BU BALON NASIL BU KADAR ŞİŞTİ?
Bir tarafta milyaderlerin, diğer tarafta yoksul milyonların sayısı aynı anda artıyorsa, ortada konuşulması gereken ciddi bir mesele var demektir.
Bu topraklarda sermaye piyasası hiçbir zaman serbest piyasa olmadı; yönetim, sırça köşkler ve yüksek kaleler arasındaki örtülü rantın tahsilat ve aklama veznesi oldu. Çokk basit bir aritmetik var: Masanın üzerinde buharlaşan para 20 milyar dolar.
2 milyar Türk Lirası dediğiniz meblağ, bu 20 milyar dolarlık devasa enkazın yanında devede kulak bile değil; yüzde yarım bile etmiyor.
Biz neler gördük neler…
Gözlerim görmeseydi herhalde inanmazdım.
Bankaların kasalarından çuval çuval paraların kamyonetlere yüklendiği günleri bile gördük.
Bu memlekette neler oldu, biraz hatırlayalım:
Banker Kastelli yüksek kazanç vadetti…
Titan Kenan saadet zinciri kurdu…
Jet Fadıl büyük projeler pazarladı…
Tosuncuk çiftlik kurdu…
Thodex kripto borsası kurdu…
Teknoloji değişti, isimler değişti, yöntemler değişti.
Yöntemlerin ve hırsızların ismi değişti.
Ama değişmeyen bir şey vardı:
Arsız hırsız şerefsiz bazı lağım farelerinin kısa yoldan köşeyi dönme ve para hirsizlari hiç değişmedi.
Şimdi karşımızda fonlar, borsa ve milyarlarca liralık kağıt üzerindeki değerler var.
Mesela 30 Haziran 2026’da Özata Denizcilik’in toplam varlıkları 7,8 milyar, özkaynakları 4,5 milyar liraydı.
Ama 5 Ağustos’ta borsa ekranında şirketin piyasa değeri 292 milyar lirayı gösteriyordu.
Aynı gün Ford Otosan 282 milyar, Ereğli Demir Çelik ise 29milyar lira civarındaydı.
Destek Finans’ın yaklaşık 61 milyar lira aktif büyüklüğü, 15 milyar liraya yakın da özkaynağı vardı.
Piyasa değeri ise 538 milyar liraya kadar çıkmıştı.
Koç Holding’in piyasa değeri 511 milyar liraydı.
Şimdi insan ister istemez soruyor:
Bir faktoring şirketi nasıl olur da Koç Holding’den daha değerli görünür?
Bunun önemli nedenlerinden biri düşük fiili dolaşım.
Şirketin 100 hissesi olduğunu düşünün. Bunun sadece 20 tanesi piyasada dolaşıyor.
O hisseye talep geldi mi fiyat yükseliyor.
Son birkaç hisse 100 liradan 200 liraya çıktığında, bir anda şirketin tamamı 200 liradan değerlenmiş oluyor.
Kağıt üzerinde…
Özata’da tablo daha da dikkat çekici
31 Ağustos’ta Tera Portföy’ün beş fonunun satışından önce, bu fonların elindeki Özata hisseleri şirketin fiili dolaşımdaki paylarının yüzde 95,92’sine denk geliyordu.
Hisse yükseliyor.
Fonun değeri yükseliyor.
Yeni yatırımcı geliyor.
Çark böyle dönüyor.
Ama yatırımcı parasını istediğinde çarkın yönü değişiyor.
Hisseler satılıyor.
Fiyat düşüyor.
Fonun değeri düşüyor.
Yatırımcı korkuyor.
Daha fazla satış geliyor.
Yukarı çıkarken birbirini besleyen sistem, aşağı inerken de birbirini besliyor.
İşte asıl mesele burada.
Peki bütün bunlar olurken devlet neredeydi?
SPK’nın 18 Eylül açıklaması bu soruyu daha da önemli hale getirdi.
SPK, 2025’in son çeyreğinde bazı fonların, fiili dolaşımı düşük hisselerde şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiğini açıkladı.
Yani sorun daha o zaman görülmüştü.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de 4 Kasım 2025’te bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını bildiklerini söyledi.
Çalışma grupları kuruldu.
Düzenleme hazırlıkları yapıldı.
Ancak kapsamlı Fon Rehberi 28 Ağustos 2026’da yürürlüğe girdi.
SPK da rehberin amaçlarından birini açıkça ortaya koydu:
“Fonlar üzerinden manipülasyon imkanının sınırlandırılması.”
Şimdi insanın aklına şu soru geliyor:
Madem tehlike 2025’in sonlarında görülmüştü, neden etkili düzenlemeler aylar sonra geldi?
Daha önemlisi…
923 bin yatırımcının parasının kilitlenmesi mi beklendi?
Mesele sadece kimin ne kadar para kazandığı, kimin ne kadar kaybettiği değil.
Asıl mesele şu:
Tehlike işaretleri daha önceden görülmüşken, neden daha erken ve daha güçlü önlemler alınamadı?
Bu kadar açık açık “Ben geliyorum!” diyen bir balonun biraz daha erken fark edilmesi mümkün değil miydi?
Yoksa biz balona bakıp “Maşallah, ne güzel yükseliyor!” derken, birileri de bunun nereye kadar çıkacağını mı merak ediyordu? Bunun amacı neydi?
Hatta insanın aklına ister istemez daha nükteli bir soru geliyor:
Acaba devlet bu balonun patlamasını mı bekledi, DEVLET böyle olmasını istemiş olabilir mi?
Elbette bunun cevabını yetkililer verecek.
Bizimki sadece vatandaşın aklına takılan soru…
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
BORSADA BOTOKSUN DA HESABI SORULSUN!
Görüntüle →Son Yazıları
- BORSADA BOTOKSUN DA HESABI SORULSUN!
- Dünya yeniden büyük bir hesaplaşmanın eşiğinde.
- Yapay ve Doğal Zeka;Aşk KOÇu, Peki Sonra?
- Yan Yana Ama Yalnız
- Mehterin gür sesi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde
- Ortadoğu Değişiyor Mu, Yoksa Bize Yeni Bir Hikâye Mi Pazarlanıyor?
- Mutlu İnsan, Kötü Müşteri
- EGE’NİN KARŞI KIYISINDAKİ HAFIZA SORUNU
- Modern Savaşın Yeni Komutanları
- Savunma Sanayiinde Yeni Eşik: Bölgesel Güçten Küresel Etkiye
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Rize İçin Artık Zamanı Geldide Geçiyor. Bakalım Müjdeyi Kim verecek