Tahir ORHAN
Köşe Yazarı
Tahir ORHAN
 

AH ŞU DIŞ GÜÇLER!

Geçen haftaki yazımıza yapılan bir yorum, yeni arayışlara itti beni. Başta şunu belirteyim Niyazi Yazgelmez dostum, bendeniz uslanmaz bir araştırmacıyım. O yorumunuzda ironik olarak belirttiğiniz “Domuz eti necis ve haram olsaydı akepe hükümeti 2006’da onu kasaplık hayvan sınıfına dâhil etmezdi” diyorsunuz.  Şimdi açıklamama geçiyorum. Ah şu dış güçler! Türkiye’nin on yıllarca girmeye çalıştığı ve fakat son aylarda bıraktığı bu AB sevdası yüzünden o domuzların, Türkiye’de domuz etinin serbestçe satılmasına dair dayatmaları üzerine yüksek vergi oranı yüzde 121,5’ten yüzde 98,4’e düşürüldü. Yine de en yüksek vergi oranları arasında yer alıyor. Ancak domuz eti satışı Türkiye’de hiçbir zaman yasak değildi. Mutfak Tarihi: Yemeğin Politik Serüvenleri adlı kitabında Burak Onaran, 1923-1950 arasında domuz yetiştiriciliğinde vergi yükü yüksek olsa da devletin elinde bulundurduğu kurum ve çiftliklerle üretimi teşvik ettiğini yazar. Türkiye’nin ilk Gıda Yasası olarak nitelendirilebilecek 1942 tarihli Gıda Nizamnamesinde net bir şekilde sucukların “sığır, koyun, keçi ve domuz etlerinden imal edildiği gibi deve eti ve yenilen av ve kanatlı hayvanların etlerinden de” yapılabileceği belirtilmiş. Nizamnameyi daha da detaylandıran ve 1952’de yayımlanan “Gıda Maddelerinin ve Umumi Sağlığı İlgilendiren Eşya ve Levazımın Hususi Vasıflarını Gösteren Tüzükte de insan gıdası olarak kullanılacak hayvan yağları arasında domuz yağı da sayılmış. Günümüzde yürürlükte olan gıda mevzuatının temelini ise 1995’te çıkarılan 560 sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair KHK ve sonrasında AB’ye uyum çerçevesinde yapılan düzenlemeler oluşturuyor. 560 sayılı KHK sonrası oluşturulan Türk Gıda Kodeksi çerçevesinde yayınlanan tebliğlerle gıda maddelerinde birçok açıdan standartlar belirleniyor. 10 Şubat 2000’de yayınlanan Et Ürünleri Tebliği’nde  domuzdan elde edilen ve insan tüketimine uygun olan tüm parçalar et kategorisinde yer almış ve tebliğde sayılan diğer hayvanlarla aynı standartlara tabi kılınmış. 7 Temmuz 2006’da çıkan Çiğ Kırmızı Et ve Hazırlanmış Kırmızı Et Karışımları Tebliği’nde ise domuz “kasaplık hayvan” kategorisi içinde sayılmış. Fakat düzenleme metinleri içinde domuz, diğer büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarla beraber sayılmış. Yani, mevzuatta domuz eti ve ürünlerinin statüsünde bir değişiklik gerçekleşmemiş. (Burak Onaran’ın kitabından)  Anlayacağınız, domuz eti, 2006’da kasaplık et kategorisine alınmasından sonra satılmaya başlanmadı, o hep satılıyordu. Yılda 3 milyon kilogram dersem belki gözünüz korkar, 3 bin ton domuz eti üretiliyor; üretiliyorsa satılıyor ve yeniliyor demektir. Bu, yediğimiz diğer sığır, koyun, keçi etinin neredeyse yarısı kadardır. AB, turistler aradığında bulabilsin diye dayatmış. Eylül 1999’da meclisteki bir sonu önergesini cevaplandıran zamanın Tarım ve Köy İşleri Bakanı, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde domuz ürünlerinin marketlerde satılmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığını net olarak belirtmiş olması da bu gerçeği perçinliyor. Ancak domuz ürünlerinin satış yerlerinde ayrı reyonlarda tutulmasını ve kırmızı etiketle belirtilmesini şart koşmuş. Son bir bilgi ve İslami açıdan bir değerlendirmeyle kapatalım.  Türkiye’de en çok domuz etinin Konya ve Bursa’da satıldığına siz de benim gibi şaşırmışsınızdır. Bu iki şehri Antalya, Muğla, ki turistik bölgelerdir, Balıkesir ve Adana takip ediyor. Ve Türkiye’de 6 domuz çiftliğinin bulunduğunu da ekleyelim.  Dini açıdan bakalım bir de. Bakara 173, Nahl 115, En’am 145’te domuz etinin haram edildiği belirtiliyor. Kur’an’da “Lahm-i hınzır” diye geçer. Lahm et, Hınzır domuz anlamındadır. Çok sevip yediğiniz lahmacun da aslında lahm-i acun yani etli ekmek demek olur. Konya’nın etli ekmeğiyle karıştırmayalım. O Konya’ya hastır ama şaka bir yana bildiğimiz lahmacunun Konya’casıdır. Bu Ramazan günü iştahınızı açmış veya sizi domuz etine iğrendirmişsek affola. Sağlık ve esenlikle efendim!
Ekleme Tarihi: 25 Şubat 2026 -Çarşamba

AH ŞU DIŞ GÜÇLER!

