Diyelim ki Mars geminiz hedefine ulaştı ve aylar süren riskli bir yolculuktan sonra gezegenin yörüngesine girdiniz. Eğer gemide hâlâ az bir miktarda yakıt kalmışsa, gemi yörüngede dönüp durabilir ama mekikleri kullanıp aşağıya personel ve malzeme indirmek zorundasınız. Ancak bu sanıldığı gibi kolay değildir. Yörüngeden gezegene araç indirmenin de devasa zorlukları vardır.
Bir defa,
Mars’ın atmosferi çok ince olduğundan iniş sırasında aracı yavaşlatmak çok zordur. Bunun için bugüne göre çok geliştirilmiş paraşüt ve motor frenleme sistemlerine ihtiyaç vardır. Aksi halde saniyede 11 km. hızla yere doğru hareket halinde olan mekiğin yüzeye çarparak parçalanması işten bile değildir.
Başka bir önemli sorun da yörüngede kalan uzay gemisinin bir gün yakıtının tükenmesi ve motorlarını ateşleyerek yörünge yükseltme manevrası yapamaması halinde gittikçe irtifa kaybederek gezegen yüzeyine çakılması ihtimali vardır. Bu yüzden bir mekiğe göre çok daha büyük olan uzay gemisinin Mars yüzeyine indirilmesi ve daha da zoru dünyaya dönüş için tekrar havalanması devasa zorluklar içerir. Hatta bugünkü teknolojik düzeyde mümkün değildir.
Mekik veya uzay gemisi, Mars’a ayak basmayı başardınız diyelim. Öykünün zor kısmı şimdi başlıyordur sıkı durun!
Mars’ da metal veya cam kubbeli habitatlar oluşturabilir ya da Mars’ın yer altında yerleşimler kurabilirsiniz ama orada kaldığınız sürece sizi etkileyecek tehlike ve riskleri şöylece özetlemek mümkündür:
Radyasyon tehlikesi: Dünyanın manyetik kalkanının dışına çıkılırsa kendi güneşimiz ve kozmik radyasyona doğrudan maruz kalırsınız. Mars’ın manyetik alanı yok denecek kadar zayıf ve atmosferi çok incedir. Yüzeyde günlük radyasyon dozu dünyadakinin 50-100 katıdır. Mars’da çelikten binalar yapıp dışarı çıkmasanız bile, 6-9 ayda maruz kalacağınız radyasyon dozu bile, bir ömür boyu izin verilen sınırı aşabilir. Kanser, DNA hasarı ve bağışıklık sistemi çöküşü riski ciddi ölçüde artar.
.Düşük yer çekimi: Uzun süre Mars’da olduğu gibi düşük bir yer çekiminde kalmak kas erimesine, kemik yoğunluğu kaybına ve görme bozukluğuna yol açar. Çünkü Mars’ın yer çekimi dünyanın sadece 3/1’i kadardır.
Çok ince atmosfer: Havanın yüzde 95’i karbon dioksit olup hayat kaynağı oksijen hemen hemen yoktur. Basınç dünyanın yüzde 1’i kadardır. Yani koruyucu ekipman olmadan dışarı çıkmak saniyeler içinde ölümcüldür. Uzay elbisesinde en ufak bir delik bile hayatı tehlike oluşturur.
Oksijen ve Su: Bilindiği gibi Mars’da hiçbir şekilde saf halde oksijen yoktur. Karbon dioksit halinde bileşik halinde bulunur ve solunması halinde bir iki dakika içinde ölümcüldür. Aynı şekilde sıvı halde su bulunmadığından (Özellikle kutuplarda su buzu vardır ama bunlardan su elde edip, yerleşime uygun ekvator bölgesine taşımak çözülmesi gereken çok büyük bir sorundur) dünyadan getirilen çok sınırlı miktarda suyla yetinmek gerekecektir.
Aynı şekilde hayatta kalabilmak için gereken gıda maddeleri de bir gün bitecek ve tedbir olarak gezegen yüzeyinde seralar kurup, meyve sebze yetiştirmek gerekecektir. Ancak Mars’ın zehirli ve verimsiz toprağı buna izin vermeyebilir. Bu yüzden hidroponik (topraksız tarım) yapmak icab edecektir.
Tüm bunların yanında gezegenin çok soğuk olması (ortalama ısı -60/150 derece), bazen aylar süren ve görüş uzaklığını sıfıra indiren şiddetli toz fırtınaları, sürdürülebilir enerji zorluğu (Güneş ışıkları dünyaya göre Mars’da çok daha verimsizdir), psikolojik izolasyon ve teknolojik bağımlılık da (Bozulan bir araç veya sistemin yerinde tamir edilememesi veya yedek parça ihtiyacı doğması) Mars’da yaşamayı tehlikeye atan önemli risklerdir.
Mars misyonları genelde tek yönlüdür ama sağlık nedenleri veya görevin sonlandırılması nedeniyle dünyaya dönmek gerekirse, bu inişten çok daha zor bir operasyon olacaktır. Onca toz fırtınasına maruz kalan uzay aracı hala tek parça halindeyse ha diye yola çıkamaz. Mars’ın, Dünya’ya en yakın olduğu konumu beklemek zorundadırlar. Bu da tamı tamına iki yıldır.
* * *
Özetle Mars’ta yaşamak sürekli hayatta kalma (Survivor) mücadelesi anlamına gelir. İlk nesil koloniciler için son derece sert geçecektir. Belki de yıllar içinde insan organizmasının değişmesi gereken bir süreç. Çünkü düşük yerçekimi ve basınç, ister istemez vücutları etkileyecek “Uzaya uyum sağlayan bir insan türü “ ortaya çıkacaktır.
Gelecek yazımızda Mars yolculuğu ve orada yaşamayı kolaylaştıracak teknolojiler üzerinde duracağız.
