DURUŞUN FİYATI YOK!
Sonunda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Herkesle aynı yolda yürünmez. Hele karakterini menfaatine, vicdanını çıkarına göre değiştirenlerle hç yürünmez.
Geri dönüşümle plastikten üretildiğini düşündüğüm bazı insanlarla aynı söylemlerde bulunmam…
Parti ayırt etmeden söylüyorum!
Bu memleketin en büyük meselesi artık yalnızca yolsuzluk değil; yolsuzluğun sıradanlaşması, dürüstlüğün istisna haline gelmesi ve ahlakın makam karşısında susmasıdır.
Her yerde kişiliği, kimliği, ahlakı tartışmalı insanlar var.
İyiler ya aralarına alınmıyor yada alındıkları yerde tutunamıyor. Çünkü dürüstlük bir meziyet değil, rakip olarak görülüyor. Haksızlığa itiraz eden huzur bozucu, yanlışın üzerine giden düşman, biat etmeyen ise istenmeyen adam ilan ediliyor.
Sonra da dönüp soruyoruz: Bu memlekette neden işler yolunda gitmiyor?
Yolsuzluk iddiasıyla kayyum atanıyor, ardından kayyumun kendisi tartışmaların odağına yerleşiyor. Denetim için gelen denetlenmek zorunda kalıyorsa burada artık yalnızca kişileri değil, sistemi de sorgulamak gerekir.
Dün bakanlık yapmış, bugün başka bir makamda oturan; genel başkan yardımcısı, belediye başkanı, milletvekili, bürokrat…
Kim olursa olsun!
Kamu görevi, kimsenin şahsi mülkü değildir. Milletin parası, kimsenin aile kasası değildir. Makam, dokunulmazlık zırhı; siyasi yakınlık, hesap vermekten kaçış bileti değildir.
Elbette hiç kimse, hakkında somut delil ve kesinleşmiş karar olmadan suçlu ilan edilemez. Ama hiç kimse de makamına, partisine, yakınına ya da nüfuzuna güvenerek hesap vermekten muaf tutulamaz.
Hırsızlığın partisi, yolsuzluğun ideolojisi, kul hakkının siyasi görüşü olmaz!
Bir partide yolsuzluk varsa bu, diğer partiyi yüceltmez. Bir belediyede usulsüzlük varsa başka belediyedeki usulsüzlük onu aklamaz. Bir siyasetçinin yanlışı, diğerinin yanlışına mazeret olamaz.
Peki, iyiler nerede?
Neden dürüst insanlar yükselmekte zorlanıyor?
Neden işini hakkıyla yapanlar değil de ilişkilerini iyi yönetenler kazanıyor? Neden itiraz edenin önü kesilirken susanın önü açılıyor?
Eğer bir yerde yükselmek için çalışmaktan çok birilerine yakın olmak, haklı olmaktan çok güçlü görünmek, dürüst olmaktan çok sessiz kalmak gerekiyorsa orada yalnızca insanları değil, ölçüleri de kaybetmişiz demektir.
Ve en tehlikelisi ne biliyor musunuz?
İnsanların artık şaşırmaması…
Dün skandal dediğimize bugün alışıyoruz. Dün istifa sebebi saydığımız olayları bugün savunmaya çalışıyoruz. Kendi tarafımızdan biri yaptığında susuyor, karşı taraftan biri yaptığında meydanlara çıkıyoruz.
Böyle böyle ahlakı da taraflara bölüyoruz!
Oysa adalet, yalnızca rakibimize uygulandığında sevineceğimiz bir şey değildir. Adalet, kendi yakınımıza dokunduğunda da arkasında durabilmektir.
Bir de son günlerde fon meselesi üzerinden koparılan tartışmalar var.
Açık konuşayım; benim çevremde, alın teriyle kazandığı parayı çoluk çocuğunun nafakasından ayırıp fonlara yatıran ve bütün birikimini kaybeden birini tanımıyorum. Elbette benim tanımıyor olmam, böyle insanların olmadığı anlamına gelmez. Mağdur olan varsa derdi dinlenmeli, iddialar araştırılmalı, varsa usulsüzlüklerin hesabı sorulmalıdır.
Üstelik bu gelişmelerden biz de etkilendik. Fon falan almayıp sadece borsada olan ben de etkilendim; kazancımın beşte birini kaybettim. Ben bunu yatırımın riskleri içinde değerlendiriyorum. Yanlış varsa araştırılsın, suç varsa ortaya çıkarılsın, sorumlular kim olursa olsun hesap versin.