Geçen haftaki yazımıza yapılan bir yorum, yeni arayışlara itti beni. Başta şunu belirteyim Niyazi Yazgelmez dostum, bendeniz uslanmaz bir araştırmacıyım. O yorumunuzda ironik olarak belirttiğiniz “Domuz eti necis ve haram olsaydı akepe hükümeti 2006’da onu kasaplık hayvan sınıfına dâhil etmezdi” diyorsunuz. 

Şimdi açıklamama geçiyorum.

Ah şu dış güçler! Türkiye’nin on yıllarca girmeye çalıştığı ve fakat son aylarda bıraktığı bu AB sevdası yüzünden o domuzların, Türkiye’de domuz etinin serbestçe satılmasına dair dayatmaları üzerine yüksek vergi oranı yüzde 121,5’ten yüzde 98,4’e düşürüldü. Yine de en yüksek vergi oranları arasında yer alıyor. Ancak domuz eti satışı Türkiye’de hiçbir zaman yasak değildi. Mutfak Tarihi: Yemeğin Politik Serüvenleri adlı kitabında Burak Onaran,

1923-1950 arasında domuz yetiştiriciliğinde vergi yükü yüksek olsa da devletin elinde bulundurduğu kurum ve çiftliklerle üretimi teşvik ettiğini yazar. Türkiye’nin ilk Gıda Yasası olarak nitelendirilebilecek 1942 tarihli Gıda Nizamnamesinde net bir şekilde sucukların “sığır, koyun, keçi ve domuz etlerinden imal edildiği gibi deve eti ve yenilen av ve kanatlı hayvanların etlerinden de” yapılabileceği belirtilmiş. Nizamnameyi daha da detaylandıran ve 1952’de yayımlanan “Gıda Maddelerinin ve Umumi Sağlığı İlgilendiren Eşya ve Levazımın Hususi Vasıflarını Gösteren Tüzükte de insan gıdası olarak kullanılacak hayvan yağları arasında domuz yağı da sayılmış.

Günümüzde yürürlükte olan gıda mevzuatının temelini ise 1995’te çıkarılan 560 sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair KHK ve sonrasında AB’ye uyum çerçevesinde yapılan düzenlemeler oluşturuyor. 560 sayılı KHK sonrası oluşturulan Türk Gıda Kodeksi çerçevesinde yayınlanan tebliğlerle gıda maddelerinde birçok açıdan standartlar belirleniyor. 10 Şubat 2000’de yayınlanan Et Ürünleri Tebliği’nde  domuzdan elde edilen ve insan tüketimine uygun olan tüm parçalar et kategorisinde yer almış ve tebliğde sayılan diğer hayvanlarla aynı standartlara tabi kılınmış. 7 Temmuz 2006’da çıkan Çiğ Kırmızı Et ve Hazırlanmış Kırmızı Et Karışımları Tebliği’nde ise domuz “kasaplık hayvan” kategorisi içinde sayılmış. Fakat düzenleme metinleri içinde domuz, diğer büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarla beraber sayılmış. Yani, mevzuatta domuz eti ve ürünlerinin statüsünde bir değişiklik gerçekleşmemiş. (Burak Onaran’ın kitabından) 

Anlayacağınız, domuz eti, 2006’da kasaplık et kategorisine alınmasından sonra satılmaya başlanmadı, o hep satılıyordu. Yılda 3 milyon kilogram dersem belki gözünüz korkar, 3 bin ton domuz eti üretiliyor; üretiliyorsa satılıyor ve yeniliyor demektir. Bu, yediğimiz diğer sığır, koyun, keçi etinin neredeyse yarısı kadardır. AB, turistler aradığında bulabilsin diye dayatmış. Eylül 1999’da meclisteki bir sonu önergesini cevaplandıran zamanın Tarım ve Köy İşleri Bakanı, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde domuz ürünlerinin marketlerde satılmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığını net olarak belirtmiş olması da bu gerçeği perçinliyor. Ancak domuz ürünlerinin satış yerlerinde ayrı reyonlarda tutulmasını ve kırmızı etiketle belirtilmesini şart koşmuş.
Son bir bilgi ve İslami açıdan bir değerlendirmeyle kapatalım. 

Türkiye’de en çok domuz etinin Konya ve Bursa’da satıldığına siz de benim gibi şaşırmışsınızdır. Bu iki şehri Antalya, Muğla, ki turistik bölgelerdir, Balıkesir ve Adana takip ediyor. Ve Türkiye’de 6 domuz çiftliğinin bulunduğunu da ekleyelim. 
Dini açıdan bakalım bir de. Bakara 173, Nahl 115, En’am 145’te domuz etinin haram edildiği belirtiliyor. Kur’an’da “Lahm-i hınzır” diye geçer. Lahm et, Hınzır domuz anlamındadır. Çok sevip yediğiniz lahmacun da aslında lahm-i acun yani etli ekmek demek olur. Konya’nın etli ekmeğiyle karıştırmayalım. O Konya’ya hastır ama şaka bir yana bildiğimiz lahmacunun Konya’casıdır.

Bu Ramazan günü iştahınızı açmış veya sizi domuz etine iğrendirmişsek affola.

Sağlık ve esenlikle efendim!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Niyazi Yazgelmez
(26.02.2026 11:40 - #1768)
Teşekkür ediyorum elinize sağlık. Gerçekten de araştırmacı gazeteciliğe dayanan güzel yazı olmuş
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.