Bu bir film adıydı; biliyorum. 1963 yılında Metin Erksan tarafından sinemaya uyarlanan filmde çiftçi Osman (Erol Taş), tarlasından çıkan suyu komşularına vermiyor ve aralarında tartışma çıkıyor. Film aynı zamanda Hülya Koçyiğit’in de ilk filmidir. Bu yaz Kalkandere’mizde bunun gerçeğini yaşıyoruz. Diğer köylerde de benzer sorunlar var mıdır doğrusu bilmiyorum ama benim köyümde gerçek bir susuzluk yaşanıyor. Bunu kimselere söylemeyi düşünmediğimi itiraf ederim. Çünkü bana gülerler. Her karış toprağından su fışkıran bir coğrafyada nasıl susuzluk yaşanır; akıl almıyor. Belli ki bir planlama hatası var. Umarım tez zamanda çözülür. Hemen yanı başında koca bir şelalenin çağıldadığı, pek çok komşumuzun arazisinden çıkan suların aktığı köyümüzde susuzluk yüzünden tatilimi kısa kesmek zorunda kalmak bana acı verdi doğrusu.
Bir genelleme de yapalım burada. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarına göre değerlendirildiğinde dünya standartlarında su zengini sayılabilmek için yıllık kişi başı düşen su miktarının sekiz ila on bin m³'ün üzerinde olması gerekir. Bu ölçüte göre Finlandiya, İsviçre, İzlanda ve Kanada gibi ülkeler zirvede yer alıyor. Şunu da söyleyebiliriz: Türkiye sanıldığının aksine su zengini bir ülke değildir. Bölge bölge farklılıklar gösterse de Türkiye’de kişi başına düşen yıllık su miktarı bin beş yüz m³ kadardır. Bu bizi su fakiri yapmaz ama su zengini hiç yapmaz. Dört tarafı suyla çevrili bir ülkede, sağlıklı içme suyu bulmak bu kadar zor olmamalıydı. İşin kötü tarafı ise, artan nüfus ve iklim değişikliği nedeniyle ülkemizin pek yakında su stresi çeken ülkeler kategorisine girmesi bekleniyor. Şimdiye kadar bahsettiğimiz su, sağlıklı içme suyu idi. Bir de tarımda ve sanayide kullanılan su var ki, ülkemiz bu açıdan da pek iç açıcı durumda değil. Her ne kadar bu yıl barajlardaki doluluk oranı artmış olsa da, bunun devamlılığı beklenmiyor. Özellikle İç ve Doğu Anadolu ile Güneydoğuda ciddi kuraklık bekleniyor.
Su fakiri ülkeler hakkında da bir iki cümle ederek yazımızı sonlandıralım. Tahmin ettiğiniz gibi İsrail dâhil bütün Ortadoğu ülkeleriyle Kara Kıta, su sıkıntısı çekiyor. Hindistan, Pakistan ve Türkmenistan da, suya hasret ülkelerdendir.
Küresel ve ulusal ölçekten kendi küçük dünyamıza dönersek; Ayağımızı yere biraz sert vursak su fışkıracak bir coğrafyada su sıkıntısı çekmek ve büsbütün susuz bir yaz geçirmek bu çağımıza yakışmıyor vesselam. Afrikalılar gibi at sidiği veya çamurlu su içmek zorunda kalmayız umarım.
Sağlık ve esenlikle efendim!
