Mustafa Semih  ARICI
Köşe Yazarı
Mustafa Semih ARICI
 

RİZE’NİN ÖYKÜLERİ ŞİİRLERİ

Rize ve edebiyat… Çok fazla birlikte anılmayan iki kelime…Tam tersine müzik öyle değil. Bölge folklörü ve müziği ne kadar zenginse edebiyatı o kadar fakir.  Bu durum  nerden kaynaklanıyor dersiniz? İnsanımızın kitap okumadığından mı yoksa onları anlayacak yazar ve şairlerin yetişmediğinden mi? Ya da her ikisi…Ülke çapında isim yapmış kaç Rizeli yazar ve şair var? İki elin parmaklarını bulur mu pek araştırmadım ama bölge insanının kendi öykülerini anlatan, duygularını mısralara döken yazar ve şairlere pek sahip çıkmadığı kesin. Her şeye rağmen yazar ve şairler Rize için yazmaya devam ediyor. “Bu çevre insanı şair eder” demiş onlardan biri. Ve okunmayacağını bile bile yazarlar öykü kitapları, romanlar kaleme alıyor. İşte bunlardan biri de bu satırların yazarına ait: “Güzel Aylar Zamanı Yeşil Mavi Hikâyeler”. Eylül 2018’de yayınlanan eser bugünlerde 2.baskıyı da gördü. Arka kapaktaki tanıtım yazısında şu satırlar var: “Her şehrin bir hikâyesi vardır. O şehirlerde yaşayan insanların ise binbir hikâyesi… Kimi sessizce, kimi de var güçleriyle seslenerek bu hikâyeleri duymanızı isterler. İşte burada onların görevi biter ve eli kalem tutanların yazma yükümlülüğü başlar. Bu bazen hikâyedir, bazen şehir mektuplarıdır, bazen de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’i gibi kentlerin asıl ruhunu yakalayan bir edebiyat anıtıdır. A.Turan Alkan’ın Sivas’i anlatan Altıncı Şehir ile Şehzadeler Şehri Amasya’yı hikâye eden Yedinci Şehir bu ruhun izdüşümleri olan değerli eserlerdir.  İşte adını Güzel Rizemizin o doyumsuz yeşil mavi renklerinden alan Güzel Aylar Zamanı Yeşil Mavi Hikâyeler’in asıl gayesi; bu boşluğu doldurmak, ulusal kültür varlığımızın çok önemli bir öğesi olan Karadeniz insanını olduğu gibi yansıtmak ve bu sahada bir kibrit çakarak benzer eserlere ilham kaynağı olabilmektir. Kitabın ilk on üç öyküsü genelde Rize dışında yaşayanların doğduğu topraklara veya ana baba memleketine olan özlemini yansıtırken, sonraki on iki öyküde Rize’nin yüz yıllık bir tarihi geçmişi on yıllık dilimler halinde dile getirilmeye çalışılmıştır. Üstelik bu tarihi süreç, 16.Yüzyıla kadar gidilmek suretiyle zaman tüneli uzak geçmişe kadar uzatılmıştır. Ve Yarın başlıklı öyküde ise ilin yakın geleceğine küçük bir pencere açılmıştır. Son üç öyküde de, sevimli dostlarımızdan “Kedi Sarıbey” ve geçenlerde Rize’den Trabzon’a kadar yüzdüğü söylenen “Karadenizli dananın” başka bir versiyonu hikâye edilmiştir. Eserde Rize’yi Rize yapan her motiften söz edilmeye çalışılmıştır. Bu bakımdan kitapta Rize’nin her şeyi “Yeşil Altın Çayı” , denizi ve balıkçıları, deniz fenerlerini, denizi kara yapan Ekrem Orhon’u, uzak mahallelerin fedâkar öğretmenlerini, Anzer balını ve yaylaları, şehrin medarı iftiharı Rizespor’u, atma türküleri, gurbetçiliği kara sevdaları, kemençeyi, horonu fazlasıyla bulacaksınız. “   Ancak ne yazıktır ki ilk basımından bu yana geçen dört senede Rizeli okuyucu kendisini anlatan bu eseri hemen hiç okumadı dense yeridir. Belki bir elin parmakları kadar. Bilmiyorum, yanlış bir sanat dalı seçtik galiba? Okutmak gibi “Çok zahmetli” bir iş yerine kemençe-gitar-org karışımıyla bir “Karadeniz popu” yapsaydık çok çok daha fazla kişiye erişebilirdik. Yazılı kültür bizim oralara hâlâ uğramadı belki de. Herşey kulağa hitap ediyor. Tüm bunlar yazar ve şairleri Rize’nin öykülerini yazmaktan, şiirini söylemekten vaz geçirecek mi? Tabii ki hayır…Çünkü bu toprakların bize söyleyeceği o kadar çok şey var ki. Birisinin çıkıp onları kâğıda dökmesi gerekecek.
Ekleme Tarihi: 12 Ekim 2022 - Çarşamba

RİZE’NİN ÖYKÜLERİ ŞİİRLERİ

Rize ve edebiyat…

Çok fazla birlikte anılmayan iki kelime…Tam tersine müzik öyle değil. Bölge folklörü ve müziği ne kadar zenginse edebiyatı o kadar fakir. 

