Tahir ORHAN
Köşe Yazarı
Tahir ORHAN
 

DİPLOMA SAVAŞLARI

Üç yıllıktı, dört yıllıktı, yatay geçişi hileliydi derken nur topu gibi bir tartışma alanımız daha oldu. Aylar geçmesine rağmen neden bu kadar sonra böyle bir yazı yazdığımı hemen belirteyim. Biz olayların üzerine öyle atlamıyoruz. Biraz demlenmesini bekler, bu çayı ondan sonra içeriz. Yıllardır Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması konuşulup durdu bu ülkede. Oysa konuşulacak başka şeyler vardı ama kimse kafa yormuyor. 21.1.2012 tarih ve 6271 sayılı kanuna bakma zahmetine bulunmadan ahkâm kesenlere ne demeli bilemiyorum.   Prof. Dr. Aydın Ayaydın, akademide Tayyip Erdoğan’ın dördüncü sınıfta derslerine girdiğini beyan edip son noktayı koyduğu halde bu pilav daha çok su kaldıracak. O zamanlar milletvekili olan Aydın Ayaydın, bir televizyon programında bunu açıkladıktan sonra “Cebime iki dilekçe koydum ve genel başkanım Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeye gittim. Eğer yaptığım açıklamayı beğenmezse partimden istifa ettiğimi yazdığım dilekçeyi ona sunacaktım. Ardından da milletvekilliğinden istifa ettiğim dilekçeyi gidip meclis başkanlığına verecektim. Kılıçdaroğlu bana, “Sen doğru bildiğini yaptın. Siyasi rakibimiz de olsa yalan beyanda bulunmak doğru olmaz” deyince rahatladım diyecekti.  Aynı akademiden mezun olan Trabzonlu bir tanıdığımız da Tayyip Erdoğan’la beraber okuduğunu, hatta sorduğu soruya doğru cevap verene kendi yazdığı kitabını hediye eden bir hocamız, Erdoğan’a da bir soru yöneltmiş, aldığı doğru cevap üzerine ona kitabını hediye ettiğini anlatmıştı. Peki “neden hiç arkadaşlarıyla fotoğrafı yok” sorusuna da, o zamanlar okulda devam zorunluluğu olmadığını, Erdoğan’ın da çalıştığı için okula pek gelmediğini sadece sınavlara katıldığını söylüyorlar.  Öbür taraftan, Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesine yatay geçiş yapan Ekrem İmamoğlu’nun yatay geçişinin yasal olmadığı, ayrılan kontenjandan çok daha fazla öğrenci alındığı, böylece İmamoğlu’nun da bu artıştan yararlanıp puanı çok düşük olmasına rağmen geçiş yaptığı dillendiriliyor. Bu diploma skandalı yüzünden İmamoğlu hem işinden oldu, hem de ağır suçlamalarla hapse atıldı. Mart ayından beri Silivri cezaevinde yatan İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı da tehlikede… Bakalım zaman ne gösterecek? Tam bu iş biraz demlenir derken bu kez de 400 kişiye sahte diploma verildiği, bu iş için büyük bir çetenin iş başında olduğu ve büyük paraların döndüğü çıktı ortaya. Hem de içlerinde hâkim, savcı, avukat, doktor, iktisatçı var. Bunlar yetmemiş gibi sosyal medyada seyyar diplomacılar cirit atıyor. Kayıkçı kavgası iyice büyüdü anlayacağınız. Bir tarafın ak dediğine öteki kara diyor. Konuşması gerekenler susuyor, susması gerekenler konuşuyor. Zaten son zamanlarda hep böyle yapmıyor muyuz? Ramazan geldiğinde oruçla, namazla, teravihle işi olmayanlar, insanlara fazla oruç tutturulduğundan, aslında teravih diye bir namazın olmadığından, Varsa da yirmi rekât değil sekiz veya on iki rekât kılınması gerektiğinden, Peygamberimizin mescitte böyle bir namaz kılmadığından dem vurur durur. Bunların yanında bir de sakızın orucu bozup bozmadığı soruları hep gündemde olur. Kardeşim oruç tuttuğun saatlerde sakız çiğnemezsen olmaz mı ama maksat üzüm yemek değil ki… Geçmişte rahmetli Erzurumlu Nami Hoca’ya “Denize girersek orucumuz bozulur mu” diye sormuşlardı. O da “Vallah kardaş denize girersez orucunuz bozulmaz ama deniz size girerse orucunuz bozulur ha” demişti.  Muhabbetle efendim!  
Ekleme Tarihi: 12 Ağustos 2025 -Salı

