İrfan COŞKUN
Köşe Yazarı
İrfan COŞKUN
 

BİZE NE OLDU BÖYLE

Hastane odasında son günlerini yaşayan doksan yaşındaki annem, torunu yaşındaki doktora saçının telini göstermekten imtina ediyor utanıyordu. Sevdiği kıza değil el sürmek, uzaktan bakmaktan bile arlanan bir gençliğimiz vardı.  Sevdiğinin siyah-beyaz bir fotoğrafını bulsa koynunda saklayan, adeta kendinden bile kıskanan bir gençlik vardı. Sevdiği kızı görebilmek için çeşme başlarında gizlenen, utanan bir gençlik vardı. Yayla yollarında sevgiliye söylenen, güftesi edep, edebiyat kokan türkülerimiz vardı. Bizi yazı hayatına hazırlayan, duygu dolu cümlelerle örülü mektuplarımız vardı. Yaşımızdan büyük arlarımız vardı. Öyle kapısını kilitleyip tek başına kalacağımız bir odamız yoktu. Değil elimizde, evimizde bile telefonumuz yoktu. Sanal değildi duygular, Mecnun-Leyla misali gerçek aşklarımız vardı. Gaz lambasının loş ışığı altında demlenen muhabbetlerimiz vardı. Televizyon geldiğinde (siyah-beyaz), haftada üç gün paket yayınlar vardı. Yıllarca evine televizyonu sokmayan büyüklerimiz vardı. Komşunun evine gidip seyrettiğimiz diziler, büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı.  Soframızda on çeşit kahvaltılık yoktu, birkaç çeşit yiyecek vardı. Buna rağmen yüzümüz bugünkü gibi soluk değil, yanaklarımız doğallıktan, edebimizden elma gibi kırmızıydı. Kahve su gibi içilmezdi, onun da kuralları vardı. Özel günlerde, büyüklere ikram edilen en güzel içecekti. Büyüklerin yanında kahve içilmezdi. Bize ne oldu böyle, sokaklar neden bu kadar çıplak. Sınırsız, saygısız, kuralsız hoşgörüsüz hayat, ortak yaşam olur mu? Ne karışıyorsun, sana ne demek doğru bir yaklaşım mı? Sokakta, metroda, parkta “özgürüm” diyerek soyunmak uygun olur mu? Genel ahlak kuralları diye bir şey yok mu, varsa nerede bu kurallar? Bu kuralları yok sayanları kim denetlemeli, yaptırımı var mıdır, olmalı değil mi? Aile yapısını dinamitleyen yayınlar, böyle fütursuzca devam etmeli mi? Her şey serbest bir ortak hayat olur mu? Kanunlar, kurallar neden var? “Ben özgürüm” diyerek her yere girebiliyor musun? Mesela pasaportsuz, vizesiz yurt dışına çıkabilir misin? Hınca hınç dolu metro vagonlarında, gitarını eline alıp, müzik yapacağım demek özgürlük mü? O ortamda, hastaneden gelen, rahatsız olan, başı ağrıyanların özgürlüğü ne olacak? Bu durumlar neden gerektiği kadar denetlenmez?  Zamanla alışıyor insan, ama ben alışamadım hala, alışmak istemiyorum belki de. Donmak üzereyken uykusu gelen dağcı gibiyim. Uyumamalıyım, uyumamalıyız, uyursak donarak öleceğimizi bilmeliyiz. Toplumun kuralları vardır, olmalıdır. Bu kuralları koyan güç, kontrolünü de yapmalıdır. İzmaritini yere atan, yediği çekirdeğin kabuğunu bankta bırakan, yere tükürene bir yaptırım olmalı değil midir?  Tüm mahremiyetleri ortaya döken, genel ahlak kurallarını yok sayan, dört duvar arasında kalması gerekeni sokağa taşıyan, yalnızca kendisini ilgilendiren bir yanlış yapmış olmaz. Faş edilen kötü alışkanlıklar, zamanla kanıksanmaya, normal olmayanların normalmiş gibi algılanmasına ve yaygınlaşmasına, sıradanlaşmasına, bizi biz yapan dinamiklerinin yok olmasına yol açacağı aşikârdır. ; Devlet gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için tedbir alır, almalıdır. Aile bağları dört koldan yıpratılıyor. Evlenmenin azaldığı, boşanmaların hızla arttığı gerçeği bize bir şey anlatmalı. Genç nüfus azalıyor, çocuk yapmak yerine evcil hayvan beslemek o kadar yaygınlaştı ki. Bizi açlık, yokluk, yoksulluk yıkamaz. (kaldı ki böyle bir durum söz konusu bile değil.) Bilakis zenginlik arttıkça, ahlaki değerlerdeki çöküş hızlanıyor kanaatindeyiz. Günün her saatinde (işte olunması gereken saatlerde), sokaklar, kafeler hınca hınç doluysa, bir yerde arızı bir durum var demektir. “Gençtir yapar” anlayışı terk edilmelidir. Hoşgörü sınırları iyi belirlenmeli, okuma yazmadan önce, edep, adap, nezaket öğretilmelidir. Aileden başlamak üzere, zorunlu eğitim süresince bu değerlerin çocuklarımıza kazandırılması sağlanmalıdır. Konunun önemini kavrayıp yeterli ve etkili tedbirler alınmazsa, değişim ve dönüşüm öyle hızlı oluyor ki, bu gidişatın önünde kimse duramaz, biz, biz olmaktan çıkarız.
Ekleme Tarihi: 10 Haziran 2026 -Çarşamba

BİZE NE OLDU BÖYLE

Hastane odasında son günlerini yaşayan doksan yaşındaki annem, torunu yaşındaki doktora saçının telini göstermekten imtina ediyor utanıyordu. Sevdiği kıza değil el sürmek, uzaktan bakmaktan bile arlanan bir gençliğimiz vardı. 

