçı şirketlerin kazandığını bilmeyen yok. Mesela dışarıdan kg.ı 7-8 dolara ithal edilen etin, piyasada nasıl kg’.ı 20 dolara fırladığını bir araştırın isterseniz.

Tarım sektörü, yani yiyecek içecek meselesi bir ülkenin can damarıdır. Her şeyimiz dursa yiyip içmeden duramayız. Bundan 25 -30 sene önce tarımda kendine yeterli 7-8 ülkeden, nasıl bu hale geldiğimizi acı acı düşünüyoruz. 
Üreticinin satamayıp, yol kenarlarına döktüğü binlerce ton ürün; yalnız düşünmek değil, acil çare bulmamız gerektiğini de bangır bangır bağırıyor. 
                                                            Mustafa Semih Arıcı  

 

 

#şemsiye #yakmaya #fiyatları

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!