Mustafa Semih  ARICI
Köşe Yazarı
Mustafa Semih ARICI
 

MARS RÜYASININ SONU MU? – I

Bu defa dünyanın dertlerini biraz öteleyip gözümüzü uzaya çevirelim. Türkiye’de popüler uzay bilim ve gelecek bilimin öncülerinden bir yazar olarak, son yıllarda trend olan Mars yolculuğu hakkında gerçekleri anlatmak istedim. Ay’ın fethinin tamamlanması ve Artemis misyonlarıyla uydumuzda üs kurma çalışmalarına başlanmış olmasıyla beraber insanoğlu gözünü Mars Gezegeni’ne dikti. Ne Venüs ve Merkür gibi kaynayan bir cehennem, ne de Jupiter ve Satürn gibi donmuş birer gaz devi olmayıp, kayalık bir gezegen olan Mars, uzayda habitat kurmak için en iyi adaydı. Geçmişte aslında kozmik bir serap olan Lowell Kanalları ile ünlü olan kırmızı gezegen, keşif için gönderilen sondalar ve Curiosity gibi kaşif robotlar sayesinde Ay’dan bile daha iyi tanınan gök cismi oldu. Geceleri göz kırpan bir yıldız olarak gördüğümüz Mars, aslında soluk mavi bronz karışımı bir gökyüzü altında regolit kaplı bomboş kayalık çöllerden oluşmuş bir fenomendi. Nasa’nın Mars’a insan gönderme misyonları planladığını biliyoruz ama daha çok reklam için ortaya atılan Dolar Trilyoneri Elon Musk, 2040’lı yıllarda Mars’ta bir üs kurmayı tasarladığını ilan etti. Dünya medyası tarafından köpürtülen bu açıklama, sanki yakın bir gerçeklikmiş gibi kabul görmeye başladı. Hatta binlerce kişi Mars’a gidecek ilk astronotların arasında olabilmek için Musk’ın şirketi Space-X’e başvurdu. Bunların içinde Türklerin de olduğunu biliyoruz. Tarihe geçmek için böyle fenomen bir yolculuğu kim göze almaz? Ama nasıl bir yolculuk? Konuyla yakından ilgilenenler farketmiştir. Musk, bu konuda eskisi gibi atıp tutmuyor. Adeta dut yemiş bülbüle dönmüş gibi. Çünkü hem yerinde yapılan robotlu keşifler hem de bilim adamlarının yoğun çalışma ve araştırmaları gösterdi ki Mars’a gidebilmek, orada bir süre kalmak ve tekrar dünyaya dönebilmek inanılmaz zorluklar  ve çözülmesi gereken devasa problemlerle doludur. Öncelikle Mars yolculuğunun ne gibi zorlukları olduğunu irdeleyelim: Bir defa, ortalama 255 milyon km. uzaklıktaki kırmızı gezegene gidecek uzay gemisi oraya varabildiğinde depolarındaki yakıt bitmiş olacaktır. Çünkü ancak taşıyabildiği yakıt bu kadardı ve o da yolda sarfedilmiştir. Çok uzun bir süre kullanılabilecek nükleer motor bugün için hala bir bilim kurgudur. Antimadde motoru ise salt teoriden ibarettir. O halde Mars’ın yörüngesinde dönüp duran uzay gemisi tekrar dünyaya dönebilmek için gerekli yakıtı gezegen yüzeyinden elde etmek zorundadır. Bu ise günümüz teknolojisiyle mümkün değildir. 2040’lı yıllarda da çok mümkün olmayacaktır. Yani yakıt açısından Mars yolculuğu tek yönlü, ucu açık bir seyahat gibi görünmektedir.  20 yıl sonrasının teknolojisiyle bile en az 6 ay sürecek Mars yolculuğu mürettebatta geri dönüşsüz sağlık sorunları çıkaracaktır. Gemi duvarları ne kadar korunaklı ve mukavim olursa olsun, içeri sızacak kozmik radyasyon ve ağırlıksız ortamın (Bu problemi aşmak için kendi ekseninde dönen yaşam modülleri tasarlanıyor) getirdiği birçok olumsuzluk astronotları vurabilcektir. Altı ay boyunca 40-50 metre karelik metal bir kutuda yaşamın getirdiği psikolojik sorunlar da cabası. Dünyadan ayrılmak, yuvamız mavi kürenin gittikçe silikleşip son aşamada bir yıldıza dönüşmesi mürettebatta derin bir ayrılma kopma psikozu geliştirebilecektir. Sevdikleri artık milyonlarca km. uzaktadır. Hastalandıklarında en yakın hastane diye bir kavram kalmamıştır. İçlerinde bir hekim varsa ne olursa olsun ona güvenmek zorundadırlar.  Tüm bunlar Mars yolcularının karşılaşacağı devasa zorluklardan bazıları. Bir çoğu da yolculuk sırasında ortaya çıkacak. Böyle ürkütücü bir yolculuğa siz çıkmak ister miydiniz?  
Ekleme Tarihi: 05 Mayıs 2026 -Salı

MARS RÜYASININ SONU MU? – I

Bu defa dünyanın dertlerini biraz öteleyip gözümüzü uzaya çevirelim. Türkiye’de popüler uzay bilim ve gelecek bilimin öncülerinden bir yazar olarak, son yıllarda trend olan Mars yolculuğu hakkında gerçekleri anlatmak istedim.

