İnsanoğlunun yeryüzünde en çok istediği şeylerden biri güvende olmaktır.
Yeryüzünü dolaşırken insan eğer kendini güvende hissederse rahatça gezer, tozar yeni yerler keşfeder. Fakat savaşlar, iç çatışmalar, terör ve benzeri kargaşalar arasında olanlar ne yapsın? Can güvenliği içinde olmak kadar güzel ve muhteşem bir şey yoktur. Bendeniz böyle ortamlarda çok mutlu olurum fakat güvensiz yerlerde de bulunmak durumunda oldum. Buralarda ister istemez hem kendinizi hem de arkadaşlarınızı düşünmek zorundasınız. Güvenli bölgelerde nasıl mutluysanız, güvensiz ortamlarda da bir o kadar mutsuz ve huzursuzsunuz. Ölüm tehlikesi, sorumlu olduğunuz kişilerin güvenliği, sizi ister istemez zora sokar.
Aslında bu güven duygusu, insanın doğumundan itibaren gelişmeye başlar. Bebeklik döneminde ebeveyn veya bakım veren kişiyle kurulan bağ, bebeğin dünyayı güvenli veya tehditkâr bir yer olarak algılamasında belirleyici olur. Bebek, ihtiyaçlarının karşılandığını, sevildiğini ve korunduğunu hissettiği bir ortamda büyürse, ileriki yaşlarda daha sağlıklı ilişkiler kurabilir. Aksine istismar ya da tutarsız davranışlara maruz kalırsa bireylerde güvensizlik duygusu kökleşir. Asıl tehlike de budur işte. Ülkemiz yıllarca terörle iç içe yaşadı, buna bir de siyasi istikrarsızlık eklenince bu da doğal olarak büyük bir güvensizliği beraberinde getirdi. Yine münferit şiddet olayları, soygunlar gibi kişiye bağlı, çeşitli doğal afetler gibi insanın elinde olmayan tehditler de eklenince insanların halini bir düşünün. Ülkemiz, güvensizlikte dünya sıralamasında en kötü yerde değil ama çok iyi bir yerde de değil. Orta alt güvenlikli ülke sayılıyor Türkiye. Buna, savaş olmadığı halde uzun yıllar terörle iç içe yaşamış olması, ayrıca siyasi baskılar ve adaletsizlik ektili olmaktadır.
Dünyanın en güvenli ve en güvensiz ülkelerini merak etmişsinizdir. En güvenlisi Singapur efendim. Bunu İzlanda, Avusturya, Yeni Zelanda, İrlanda, İsviçre, Portekiz, Danimarka gibi ülkeler izliyor. Buralarda düşük suç oranı, güçlü hukuk sistemi, ekonomik refah ve eşitlik, yüksek sosyal güvenlik ve eğitim her zaman en üst seviyededir. Savaşlar, suç oranlarının yüksekliği, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık ve iç çatışmalar yaşanan ve bu nedenle en güvensiz ülkeler olarak adlandırılanlar da şunlardır: Afganistan, Suriye, Sudan, Yemen, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve savaş nedeniyle Ukrayna…
Sizi rakamlara boğup başınızı ağrıtmak istemem.
Güvenli ülkeler genellikle küçük, suç oranı düşük, siyasi istikrarın olduğu ülkelerken tam aksine savaş, yoksulluk ve zayıf devlet yapısına sahip ülkeler de güvensiz olarak addediliyor. Buradan şunu çıkarabiliriz sanırım. Turizm, ülkelerin en önemli ekonomik gelir elde ettiği sektördür. Güvenli ülkelere turistler ilgi gösterirken, güvensiz sayılan ülkelere ise çok daha az turist uğruyor. Gezip görmek uğruna kim canını tehlikeye atar ki?
Şimdi zurnanın zırt dediği yerdeyiz. Uzun bir terör geçmişi, Ortadoğu’ya yakınlığı, iç siyasi gerilimler ve büyük şehirlerdeki suç oranlarının yüksekliği yüzünden Türkiye orta ve alt güvenlikli ülke olduğu halde, yine de kısmi bir huzurun yaşandığı Ege ve Akdeniz bol turist alıyor. Bu da tezimizi doğruluyor. Fakat her nedense terörün en çok yaşandığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi de geçmişte misyoner, casus ve daha bilmem ne adına buraları ziyaret edenlerle dolup taşmaktaydı. Türklerin gitmekten kaçındığı buralara, yabancıların korkusuzca gitmeleri ve oralarda rahatlıkla gezmeleri de manidardır. İçeriden destek aldıklarını düşündüğümüz bu insanların bütün amaçları, bölgeyi daha çok nasıl kaşırız ve nasıl istikrarsız ve kolay yutulur hale getiririz idi. Şimdilik bunu beceremediler ama siz yine de özellikle büyük şehirlerde gece ıssız yerlerde dolaşmaktan, tanımadığınız kişilerle ilişkilerden, sosyal medya dolandırıcılarından uzak durun!
Sağlık ve esenlikle efendim!
