Sizi bilemem ama ben gerçek bir enayiyim. O kadar güzel anlattı olayı ki, buna sadece Kadir değil ben bile inandım. Ha aklımda bir şüphe yok muydu? Vardı tabii. Çünkü ben gördüğümün yarısına inanırım, duyduğuma ise hiç inanmam. Bu benim hayat felsefemdir. İyi ki de böyle bir inanca sahibim. Hiç inanmam derken araştırmadan, işin aslını öğrenmeden inanmam. İtiraf edeyim ki, bu çoğu zaman işime de yaramıştır. Nice doğru bildiklerimiz koskoca bir yalan çıktı; nice yanlış bildiklerimiz da gerçek çıktı.
Yahu Haluk Levent’i konuşacaktık sözde; kendimizi anlatıyoruz.
6 Şubat depremleri sonrası o bölgede büyük bir kargaşa oluştu. Devlet birimleri tez zamanda organize olup işe el koydu ama “Devlet yok, her yere yetişemiyor. Bilerek bazı bölgelere girmiyor” algısı ile halkın samimiyetini suiistimal ettiler ve çok büyük paralar topladılar. Tamam, toplasınlar ama doğru yere harcasınlar değil mi? Öyle yapmadılar. Bizim için doğru olmayan ama kendileri açısından doğru olan yerde kullandılar. Yasal bahiste efendim ve yaklaşık 990 milyon liralık bahis oynamışlar; bunun 390 milyon lirasını batırmışlar. Ayrıca kumar oynamış veya geçmişten kalan kumar borçlarını ödemiş, irtikâp ve benzeri bütün pislikleri yapmışlar.
2017 yılında kurduğu AHBAP adlı dernek aracılığıyla 2023 depreminde 4,3 milyar lira toplamış. Derneğin adı Ahbap… Çok dikkatli seçilmiş bir isim. Halkın hassasiyetini iyi tahlil etmiş ve insanların yardımlaşma duygusunu sömürmüşler. Kendisinin hesapları bloke olduğu için yardımcılarının, sevenlerinin ve ahbaplarının hesaplarını kullanmış. Evli olduğu halde paralı olduğunu öğrendiği bir kadını evlilik vaadiyle kandırabilip ondan büyük paralar koparabilmiş. Pes doğrusu… O deprem günlerini hatırlıyorum da, adama ne kadar çok inanmıştık. Günlerce yıkanamamış halini bile sevdik. Çünkü enkazdan enkaza geziyor, bir yandan can kurtarmanın peşinde bir yandan da yardım ulaştırmanın… Öyle insanlar onun derneğine para akıtmış ki akıl almaz. İsimlerini vermeyeyim; iki futbolcumuz, tam 500’er bin dolar yardım etmiş. Gerisini siz anlayın. Hadi biz kısa bir araştırma yapıp bunların ne mal olduğunu öğrenmedik; bunları bilenlere de, belirli çevrelerin uydurması diye hiç kulak vermedik ki birader.
Fakat burada bir gerçeği vurgulamak gerekiyor. Böyle zamanlarda nedense devlet tam olarak organize olmakta gecikiyor. Bunun en güzel örneğini 1999 depreminde gördük. Bankaya gidip deprem hesabına yüklü bir para yardımı yapacakken Ecevit Hükümetinin, çalışanların maaşlarından belirli bir kesinti yapılacağını açıklaması üzerine bankanın kapısından geri döndüm. Bu, büyük bir kayıptı; belki de böyle niceleri benim gibi, kurbanlık koyun misali beklemeyi seçmiştir. O depremde de çok para toplandı. Nasıl ve nerelere harcandığı o zaman da, şimdi de tam olarak bilinemiyor. Tıpkı 1939 Erzincan depreminde olduğu gibi. Bir de hep merak edip durmuşum; bu yıkıntılardan hiç altın, gümüş ve diğer kıymetli süs eşyaları ve para gibi değerli şeyler hiç çıkmaz mı? Çıkmışsa bunlar kalmışsa sahiplerine teslim edilmiş midir? Aileden hiç kimse kalmamışsa nerede muhafaza edilmişlerdir?
Ne kadar da deli düşünceler canım?
Şimdi uzun yargılamalar sonucu Haluk Levent ve Ahbapları belirli bir ceza alacak ama bu kamu vicdanını rahatlatacak mı? Ne kadar da çok soru sordum? Aha bir soru daha…
Esenlikle efendim!