Sevdiğinin siyah-beyaz bir fotoğrafını bulsa koynunda saklayan, adeta kendinden bile kıskanan bir gençlik vardı. Sevdiği kızı görebilmek için çeşme başlarında gizlenen, utanan bir gençlik vardı. Yayla yollarında sevgiliye söylenen, güftesi edep, edebiyat kokan türkülerimiz vardı. Bizi yazı hayatına hazırlayan, duygu dolu cümlelerle örülü mektuplarımız vardı. Yaşımızdan büyük arlarımız vardı.

Öyle kapısını kilitleyip tek başına kalacağımız bir odamız yoktu. Değil elimizde, evimizde bile telefonumuz yoktu. Sanal değildi duygular, Mecnun-Leyla misali gerçek aşklarımız vardı. Gaz lambasının loş ışığı altında demlenen muhabbetlerimiz vardı. Televizyon geldiğinde (siyah-beyaz), haftada üç gün paket yayınlar vardı. Yıllarca evine televizyonu sokmayan büyüklerimiz vardı. Komşunun evine gidip seyrettiğimiz diziler, büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı. 

Soframızda on çeşit kahvaltılık yoktu, birkaç çeşit yiyecek vardı. Buna rağmen yüzümüz bugünkü gibi soluk değil, yanaklarımız doğallıktan, edebimizden elma gibi kırmızıydı. Kahve su gibi içilmezdi, onun da kuralları vardı. Özel günlerde, büyüklere ikram edilen en güzel içecekti. Büyüklerin yanında kahve içilmezdi.

Bize ne oldu böyle, sokaklar neden bu kadar çıplak. Sınırsız, saygısız, kuralsız hoşgörüsüz hayat, ortak yaşam olur mu? Ne karışıyorsun, sana ne demek doğru bir yaklaşım mı? Sokakta, metroda, parkta “özgürüm” diyerek soyunmak uygun olur mu? Genel ahlak kuralları diye bir şey yok mu, varsa nerede bu kurallar? Bu kuralları yok sayanları kim denetlemeli, yaptırımı var mıdır, olmalı değil mi?

Aile yapısını dinamitleyen yayınlar, böyle fütursuzca devam etmeli mi? Her şey serbest bir ortak hayat olur mu? Kanunlar, kurallar neden var? “Ben özgürüm” diyerek her yere girebiliyor musun? Mesela pasaportsuz, vizesiz yurt dışına çıkabilir misin?
Hınca hınç dolu metro vagonlarında, gitarını eline alıp, müzik yapacağım demek özgürlük mü? O ortamda, hastaneden gelen, rahatsız olan, başı ağrıyanların özgürlüğü ne olacak? Bu durumlar neden gerektiği kadar denetlenmez? 

Zamanla alışıyor insan, ama ben alışamadım hala, alışmak istemiyorum belki de. Donmak üzereyken uykusu gelen dağcı gibiyim. Uyumamalıyım, uyumamalıyız, uyursak donarak öleceğimizi bilmeliyiz. Toplumun kuralları vardır, olmalıdır. Bu kuralları koyan güç, kontrolünü de yapmalıdır. İzmaritini yere atan, yediği çekirdeğin kabuğunu bankta bırakan, yere tükürene bir yaptırım olmalı değil midir? 

Tüm mahremiyetleri ortaya döken, genel ahlak kurallarını yok sayan, dört duvar arasında kalması gerekeni sokağa taşıyan, yalnızca kendisini ilgilendiren bir yanlış yapmış olmaz. Faş edilen kötü alışkanlıklar, zamanla kanıksanmaya, normal olmayanların normalmiş gibi algılanmasına ve yaygınlaşmasına, sıradanlaşmasına, bizi biz yapan dinamiklerinin yok olmasına yol açacağı aşikârdır.
;
Devlet gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için tedbir alır, almalıdır. Aile bağları dört koldan yıpratılıyor. Evlenmenin azaldığı, boşanmaların hızla arttığı gerçeği bize bir şey anlatmalı. Genç nüfus azalıyor, çocuk yapmak yerine evcil hayvan beslemek o kadar yaygınlaştı ki.

Bizi açlık, yokluk, yoksulluk yıkamaz. (kaldı ki böyle bir durum söz konusu bile değil.) Bilakis zenginlik arttıkça, ahlaki değerlerdeki çöküş hızlanıyor kanaatindeyiz. Günün her saatinde (işte olunması gereken saatlerde), sokaklar, kafeler hınca hınç doluysa, bir yerde arızı bir durum var demektir.

“Gençtir yapar” anlayışı terk edilmelidir. Hoşgörü sınırları iyi belirlenmeli, okuma yazmadan önce, edep, adap, nezaket öğretilmelidir. Aileden başlamak üzere, zorunlu eğitim süresince bu değerlerin çocuklarımıza kazandırılması sağlanmalıdır.
Konunun önemini kavrayıp yeterli ve etkili tedbirler alınmazsa, değişim ve dönüşüm öyle hızlı oluyor ki, bu gidişatın önünde kimse duramaz, biz, biz olmaktan çıkarız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.