Bu konuda çok kalem oynatıldı biliyorum ama bir de benden dinleyin. Çünkü benim yazım biraz sosyolojik olacak. Rize ile Trabzon çekişmesi ne Türkiye’de ne de dünyada tektir. Yeryüzünün herhangi bir yerinde iki komşu ilin, hatta bazen iki uzak ilin çekişmesi görülmüştür. Fakat Rize ile Trabzon’un çekişmesi biraz anlamsız biraz da fıkra gibidir.
Ankara Trabzon Günlerinde İsmail Türüt’ün davranışı o kadar gündem oldu ki, atasözlerine bile konu edildi. Neymiş efendim sahnede türkü söylerken ses sisteminde ya da diğer bir konuda yaşanan aksaklıktan faydalanmak isteyen bir kişi sahneye fırlayıp Türüt’ün boynuna Rizespor kaşkolü takmak istemiş, o da bunu reddetmiş. Ardından da Trabzonlu sanatçı Onay Şahin sahneye Rizespor kaşkolü ile çıkmış.
;“Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar” şeklindeki atalar sözünü buna uyarlamışlar. Rizeli bir sanatçının kendi ilinin takımının kaşkolünü takmayarak yüce uçup alçak konmuş oluyor. Buna sebep ise ünlü sanatçı İsmail Türüt’ün çok eskilerden beri Trabzonsporlu olduğunu ifade etmiş olmasıdır. Yani tipik bir komşu iller arası çatışma… Bunun, uzun zamandır spor üzerinden sürdürüldüğü biliniyor. Fakat bazen de siyaset karışıyor işin içine. Siyaset olunca işin rengi değişiyor haliyle. İki ile yapılan yatırımların bile kıskançlık konusu olduğunu biliyoruz. Rize’ye yapılan Lojistik Merkez, Trabzon’a yapılması planlanan ikinci havaalanı yeni çatışma konularıdır. Anlamsız olduğunu söyleyip durmamız işi değiştirmiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl ortalarında Rize’deki konuşmasında 2026 içinde tamamlanacağını açıklamasına rağmen bakanın aynı zamanlarda Trabzon’da yaptığı bir konuşmada Rize Lojistik Merkezi’nin üç yıl gecikeceğini açıklaması da unutulup gitti satır aralarında.
Asıl olan, tüm ülkenin kalkınması olmalı. Hangi ilin neye ihtiyacı varsa oraya o yapılmalı, bu bir kıskançlık sorunu olmamalı. Olacaksa da makul ve sağduyulu davranılmalı. Ayrıca spor alanındaki rekabet de dozunda olmalı. Geçmişte yaşananlar varsa onlar orada kalsın. Kaldı ki bu iki takım birbirlerinin rakibi değil, sadece yılda iki kez, eğer eşleşmişse kupada da karşı karşıya gelen iki takım olmayı becerebilmelidir. Kolay değil ama Trabzon’da yaşayan bir Rizeli olarak elimizden gelen olursa bundan çekinmeyeceğimizi de belirtelim.
Şunu demek istiyorum. İsmail Türüt, bir Rizeli olarak nasıl Trabzonspor’u tutar düşüncesi çok derin bir düşmanlıktan başka bir şey olmadığı gibi, Onun Rizespor düşmanı olmayacağını da, aklıselim Rizelilerin bilip anlaması gerekir. Bu durumun sadece Rize’de olduğunu düşünmeyin. Trabzon’da da başka bir takımı tutanlara iyi gözle bakılmadığını bilenlerdeniz. Rakip takım taraftarı olduğu halde Trabzonspor tribününden maç seyretmek zorunda kalanları da hakeza… Yıllardır büyük İstanbul takımlarının taraftarı bu şehre gelemiyor. Geçen haftalarda Rizespor taraftarı da gelememişti Trabzon’a. Oysa gelseler, güle oynaya maç seyredilse, kazanan alkışlansa ne güzel olurdu. Bak küfrettiniz ceza aldınız değer miydi?
Son sözümüz şu olsun! İsmail Türüt, bu memleketin milliyetçi, vatanperver bir sanatçısıdır ve öyle kolay harcanmamalıdır. Hele kendi hemşerileri tarafından hiç…
Sağlık ve esenlikle efendim!