DİPLOMA SAVAŞLARI

Üç yıllıktı, dört yıllıktı, yatay geçişi hileliydi derken nur topu gibi bir tartışma alanımız daha oldu. Aylar geçmesine rağmen neden bu kadar sonra böyle bir yazı yazdığımı hemen belirteyim. Biz olayların üzerine öyle atlamıyoruz. Biraz demlenmesini bekler, bu çayı ondan sonra içeriz. Yıllardır Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması konuşulup durdu bu ülkede. Oysa konuşulacak başka şeyler vardı ama kimse kafa yormuyor. 21.1.2012 tarih ve 6271 sayılı kanuna bakma zahmetine bulunmadan ahkâm kesenlere ne demeli bilemiyorum.  

Prof. Dr. Aydın Ayaydın, akademide Tayyip Erdoğan’ın dördüncü sınıfta derslerine girdiğini beyan edip son noktayı koyduğu halde bu pilav daha çok su kaldıracak. O zamanlar milletvekili olan Aydın Ayaydın, bir televizyon programında bunu açıkladıktan sonra “Cebime iki dilekçe koydum ve genel başkanım Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeye gittim. Eğer yaptığım açıklamayı beğenmezse partimden istifa ettiğimi yazdığım dilekçeyi ona sunacaktım. Ardından da milletvekilliğinden istifa ettiğim dilekçeyi gidip meclis başkanlığına verecektim. Kılıçdaroğlu bana, “Sen doğru bildiğini yaptın. Siyasi rakibimiz de olsa yalan beyanda bulunmak doğru olmaz” deyince rahatladım diyecekti. 

Aynı akademiden mezun olan Trabzonlu bir tanıdığımız da Tayyip Erdoğan’la beraber okuduğunu, hatta sorduğu soruya doğru cevap verene kendi yazdığı kitabını hediye eden bir hocamız, Erdoğan’a da bir soru yöneltmiş, aldığı doğru cevap üzerine ona kitabını hediye ettiğini anlatmıştı. Peki “neden hiç arkadaşlarıyla fotoğrafı yok” sorusuna da, o zamanlar okulda devam zorunluluğu olmadığını, Erdoğan’ın da çalıştığı için okula pek gelmediğini sadece sınavlara katıldığını söylüyorlar. 

Öbür taraftan, Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesine yatay geçiş yapan Ekrem İmamoğlu’nun yatay geçişinin yasal olmadığı, ayrılan kontenjandan çok daha fazla öğrenci alındığı, böylece İmamoğlu’nun da bu artıştan yararlanıp puanı çok düşük olmasına rağmen geçiş yaptığı dillendiriliyor. Bu diploma skandalı yüzünden İmamoğlu hem işinden oldu, hem de ağır suçlamalarla hapse atıldı. Mart ayından beri Silivri cezaevinde yatan İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı da tehlikede… Bakalım zaman ne gösterecek?

Tam bu iş biraz demlenir derken bu kez de 400 kişiye sahte diploma verildiği, bu iş için büyük bir çetenin iş başında olduğu ve büyük paraların döndüğü çıktı ortaya. Hem de içlerinde hâkim, savcı, avukat, doktor, iktisatçı var. Bunlar yetmemiş gibi sosyal medyada seyyar diplomacılar cirit atıyor. Kayıkçı kavgası iyice büyüdü anlayacağınız. Bir tarafın ak dediğine öteki kara diyor. Konuşması gerekenler susuyor, susması gerekenler konuşuyor. Zaten son zamanlarda hep böyle yapmıyor muyuz? Ramazan geldiğinde oruçla, namazla, teravihle işi olmayanlar, insanlara fazla oruç tutturulduğundan, aslında teravih diye bir namazın olmadığından, Varsa da yirmi rekât değil sekiz veya on iki rekât kılınması gerektiğinden, Peygamberimizin mescitte böyle bir namaz kılmadığından dem vurur durur. Bunların yanında bir de sakızın orucu bozup bozmadığı soruları hep gündemde olur. Kardeşim oruç tuttuğun saatlerde sakız çiğnemezsen olmaz mı ama maksat üzüm yemek değil ki… Geçmişte rahmetli Erzurumlu Nami Hoca’ya “Denize girersek orucumuz bozulur mu” diye sormuşlardı. O da “Vallah kardaş denize girersez orucunuz bozulmaz ama deniz size girerse orucunuz bozulur ha” demişti. 
Muhabbetle efendim!

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.