Fiyatlar genel düzeyinde hızlı artış yani enflasyon, tek bir değişkene bağlı değildir. Arzın daralması, parasal genişleme, lüks ve gösteriş için yapılan verimsiz yatırım ve harcamalar, kur artışları gibi bilinen etkenler yanında, “Satıcı Enflasyonu- Seller’s İnflation” diye bir etken daha vardır.
Normalde satıcılar (Kafelerden tutun da beyaz eşya mağazalarına, zincir marketlere kadar) mal ve hizmetlerine maliyet+makul kâr şeklinde bir fiyatlama yaparak satış yaparlar. Buradaki maliyet bellidir. Ancak kârlarını istedikleri gibi belirleyebilirler ve genellikle öngörülmeyen geleceği fiyatlarlar. Tabii fahiş kâr hırsı da devreye girince kantarın topuzu da kaçar. Bugün içinde yaşadığımız gibi, “Maliyetlerin, vergilerin, kurun ve talebin geleceğine dair öngörüler zayıfladığında, fiyat sinyali bilgi vermekten çok risk yönetme aracına dönüşür.(1)
Bu durumda firmaların güncelleme (zam) sıklığı artar, fiyatlar kısa zaman aralıklarında ve hemen her zaman yukarı doğru değiştirilir. Çoğu zaman da paketli ürünlerde fiyat aynı kalır gramaj düşürülür. Bu hiçbir aşağı yönlü olmaz. Mesela, ham petrol fiyatları düştüğünde pompa fiyatları genelde sabit kalır. Son zamanlarda bu durum çok eleştiri alınca, düşük oranlarda da olsa fiyatta düşme yaşandığını biliyoruz.
Yukarı doğru güncellemeler (zamlar) hiçbir zaman makul oranlarda gerçekleşmez. Genellikle piyasanın taşıyabileceği kadar zam yapılır. Burada satıcıların mazareti, “ Malı yerine koyamıyorum” şeklindedir ve bir ölçüde haklıdır.
Son olarak şunu ifade edebiliriz ki, “Enflasyonla mücadele, yalnızca doğru araçları seçmek değil, doğru soruyu sormak meselesidir. Bu soru ‘fiyatı kim arttırdı değil, fiyat neden bu kadar rahat arttırılabiliyor?’ şeklinde olmalıdır. Bu soru sorulmadıkça enflasyon düşse bile geçici olur, kalıcı olan yine belirsizlik olur” (2)
RİZE’NIN NÜFUSU AZALDI
Çok azda olsa Rize’nin il nüfusu azaldı. Bu küçük azalış belki zikre değmeyebilir ama hemen hemen duraklayan doğurganlık oranı yanında, gurbeti dışlayıp Rize’de yaşamayı tercih edenlerin giderek azaldığı görülüyor. Gerçi çay hasadı zamanı bu durum önemli ölçüde değişse de illerin gerçek nüfusu yazları değil kışın belli oluyor.
Gerçekten de Rize’de doğurganlık oranı duraklama sabiti olan 2’nin altına ve hatta 1.5’ğa kadar geriledi. Bunun en önemli nedeninin gittikçe ağırlaşan yoksulluk yüzünden gençlerin evlenememesi. Bugün bir evlenmenin damada faturası mütevazı ölçülerde 1.5 milyon lira. Belki köylerde daha uygun olabilir ama maşallah herkes lüks düğün salonlarını tercih ediyor. İkinci bir maşallah da gelin adaylarımıza. On bilezikten aşağı isteyen yok. Trabzon işi ve kolye de cabası. Tabii altın her gün uçarken bunları satın alabilmek için mal-mülk satmak gerekiyor.
Bizce hükümet bu altın takı işini yasaklamalı. Kuyumcular belki kızacak ama bu gidişle belki de yüzük bile satamayacaklar.
Doç.Dr. Özge Öner, Maliyet Enflasyonundan Fiyatlama Rejimine, Oksijen
A.g.yazı, Doç.Dr. Özge öner
ABE REZİL OLDUN BE FENER!
Güreşin bir hayat biçimi olduğu Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinde yaşayan Türkler, tuttukları pehlivanın sırtı beklenmedik bir şekilde yere gelince böyle seslenirlermiş: “Abe rezil oldun be! Neden dikkat etmezsin..”
Evet, Fener de dün akşam İngilizlerin, sahada rahatça dönüp dolaştırdığı topa dikkat etmeyince Premier Lig’de küme düşme adayı Nothingam Forest’e farklı mağlüp olup, tam anlamıyla rezil oldular. Üstelik Forest, ikinci yarıda oyunu rölantiye aldı. Yoksa 5-0 olması işten bile değildi.
Taraftarların bu elim sonuca isyan etmesi haklı. Ezeli rakip dünyaca ünlü Juve’ye beş çekerken, Fenerbahçe, bir küme düşme adayından İstanbul’da 3 gol yiyor. Üstelik transferde yüz milyon Üroyu aşkın muazzam bir para dökülmüşken. Yani bu kadar parayı niye harcadı Fener? Böylesine rezil olmak için mi? Yoksa süper ligde ikinci olabilmek için mi?
Doğrusu bunu anlamak çok zor.