Bu durum  nerden kaynaklanıyor dersiniz? İnsanımızın kitap okumadığından mı yoksa onları anlayacak yazar ve şairlerin yetişmediğinden mi? Ya da her ikisi…Ülke çapında isim yapmış kaç Rizeli yazar ve şair var? İki elin parmaklarını bulur mu pek araştırmadım ama bölge insanının kendi öykülerini anlatan, duygularını mısralara döken yazar ve şairlere pek sahip çıkmadığı kesin.

Her şeye rağmen yazar ve şairler Rize için yazmaya devam ediyor. “Bu çevre insanı şair eder” demiş onlardan biri. Ve okunmayacağını bile bile yazarlar öykü kitapları, romanlar kaleme alıyor. İşte bunlardan biri de bu satırların yazarına ait: “Güzel Aylar Zamanı Yeşil Mavi Hikâyeler”. Eylül 2018’de yayınlanan eser bugünlerde 2.baskıyı da gördü. Arka kapaktaki tanıtım yazısında şu satırlar var:

“Her şehrin bir hikâyesi vardır. O şehirlerde yaşayan insanların ise binbir hikâyesi… Kimi sessizce, kimi de var güçleriyle seslenerek bu hikâyeleri duymanızı isterler. İşte burada onların görevi biter ve eli kalem tutanların yazma yükümlülüğü başlar. Bu bazen hikâyedir, bazen şehir mektuplarıdır, bazen de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’i gibi kentlerin asıl ruhunu yakalayan bir edebiyat anıtıdır. A.Turan Alkan’ın Sivas’i anlatan Altıncı Şehir ile Şehzadeler Şehri Amasya’yı hikâye eden Yedinci Şehir bu ruhun izdüşümleri olan değerli eserlerdir. 

İşte adını Güzel Rizemizin o doyumsuz yeşil mavi renklerinden alan Güzel Aylar Zamanı Yeşil Mavi Hikâyeler’in asıl gayesi; bu boşluğu doldurmak, ulusal kültür varlığımızın çok önemli bir öğesi olan Karadeniz insanını olduğu gibi yansıtmak ve bu sahada bir kibrit çakarak benzer eserlere ilham kaynağı olabilmektir.

Kitabın ilk on üç öyküsü genelde Rize dışında yaşayanların doğduğu topraklara veya ana baba memleketine olan özlemini yansıtırken, sonraki on iki öyküde Rize’nin yüz yıllık bir tarihi geçmişi on yıllık dilimler halinde dile getirilmeye çalışılmıştır. Üstelik bu tarihi süreç, 16.Yüzyıla kadar gidilmek suretiyle zaman tüneli uzak geçmişe kadar uzatılmıştır. Ve Yarın başlıklı öyküde ise ilin yakın geleceğine küçük bir pencere açılmıştır. Son üç öyküde de, sevimli dostlarımızdan “Kedi Sarıbey” ve geçenlerde Rize’den Trabzon’a kadar yüzdüğü söylenen “Karadenizli dananın” başka bir versiyonu hikâye edilmiştir.

Eserde Rize’yi Rize yapan her motiften söz edilmeye çalışılmıştır. Bu bakımdan kitapta Rize’nin her şeyi “Yeşil Altın Çayı” , denizi ve balıkçıları, deniz fenerlerini, denizi kara yapan Ekrem Orhon’u, uzak mahallelerin fedâkar öğretmenlerini, Anzer balını ve yaylaları, şehrin medarı iftiharı Rizespor’u, atma türküleri, gurbetçiliği kara sevdaları, kemençeyi, horonu fazlasıyla bulacaksınız. “
 
Ancak ne yazıktır ki ilk basımından bu yana geçen dört senede Rizeli okuyucu kendisini anlatan bu eseri hemen hiç okumadı dense yeridir. Belki bir elin parmakları kadar. Bilmiyorum, yanlış bir sanat dalı seçtik galiba? Okutmak gibi “Çok zahmetli” bir iş yerine kemençe-gitar-org karışımıyla bir “Karadeniz popu” yapsaydık çok çok daha fazla kişiye erişebilirdik. Yazılı kültür bizim oralara hâlâ uğramadı belki de. Herşey kulağa hitap ediyor.

Tüm bunlar yazar ve şairleri Rize’nin öykülerini yazmaktan, şiirini söylemekten vaz geçirecek mi? Tabii ki hayır…Çünkü bu toprakların bize söyleyeceği o kadar çok şey var ki. Birisinin çıkıp onları kâğıda dökmesi gerekecek.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.