EĞRİ CETVELDEN DOĞRU ÇİZGİ ÇIKMAZ
Eskilerin güzel bir sözü vardır: “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.” Bu söz çoğu zaman sistemlerdeki aksaklıkları ve bunların sonuçlara nasıl yansıdığını anlatmak için kullanılır.
Biraz üzerinde düşününce, bu sözün eleştirinin ötesinde bir çıkış yolu da gösterdiğini görürüz. Cetvel eğriyse çizgiyi suçlamakla sonuç değişmez. Önce çizgiyi çizdiğimiz cetvele bakmak gerekir. Bir sistemi değerlendirirken bugünkü sonuçlarıyla birlikte değişen şartlara uyumunu, paydaşlarının ihtiyaçlarını ve geleceğe ne kadar güçlü taşınabileceğini de düşünmeliyiz.
Hayatta ölçülerimiz, yöntemlerimiz, kurallarımız ve bütün bunların oluşturduğu sistemler de sonuçlarımızı şekillendiren cetvellerdir. Neyi başarmak istediğimizi ve başarıyı neyle değerlendireceğimizi doğru belirlemek gerekir. Üretim artarken kalite düşüyor, maliyetler azalırken üretici ve çalışan memnuniyeti geriliyor, sürdürülebilirlik ve öngörülebilirlik zayıflıyorsa rakamların iyi görünmesi tek başına başarıyı göstermeye yetmez.
Kişiler değiştiği hâlde aynı sorun tekrar ortaya çıkıyorsa sistemi de sorgulamak gerekir. “Kim hata yaptı?” sorusu kadar, “Bu hata neden bu sistem içinde tekrar tekrar ortaya çıkıyor?” sorusu da önemlidir. İyi bir sistem doğru işi kolaylaştırır, yanlışı zorlaştırır, yetki ile sorumluluğu buluşturur, tecrübeyi korurken yeni bilgiye ve değişime açık olur.
Fakat burada önemli bir gerçeği unutmamak gerekir: Cetveli de insan yapar. İnsanların kurduğu her sistem, kurulduğu dönemin bilgi, tecrübe, teknoloji ve imkânlarının izlerini taşır. Kendi döneminde ihtiyacı karşılayan ve başarılı sonuçlar veren bir sistem, şartlar değiştikçe gelişmeye ihtiyaç duyabilir. “Bugüne kadar böyle yaptık.” sözü geçmişin tecrübesini taşır. Bu tecrübeyi korurken değişen şartları da doğru okumak gerekir. İyi bir sistem, işe yarayanı koruyan ve daha iyisine kapısını açık tutan sistemdir.
Ancak büyük ve çok paydaşlı yapılarda sistemi geliştirmek, tek bir kişinin veya kurumun yetki ve imkânlarını aşabilir. Üretimden işlemeye, taşımadan pazarlamaya, sahadaki uygulamadan kamu yönetimine ve karar alma süreçlerine kadar birçok kişi ve kurum aynı sistemin farklı halkalarında yer alır. Üretici, çalışan, sanayici, yönetici, bürokrat ve karar verici sistemi bulunduğu yerden görür. Bu yüzden aynı sorunu farklı biçimlerde tanımlayabilirler. Birinin öncelikli gördüğü konu, bir başkası için aynı ağırlığı taşımayabilir. Oysa sistemin bir noktasında alınan karar diğer halkaları da etkiler. Bu nedenle etkili bir çözüm için önce ortak bir sorun tarifine ihtiyaç vardır. Bunun yolu da verileri, sahadaki tecrübeyi ve farklı bakış açılarını ortak bir zeminde buluşturmaktan geçer.
O zaman soru da değişir. “Sorun kimde?” diye sormak yerine, “Sorunumuz nedir ve birlikte ne yapabiliriz?” diye sormaya başlarız. Ortak akıl, farklı yerlerden bakan insanların bilgi ve tecrübelerini ortak bir hedefte buluşturabilmektir. Bazı sorunlarda bir paydaşın rolü öne çıkar, bazılarında ise birden fazla paydaşın birlikte hareket etmesi gerekir. Bu yüzden sistemi geliştirmek ortak akıl, ortak irade ve ortak gayret ister.
Herkes sistemi bütünüyle değiştirecek yetki ve imkâna sahip olmayabilir. Yine de sorunu doğru tespit ederek, doğru yere taşıyarak, çözüm arayışına katkı sunarak ve kendi sorumluluk alanında üzerine düşeni yaparak iyileşmenin bir parçası olabilir. Bir sistemi ayakta tutmak, rekabet gücünü korumak ve gelecek kuşaklara güçlü bir yapı bırakabilmek de bugünün sorumluluğudur. Bunun yolu günü kurtaran tedbirlerden çok, bugünün şartlarını ve yarının ihtiyaçlarını birlikte gözeten kalıcı çözümler üretmekten geçer.
Bu nedenle zaman zaman kendimize sormalıyız: Ölçümüz doğru mu? Kullandığımız yöntem ve kurallar bugünün ihtiyacını karşılıyor mu? Aynı sorunlar neden tekrar ediyor? En önemlisi, bunu daha iyi nasıl yapabiliriz? Bu soruyu bazen üretici, bazen çalışan, bazen sanayici, bazen yönetici, bazen bürokrat, bazen de karar verici sorar.
Bir fikri değerlendirirken hangi bilgi ve tecrübeye dayandığına, soruna nasıl bir çözüm getirdiğine ve sisteme ne katabileceğine bakmalıyız. Böylece farklı yerlerden gelen önerileri ortak fayda için değerlendirebiliriz. Gelişme, dünün tecrübesini bugünün bilgisiyle buluşturup yarını daha iyi kurabilmektir.
Belki de “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.” sözünün bize verdiği ders budur: Doğruyu ölçü almak, sorunları sağlıklı biçimde tespit etmek, farklı bilgi ve tecrübeleri aynı zeminde buluşturmak, ortak çözümler üretmek ve daha iyisini aramaktan vazgeçmemek...
Herkes bulunduğu yerden cetvelin farklı bir eğriliğini görebilir. Fakat doğru çizgiyi ancak birlikte çizebiliriz.
Sevgi ve selamlarımla...
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- ÖMÜR SERMAYESİ
- Ya Sıdk Ya Sükût: Doğruluğun İnce Ölçüsü
- MEVLÂ GÖRELİM NEYLER
- BÂKİ BİR HAKİKAT, FÂNİ ŞAHSİYETLER ÜSTÜNE BİNA EDİLMEZ
- DEĞİŞEN TÜRKİYE’DE TARİKATLAR VE CEMAATLER
- BUHARLA FİKSE EDİLMİŞ YEŞİL ÇAYLARDA DEPOLAMA KOŞULLARININ KALİTE ÜZERİNE ETKİLERİ:
- KALBİN İSTİKAMETİ: HUZUR-U DAİMÎ
- DOĞRUYU BİLMEK YETİYOR MU?
- DİJİTAL DÜNYADA ALGI VE GERÇEK
- LEĞENE DÜŞEN CEVİZ
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Ey Rize'nin siyasileri, Belediye Başkanları, STK Başkanları!
Son Makaleler
Turist sayısı rekor kırıyor, esnaf kepenk kapatıyor: bu işte bir terslik yok mu?