Mustafa Semih  ARICI
Köşe Yazarı
Mustafa Semih ARICI
 

AKKUYU’DA BÜYÜK RİSK!

26 Nisan 1986…O gün Karadeniz’in kuzeyinde adeta bir kıyamet kopmuştu. Dünyanın en büyük Nükleer Santrallerinden Çernobil infilak etmiş, patlama anında ve daha sonra şiddetli radyasyonla kontamine olanlarla birlikte binlerce kişi ölmüş, Ukrayna’nın çok büyük bir bölgesi mahvolurken, serbest kalan radyasyon sızıntısı rüzgârlarla çok geniş bir alana dağılmıştı. Yaşı bugün 45’in üzerinde olanlar o dehşet günlerini çok iyi hatırlarlar. Üstelik Doğu Karadeniz bölgesi ve özellikle Rize ve çevresinin gördüğü zarar nesiller boyu devam etti ve hâlâ da sürüyor. Bölgemizde kanser neden bu kadar fazla arttı sanıyorsunuz?   Hal böyleyken, Mersin Akkuyu’da yapımı sürmekte olan ülkemizin ilk Nükleer enerji santralinden tuhaf haberler geliyor. Santralı inşa etmekte olan Rosatom şirketi, İçtaş liderliğindeki Türk Müteahhitlerini devre dışı bırakarak santrali tek başına yapmaya karar vermiş. Böylece Ruslar, yalnız başına santralin sahibi olurken, hükümetten şimdilik çıt çıkmamış.    Proje aşamasında yapım bilgisi ve teknoloji transferini kabul eden Rus dostlarımız bundan vazgeçmiş görünüyorlar. Hani o ünlü kafa kızma pozlarına girerlerse şalteri de kapatırlar sen sağ ben selamet!   Bundan çok daha vahim bir gelişme daha var. Medyada çıkan bazı haberlere göre hükümet tesisin 2023 seçiminden önce bitirilmesi için bastırıyormuş. Bu nedenle Akkuyu’da zamanın baskılanarak çalışmaların hızlandırıldığı gelen duyumlar arasında. Halbuki nükleer santraller için en önemli konu güvenlik güvenlik ve güvenliktir… Altını üç defa çizerek söylüyorum: GÜVENLİK!  Bu nedenle hem inşaat aşamaları, hem deneme üretimi ve hem de işletmeye alma çalışmalarının son derece dikkatli ve azami güvenlik içinde yapılması gerekir. Aksi halde birden ortaya çıkacak bir güvenlik açığı, öylesine büyük bir cehenneme döner ki Çernobil yanında kibrit alevi kalabilir!   Ortaya çıkacak büyük çevre felaketinden yalnız Akdeniz bölgesi değil, Türkiye’nin tamamı ve hatta tüm Doğu Akdeniz etkilenebilir. Bu yüzden santralin bitirilmesi asla ve asla aceleye getirilmemeli, planlandığı  gibi zamanında yapılmalıdır. Üstelik Rusların verdiği güvencelere tam itimat edilmemeli, nükleer enerji güvenlik kurumlarından da rapor istenmelidir.   Bundan sonraki iki yazımda konu ile ilgili yazmış olduğum fütürist bir öykümü paylaşacağım. Bu öyküde bu santraldeki ufak bir arızanın nasıl bir dehşetin eşiğinden dönülmesinin hikâyesi vardır.   İlgi çekeceğini umuyorum. 
Ekleme Tarihi: 06 Ağustos 2022 - Cumartesi

AKKUYU’DA BÜYÜK RİSK!

26 Nisan 1986…O gün Karadeniz’in kuzeyinde adeta bir kıyamet kopmuştu. Dünyanın en büyük Nükleer Santrallerinden Çernobil infilak etmiş, patlama anında ve daha sonra şiddetli radyasyonla kontamine olanlarla birlikte binlerce kişi ölmüş, Ukrayna’nın çok büyük bir bölgesi mahvolurken, serbest kalan radyasyon sızıntısı rüzgârlarla çok geniş bir alana dağılmıştı. Yaşı bugün 45’in üzerinde olanlar o dehşet günlerini çok iyi hatırlarlar. Üstelik Doğu Karadeniz bölgesi ve özellikle Rize ve çevresinin gördüğü zarar nesiller boyu devam etti ve hâlâ da sürüyor. Bölgemizde kanser neden bu kadar fazla arttı sanıyorsunuz?
 
Hal böyleyken, Mersin Akkuyu’da yapımı sürmekte olan ülkemizin ilk Nükleer enerji santralinden tuhaf haberler geliyor. Santralı inşa etmekte olan Rosatom şirketi, İçtaş liderliğindeki Türk Müteahhitlerini devre dışı bırakarak santrali tek başına yapmaya karar vermiş. Böylece Ruslar, yalnız başına santralin sahibi olurken, hükümetten şimdilik çıt çıkmamış. 
 
Proje aşamasında yapım bilgisi ve teknoloji transferini kabul eden Rus dostlarımız bundan vazgeçmiş görünüyorlar. Hani o ünlü kafa kızma pozlarına girerlerse şalteri de kapatırlar sen sağ ben selamet!
 
Bundan çok daha vahim bir gelişme daha var. Medyada çıkan bazı haberlere göre hükümet tesisin 2023 seçiminden önce bitirilmesi için bastırıyormuş. Bu nedenle Akkuyu’da zamanın baskılanarak çalışmaların hızlandırıldığı gelen duyumlar arasında. Halbuki nükleer santraller için en önemli konu güvenlik güvenlik ve güvenliktir… Altını üç defa çizerek söylüyorum: GÜVENLİK! 
Bu nedenle hem inşaat aşamaları, hem deneme üretimi ve hem de işletmeye alma çalışmalarının son derece dikkatli ve azami güvenlik içinde yapılması gerekir. Aksi halde birden ortaya çıkacak bir güvenlik açığı, öylesine büyük bir cehenneme döner ki Çernobil yanında kibrit alevi kalabilir!
 
Ortaya çıkacak büyük çevre felaketinden yalnız Akdeniz bölgesi değil, Türkiye’nin tamamı ve hatta tüm Doğu Akdeniz etkilenebilir.
Bu yüzden santralin bitirilmesi asla ve asla aceleye getirilmemeli, planlandığı  gibi zamanında yapılmalıdır. Üstelik Rusların verdiği güvencelere tam itimat edilmemeli, nükleer enerji güvenlik kurumlarından da rapor istenmelidir.
 
Bundan sonraki iki yazımda konu ile ilgili yazmış olduğum fütürist bir öykümü paylaşacağım. Bu öyküde bu santraldeki ufak bir arızanın nasıl bir dehşetin eşiğinden dönülmesinin hikâyesi vardır.
 
İlgi çekeceğini umuyorum. 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.