Yatırım riskini kabul etmek, olası usulsüzlükleri kabul etmek değildir. Birikimini kaybeden herkesin hakkını araması en doğal hakkıdır. Kimsenin mağduriyeti küçümsenemez, kimsenin zararı görmezden gelinemez.
Ancak ülkemle, devletimle, milletimle ilişkim borsadaki kazancımın ya da kaybımın miktarına bağlı değildir, olamaz da!
Ben kazanırken de bu ülkenin evladıydım, kaybederken de!
Para kaybedilir, yeniden kazanılır. Ama insan para kaybederken aklını, vicdanını ve ilkelerini de kaybediyorsa asıl tehlike orada başlar.
İnsanın duruşunun fiyatı biçilemez.
Birilerinin yaşadığı mağduriyeti siyasi hesaplaşmaların malzemesi hâline getirmesine de razı değilim. Çünkü mağdurun hakkını aramak başka, mağduriyeti kendi siyasi hesabına basamak yapmak başkadır.
Eğer gerçekten hak arıyorsak sonuna kadar araştıralım. Kim yanlış yaptıysa ortaya çıkaralım. Kim sorumluysa hesap versin. Ama bunu yaparken aklımızı öfkemize, vicdanımızı siyasi hesaplarımıza teslim etmeyelim.
Lakin sanırım bazılarının derdi bağcıyı dövmek. Ben sırf birileri istedi diye onların siyasi hesabına ortak olamam, kimsenin ekmeğine yağ süremem.
Benim ölçüm basit: Haksızlığa kim uğrarsa uğrasın yanında dururum; haksızlığı kim yaparsa yapsın karşısında dururum. Ama ne paramı ne de ilkelerimi siyasi pazarlık konusu yaparım.
Bir ülkenin çöküşü yalnızca kötülerin çoğalmasıyla başlamaz; iyilerin susması, dürüstlerin yalnızlaşması ve toplumun kötülüğe alışmasıyla hızlanır.
Denetleyeni denetleyecek bağımsız kurumlar yoksa, hesap soranlar hesap sorulanlarla aynı ilişkiler ağının içindeyse, yanlış yapanın değil de yanlışı ortaya çıkaranın başı ağrıyorsa bu sorunun cevabı kolay değildir.
Çözüm; bağımsız yargı, şeffaf yönetim, güçlü denetim, gerçek liyakat ve herkese eşit uygulanan hukuktur. Suç işleyenin kim olduğuna değil, ne yaptığına bakılmalıdır.
Bu milletin vergisiyle makam sahibi olup bu millete hesap vermekten kaçamazsınız. Devletin imkanlarını şahsi imkânlarınız, kamu görevini aile mesleğiniz, siyasi gücünüzü de dokunulmazlık belgeniz sanamazsınız.
Bir ülkenin geleceği, yalnızca başındakilerin kim olduğuyla değil, o makamlara gelenlerin hangi ölçülerle seçildiği ve nasıl denetlendiğiyle belirlenir. Dürüst insanları dışlayan, liyakati geri plana iten, yanlışı yapanı koruyup doğruyu söyleyeni yalnızlaştıran bir düzenin uzun süre ayakta kalması mümkün değildir.
Biz bu ülkeyi gerçekten dürüst insanlara mı emanet ediyoruz, yoksa dürüst insanların bile içinde barınamadığı bir düzeni mi ayakta tutmaya çalışıyoruz?
Kötülerin arkası kalabalık olabilir ama bundan dolayı doğruluktan vazgeçmemeliyiz…
Ama bunu yaparken, geri dönüşümle plastikten üretildiğini düşündüğüm bazı insanlarla aynı söylemlerde bulunmam… bağcıyı dövmelerine izin vermeM!
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- ELEKTRİKLİ ARAÇLAR: YENİ NESİL CASUSLUK MU?
- Bu Ülkede Devletin Parasına Dokunan Hesap Vermeli
- BU BALON NASIL BU KADAR ŞİŞTİ?
- BORSADA BOTOKSUN DA HESABI SORULSUN!
- Dünya yeniden büyük bir hesaplaşmanın eşiğinde.
- Yapay ve Doğal Zeka;Aşk KOÇu, Peki Sonra?
- Yan Yana Ama Yalnız
- Mehterin gür sesi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde
- Ortadoğu Değişiyor Mu, Yoksa Bize Yeni Bir Hikâye Mi Pazarlanıyor?
- Mutlu İnsan, Kötü Müşteri
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Çay Bahçesi Bakımı Nasıl Yapılır. Bakım ve Yetiştiricilik Rehberi