Ay’ın fethinin tamamlanması ve Artemis misyonlarıyla uydumuzda üs kurma çalışmalarına başlanmış olmasıyla beraber insanoğlu gözünü Mars Gezegeni’ne dikti. Ne Venüs ve Merkür gibi kaynayan bir cehennem, ne de Jupiter ve Satürn gibi donmuş birer gaz devi olmayıp, kayalık bir gezegen olan Mars, uzayda habitat kurmak için en iyi adaydı. Geçmişte aslında kozmik bir serap olan Lowell Kanalları ile ünlü olan kırmızı gezegen, keşif için gönderilen sondalar ve Curiosity gibi kaşif robotlar sayesinde Ay’dan bile daha iyi tanınan gök cismi oldu. Geceleri göz kırpan bir yıldız olarak gördüğümüz Mars, aslında soluk mavi bronz karışımı bir gökyüzü altında regolit kaplı bomboş kayalık çöllerden oluşmuş bir fenomendi.

Nasa’nın Mars’a insan gönderme misyonları planladığını biliyoruz ama daha çok reklam için ortaya atılan Dolar Trilyoneri Elon Musk, 2040’lı yıllarda Mars’ta bir üs kurmayı tasarladığını ilan etti. Dünya medyası tarafından köpürtülen bu açıklama, sanki yakın bir gerçeklikmiş gibi kabul görmeye başladı. Hatta binlerce kişi Mars’a gidecek ilk astronotların arasında olabilmek için Musk’ın şirketi Space-X’e başvurdu. Bunların içinde Türklerin de olduğunu biliyoruz. Tarihe geçmek için böyle fenomen bir yolculuğu kim göze almaz?

Ama nasıl bir yolculuk?

Konuyla yakından ilgilenenler farketmiştir. Musk, bu konuda eskisi gibi atıp tutmuyor. Adeta dut yemiş bülbüle dönmüş gibi. Çünkü hem yerinde yapılan robotlu keşifler hem de bilim adamlarının yoğun çalışma ve araştırmaları gösterdi ki Mars’a gidebilmek, orada bir süre kalmak ve tekrar dünyaya dönebilmek inanılmaz zorluklar  ve çözülmesi gereken devasa problemlerle doludur.

Öncelikle Mars yolculuğunun ne gibi zorlukları olduğunu irdeleyelim:

Bir defa, ortalama 255 milyon km. uzaklıktaki kırmızı gezegene gidecek uzay gemisi oraya varabildiğinde depolarındaki yakıt bitmiş olacaktır. Çünkü ancak taşıyabildiği yakıt bu kadardı ve o da yolda sarfedilmiştir. Çok uzun bir süre kullanılabilecek nükleer motor bugün için hala bir bilim kurgudur. Antimadde motoru ise salt teoriden ibarettir.

O halde Mars’ın yörüngesinde dönüp duran uzay gemisi tekrar dünyaya dönebilmek için gerekli yakıtı gezegen yüzeyinden elde etmek zorundadır. Bu ise günümüz teknolojisiyle mümkün değildir. 2040’lı yıllarda da çok mümkün olmayacaktır. Yani yakıt açısından Mars yolculuğu tek yönlü, ucu açık bir seyahat gibi görünmektedir. 

20 yıl sonrasının teknolojisiyle bile en az 6 ay sürecek Mars yolculuğu mürettebatta geri dönüşsüz sağlık sorunları çıkaracaktır. Gemi duvarları ne kadar korunaklı ve mukavim olursa olsun, içeri sızacak kozmik radyasyon ve ağırlıksız ortamın (Bu problemi aşmak için kendi ekseninde dönen yaşam modülleri tasarlanıyor) getirdiği birçok olumsuzluk astronotları vurabilcektir. Altı ay boyunca 40-50 metre karelik metal bir kutuda yaşamın getirdiği psikolojik sorunlar da cabası.

Dünyadan ayrılmak, yuvamız mavi kürenin gittikçe silikleşip son aşamada bir yıldıza dönüşmesi mürettebatta derin bir ayrılma kopma psikozu geliştirebilecektir. Sevdikleri artık milyonlarca km. uzaktadır. Hastalandıklarında en yakın hastane diye bir kavram kalmamıştır. İçlerinde bir hekim varsa ne olursa olsun ona güvenmek zorundadırlar. 

Tüm bunlar Mars yolcularının karşılaşacağı devasa zorluklardan bazıları. Bir çoğu da yolculuk sırasında ortaya çıkacak.

Böyle ürkütücü bir yolculuğa siz çıkmak ister miydiniz?

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.